Diğer ·

2025/186 E. 2025/186 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/186
Karar No
2025/186
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/186 Esas - 2026/52 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/186 KARAR NO : 2026/52

....DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 05/05/2025 KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalının ..... Kurumu’na yaptığı 15.10.2023 tarihli .... başvuru numaralı ....” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkili şirket tarafından "..." ibareli marka gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, marka başvurusunda... bileşik ibaresinden meydana geldiğini, markanın.... ve ... ibarelerinin yan yana gelmesiyle yaratılan bir marka olduğunu, bu markanın okunuşu ve zihinde bıraktığı algının da .... ve ... olarak ayrı ayrı olduğunu, davaya konu edilen... markası da 30 ve 43. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerden meydana geldiğini, davalı yan markasının 30. Sınıfta yer alan mallarından "Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar." Müvekkili markasında aynen/benzer olarak yer aldığını, müvekkili şirketin “..." ibareli markaları taşıyan ürünlerini çok uzun sürelerden beri kullanan/gören ortalama gıda tüketicilerinin işbu dava konusu marka ile karşılaştıklarında yanılgıya düşecekleri, özellikle çocukların işbu dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarını ayırt edemeyecekleri, bu markaların birbirleri ile ilişkili olduğunu düşüneceklerini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını iddia ederek .... sayılı kararının 30. Sınıf emtialardan "Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar." yönünden iptaline, ....başvuru numaralı "..." ibareli markanın tescil olması halinde 30. Sınıf emtialardan "Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar." yönünden iptali ile anılan mallar yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuruya konu marka “...” ibaresi olup bir bütün olarak okunup algılanmakta ve sesçil vurgu ilk iki hece üzerinde bulunduğunu, davacı markasının ise ... kelimesinden oluştuğunu, ...” geleneksel bir Meksika yemeği olarak bilinen, davacı tarafından özgün olarak oluşturulmamış, davacının inhisarında olmayan bir ibare olduğunu, bir bütün olarak algılanan davalı markasının sonda yer alan kısım olan ... ibaresini alarak geleneksel bir Meksika yemeğini ifade eden bu ibare üzerinden taraf markaları arasında benzerlik ilişkisi kurumanın mümkün olmadığını, 6/1 maddesinin uygulama kriterinin mevcut olmadığını, davacının itiraz aşamasında itiraz sebeplerini SMK 6/1 bendine hasrettiğini, Buna karşın dava dilekçesinde SMK 6/9 maddesine dayanan kötü niyet sebebiyle tescil engeli bulunduğu iddiasında bulunduğunu, Ancak; .... iptal talebi açısından davacı tarafın idari süreçte Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazlar, bilgi, belge ve deliller ile bağlı olup bunun dışında ileri sürülebilecek herhangi bir hususun... iptal davası açısından dikkate alınabilmesi mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı 15.10.2023 tarihinde 30 ve 43. Sınıf mal ve hizmetlerde “...” markasının tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ilanına davacı muteriz tarafından .... numaralı markaya dayanarak SMK 6/1 maddesine göre markaların iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğu gerekçesi ile itiraz edildiği, davalı başvuru sahibi ise “yayına itiraza konu 30.mal ve hizmetler sınıfında tescilli olan ‘’...’’ adlı markanın ismini taşıyan ve bu mal ve hizmetler sınıfında üretimi yapılan, hizmet veya ticarete konu olan herhangi bir ürün ne Türkiye’de ne de başka bir ülkede bulunmadığı, “...’’ adlı marka ile ilgili ne bir ürün görseli, ne bir fiyat broşürü ne de bir reklam afişi olduğu, her iki markanın karıştırılma ihtimali bulunmadığı” yönünde karşı görüş sunduğu, itirazları inceleyen ...13.05.2024 tarihli kararında markaları benzer görmeyerek itirazın reddine karar verildiği, benzer gerekçelerle davacı muteriz tarafından itirazın yeniden incelenmesinin talep edildiği, itirazı inceleyen .... sayılı Kararıyla itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Karıştırılma ve Benzerlik İhtimali; Başvuru Markası ile Redde Mesnet Alınan Markaların Kapsamlarının Karşılaştırılması Taraf Markalarının Mal/Hizmet Benzerliği Bakımından Değerlendirilmesi Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. İnceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Bu kapsamda davacı delilleri arasında .... başvuru numaralı .... numaralı ... ibareli markaların da celbini talep etmiştir. İşbu markalar marka işlem dosyası aşlamasında itiraz olarak ileri sürülmediğinden yalnızca hükümsüzlük talebi yönünden incelemeye alınmıştır. Ayrıca davacının talebi 30. Sınıf emtialardan "Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar." yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkine karar verilmesi” şeklinde olduğundan taleple bağlı olarak inceleme yapılmıştır. Buna göre .... İPTALİ TALEBİ YÖNÜNDEN; Bu kapsamda davacının redde mesnet markasında yer alan “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar.” Emtiaları ile davalının markasında yer alan ve .... İptali talep edilen “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül, Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar” malları aynı tür, aynı mallardandır. Zira davacı markasında yer alan “pastalar, kekler, tartlar” malları da esasen pastacılık ve fırıncılık mamullerinden olup aynı dağıtım kanalları ile aynı satış yerlerinde tüketiciye sunulmaktadır. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN; Davacının hükümsüzlük talebine konu ....Tescil numaralı markalarında bulunan “Her çeşit bisküvi, çikolata, gofret, kek, kraker, pasta, kremalı bisküvi, çikolata kaplı bisküvi, çocuk maması, bar, grisini, sakız, şekerleme, kurabiye” emtiaları ile davalının başvurusunda yer alan “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar”, emtiaları ile davalının markasında yer alan ve hükümsüzlüğü talep edilen “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar” mallarının aynı, aynı tür mallar olduğu, beslenme ihtiyacını karşıladığı, aynı ve benzer alıcı çevresine hitap ettiği, Çekişme konusu mallar yönünden tüketici kesimi ortalama dikkat ve özene sahip kimseler olacaktır. Zira çekişme konusu emtialar paketli gıda ürünleri olup her yaştan her kesime hitap eden ürünlerdir. Taraf Marka İşaretleri Benzerliği; Düzenlemeye göre; bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. İşaretler arasında karşılaştırma yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Somut olayın özelliklerine göre, yapılan karşılaştırmada, işitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Yapılacak değerlendirme sonucunda anılan benzerliklerden herhangi birinin varlığı ortaya çıkıyorsa ve bu benzerlik markanın bütününü etkiler mahiyette ise, mal / hizmet benzerliği de dikkate alınarak, karıştırma ihtimalinin mevcudiyeti kabul edilebilir. Buna göre markalar görsel olarak incelendiğinde; davalının dava konusu... markası düz yazı olarak tasarlanmış bir bütün halinde “...” ibaresinden oluşmaktadır. Davacının ....iptali ve Hükümsüzlüğe dayanak yaptığı markaları da “....” şekillerinde olup düz yazı olarak ... kelimesinden oluşmaktadır. Bir markasında ise .... çatı markası bulunmaktadır. Taraf markaları görsel olarak değerlendirildiğinde davalı markasının bir bütün olarak “...” kelimesinden oluştuğu, görsel izlenimde markaların birbirinden kolaylıkla farklılaşabildiği, davalının ... kelimesini ayrıca ve dikkat çekici şekilde tasarlamadığı, bütün hali ile benzerlik göstermediği, Taraf markaları işitsel olarak incelendiğinde; davalı markası “....” şeklinde hecelenerek telaffuz edilirken davacı markaları ise ....” şeklinde hecelenerek telaffuz edilecektir. İşitsel benzerlik, markaların telaffuzlarına göre kulakta bıraktıkları sese göre söz konusu olan benzerliktir. Ortalama tüketici kelimenin ilk hecesine, kelimenin diğer kısımlarına nazaran daha büyük dikkat vermektedir. Özellikle kelimelerin sonunda yaygın biçimde karşılaşılan son ekler veya heceler, kelimenin işitsel karakteri üzerinde daha az etkiye sahiptir. Ancak, bu durum kelimenin başlangıç kısmının tanımlayıcı olması ya da kelimenin vurgusunun son kısımda yoğunlaşması durumunda geçerli olmayacaktır. İşitsel olarak ortaya çıkan farklar, kısa kelimelerde uzun kelimelere göre daha büyük etki göstermektedir. Üç ya da dört harften oluşan kelimelerde, sadece tek bir sesin farklı olması kelimeler arasındaki benzerliği ortadan kaldırmak için yeterli olabilir. Bu durum sadece harflerden veya rakamlardan oluşan markalar için de geçerlidir. Bununla birlikte, uzun kelime markalarındaki bu tip farklar işitsel karakterin önemli ölçüde değişmesine yol açmamaktadır. Bu noktada her tarafın markalarının “farklı seslerle başladığı, markaların ilk hecelerinin birbirinden farklı olduğu, başvuru markasında vurgunun markanın bütününde olduğu, dolayısıyla söyleniş tarzlarının birbirinden uzaklaştığı anlaşılmaktadır. Davalı markasındaki son kelimenin ortaklığı tüketicinin kulağında aynı tınıyı bırakmayacak, aynı ses uyumunun varlığından bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları bakımından taraf markaları arasında işitsel anlamda benzerlik olmadığı, Markalar anlamsal olarak incelendiğinde; davacı markalarını oluşturan “...” ibaresi Meksika mutfağına ait tortilla ekmeğinin içine et/sebze vs. ile soslar eklenerek hazırlanan bir yemek çeşididir. Bu noktada marka ibaresinin tescilli olduğu 30. Sınıfta yer alan gıda ürünleri yönünden yüksek bir ayırt ediciliğe haiz olduğundan bahsedilemeyecektir. Davalının markası ise bir bütün olarak “...” kelimesidir. Kelimelerin ayrılarak inceleme yapılamayacağı dikkate alındığında bütün hali ile Türkçe bir karşılığının olmadığı türetilmiş, özgün bir kelime olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda taraf markalarının kavramsal olarak birbiri ile örtüşmediği, tüketici zihninde aynı anlam algısını oluşturmayacağı, son kelimelerin ortaklığından kaynaklı “...” yiyeceğine yönelik bir anlam çıksa dahi kolaylıkla farklı markalar olduğunun anlaşılabileceği, Taraf Markaları Arasında Karıştırılma ve Benzerlik Olup Olmadığı; Karıştırılma ihtimali yönünden nispi ret nedenine ilişkin düzenleme, kısaca bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu hâlde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir. .... sayılı kararında özetle; “… Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibayı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan itiraza konu markanın daha önce tescil edilip kullanmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir” denilmiştir. İki marka arasında iltibas oluşup oluşmadığının tespiti yapılırken bu markanın hitap ettiği kesimi ve bu kesimin özelliklerini ve formasyonunu dikkate almak gerekir. ..... Sayılı kararında “… Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ise ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir” diyerek halk nezdinde karıştırılma durumuna açıklık getirmiştir. Karıştırılma ihtimali kavramına çağrıştırma (bağlantı kurma) suretiyle karıştırma da dahildir. Yani tüketicinin, marka malların benzerliği nedeniyle her iki malın kaynağının aynı firma olduğu düşüncesi ile biri yerine diğerini tercih etme riski mevcut ise karıştırma ihtimali vardır. .... kararlarında belirtildiği üzere; “mal veya hizmetler arasındaki benzerlik değerlendirilirken, aralarında mevcut olabilecek ilişkinin mahiyetinin belirlenmesinde tüm ilgili faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler; onların doğası, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbirleriyle rekabet içinde mi yoksa tamamlayıcı nitelikte mi olup olmadıklarıdır.” Karşılaştırma konusu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türden olması, markalar arasındaki küçük bir benzerliğe rağmen markalar arasında iltibasa yol açabilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ve taraf markaları arasında yapılan inceleme ve bütüncül değerlendirmeler sonucunda davacı markalarının anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin düşük olması karşısında davalının türetilmiş anlam karşılığı olmayan markasının işitsel, görsel ve anlamsal düzeyde birbirinden kolaylıkla farklılaştığı değerlendirilmiştir. Nitekim davalı markasında vurgu “...” kelimesinin bütünündedir. Ortalama dikkate sahip tüketici de markayı bir bütün olarak algılayacağından davalı markasının tüketici nezdinde davacı markalarının serisi olmadığı kolaylıkla anlaşılabilecektir. Taraf markalarında yer alan ayırt ediciliği düşük, zayıf nitelikteki “...” kelimesinin ortak olması taraf markalarını benzer görmeye yeterli görülmemiştir. Markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan sebeplerle davalıya ait marka ile davacının hem .... iptali hem de Hükümsüzlüğe dayanak yaptığı markaları arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimali olmadığı, Hükümsüzlük Talebi Yönünden Davalı Başvurusunun Kötü Niyetli Başvuru Olup Olmadığı; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” şeklinde düzenlenen hüküm ile herkesin dürüstlük kuralına uygun olarak hareket etmesi gerektiği açık ve net olarak ifade edilmiştir. Bilindiği üzere, kötü niyet; “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranmak” olarak tanımlanmıştır. Marka tescil başvurusunun kötüniyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi veya bilinmesi gerekmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi, ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Nitekim; ....’nun anılan kararında da; “Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir.” denilmektedir. Bu kapsamda bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla, kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir. Ayrıca, kötüniyetli olarak tescil ettirildiği iddia edilen markanın, kötüniyet iddiasında bulunan tarafa ait marka ile birebir aynı olup olmadığı, markanın ne derece yaratıcı ve ayırt edici olduğu, diğer markalardan habersiz olarak tesadüfen tescil ettirilmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, tescilin diğer markanın tanınmışlığından ve ayırt edicilik gücünden, reklam değerinden haksız yararlanmaya yönelik olup olmadığı gibi hususlar yanında, asıl markanın asli ve tali unsurlarının birebir tescil ettirilip ettirilmediği gibi hususlar dikkate alınacaktır. Dosya kapsamında kötü niyete delalet edebilecek maddi, somut, objektif bilgi, belge ve vakıaların bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı inceleme yapmış olup bu kapsamda davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin hiçbir tane somut veri bulunamamıştır. Bu nedenle kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacıyı baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından ve bu konuda yeterli bir somut delil ibraz edilmemiş olması nedeniyle davalıya ait markanın kötü niyetinin varlığının ispat edilemediği gibi davacının markası üzerinden haksız bir avantaj sağladığının da ispat edilemediği, Davalıya ait dava konusu marka ile davacının hükümsüzlük talebine konu .... .... tescil numaralı markaları ve .... numaralı marka ve işaretleri arasında çekişme konusu 30. Sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar” malları yönünden ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Hükümsüzlük talebi yönünden davalının marka başvurusunu kötüniyetle yaptığına dair somut delilin bulunmadığı sonuç ve kanaatlere varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/186, K. 2025/186, T. 05.02.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-186-e-2025-186-k-61afaf708e28