Diğer ·

2025/170 E. 2025/170 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/170
Karar No
2025/170
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/170 Esas - 2026/47 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/170 KARAR NO : 2026/47

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 21/04/2025 KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahsın ....COM” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirkete ait markalar mesnet gösterilerek itiraz edildiğini, itirazlarının nihai olarak ....... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu markanın müvekkili adına tescilli ....” ibareli markalar başta olmak üzere “....” kalıbı ile oluşturulmuş marka ailesi ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili şirketin 1998 yılında online alışveriş sektörüne girdiğini ve bugün sektörde lider konuma ulaştığını, müvekkilinin sahibi olduğu .... alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin sektöre ilişkin çok sayıda ödülün sahibi olduğunu, davalı şahıs markasının müvekkili şirkete ait “burada” ibaresini aynı şekilde kullanarak oluşturulduğunu, dava konusu markayı gören tüketicilerin müvekkili markası ile arasında bağlantı olduğu ve müvekkiline ait seri marka olduğu zannına kapılacaklarını, müvekkili şirketin “hepsiburada” esas unsuru ile seri markalar oluşturduğunu ve bu markaların müvekkili şirket ile özdeşleştiğini, ayrıca müvekkilinin “.... kalıbı ile oluşturduğu seri markalar da bulunduğunu, davalı şahsın markasını müvekkili markalarının kapsamında bulunan ürün/hizmetler ile aynı olan 35. sınıf için tescil ettirmek istediğini, davalı şahıs markasının müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu sınıflarda kullanılması halinde markaların tüketici nezdinde iltibas yaratacağını, müvekkili şirkete ait “hepsiburada” ibareli markanın SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, “hepsiburada.com” markasının... sayı ile ... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu, müvekkili şirketin yoğun ve yaygın kullanımı neticesinde tüketici nezdinde markaları ile özdeşleştiğini, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine yol açılacağını, marka başvurusunun müvekkili markaları ile ilişkilendirilmek ve itibarından yararlanmak amacıyla yapıldığını, davalı şahsa ait marka başvurusunun haksız rekabet oluşturduğunu, davalı şahsın kullanmama def’inin .... kararının iptali talebi bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, hükümsüzlük talebi yönünden kullanımların dosyaya sunulduğunu, müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğu iddiasının açıklamaya muhtaç olduğunu beyanla;.... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markaların tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzer olmadığını, markaların tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmayacağını, dava konusu markanın ilgili sınıflarda ayırt edici fonksiyonu yerine getirdiğini, taraf markalarının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların ortak unsuru olan “burada” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir unsur olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, .... kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; müvekkiline yapılan tebligatın usule uygun olmadığını, tebliğ mazbatasında yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacının mesnet markalarından ....sayılı markalarına ilişkin kulanım ispatı sunulmasını talep ettiklerini, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan ....” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğunu, ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, dava konusu hizmetlerin günlük tüketime konu olan ve kolay erişilebilir hizmetler olmadığını, ilgili tüketici kitlesi dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış marka olmadığını, davacının kötü niyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... sayılı kararı ile; SMK m. 5/1(b) ve (c) uyarınca marka başvurusu kapsamından “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.”nin çıkartılmasına karar verildiği, marka başvurusunun, kapsamında kalan hizmetler bakımından 27.10.2023 tarih ve 431 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali” ve “tanınmışlık” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davacı şirket itirazı, .... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. Toplanan delillere, bilirkişi raporunun aksine ve tüm dosya kapsamına göre; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, * Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları,* Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, * Çağrıştırma, * Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, *Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, * Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”. Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Dava konusu karavanburada.com marka kapsamında bulunan hizmetler davacı tarafın markaları kapsamında birebir yer almaktadır. Dolayısıyla taraf markaların 35. Sınıfta hizmetler aynı olup mal ve hizmet benzerliği koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı tarafa ait markaların tamamı turuncu standart küçük harfler ile bitişik yazılan “hepsiburada” bileşik kelimesinden oluşturulmuştur. Davacı markalarını kelime, şekil, renk, slogan unsurlarından oluşan karma markalardır. Hepsiburada ibaresi ile oluşturulan seri markaların bazılarında hepsiburada ibaresi daha büyük punto ile yazılarak öne çıkarılarak esaslı unsur konumunda, bazılarında çatı marka olarak konumlandırılmış marka bütünü içerisinde geri plana bırakılmıştır. Hepsiburada ibaresinin ön plana çıkarıldığı markalarda eklenen diğer kelime unsurları tali unsur konumundadır, “hepsiburada yemek, hepsiburada bilet” şeklindeki markalarında olduğu gibi. Davacı tarafın bir kısım markalarında hepsiburada ibaresi farklı bir satırda daha küçük punto ile konumlandırılmış ve eklenen ilave kelime veya bileşik kelimeler öne çıkarılmıştır. hepsiburada freshgreen, hepsiinternational hepsiburada, hepsiclub hepsiburada, hepsiyemek hepsiburada Hepsi ya da Burada ibaresine ilave kelime(ler) eklenerek oluşturulan seri markaların tamamında ibarelerden birinin turuncu diğerinin mor renkte, yada tamamen mor renkten oluşturulduğu anlaşılmıştır. Davacı markası “hepsiburada” bitişik yazılmasına rağmen okunduğunda kulakta her bir ibare ayrı algılanmaktadır ve ibarenin bitişik yazılması ile ibarelerin kavramsal manalarında bir değişiklik olmamıştır. Buna göre Türkçe sözlükte hepsi ibaresi “zamir, sözü edilenlerin tamamı; cümlesi, topu” manasına gelmekte, burada ibaresi ise “bu yerde” manasına gelen bir belirteç olduğu anlaşılmıştır. Davacı markası “hepsiburada” şeklinde herkes tarafından yaygın kullanılan ibarelerden oluşmasına rağmen dava konusu hizmetler bakımından tanımlayıcıdır. Davalının markasında bu kelimenin bütünleşik bir tamlama içerisinde kullanılmış olması, bu markayı davacının davasına/ itirazlarına mesnet aldığı, ....”lı markalardan yeterli derecede farklılaştırmamıştır. Diğer bir ifadeyle; değerlendirilen taraf işaretlerin, dava konusu edilen markanın bütünsel olarak bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı itibariyle, markalarda ortak olan ve dava konusu edilen ....” ibaresinin varlığından kaynaklı, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı değerlendirilmiştir; dava konusu edilen markayı gören tüketicilerin algısında, “....” kelimesinin tek başına ön plana çıkması ve işareti davacının markalarıyla ilişkilendirmeye vesile olması ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Markalardaki bu benzerliğin, ayrıca davacının bir kısım markası özelinde, taraf markaları aynı/benzer/türdeş mal ve hizmetlerde kullanılacağından, ilgili tüketicilerin/alıcıların bu markalar altında sunulan emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalini oluşturacağı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayamayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmeye yönelik bir bağlantı bulunduğunu düşünecekleri; neticede, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzerlik bulunduğundan, somut olayda davacının belirtilen markaları özelinde emtia benzerliği şartının gerçekleşmiş olması da gözletildiğinde, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu, TANINMIŞLIK İDDİALARI : 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir........” denilmektedir. Ayrıca, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. Maddesi kapsamında bir korumadan yararlanılabilmesi için; Tanınmış marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali, Haksız yarar sağlama, Tanınmış markanın itibarına zarar verme, Tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme, gibi şartlar aranmaktadır. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda burada belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Bu şartların fiili olarak gerçekleşmesi zorunlu olmayıp, gerçekleşebilecek olması durumu yeterlidir. Tanınmış markanın sahibi, markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak içinyeterli kanaat oluşturacak deliller sunmalı veya en azından mantıklı bir sav ileri sürmelidir. Somut olayda ise; davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olan bilgi ve belgelerin, davacının “.... markasının Türkiye’de her yaştaki ve her sosyo-ekonomik seviyedeki kişiler tarafından iyi bilinen, sektör ayırımı dahi olmaksızın geniş bir kitleye hitap eden, büyük bir çoğunluk kitlesi tarafından kullanılan bir online alışveriş sitesinin tanınmış markası olduğu, bu markanın yani “....ibaresinin davacı ile özdeşleştiği; davacı şirket, ... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında dosyaya emsal yargı kararları sunmuş ve itiraz gerekçeleri arasında... sayılı tanınmış marka tesciline yer verdiği; ... nezdinde 24.12.2014 tarihinde yapılan başvuru ile davacıya ait “hepsiburada.com” ibareli marka... sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği; davacının markasının “online satış hizmetleri” emtiası bakımından tanınmış olduğu; bununla birlikte, davacının tanınmış markası ile dava konusu "Burada Global Online Hizmet” ibareli marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu kanaatine varıldığından, davalıya ait markanın, davacıya ait “hepsiburada.com” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğu; neticede, SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu, KÖTÜ NİYET İDDİALARI : Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Buna göre, davalının marka tescil başvurusunda bulunması eyleminin salt bu nedenle kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği, Neticede, toplanan delillerden, bilirkişi raporunun aksine ve tüm dosya kapsamından; Davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davaya konu edilen tüm hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu; davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu; davacı markasının tanınmış marka olduğu ve SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ....sayılı kararının tüm mal ve hizmetler bakımından iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 36.477,30.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,30.-TL Gider Avansı :16.765,00.-TL TOPLAM :36.477,30.-TL

Atıf: Diğer, E. 2025/170, K. 2025/170, T. 05.02.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-170-e-2025-170-k-37bab754ddc2