Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2023/5245 E. 2025/4822 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2023/5245
- Karar No
- 2025/4822
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/5245 Karar No : 2025/4822
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı- ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Dağıtım Nakliye Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... sayılı ödeme emrinin 2013/Ocak-Mart dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, damga vergisi ve gecikme faizine ilişkin kısmı yönünden; vergi borcunun dayanağı olan ve asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin şirkete tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ alındısının savunma dilekçesi ekinde dosyaya sunulmadığı, Mahkemelerince verilen ara kararı ile tebliğ alındısının davalı idareden istenilmiş olmasına rağmen önceden dosyaya sunulan ve içerisinde ... sayılı ödeme emrinin bulunmadığı şirket hakkında düzenlenen 19 adet ödeme emrinin tebliğine dair tebliğ alındısının yeniden gönderildiği, bu durumda anılan vergi borcuna ilişkin asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin şirkete tebliğ edildiğine ilişkin bir belge dosyaya sunulamadığından, bahse konu alacaklar yönünden davacı hakkında yapılan takipte hukuka uygunluk bulunmadığı, ... sayılı ödeme emrinin 2013/Ocak ila Mart dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, bu vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizlerine ilişkin kısmı yönünden; vergi borcunun dayanağı olan ve asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 01/10/2018 tarihinde şirketin kanuni temsilcisinin yerleşim yeri adresinde eşine tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, 213 sayılı Kanunun 7061 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değişik 101. maddesinin 3. ve 4. fıkrasına göre, işyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde kanuni temsilcinin yerleşim yeri adresinde tebligat yapılması mümkün olduğu, ancak, bu şekilde tebligat yapılmasının, kanundaki düzenleme uyarınca ancak işyeri adresinde tebligatın mümkün olmamasına bağlı olduğu, Mahkemelerince verilen ara kararı ile ... sayılı ödeme emrinin şirketin işyeri adresinde tebliğine çalışılıp çalışılmadığının sorulduğu, davalı idarece ödeme emrinin öncelikle şirket adresine gönderildiği ancak şirketin 31/01/2016 tarihinde re'sen terk durumunda olması nedeniyle tebligatın yapılamadığı, sonrasında kanuni temsilcinin yerleşim yeri adresine tebliğe çıkıldığı bildirilmiş olmasına rağmen söz konusu yazı ekinde şirket iş yeri adresinde tebligata çalışıldığına dair hiçbir belge sunulmadığının anlaşıldığı, bu durumda, şirket hakkında düzenlenen ... sayılı ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmediğinden, davacı adına düzenlenen .. sayılı ödeme emrinde yer alan 2013/Ocak ila Mart dönemlerine ait katma değer vergisi, bu vergi asıllarına bağlı vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizleri yönünden, hukuka uygunluk bulunmadığı, ... sayılı ödeme emrinin 2013/Ocak-Aralık dönemine ait özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı yönünden; söz konusu özel usulsüzlük cezasının, şirketin kanuni temsilcisine 06/10/2015 tarihinde defter-belge isteme yazısı tebliğ edilmiş olmasına rağmen, süresi içinde şirketin defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmemiş olması nedeniyle, 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesildiğinin anlaşıldığı, 06/10/2015 tarihli yazıya rağmen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasından, 07/03/2013 tarihinde şirketten ayrılan davacıyı sorumlu tutmak mümkün bulunmadığından ödeme emrinin özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı, ... sayılı ödeme emrinin 2013/Ocak-Mart dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, damga vergisi ve gecikme faizi dışında kalan vergi borçlarına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... sayılı ödeme emri ile ... sayılı ödeme emrinin 2013/Ocak-Mart dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, damga vergisi ve gecikme faizine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının limited şirketlerin amme borçlarından sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, 3. maddesinde, amme alacağı teriminin Kanun'un 1. ve 2. maddeleri kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin belirtildiği, bu nedenle amme alacağı teriminin 6183 sayılı Kanundaki usullere göre tahsili mümkün olan, tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş Kanun kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, tahakkuk eden alacağın 6183 sayılı Kanun'a göre takip edilebilecek hale geldiği zamanın kastedildiğinin anlaşıldığı, öte yandan, amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, vergiyi doğuran olayların gerçekleştiği, alacağın ilgili olduğu vergilendirme döneminin kastedildiği düşünülebilir ise de, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde bu amaçla, vergi hukukunun vergilendirme dönemi ya da vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönem kavramları kullanılabilecekken amme alacağının doğduğu zaman kavramının kullanılması, vergi ile ilgili faaliyet döneminde ortak olan kişilerin değil, tahakkuk eden verginin ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerin muhatap alındığını gösterdiği, dava konusu olayda da, ... sayılı ödeme emirleri içeriğinde yer alan amme alacaklarının vade tarihlerinin, yani amme alacağının doğduğu zamanın, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 11/03/2013 tarihinden sonra olan 2014 ve 2017 yıllarına rastladığı, dolayısıyla, davacının şirket payını devrettiği tarihte, şirketin tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş bir borcu, idare yönünden bakıldığında ise 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilebilecek bir kamu alacağı bulunmadığından, davacının payını devrettikten sonra vadesinde ödenmemiş kamu alacağı niteliği kazanan, kazanan şirket borçlarından sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: ... Dağıtım Nakliye Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borcunun doğduğu dönemde davacı şirket ortağı olduğundan, vergi borcunun tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Daire kararında belirtilen gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararının; ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının bozulması, ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının ise onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Dağıtım Nakliye Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür. Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır. Aynı Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun "bir ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2018/24 sayılı ödeme emrine ilişkin kısmına yönelik temyiz isteminin incelenmesinden; Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu olay olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Bu nedenle; 6183 sayılı Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, ... Dağıtım Nakliye Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. adına 2013 yılının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla ... tarih ve ... sayılı ödeme ödeme emri düzenlenerek şirketin re'sen terk durumunda olması nedeniyle, 01/10/2018 tarihinde kanuni temsilcinin yerleşim yeri adresinde eşine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, vergi borçlarının ödenmemesi üzerine yapılan malvarlığı araştırmasında şirkete ait malvarlığına rastlanılmaması nedeniyle şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla 06/01/2012-06/03/2013 tarihleri arasında şirketi ortağı olan davacı adına ... sayılı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinde limited şirket ortaklarının sorumlu olduğu kabul edilen amme alacaklarının, tahakkuk ettiği halde şirket tarafından vadesinde ödenmemiş alacaklar olduğuna ilişkin hukuki değerlendirme yapılmak suretiyle verilen kararda isabet bulunmadığından, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi kapsamında ileri sürülebilecek nedenler dikkate alınmak suretiyle yapılacak incelemeye göre bir karar verilmesi gerektiğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının bozulması gerekmektedir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... sayılı ödeme emrinin, 2013/Ocak-Mart dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, damga vergisi ve gecikme faizine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince, Dosyanın incelenmesinden, davacı adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrinin, 2013/Ocak-Mart dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi, damga vergisi ve gecikme faizine ilişkin kısmının dayanağı olan asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine ait tebliğ alındısının, savunma dilekçesi ile dosyaya ibraz edilmediği, Vergi Mahkemesince verilen ara karar ile istenilmesine rağmen davalı idarece, şirket adına düzenlenen ve daha önce savunma dilekçesi ile dosyaya ibraz edilen ve içerisinde ... sayılı ödeme emrine ait tebliğ alındısının bulunmadığı, şirket hakkında düzenlenen 19 adet ödeme emrinin tebliğ edildiğine dair tebliğ alındısının dosyaya ibraz edildiği, sonrasında da dosyaya konuyla ilgili herhangi bir bilgi belge sunulmadığı görüldüğünden, şirket hakkında düzenlenen anılan ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilerek şirket nezdindeki takip yollarının usulüne uygun biçimde tüketildiği hususunun davalı idare tarafından ortaya konulamadığından, davacı adına düzenlenen ... ödeme emrinin yukarıda belirtilen borçlara ilişkin kısmında hukuka uygunluk, Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, 2018/24 sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının BOZULMASINA, ... sayılı ödeme emrinin temyize konu kısmının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.