Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2021/3167 E. 2023/5005 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2021/3167
- Karar No
- 2023/5005
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2021/3167 Karar No : 2023/5005 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi .. VEKİLİ : Av. .... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLLERİ : Av..... İSTEMİN KONUSU : .. Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K ...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İflas Halinde ... Jet Havacılık Taşımacılık Uçak Bakım Onarım ve Ticaret A.Ş'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... Vergi Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:... sayılı kararıyla; 09/04/2012 tarihi itibarıyla davacının asıl borçlu şirketi temsil ve ilzam yetkisinin sona erdiği, dava konusu ödeme emri içeriği 2010/Kasım dönemi vergi ziyaı cezalı damga vergisine karşı açılan davada .... Vergi Mahkemesinin.. tarih ve E:..,K:... sayılı kararından sonra davacı tarafından 6736 sayılı Kanundan yararlanıldığı, yapılandırmayla borç, yeni bir vadeye ve ödeme planına bağlandığından borcun mahiyetinin değiştiği ve yeni hukuki durum ortaya çıktığı, bu nedenle yapılandırma sırasında borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan kanuni temsilcinin yapılandırılan borçlardan sorumlu tutulamayacağı, olayda, davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı 09/04/2012 tarihinden sonra, 24/11/2016 tarihinde 6736 sayılı Kanun kapsamında şirket borçları yapılandırıldığından yapılandırma esnasında asıl borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının bu borçlar nedeniyle sorumlu tutulması mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Kısmi ödeme nedeniyle tecilin bozulduğu, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de .. Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine göre, kanuni temsilcilerin tüzel kişinin borçlarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için, usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen amme alacağının tüzel kişiden tahsil edilememiş olması ve adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenen kişinin, amme alacağının ilişkin bulunduğu vergilendirme dönemi, beyan ve vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak görev yapmış olması, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmuş olması ve kanuni temsilci olduğu dönemdeki vergi ödevi ile ilgili kusur sorumluluğunun ortaya konulması gereklidir. Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir.Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez. Bu bakımdan, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlunun 6736 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini geçersiz hale getirmesine ve sorumluluğu ortadan kaldırmasına hukuken olanak yoktur. Açıklanan nedenlerle, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.