Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2024/3311 E. 2025/5885 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2024/3311
Karar No
2025/5885
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3311 Karar No : 2025/5885

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Rüzgar Elektrik Üretim San. Tic. AŞ VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mevkiinde bulunan sahada Sicil:... ve ER:... erişim numaralı IV. (a) grubu kuvarsit işletme ruhsatı bulunan davacı şirket tarafından, İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesi sınırları içinde davalı idareden 25/042000 tarihinde alınan ve 25/04/2025 tarihine kadar geçerli bulunan 3.958.25 hektar yüzölçümündeki ... Sicil Numaralı Maden İşletme Ruhsatı ve aynı tarihe kadar 352,27 hektarlık alanda geçerli olan kuvarsit madeni işletme izin alanının, 352,27 hektardan 323,6 hektara düşürülmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda; davacı şirkete ait 352,27 hektarlık alanda geçerli olan kuvarsit madeni işletme izin alanının, 352,27 hektardan 323,6 hektara düşürülmesine ilişkin dava konusu işlemin dayanağını teşkil eden ... Rüzgar Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılacak olan Hacıbey RES projesinin madencilik faaliyetine oranla daha fazla kamu yararı barındırdığı gerekçesiyle RES projesi lehinde işlem yapılması ve bu nedenle davacı şirkete ait işletme ruhsat sahasının söz konusu proje alanıyla girişimli olan kısmının taksir edilerek yeniden düzenlenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle Mahkemenin E:... sayılı dosyasında açılan davada; Mahkemenin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği görüldüğünden, bakılmakta olan işbu davanın konusunu oluşturan dava konusu işlemin anılan dava dosyasında yargılaması yapılan Bakan olur işlemi doğrultusunda tesis edildiği ve gerekçe olarak gösterilen ilgili Bakan olur'unun hukuka uygun olduğu Mahkeme kararıyla sabit olduğundan, davacı şirkete ait 352,27 hektarlık alanda geçerli olan kuvarsit madeni işletme izin alanının, 352,27 hektardan 323,6 hektara düşürülmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Mahkemece ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararıyla bağlantılı olarak keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın reddinin hukuka aykırı ispat hakkını yok edici olduğu, sadece sübjektif takdir hakkı anlayışının adil olmadığı, Madencilik faaliyetleri ile elde edilen cevher ve hammaddelerin sanayi, teknoloji ve yaşamın temelini teşkil eden, ekonomi, kalkınma, savunma, çağdaş gelişimin olmazsa olmazlarından olduğu ve dolayısıyla madencilik faaliyetleri yerli ve milli kaynak kullanımının, kamu yararını önceleyen stratejik öneme sahip bir olgu olduğu, ruhsat alanında bulunan kuvarsit madeni için verilen Madencilik hakları ile devamının ülkemiz adına yüksek kamu yararına uygun olacağı, idarece yapılan işlemin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 18/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Madencilik Faaliyetlerinde İzinler" başlıklı 7. maddesi ve Maden Yönetmeliği'nin "Yatırımlar İle Çakışan Sahalar ve Kurul İşlemleri" başlıklı 121. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden; madencilik faaliyetleri ile söz konusu faaliyetin gerçekleştirildiği alanda yapılması planlanan yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda ilgili Bakanlık tarafından söz konusu madencilik faaliyetiyle yatırım açısından kamu yararı tespiti yapılarak hangi faaliyetin öncelikli olduğuna karar verilmek suretiyle yatırım ya da madencilik faaliyetinden birisinin tercihi sonucuna gidileceği anlaşılmış olup; söz konusu kamu yararı kararı alınabilmesi için ise madencilik faaliyeti ile yatırımın mevzuatta da açıkça sayma suretiyle belirtildiği üzere "birbirlerini engellemesi, "maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi" ve "yatırım için başka alternatif alanların bulunmaması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinde; dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler ile Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun bir bütün halinde incelenmesi ve değerlendirilmesinden, madencilik faaliyetleri ile söz konusu alanda yapılması planlanan RES Projesi yatırımlarının birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda ilgili Bakanlık tarafından söz konusu madencilik faaliyetiyle yatırım açısından kamu yararı tespiti yapılarak hangi faaliyetin öncelikli olduğuna karar verilmek suretiyle yatırım ya da madencilik faaliyetinden birisinin tercihi sonucuna gidileceği görülerek, dava konusu kamu yararı kararının alınabilmesi için ise madencilik faaliyeti ile yatırımın mevzuatta da açıkça sayma suretiyle belirtildiği üzere "birbirlerini engellemesi, "maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi" ve "yatırım için başka alternatif alanların bulunmaması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, başka bir ifadeyle anılan şartların birlikte gerçekleşmediği durumlarda kamu yararı tartışmasının yapılamayacağı anlaşılmış, ayrıca yasal mevzuat gereğince madencilik faaliyeti ile RES yatırımının aynı alana isabet etmesi halinde yatırımcı şirketin, yatırım için başka alternatif alan olmadığına dair bilimsel ve teknik bilgi ve belgeleri Genel Müdürlüğe vermek zorunda olmasına karşın müdahil şirketçe dava dosyasına sunulan Nisan 2022 tarihli bilimsel ve teknik raporda da belirtildiği üzere dava konusu sahada türbin kurulabilecek alternatif alanların bulunduğu görülmüş olup, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere lisans sahasında daha başka farklı alternatif bölgelerde (maden rezervi bulunmayan) söz konusu projenin (T4-T5 ve T13 numaralı türbinler) gerçekleştirilebilme imkanının olduğu görülmüş olup, T4-T5 ve T13 numaralı türbinlerin alternatif alanlarının bulunması nedeniyle dava konusu yatırım ile madencilik faaliyeti açısından kamu yararı tartışması yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, şayet davalı idarece kamu yararı tartışmasına geçilebilecek olması kabul edilse dahi; davacı şirket tarafından yapılan madencilik faaliyeti ile müdahil ... Rüzgar Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan Rüzgar Enerji Santrali projesi yatırımının T4-T5-T13 türbinlerinin bulunduğu noktada birbirinin faaliyetini engellediği, "çakışmanın bulunduğu", söz konusu 3 adet türbinin maden sahasına konumlandırılmasında davalı idarece somut ve açıklayıcı gerekçelerin sunulamadığı, yine "çakışmanın" olduğu alanın davacı şirket maden işletme ruhsatı içerisinde kaldığı ve RES projesinin hayata geçmesi neticesinde maden işletme faaliyetinin de çakışan ruhsat alanı içerisinde yapılamaz hale geleceği, yine alandaki cevherin işletilebilir özellikte olduğu, RES Proje alanı (T4-T5-T13) ile maden işletme ruhsat sahasının çakışmasındaki mevcut ekonomik rezervin işletilebilirliğinde kaynak kaybının yaratılacağı ve bunun da kamu zararına sebebiyet vereceği, davaya konu T4-T5-T13 numaralı türbinlerin alternatifi olarak gösterilen yerler de ise herhangi bir maden rezervi de bulunmadığından kamu yararı noktasında söz konusu türbinlerin alternatif olarak gösterilen yerlere yapılması neticesinde diğer türbinler yönünden RES yatırımının işletilebilirliğinin devam edecek olması ve yalnızca 3 adet türbinin yer değişikliği nedeniyle meydana gelecek olan kamu zararıyla aksi durumda çıkarılıp işletilemeyecek olan maden rezerv kaybının yol açacağı kamu zararı birlikte değerlendirildiğinde söz konusu 3 türbinin çakışmanın bulunduğu yerde devam etmesinin kamu açısından daha ağır sonuçlara sebebiyet vereceği de açıktır. Açıklanan nedenlerle; davaya konu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair kararda hukuka uyarlık görülmediğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2024/3311, K. 2025/5885, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2024-3311-e-2025-5885-k-6db36a40c1c4