Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2024/3218 E. 2025/5877 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2024/3218
Karar No
2025/5877
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3218 Karar No : 2025/5877

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Rüzgar Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mevkiinde bulunan sahada Sicil:... ve ER:...erişim numaralı IV (a) grubu kuvarsit işletme ruhsatı bulunan davacı şirket tarafından, İstanbul ili, Çatalca ilçesi, ... Mahallesi sınırları içinde ilk olarak 25/04/2000 tarihinde alınan ve 25/04/2025 tarihine kadar geçerli bulunan 3.958.25 hektar yüzölçümündeki ... sicil numaralı maden işletme ruhsatı ve aynı tarihe kadar geçerli bulunan 352.27 hektarlık kuvarsit madeni işletme izin haklarının bulunduğu sahayla çakışmalı olarak dava dışı ... Rüzgar Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A. Ş.'nin Rüzgar Enerjisiyle elektrik enerjisi üretmesi için verilen ER: 3210714 sayılı Hacıbey RES Projesi lehinde işlem yapılmasına ilişkin...tarih ve ...sayılı kamu yararı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; olayda, kamu yararı kararı alınmasının sebebinin aynı sahada iki ayrı yatırımın çakışması olduğu, hal bu olunca çakışan yatırımlardan hangisinde üstün kamu yararı olduğunun ortaya koyulmasının gerektiği, gelinen noktada mevzuat gereği öncelikle ihtilafın çözümünde RES projesi bakımından alternatif alan olup olmadığı hususunun ortaya konulması gerektiği, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; RES projesi için alternatif alanların olduğu değerlendirmesi yapılmış ise de; söz konusu alternatif alanlara yapılacak RES projesi ile mevcut RES projesinden aynı zaman diliminde (ay, yıl) aynı miktarda elektrik enerjisi üretilip üretilemeyeceği konusunda alternatif alanların biri haricinde karşılaştırma yapılmadığı, karşılaştırma yapılan alternatif alan değerlendirmesinde ise, yıl bazında üretilecek elektrik enerjisi miktarında bir azalma olacağının değerlendirildiği, hal bu olunca eşdeğer verimlilikte bir alternatif alan tespitinin yapılmadığının ortaya çıktığı, bu aşamada uyuşmazlığın çözümünde üstün kamu yararının hangi yatırımda olduğunun ortaya koyulması gerektiği, uyuşmazlık konusu yerde bulunan kuvarsit madeni sahasına dikilecek rüzgar türbinlerinin sahadaki maden rezervlerine zarar verme durumunun olmaması, RES Proje süresi dolduktan sonra bu rezervlerin işletmeye açılmasının mümkün olması, yani ortada bir kaynak kaybının olmayacağı söz konusu yerde bulunan kuvarsit madeninin, bir müddet işlenmeyerek yerinde bırakılmasının bilirkişi heyetince yapılan değerlendirmenin aksine kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği ve nihayet gelecekte her zaman işletilip elde edilebileceği ve ekonomik katkıyı yapacağı, buna karşılık rüzgar enerjisine uygun olan söz konusu alanda rüzgar enerjisi üretimine başlanılmasının ülkemizin enerji açığının giderilmesinde çok büyük bir önem taşıdığı hususları birlikte değerlendirildiğinde üstün kamu yararının RES projesi yatırımı ile sağlanacağı ortaya çıktığı, bu itibarla; kuvarsit madenciliğine göre enerji üretiminin, daha öncelikli ve önemli olduğu ve daha "üstün kamu yararı amacı" taşıdığı görüldüğünden, üstün kamu yararına uygun olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idare tarafından yapılan ... sicil numaralı maden ruhsatı ve ruhsat alanının 352.27 hektarlık maden işletme izninin kapsadığı kısımlarında, EPDK tarafından müdahile verilen RES lisansı projesi lehine işlem yapabilmesi için zorunlu olan; RES projesinin gerçekleştirilmesi için maden sahası içinde madenlerin bulunmadığı yerlerde veya maden sahası dışında alternatif yatırım alanının bulunmaması kuralına aykırı, alternatif yatırım alanının mevcut olduğu gerçeğini göz ardı ederek, madencilik ve RES projesinin çakıştığını kabul ettiği kısımlardaki madenlerin çıkarılması suretiyle yapılacak madencilik faaliyetinden elde edilecek kamu yararı daha fazla olduğu halde, yanlış ve yanıltıcı açıklama ve hesaplamalarla, RES projesinin elektrik enerjisi üretimi faaliyetinden elde edilecek kamu yararının daha fazla olduğu gerekçesiyle dava konusu kamu yararı işlemini açıkça hukuka aykırı tesis ettiği, müdahilin RES lisansına göre kurulacak türbinlerin kurulumu için alternatif kurulum yerinin olmaması gerektiği halde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğünün EPDK ve davalıya gönderdiği... tarih ve ... sayılı yazı ve ekindeki koordinat projeksiyon tablosuna göre, müdahilin RES lisansına göre türbinleri kurabileceği 21 adet türbin kurulum yerinin olduğunun görüldüğü, yine 3213 sayılı Maden Kanunu'nda ve Maden Yönetmeliğinin 127. maddesinde belirtildiği üzere; müdahil şirket tarafından İstanbul Teknik Üniversitesi’ne hazırlattırılan Nisan 2022 tarihli uzman görüşünde, türbinlerin kurulumu için alternatif 5 lokasyonun mevcut olduğunun belirtildiği, ayrıca kamu yararı kararındaki, RES yatırımının kamu maliyesine kazancının, maden gelirinin kamu maliyesine kazancından fazla olduğuna dair hesaplamaların yanlış olduğu, yine RES kurulumu için alternatif alanın varlığı arandığına göre Mahkemece alternatif alanda ret gerekçesinde belirtilecek şekilde seçilecek bilirkişilerle keşif yapılıp, ay ve yıl olarak aynı miktarda elektrik enerjisi üretilip üretilmeyeceğine ilişkin rapor alınmadan davanın reddine karar verilmesiyle, mahkemenin bilirkişi heyeti yerine geçerek usule ve yasaya aykırı karar verdiği, Mahkemece eksik incelemeye dayalı yetersiz olduğunu kabul ettiği rapora itibar etmeyerek, davadaki alternatif alanların varlığına ilişkin iddialarının ispatlanmasına imkan verecek şekilde bilirkişilerin iştirakiyle keşif yaparak rapor almadan karar verilmesi suretiyle davadaki iddialarını ispatlama hakkının yok edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından taraflara iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 18/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)-3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Madencilik Faaliyetlerinde İzinler" başlıklı 7. maddesi ve Maden Yönetmeliği'nin "Yatırımlar İle Çakışan Sahalar ve Kurul İşlemleri" başlıklı 121. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden; madencilik faaliyetleri ile söz konusu faaliyetin gerçekleştirildiği alanda yapılması planlanan yatırımların birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda ilgili Bakanlık tarafından söz konusu madencilik faaliyetiyle yatırım açısından kamu yararı tespiti yapılarak hangi faaliyetin öncelikli olduğuna karar verilmek suretiyle yatırım ya da madencilik faaliyetinden birisinin tercihi sonucuna gidileceği anlaşılmış olup; söz konusu kamu yararı kararı alınabilmesi için ise madencilik faaliyeti ile yatırımın mevzuatta da açıkça sayma suretiyle belirtildiği üzere "birbirlerini engellemesi, "maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi" ve "yatırım için başka alternatif alanların bulunmaması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinde; dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler ile Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun bir bütün halinde incelenmesi ve değerlendirilmesinden, madencilik faaliyetleri ile söz konusu alanda yapılması planlanan RES Projesi yatırımlarının birbirlerini engellemesi, maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda ilgili Bakanlık tarafından söz konusu madencilik faaliyetiyle yatırım açısından kamu yararı tespiti yapılarak hangi faaliyetin öncelikli olduğuna karar verilmek suretiyle yatırım ya da madencilik faaliyetinden birisinin tercihi sonucuna gidileceği görülerek, dava konusu kamu yararı kararının alınabilmesi için ise madencilik faaliyeti ile yatırımın mevzuatta da açıkça sayma suretiyle belirtildiği üzere "birbirlerini engellemesi, "maden işletme faaliyetinin yapılamaz hale gelmesi" ve "yatırım için başka alternatif alanların bulunmaması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, başka bir ifadeyle anılan şartların birlikte gerçekleşmediği durumlarda kamu yararı tartışmasının yapılamayacağı anlaşılmış, ayrıca yasal mevzuat gereğince madencilik faaliyeti ile RES yatırımının aynı alana isabet etmesi halinde yatırımcı şirketin, yatırım için başka alternatif alan olmadığına dair bilimsel ve teknik bilgi ve belgeleri Genel Müdürlüğe vermek zorunda olmasına karşın müdahil şirketçe dava dosyasına sunulan Nisan 2022 tarihli bilimsel ve teknik raporda da belirtildiği üzere dava konusu sahada türbin kurulabilecek alternatif alanların bulunduğu görülmüş olup, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere lisans sahasında daha başka farklı alternatif bölgelerde (maden rezervi bulunmayan) söz konusu projenin (T4-T5 ve T13 numaralı türbinler) gerçekleştirilebilme imkanının olduğu görülmüş olup, T4-T5 ve T13 numaralı türbinlerin alternatif alanlarının bulunması nedeniyle dava konusu yatırım ile madencilik faaliyeti açısından kamu yararı tartışması yapılamayacağı sonucuna varılmıştır.

Ayrıca, şayet davalı idarece kamu yararı tartışmasına geçilebilecek olması kabul edilse dahi; davacı şirket tarafından yapılan madencilik faaliyeti ile müdahil ... Rüzgar Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan Rüzgar Enerji Santrali projesi yatırımının T4-T5-T13 türbinlerinin bulunduğu noktada birbirinin faaliyetini engellediği, "çakışmanın bulunduğu", söz konusu 3 adet türbinin maden sahasına konumlandırılmasında davalı idarece somut ve açıklayıcı gerekçelerin sunulamadığı, yine "çakışmanın" olduğu alanın davacı şirket maden işletme ruhsatı içerisinde kaldığı ve RES projesinin hayata geçmesi neticesinde maden işletme faaliyetinin de çakışan ruhsat alanı içerisinde yapılamaz hale geleceği, yine alandaki cevherin işletilebilir özellikte olduğu, RES Proje alanı (T4-T5-T13) ile maden işletme ruhsat sahasının çakışmasındaki mevcut ekonomik rezervin işletilebilirliğinde kaynak kaybının yaratılacağı ve bunun da kamu zararına sebebiyet vereceği, davaya konu T4-T5-T13 numaralı türbinlerin alternatifi olarak gösterilen yerler de ise herhangi bir maden rezervi de bulunmadığından kamu yararı noktasında söz konusu türbinlerin alternatif olarak gösterilen yerlere yapılması neticesinde diğer türbinler yönünden RES yatırımının işletilebilirliğinin devam edecek olması ve yalnızca 3 adet türbinin yer değişikliği nedeniyle meydana gelecek olan kamu zararıyla aksi durumda çıkarılıp işletilemeyecek olan maden rezerv kaybının yol açacağı kamu zararı birlikte değerlendirildiğinde söz konusu 3 türbinin çakışmanın bulunduğu yerde devam etmesinin kamu açısından daha ağır sonuçlara sebebiyet vereceği de açıktır. Açıklanan nedenlerle; davaya konu işlem hukuka ve mevzuata aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair kararda hukuka uyarlık görülmediğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2024/3218, K. 2025/5877, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2024-3218-e-2025-5877-k-f3f730535886