Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2024/1610 E. 2026/160 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2024/1610
- Karar No
- 2026/160
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1610 Karar No : 2026/160
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mermer İthalat İhracat ve San. A. Ş. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Muğla ili, Bodrum ilçesi sınırlarında bulunan ER:... sayılı saha için yapılan II-B grubu maden arama ruhsatı talebinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme neticesinde ... tarih ve ... sayılı kararıyla uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; olayda, davacı başvurusu üzerine öncelikle davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nce ön inceleme raporu düzenlendiği, ilk müracaat değerlendirme sonuç raporu düzenlendiği, söz konusu raporlarda davacı başvurusunun eksiklikler içerdiği, uygun bulunmadığı, teknik ve hukuki nedenlerle izin verilmesine imkan olmadığı yolunda herhangi bir açıklama veya değerlendirme bulunmadığı gibi davalı idarelerce söz konusu arama ruhsat başvurusunun yerinde olup olmadığı yolunda mahallinde herhangi bir teknik inceleme veya değerlendirme de yapılmadığı, uyuşmazlık konusu ... tarih ve ... sayılı komisyon kararı ile herhangi bir somut gerekçe gösterilmeksizin talebin uygun bulunmadığına karar verildiği, yargılama safahatında davalı idarelerce sunulan savunma dilekçelerinde de davacı başvurusunun hangi nedenle ret edildiği hususunda somut ve teknik bir açıklama yapılmadığı gibi dosyaya reddi gerektiren nedenleri gösterir herhangi bir bilgi veya belgenin de sunulmadığı, öte yandan 3213 sayılı Kanun ile münhasıran Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne tanınan yetkinin Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle Bağlı ve İlgili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonu'na devrine olanak da bulunmadığı görüldüğünden; reddi gerektiren nedenler somut ve nesnel biçimde ortaya konulmaksızın salt 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında tanınan yetki çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, bununla birlikte işbu kararın, davacının talebinin idarece doğrudan karşılanması sonucunu doğurmadığı, mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu somut kriterlere dayalı olacak şekilde yeniden işlem tesis edilmesi gerektiğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, Maden Kanunu uyarınca bir maden alanının faaliyete geçebilmesi için öncelikli olarak o sahaya ilişkin arama ruhsatı alınması gerektiği, akabinde maden işletme ruhsatı alınacağı, bunun yanı sıra madencilik faaliyeti yapılan alanın izne tabi olması halinde ilgili kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda Çevresel Etki Değerlendirme Kararlarının, izin verilen yere ilişkin mülkiyet izninin ve GSM izni alınmasının zorunlu olduğu, faaliyete geçebilmek için ise işyeri açma ve çalışma ruhsatının ve alanın özelliğine göre aranan diğer izinlerin maden sahibi tarafından alınması gerektiği, ancak gerekli bütün izinler alındıktan sonra maden işletme izninin düzenlenebileceği, davacı şirket tarafından yapılan işletme ruhsat talebinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonu tarafından değerlendirildiği, dava konusu işlemde hukuk aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, taşınmaz olarak değerlendirilen maden sahalarına ilişkin müracaatlarının Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonu kararı ile reddedildiği, 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı genelgesi uyarınca işlem yapılmasının hukuka uygun olduğu, tesis edilen işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarelerin temyiz başvurularının reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Muğla ili Bodrum ilçesi sınırlarında bulunan ER:... sayılı saha için yapılan II-B grubu maden arama ruhsatı talebinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme neticesinde ... tarih ve ... sayılı kararıyla uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT : Anayasanın 168. maddesinde "Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir" düzenlemesi yer almaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir." hükmü, aynı maddenin 14. fıkrasında, "Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir. İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütülür." hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanun'un (dava konusu işlem tarihindeki haliyle) "İlk müracaat ve ruhsatlandırma" başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasında; "(Değişik fıkra: 4/2/2015 – 6592/11 md.) II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler dışındaki ruhsatlar ihale ile verilir. I. Grup, II. Grup (a) ve (c) bendi madenler için doğrudan işletme ruhsatı verilir. II. Grup (b) bendi, III. Grup, IV. Grup madenler (…)(3), V. Grup madenler arama ruhsatı ile aranır. II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler için yapılan müracaatların işletme ruhsat taban bedeli ödenerek yapılması zorunlu olup müracaatlarda öncelik hakkı esastır." hükmüne, 8. fıkrasında; "(Ek fıkra: 4/2/2015 – 6592/11 md.) II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler için müracaatlar, 1/25.000 ölçekli topoğrafik harita koordinatları esas alınarak tespit edilen noktalarla sınırlandırılmış alanlar için Genel Müdürlüğe doğrudan yapılır. Talep edilen alanın müsait olan kısmı müracaat tarihinde müracaat edene bildirilir ve iki ay içinde ön inceleme raporu, arama dönemi faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için gerekli olan mali yeterliliği de içeren maden arama projesinin verilmesi, ruhsat bedelinin yatırılması hâlinde arama ruhsatı verilir. Ruhsat bedelinin yatırılmaması ve bu belgelerin tamamlanmaması durumunda bu alanlar başka bir işleme gerek kalmaksızın müracaatlara açık hâle gelir. II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler için yapılan müracaatların değerlendirilmesi sonucunda hak sağlanan alanların ayrı alanlar şeklinde oluşması durumunda, müracaat sahibinin talebi hâlinde bu alanlardan her birine ayrı ayrı ruhsat verilir. Ruhsatı alınmayan alanlar başka bir işleme gerek kalmaksızın müracaatlara açık hâle gelir" hükmüne yer verilmiştir. 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin birinci fıkrasında ise; "Kamu kurum ve kuruluşları (belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketler, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak; kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere; satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri her türlü tasarrufa yönelik işlemlerini, bakanlıklar ile bağlı, ilgili, ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşlarında üst yönetici başkanlığında teşkil ettirilen komisyonlar vasıtasıyla yapacaklardır. Söz konusu komisyonlarca izin başvuru ve sonuçları Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında Cumhurbaşkanlığına bildirilecektir." düzenlemesi mevcuttur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri incelendiğinde, ihale yoluyla ya da müracaat sonucunda hak kazanılan maden sahaları için; ön inceleme raporu ile arama dönemi faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için gerekli olan mali yeterliliği de içeren maden arama projesinin verilmesi ve ruhsat bedelinin yatırılması şartlarının yerine getirilmesi durumunda Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce arama ruhsatı düzenleneceği kurala bağlanmıştır. 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde ise, kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde veya tasarrufunda olan taşınmazlara yönelik satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri her türlü tasarrufa ilişkin işlemlerin komisyonlar vasıtasıyla yapılması ve söz konusu komisyonların izin başvuru ve sonuçlarını belirli dönemlerde Cumhurbaşkanlığına bildirmesi şartının getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren Kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, Yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin ikincil düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de; idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, idareler, değişik adlar altında da (genelge, tamim, sirküler vb.) düzenleyici işlemler yapmaktadırlar. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılacağı tabiidir. Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, başka bir deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Tebliğ, genelge ve yönerge gibi düzenleyici işlemler ise; bir yönetmeliğin veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla yönetmeliklerde veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen usul ve yöntemleri "açıklayıcı" hükümler taşıyan, yeni bir yöntem ve usul getirmeyen; dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümleri aşan düzenleme içermeyen genel düzenleyici işlemlerdir. Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 1. ve 14. fıkraları uyarınca, bu kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlamanın ancak kanun ile düzenlenebileceği, maden arama faaliyetlerinin, bu kanunda sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi tutulamayacağı, işletme faaliyetlerinin ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe göre yürütüleceği hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere madencilik faaliyetlerinin çerçevesini belirleyen, başka bir ifadeyle bu faaliyetlere herhangi bir sınır getiren düzenlemeler yalnızca kanun hükmü ile öngörülebilecektir. Bu itibarla, madenlere (taşınmazlara) yönelik her türlü tasarrufa ilişkin (ruhsat, izin, rödövans vb.) işlemlerin komisyonlar aracılığıyla yapılması ve bu komisyonlarca karara bağlanması şeklinde yeni bir şart getiren, dolayısıyla Maden Kanunu'nda açıkça düzenlenmesine karşın, kanunda sayılanlar dışında bir izne/onaya tabi tutulması sonucunu doğurması nedeniyle Maden Kanunu'na aykırı düzenlemeler içerdiği anlaşılan Genelge uyarınca oluşturulan Taşınmaz Komisyonu kararına dayanılarak dava konusu işlemin tesis edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Diğer taraftan, hukukumuzda takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Ancak bu takdir hakkı, serbestçe kullanılanabilecek bir keyfiyeti ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir. Bu yetkinin hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olup olmadığının tespiti ise takdir yetkisinin yargısal denetimini ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca, bir idari işlem, dava konusu edilmesi halinde diğer unsurları yanında sebep unsuru yönünden de yargı merciince hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacak olup, sebep unsuru, idareyi işlem tesis etmeye sevk eden maddi veya hukuki durumlardır. İdare hukukunda sebepsiz idari işlemin olamayacağı, idarenin tüm işlemlerinin, idari faaliyetlerin nihai amacı olan kamu yararını gerçekleştirmeye yönelen bir sebebe dayanması gerektiği, bu anlamda, hakkında idari işlem tesis edilenlerce hukuka aykırılık iddialarının etkin bir biçimde ileri sürülebilmesi ve yargı mercii tarafından idari işlemin hukuki denetiminin gerçekleştirilebilmesi için idarece, tesis edilen işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin ortaya konulması gerektiği açıktır. Maden mevzuatı uyarınca yapılan başvurular hakkında değerlendirme yapma ve karar verme yetki ve görevi verilen Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün bu konuda takdir yetkisinin bulunduğu açık ise de, takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek ve tesis edilecek işlemin somut gerekçeleri ortaya konulmak suretiyle kullanılabilecektir. Bu durumda, davalı idareler tarafından hem dava konusu işlemde, hem de dava konusu uyuşmazlıkta verilen savunmalar ile temyiz dilekçelerinde dava konusu işlemin tesis edilmesine yönelik haklı bir sebep ortaya konulamadığından, salt takdir yetkisine dayalı olarak ve hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Öte yandan, işbu iptal kararı doğrudan arama ruhsatının verilmesi sonucunu doğurmamakta olup, davalı idarece söz konusu talep hakkında 3213 sayılı Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında değerlendirme yapıldıktan sonra yeniden işlem tesis edilebileceği ve bu işleme karşı ayrıca dava açılabileceği de açıktır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 26/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.