Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2023/859 E. 2025/5969 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/859
Karar No
2025/5969
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/859 Karar No : 2025/5969

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av....

KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1...2- ..3-... VEKİLİ : Av....

İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ve kardeşleri ... ve ...'in 06/03/2005 tarihinde Ardahan ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan çukura düşerek hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle oluşan zararların idarenin sorumluluğunda olduğu iddiasıyla olay nedeniyle oluşan zararın giderilmesinin idarenin sorumluluğunda bulunduğu ileri sürülerek maddî zararlarına karşılık müteveffaların annesi ... için 2.000,00 TL maddi (miktar arttırılmak suretiyle 101.083,84 TL) ve 100.000,00 TL manevi, babası ... için 2.000,00 TL maddi (miktar arttırılmak suretiyle 73.590,19 TL) ve 100.000,00 TL manevi, kardeşi... için 10.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 174.674,03 TL maddi ve 210.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dava konusu somut olay bağlamında idarenin kusursuz sorumluluğunun mevcut olduğuna ilişkin bir iddia bulunmamakla birlikte, re'sen yapılan değerlendirmede de idarenin kusursuz sorumluluğunu doğurabilecek bir hâlin mevcut olmadığı anlaşılarak, uyuşmazlığın kusur sorumluluğu çerçevesinde ele alınması gerektiği, bu kapsamda davacılar tarafından da idarenin kusur sorumluluğuna yönelik iddialara yer verilmiş olmakla birlikte, iddialar da gözetilerek uyuşmazlığın davalı idareye mevzuat gereği yüklenen sorumluluğun yerine getirilmemesine dayalı olarak davacıların çocukları ve kardeşlerinin vefat etmesinden kaynaklandığı, bu kapsamda incelemenin bu yönüyle yapılması gerektiği, 13/07/2005 tarih ve 25874 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda belediyelerin görev ve yetkilerinin düzenlendiği, bu kapsamda belediyeciliğe yönelik bir kısım işlerin belediyelerin görev ve yetkilerine bırakıldığı, belediyelere verilen bu görev ve yetkilerin yerine getirilmemiş olması, geç yerine getirilmiş olması ya da kötü yerine getirilmiş olması gibi durumlarda kusurlu eylemin mevcut olduğunun ifade edilebileceği, Belediye Kanunu kapsamında belediyelere verilen görev ve yetkilerden bir kısmının da çevresel düzenlemeden sorumlu olmasının yanında, 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yapı ve iskân ruhsatına ilişkin iş ve işlemlerden oluşmakta olduğu, 3194 sayılı Kanun'da çevreye etkisi de bulunan yapı inşa edilmesinin belirli usûllere ve şartlara tabi tutulduğu, bu manada çevre düzeninin korunması görevi de bulunan belediyenin tek görevinin, inşaat ruhsatı vermek olarak sınırlandırılmasının, hukuk devleti ilkesi uyarınca yapılacak yorumla bağdaşmayacacağı, yani idarenin yapı inşası için ruhsat verilmesi aşamasından başlayarak, sonlandırılıncaya kadar gerekli çevresel düzenin korunmasından sorumlu olması gerekeceğinden bu yönüyle, belediyelerce kişi veya kişilere ruhsat verilmesiyle yapı inşasındaki sorumluluğu sona ermeyip, yapının çevreye etkilerinin önlenmesi de içinde bulunmakla birlikte, sağlam ve kazasız bir şekilde inşa nihâyete erdirilinceye kadar gereken denetimleri yapması gerektiği, bu kapsamda yapılan açıklama uyarınca davalı idarenin meydana gelen olaydaki idarî sorumluluğunun dayanağı olan olayın meydana geldiği tarih de göz önünde bulundurularak, usûl ekonomisi ilkesi uyarınca yeniden kusur tespitine ilişkin bir keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmadığı, dava dosyasına eklenen .... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasındaki deliller ile ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:...sayılı dosyasındaki deliller birlikte ele alındığında; davacıların çocukları ve kardeşlerinin davalı idarece dava dışı tüzel kişiye yapı için ruhsat verildiği ve ancak inşaat devam ederken gerekli önlemler alınmaksızın inşaatın çevresinin açık bırakıldığı, bu şekilde devam eden inşaat çalışmasında açılan temelin uzun süre boş kaldığı ve yağışlar sonucu göllenmesi sonrasında sorumluluğa esas olayın meydana geldiğinin görüldüğü, belirtilen adlî yargı mercilerindeki dosyalardaki fotoğraf ve diğer belgeler üzerinden yapılan değerlendirmede, olay tarihinde davalı idarece verilen izin sonrasında ilgili özel hukuk tüzel kişiliği tarafından gerekli önlemler alınmadığı ve inşaatın temeli açıldıktan sonra etrafında herhangi bir uyarı levhası ya da kapatmak için setler oluşturulmadığı açıksa da, davalı idarece bu duruma yönelik bir denetim yapıldığını gösteren bir bilgi veya belgelerin de dosyalar içerisinde yer almadığı, bu manada davalı idarenin gerekli denetimleri yerine getirmediği değerlendirmesine esas olacak biçimde, aynı yerde başka bir vatandaşın da inşaatın temeline düşerek boğulduğu başkaca bir olayın da bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, bu kapsamda davalı idarenin, davacıların çocukları ve kardeşlerinin inşaatın temeli için kazılan çukurda boğularak vefat etmesine yönelik olayda kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, kaldı ki, ... Ağır Ceza Mahkemesinin...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacıların çocukları ve kardeşlerinin vefatı anında Ardahan Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğünde görev yapan N. Ö. hakkında yapılan yargılama sonucunda taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan mahkûmiyetine hükmedildiğinin görüldüğü, bu belirlemenin ardından, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararında esas alınan 12/03/2014 tarihli kusur tespitine dair ve taraflara tebliğ edilmiş olan raporun, bakılan bu dava kapsamında da ilim ve fen yönünden yeterliliği sağladığından hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığı, bu hâliyle anılan raporda özetle; ... ve ...'in 06/03/2005 tarihinde vefat etmesine yönelik olaya ilişkin davacı anne ve baba için %20 oranında ve davalı idare için %25 oranında kusurlu bulundukları tespitine yer verildiği, bu manada buradan hareket edilerek bir sonuca varılabileceği de değerlendirilmiş olup, davacıların çocukları ve kardeşlerinin vefatında davalı idarenin kusur oranının %25 oranında olduğu kanaatine varıldığı, davalı idarenin kusuru bulunduğu belirlenen olay yönünden, davalı idarenin kusurlu olduğu denetim eyleminin hiç ifa edilmemiş olması nedeniyle, ... ve ... 'in vefatı ile davalı idarenin kusurlu eylemi arasında doğrudan bir illîyet bağı bulunduğu değerlendirilerek, bu belirlemenin ardından, davalı idarenin kusurlu eylemine dayalı olarak davacıların zararlarının olup olmadığının tespitinin gerektiği, maddi tazminat yönünden yapılan tespitte, davacıların ölenlerin desteğinden yoksun kalmalarına ilişkin maddî zararlarının tazmini isteminde bulunmaları nedeniyle, öncelikle bu kapsamda inceleme yapılması gerektiği, davacıların müteveffaların ölümü nedeniyle desteklerinden yoksun kalmalarına ilişkin maddî zararların tespiti özel ve teknik bir incelemeyi gerektirmekte olup, güncel Danıştay içtihatları uyarınca destekten yoksun kalma zararlarının belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğinden, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı değerlendirilerek, Mahkemenin 04/03/2021 tarihli ara kararıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda; TRH 2010 tablosu esas alınarak davacıların müteveffaların vefatı nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kaldıkları, davalı idarenin %25 oranında kusurlu bulunduğu hâlde kusur oranına tekâbül ederek hesaplanan miktarıyla ...'in vefatı nedeniyle annesi ...'ın 49.041,71 TL ve babası ...'in 35.294,88 TL destekten yoksun kalma zararının olduğu, ...'in vefatı nedeniyle annesi ...'ın 52.042,13 TL ve babası ...'in 38.295,31 TL destekten yoksun kalma zararının olduğu (annenin zararı toplamda 101.083,84TL ve babanın zararı toplamda 73.590,19 TL) tespit edildiği, davalı idare tarafından anılan bilirkişi raporuna yönelik itirazlar ileri sürülmüşse de, bilirkişi tarafından sunulan raporda Mahkemece sorulan sorulara yönelik gerekçeli olarak cevaplama yapıldığı, davacıların zararının mevcut olup olmadığının tespitinin yapıldığı, bu hâliyle davalı idarenin bilirkişi raporuna yönelik itirazları yerinde görülmeyerek, hazırlanan bilirkişi raporunun uyuşmazlığın çözümünde ilim ve fen yönünden hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığı, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun sunulmasından sonra davacılar tarafından dava ıslah edilmiş ve aynı zamanda davacı küçük ... için dava açılırken talep edilen maddî zarardan vazgeçildiğinin belirtildiği, bu nedenle... yönünden bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, diğer talepler yönünden, davacılar ...ve ...'ın hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere vefat eden çocuklarından dolayı desteklerinden yoksun kaldıkları ve bu yönde zararlarının bulunduğu, idarenin kusurlu eyleminden doğan bu zararların tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu durumda, davacılar ... ve ...ın çocukları ... ve ... ...'in 06/03/2005 tarihinde Ardahan ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan çukura düşerek hayatlarını kaybetmelerinin idarenin kusurundan kaynaklandığı, idarenin kusurlu eylemi ile ölüm olayı arasında bulunan illîyet bağı kapsamında %25 oranında kusurlu olan davalı idarenin davacıların zararlarını tazmini gerekmekle, ölüm olayı nedeniyle müteveffaların desteğinden yoksun kalan davacıların maddî zararlarına karşılık müteveffaların annesi için davalı idarenin kusuru oranına denk gelen 101.083,84 TL'nin ve babası için davalı idarenin kusuru oranına denk gelen 73.590,19 TL'nin tazmini isteminin kabulü gerektiği, manevi tazminat yönünden yapılan tespitte, davalı idarenin ağır kusurlu ve illîyet bağı olan eylemi nedeniyle, davacılar ... ve ...'ın iki küçük çocuğunu ve...'in ise iki küçük kardeşini kaybettiği, küçük çocukların ölüm şekli ve olaydaki ihmaller zinciri nazara alındığında, davacıların meydana gelen olay nedeniyle elem ve ızdırap duyacakları ve bu kapsamda manevî zararlarının bulunduğu sonucuna varıldığı, olayın meydana geliş şekli ve davacıların aynı anda iki çocuğu ve kardeşlerini kaybetmiş olması nazara alındığında, davacıların talepleriyle bağlı da kalınarak, meydana gelen manevî zararlarına karşılık müteveffaların anne ve babası yönünden 100.000,00'er TL'nin ve kardeşi yönünden 10.000,00 TL'nin takdir edilmesi gerektiği, davalı idarenin takdir edilen bu miktarlar yönünden kusuru oranında sorumlu olacağı, bu durumda, davacılar ... ve ...'ın çocukları ... ve ...'in 06/03/2005 tarihinde Ardahan ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde bulunan çukura düşerek hayatlarını kaybetmelerinin idarenin kusurundan kaynaklandığı, idarenin kusurlu eylemi ile ölüm olayı arasında bulunan illîyet bağı kapsamında %25 oranında kusurlu olan davalı idarenin davacıların zararlarını tazmini gerekmekle, müteveffaların ölümüyle manevî zarara uğrayan davacıların manevî zararlarına karşılık anne ve babası için davalı idarenin kusuru oranına denk gelen 25.000,00 TL'nin ve kardeşi için davalı idarenin kusuru oranına denk gelen 2.500,00 TL'nin tazmini isteminin kabulü, kusur oranına karşılık bulmayan diğer kısımlar yönünden istemin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılar ...'ın maddî zararlarına karşılık 101.083,84 TL ve ...'in maddî zararların karşılık 73.590,19 TL yönünden davanın kabulüne, davacılardan ... ve ...'in manevî zararlarına karşılık 25.000,00'er TL yönünden ayrı ayrı davanın kabulüne ve talepten geriye kalan 75.000,00'er TL yönünden ayrı ayrı davanın reddine, davacı ...'in manevî zararlarına karşılık 2.500,00 TL yönünden davanın kabulüne ve talepten geriye kalan 7.500,00 TL yönünden davanın reddine, davacıların maddî zararlarına karşılık davacı ...'a 101.083,84 TL'nin, davacı ...'e 73.590,19 TL'nin ve manevî zararlarına karşılık ... ile ...'e 25.000,00'er TL'nin ve ...'e velâyeten anne ve babasına 2.500,00 TL'nin davalı idarece ayrı ayrı davacılara ödenmesine, ödenecek tazminat miktarların adlî yargı mercinde davacılar tarafından açılan davanın dava açılış tarihi (17/10/2007) itibarıyla yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; İdare Mahkemesi kararının; maddi tazminat ile, davalı idare yönünden manevi tazminatın esasına ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından kararın bu kısmı yönünden, davacıların ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, İstinafa konu kararın, manevi tazminata yönelik davacının istinaf istemi incelendiğinde; manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kıldığı, manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ısdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığı, belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak miktarda olması gerektiği bu durumda; olayın oluş biçimi, yaşının küçük olmasının kamuoyunda yaratığı infial, ayrıca duyulan acı ve elemle orantılı olacak şekilde, davacı ... için 50.000,00.-TL... için 50.000,00.-TL ve ...için 5.000,00.-TL olmak üzere toplam 105.000,00.-TL manevi tazminatın idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı idarenin maddi, manevi tazminatın esasına yönelik ve davacıların maddi tazminata yönelik istinaf başvurularının reddine, davacıların manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacıların 210.000,00.-TL'lik manevi tazminat isteminin 105.000,00.-TL'sinin kabulüne, geriye kalan 105.000,00.-TL'sinin ise reddine, kabul edilen 105.000,00.-TL'nin davalı idare tarafından, idareye başvuru tarihi olan 17/10/2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu olaya sebebiyet veren inşaat çukurunun özel bir inşaat alanı olduğu, kazı çalışmasının kendilerince yapılmadığı, kapatmaları için gerekli uyarılarda defaten bulunulduğu, kamu hizmetine giren bir kazı çalışmasının söz konusu olmadığı, tamamen özel bir inşaat alanına ait bir çukurda olayın meydana geldiği, bu sebeple kusurlarının olmadığı, illiyet bağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. Kullanılmayan ... TL temyiz yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davalı idareye iadesine, 5. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 6. Kesin olarak, 19/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2023/859, K. 2025/5969, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2023-859-e-2025-5969-k-4948bd71348a