Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2021/6309 E. 2024/4928 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2021/6309
- Karar No
- 2024/4928
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6309 Karar No : 2024/4928 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) :1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dava; Nazilli Belediye Meclisi üyeleri olan davacılar tarafından, belediyenin yatırım ve cari harcamaları için İller Bankasından faiz dahil 60 ay vadeli 5.828.755,63-TL tutarında teminat mektubu alınması ve teminat mektubuna konu her türlü işlemi yapmak, kullanılmış veya kullanılacak olan kredilerde teminat oluşturulmak için ipotek vermeye ilişkin belediye başkanına yetki verilmesine ilişkin Nazilli Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu kararın, "Belediyenin yatırım ve cari harcamaları için İller Bankasından faiz dahil 60 ay vadeli 5.828.755,63-TL tutarında teminat mektubu alınması ve teminat mektubuna konu her türlü işlemi yapmak" kısmının münhasıran belediye meclisine ait olan borçlanmaya karar verme yetkisinin belediye başkanına devri niteliğinde olmadığı, kararın bu kısmıyla belediye başkanına, belediye meclisinin iradesiyle oluşan nihai ve kesin kararın uygulanma sürecine ilişkin olarak sınırlı bir yetki verilmiş olduğu ve münhasıran bu kısmın hukuka uygun olduğu sonucuna varılmış ise de, dava konusu işlem ile belediye başkanına, teminat mektubu ile alakalı kredi kullanımı durumunda "kullanılmış veya kullanılacak olan kredilerde teminat oluşturulmak için ipotek verme" şeklinde de bir yetki devri yapıldığı, bu yetki devrinin belediye meclisine ait olan taşınmazın bedelsiz devir, tahsis, intifa hakkı veya başka yollarla değerlendirilmesi yetkisinin, belediye başkanına devrine imkan veren bir nitelik taşıdığı gibi kullanılacak olan krediler için belediye ait tüm taşınmazlar hakkında ipotek tesis ettirme yetkisinin yasaya aykırı bir şekilde münhasıran belediye başkanına verilmesinin kamu yararı ve hizmetin gerekleri açısından hukuka uyarlık bulunmadığı, ayrıca dava konusu işlemin ana konusunun belediye başkanına yetki devri yapılması hususu oluşturduğu, diğer bu yetki devrine esas olan konuların (kullanılmış veya kullanılacak olan krediler de teminat oluşturulmak için ipotek verme) ana işlemden önce gelen yan belirlemeler olduğu ve bu yan belirlemelerin zincirleme bir şekilde bütün olduğu, bu bakımdan dava konusu işlemde bir kısım konuda (teminat mektubu alınması ve teminat mektubuna konu her türlü işlemi yapmak) yetki devri yapılması mevzuata uygun olmakla birlikte, dava konusu işlemin ana noktası ve işlemin bu açıdan bölünemez olması ile işlemin sadece "teminat mektubu alınması ve teminat mektubuna konu her türlü işlemi yapmak" kısmına ilişkin olarak verilecek iptal kararının, davalı idarenin savunma dilekçesinde belirttiği hususlardan ("...teminat mektubuna konu her türlü işlemi yapmak hakkında yetki verilen belediye başkanına krediye kullanabilmek ve üzerindeki blokeyi kaldırabilmek amacıyla ipotek verme yetkisi tanınmıştır.") kaynaklı olarak işlemin bir bütün olarak uygulanmasında istenilen sonucu vermeyeceği birlikte dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 01/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; Nazilli Belediye Meclisi üyeleri olan davacılar tarafından, belediyenin yatırım ve cari harcamaları için İller Bankasından faiz dahil 60 ay vadeli 5.828.755,63-TL tutarında teminat mektubu alınması ve teminat mektubuna konu her türlü işlemi yapmak, kullanılmış veya kullanılacak olan kredilerde teminat oluşturulmak için ipotek vermeye ilişkin belediye başkanına yetki verilmesine ilişkin Nazilli Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Aynı Kanunun 14. maddesinin 3/c bendinde, dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceğini, 15. maddesinin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu maddede yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmakta, menfaatin kişisel ve meşru olması için idari işlemin doğurduğu hukuki sonuçtan dava açacak bireyin etkilenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bakılan davada davacılar, üyesi olduğu ve toplantıya katılarak aleyhte oy kullandığı Belediye Meclisi kararının iptalini istemekte olup, sırf meclis üyesi olmanın ve toplantıya katılıp karşı oy kullanmanın, Kanunda iptal davasının dava şartı olarak öngörülen menfaat ilişkisini kurup kurmadığının, Danıştay’ın yerleşik içtihatları ve Belediye Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 17.maddesinde; Belediye meclisinin, belediyenin karar organı olduğu ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilmiş üyelerden oluşacağı belirtildikten sonra devamı maddelerde Meclis toplantıları ve karar alma süreçlerine ilişkin hükümlere yer verilmiş, “Meclis kararlarının kesinleşmesi” başlıklı 23. maddesinde ise; “Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir. Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir. Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idarî yargıya başvurabilir.” kuralı getirilmiştir. Görüldüğü üzere idari davaya konu olan meclis kararı bu kararı veren üyelerden bağımsız bir şekilde kendi başına hukuki sonuçlar doğurmakta, hukuki sonuç doğurduğu kişiler bakımından menfaat ilişkisi kurulmakta ve bu kişilerin dava açma ehliyeti ortaya çıkmaktadır. Meclis kararının, başka nedenler yoksa Meclis üyesi bakımından ister karşı oy kullansın ister çoğunluk kararına iştirak etsin hukuki sonuçlar doğurmadığı hususu tartışmasızdır. Kararın kendi istediği şekilde çıkmamış olmasının meclis üyesi bakımından hukuki sonuç doğuracağını ve kararla üye arasında menfaat ilişkisi kuracağını ileri sürmek de olası görünmemektedir. Belediye Kanununda, Belediye Meclisi kararına karşı Belediye Başkanı için önce iade sonra dava açma şeklinde getirilen hüküm de, Belediye Meclisi üyelerine sırf karara muhalefet etmesi nedeniyle dava açma hakkı verilmediğini göstermektedir. Eğer, kararlara muhalefet eden Meclis üyelerinin dava açma ehliyeti öngörülmüş olsa idi, Meclisin üyesi ve başkanı olan Belediye Başkanı için böyle bir münhasır düzenleme ihtiyacı olmazdı. Kuşkusuz Belediye meclisi üyelerinin de vatandaşlık ve hemşehrilik hukukunun sağladığı haklar çerçevesinde çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Meclis Üyeliği sıfatını kullanmaksızın vatandaş olarak dava açmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta ise; Belediye Meclisi Üyesi olan davacıların, belediyenin yatırım ve cari harcamaları için İller Bankasından faiz dahil 60 ay vadeli 5.828.755,63-TL tutarında teminat mektubu alınması ve teminat mektubuna konu her türlü işlemi yapmak, kullanılmış veya kullanılacak olan kredilerde teminat oluşturulmak için ipotek vermeye ilişkin belediye başkanına yetki verilmesine ilişkin Meclis kararından ve bu kararla ortaya çıkan hukuki sonuçtan nasıl etkilendiğini ortaya koymaksızın bakılan davayı açtığı anlaşılmış olup, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde sadece meclis üyeliği Meclis kararlarına karşı dava açma ehliyeti sağlamadığından davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatıyla, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum.