Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2021/1121 E. 2024/4967 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2021/1121
Karar No
2024/4967
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/1121 Karar No : 2024/4967 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... Madencilik Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Bergama ilçesi sınırları dahilinde bulunan S:... sayılı II-b grubu maden (Granit) işletme ruhsatının sahibi olan davacı şirkete, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında beyan edilmeyen üretim, sevkiyat ve satışlar nedeniyle 3213 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca 20.197,48 TL Devlet hakkı tahakkuk ettirilmesine ve 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 100.987,40 TL, 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 54.812,00 TL idari para cezası verilmesine; 16.02.2016 tarihinden önceki faaliyetlerin yazıldığı teknik nezaretçi defterinin mahallinde teknik heyete ibraz edilmemesi nedeniyle de 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 21.925,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve E:... sayılı (mülga) Maden İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; 20.197,48 TL Devlet hakkı yönünden, uyuşmazlıkta, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait beyan edilmeyen üretim ve satış miktarlarına yönelik Devlet hakkının; her bir yıl için ayrı ayrı hesaplanması, bu kapsamda, anılan her bir yılda beyan edilmeyen üretim ve satış miktarı üzerinden, üretim ve satışın ait oluğu yıl ocak başı satış fiyatının esas alınması suretiyle hesaplanması, akabinde de 3213 sayılı Kanun'un 14. maddesinin son fıkrası uyarınca, süresinde tahakkuk ettirilmeyen Devlet hakkına, tahakkuk ettirilmesi gereken ayın son gününden tahakkuk ettirildiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı oranında faiz uygulanması gerektiği, bu durumda, dava konusu işlemle tahakkuk ettirilen Devlet hakkı tutarının 3213 sayılı Kanun'da öngörülen usule uygun hesaplanmadığı anlaşılmakla, dava konusu işlemin davacı şirket adına 20.197,48 TL Devlet hakkı tahakkuk ettirilmesine ilişkin kısımında hukuka uyarlık bulunmadığı; 100.987,40 TL idari para cezası yönünden, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait beyan edilmeyen üretim ve satış miktarlarına yönelik Devlet hakkının her bir yıl için ayrı ayrı hesaplanması, bu kapsamda, anılan her bir yılda beyan edilmeyen üretim ve satış miktarı üzerinden, üretim ve satışın ait oluğu yıl ocak başı satış fiyatının esas alınması suretiyle hesaplanması; akabinde, 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrasında bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası verileceği kurala bağlanmış olduğundan, yukarıda belirtilen usule göre her bir yıl için ayrı ayrı belirlenecek Devlet hakkı tutarlarının -Kanun'un 14. maddesinin son fıkrasında bahsedilen gecikme zammı oranında faiz uygulanmaksızın- toplanması suretiyle bulunacak toplam Devlet hakkı miktarının beş katı tutarında idari para cezası uygulanması gerektiği, bu durumda, 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava konusu işlemle davacı şirkete verilen 100.987,40 TL idari para cezasının miktar itibarıyla yanlış hesaplandığı anlaşılmakla, dava konusu işlemin davacı şirkete 100.987,40 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısımında hukuka uyarlık bulunmadığı; 54.812,00 TL idari para cezası yönünden, davacı şirketin 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait beyan edilmeyen üretim ve satışının bulunduğu anlaşılmakta ve esasen bu hususta uyuşmazlık da bulunmamakta olduğundan, 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, ruhsat sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi haksız yere hak iktisabı sayıldığına göre davacı şirketin, 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrası hükmünde idari para cezası yaptırımına bağlanan fiili işlediğinin sabit olduğu, bu durumda, dava konusu işlemin davacı şirkete 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 54.812,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısımında hukuka aykırılık bulunmadığı; 21.925,00 TL idari para cezası yönünden, olayda, 16.02.2016 tarihinden önceki faaliyetlerin yazıldığı teknik nezaretçi defterinin mahallinde teknik heyete ibraz edilmediği noktasında ihtilaf bulunmamakta olup dava dilekçesinde nezaretçi defterinin sunulmaması ile ilgili olarak herhangi bir mücbir sebep ileri sürülmediği, bu durumda, dava konusu işlemin davacı şirkete 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 21.925,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısımında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Devlet hakkı ve gerçek dışı beyana yönelik verilen cezaların belirlenebilirlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, daimi nezaretçi defteri için yükümlülükleri yerine getirdiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, mahallinde yapılan tetkik sonrasında yapılan tespitlere göre işlem tesis edildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 02/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava, İzmir ili, Bergama ilçesi sınırları dahilinde bulunan S:... sayılı II-b grubu maden (Granit) işletme ruhsatının sahibi olan davacı şirkete, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında beyan edilmeyen üretim, sevkiyat ve satışlar nedeniyle 3213 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca 20.197,48 TL Devlet hakkı tahakkuk ettirilmesine ve 12. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 100.987,40 TL, 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 54.812,00 TL idari para cezası verilmesine; 16.02.2016 tarihinden önceki faaliyetlerin yazıldığı teknik nezaretçi defterinin mahallinde teknik heyete ibraz edilmemesi nedeniyle de 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 21.925,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve E:... sayılı (mülga) Maden İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu işlemin teknik nezaretçi defterinin mahallinde teknik heyete ibraz edilmemesi nedeniyle 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 21.925,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden: 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 6. fıkrasında "Daimi nezaretçinin, atandığı ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir sekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine kaydetmesi zorunludur. Aksi takdirde daimi nezaretçi uyarılır. İkinci kez aynı ruhsat ile ilgili olarak bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda daimi nezaretçi hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanır. Daimi nezaretçi defterini, daimi nezaretçi ile ruhsat sahibi veya vekili imzalar. Defterin ibraz edilmemesi veya düzenli tutulmaması hâlinde, ruhsat sahibine 20.000 TL idari para cezası verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Uyuşmazlıkta, davalı idarece mahallinde yapılan denetimde 16.02.2016 tarihinden önceki faaliyetlerin yazıldığı teknik nezaretçi defterinin heyete ibraz edilmediği gerekçesiyle dava konusu idari para cezasının verildiği görülmekte olup, her ne kadar defterin ibraz edilmediği hususu sabit ise de, mahallinde tetkikin yapıldığı 12-15/05/2017 tarihinden çok önce 15/02/2016 tarihinde ruhsat sahibi şirketin yetkilisi tarafından Jandarma'ya yapılan başvuru ile söz konusu nezaretçi defterinin kaybolduğunun beyan edildiği ve bu hususun tutanak altına alındığı, mahallinde tetkik heyetine de söz konusu tutanağın sunulduğu görülmektedir. Bu durumda, davacı şirketin nezaretçi defterinin kaybolmasında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği ve defterin kaybolmasında kastı bulunduğu hususunun da ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin bu kısmının hukuka aykırı olduğu ve davanın reddi yolunda verilen kararın bozulması gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2021/1121, K. 2024/4967, T. 16.02.2016, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2021-1121-e-2024-4967-k-f94bc3d533b4