Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2021/3675 E. 2023/4760 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2021/3675
- Karar No
- 2023/4760
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3675 Karar No : 2023/4760 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Fonu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun kararıyla temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi davacı Fona devredilen ... T.A.Ş. adına 1997 ve 1998 yıllarının muhtelif dönemleri için re'sen tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergileri ile kesilen ağır kusur cezalarına karşı açılan davaların reddi üzerine söz konusu vergi ve cezaların 5320 sayılı Kanun kapsamında imzalanan devir protokolü ile anılan Bankanın tüm aktif ve pasifleri ile bilanço dışı yükümlülüklerini devralan Halk Bankası tarafından ödenmesini müteakip, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerinden yararlanılması amacıyla yapılacak başvuru nedeniyle doğan alacakların davacı Fona ait olduğuna ilişkin olarak imzalanan temlik sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından Halk Bankasının 6111 sayılı Kanun kapsamında yaptığı yapılandırma başvurusuna istinaden gerekli işlemlerin tesis edilmesi ve iadesi gereken tutarın hak sahibi olarak hesaplarına aktarılması talebiyle yapılan başvuruya cevaben 6111 sayılı Kanun'un yayım tarihinden önce ödenen tutarların 3. madde kapsamında oluşturulan tecil dosyasındaki borçlara mahsup edildiği, kalan 19.852.102,43 TL'nin de bütçeye gelir kaydedildiği yolunda tesis edilen işlemin iptali ile söz konusu tutarın iadesi istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 6111 sayılı Kanun'un 21. maddesinde yer alan, bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş tutarların kural olarak iade edilmeyeceği, ancak vergi mahkemesinde esasa ilişkin olarak hiç karar verilmemiş veya verilen kararın bozulması nedeniyle yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade edilmiş davalara konu alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular ile vergi mahkemesince terkin kararı verilmesi üzerine tahsil edilen tutarın iade edileceği yolundaki düzenleme uyarınca tahdidi olarak sayılan bu durumlar dışında iade yapılamayacağı, olayda, uyuşmazlık konusu vergilerin iptali istemiyle açılan davaların reddine dair kararlara karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu, bu aşamada uyuşmazlık konusu vergi ve cezaların 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması üzerine temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, Kanun'un yayım tarihinden önce ödenen tutarların iadesi için gereken şartların bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılandırmaya ilişkin koşulların varlığının yargı kararı ile ortaya konulması üzerine yapılandırılan tutarı aşan kısmın tahsilinden vazgeçildiği açık olduğundan, söz konusu tutarın iadesinin gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...1 tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) - KARŞI OY : Uyuşmazlık, 1997 ve 1998 yıllarına ait ödenmiş banka ve sigorta muameleleri verilerinin mükelleflerin dava sırasında 6111 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında davalarından vazgeçmeleri halinde yasada mükelleflerden tahsil edilmeyeceği öngörülen tutarları iade alıp alamayacaklarına ilişkindir. Anılan Kanun'un "iade edilmeyecek alacaklar" başlıklı 21. maddesinde; "bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarlar (...) veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesi yapılmaz" düzenlemesinin konu ile ilgili taraflar arasında devam eden bir uyuşmazlığın bulunduğu ve söz konusu tahsilatın hukuken kesinlik kazanmadığı halleri de kapsar şekilde yorumlanması mümkün değildir. Nitekim, fıkranın devamında dava konusu edilen tarhiyatlara yönelik olarak iadeye ilişkin özel bir düzenleme getirilmiş olup, bu kısımda vergilerin hangi hallerde iade edilebileceği hususu düzenlenmiştir. Diğer taraftan, karar düzeltme safhasında da kanundan yararlanma hali açık olarak düzenlenmiş olup, bu konuda herhangi bir istisna öngörülmemiştir. Nitekim bu safhaya gelen kararlar gereğince kanuni prosedür gereği tahsilatlarının daha önce gerçekleştirilmiş olması bekleneceğinden, kanun koyucunun fiiliyatta çoğu durum için uygulanamayacak bir düzenlemeyi yaptığından da söz edilemeyecektir. Uyuşmazlıkta da, yapılandırmadan yararlanılmış olup, 3. maddenin 1. fıkrası kapsamında vergilerin %50’siyle, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen cezalar ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilmesi yasanın emredici hükmüdür. Davacının söz konusu bent kapsamında uyuşmazlık konusu olan ve kendisine iadesi sağlanmayan tahsilat, yargı kararı üzerine zorunlu olarak yapılmış olup, bu tahsilat hukuki kesinlik taşımayan ve davanın devamı halinde verilecek yargı kararlarıyla iptal ve iadesi ihtimal dahilinde olan bir nitelik göstermektedir ki taraflar, yapılandırma şartları çerçevesinde davadan karşılıklı ödünlerle vazgeçme yolunu seçmişler ve önceki dava kanundan yararlanma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenmiştir. Vazgeçme dilekçesini teslim alan idarenin bu dilekçeyi yargı yerine intikal ettirilmesiyle birlikte tüm dava kapsamı yönünden 3. madde uygulamasını kabul ettiği açıktır. İdare tarafından kanun uygulamasında önceki tahsilat nedeniyle kısmi uygulama yapılacağını ve tadilen tasdik kararlarına tekabül eden miktarlar yönüyle yapılandırma kanunundaki avantajlardan yükümlünün yararlanmasının mümkün olmadığının dilekçenin yargı yerine intikali sırasında bildirilmesi ve yargı yerinin de bu bildirime göre taraflar arasındaki iradenin daha açık ve net hale gelmesini sağlamasına imkan verilmesi gerekirken, buna riayet edilmediği anlaşıldığından kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.