Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2020/3264 E. 2023/2691 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2020/3264
- Karar No
- 2023/2691
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3264 Karar No : 2023/2691 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü KARŞI TARAF (DAVALI) : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtlar için verilen özel tüketim vergisi beyannameleri ile araçlara ait faturaların karşılaştırılması suretiyle tespit edilen matrah farkı üzerinden 2011 yılının Kasım dönemine ilişkin olarak ikmalen tarh edilen özel tüketim vergileri ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin değerlendirilmesinden, organizasyon kapsamında sahte belge düzenleme ve kullanma suretiyle haksız katma değer vergisi iadelerinin alındığı, davacı nezdinde lüks taşıt faturaları düzenlenerek tahakkuk eden özel tüketim vergisi tutarlarının haksız katma değer vergisi iadelerine mahsuben ödendiği, araç alış faturaları ile davacı tarafından anılan araçların satımı sırasında düzenlenen özel tüketim vergisi beyannamelerinde yer alan tutarlar arasında ticari icaplara uygun olmayacak şekilde ve Kanunen belirlenen iskontoların çok üzerinde iskonto yapılarak çok düşük beyanda bulunmak suretiyle matrahların gizlendiği, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu ve ticari hayatın icaplarına uygun olmadığının anlaşılması karşısında, bir kat vergi ziyaı cezalı olarak tarh edilen özel tüketim vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı adına 2009 yılının Temmuz ila Eylül dönemi gelir stopaj vergisine ilişkin olarak kesilen ve 24/10/2009 tarihinde tebliğ edilen vergi ziyaı cezasının dava açılmaksızın 24/11/2009 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, bu durumda anılan cezanın dava konusu vergi ziyaı cezaları bakımından tekerrüre esas alınmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunun "sonuç" bölümünün 8. başlığında; "mükellef tarafından özel tüketim vergisi beyannameleri verilerek beyanda bulunulmuşsa da, yapılan işlemlerin muvazaalı olması sebebiyle verginin asıl mükelleflerinin ve matrahlarının tespit edilerek tahsil edilmesi gerektiği, araçların gerçekte hiç satılmadığı, sadece belgeler üzerinden mükellefe satış işlemi yapılmış gibi gösterilerek, organizasyona dahil İstanbul İli mükellefleri tarafından nihai tüketicilere satıldığı kanaatine varıldığı ve tüm vergisel işlemlerin bu mükellefler adına yapılması gerektiği, halihazırda İstanbul İli mükellefleri hakkında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme yönünden 2011 yılına ilişkin olarak vergi incelemelerinin devam ettiği, mükellef adına tahakkuk ettirilmiş olan özel tüketim vergilerinin terkin edilip edilmeyeceği hususunun söz konusu inceleme sonuçlarına göre Hakkari Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce değerlendirilmesi gerektiği" hususunun vergi inceleme elemanınca kabul olunduğu, buna göre, vergi borcunun kimden veya kimlerden ne suretle aranması gerektiği hususlarının, organizasyon içinde paravan ilişkiler yumağına katılan tüm kişi veya kişiler nezdinde aydınlığa kavuşturulması amacıyla verginin asıl mükellefleri olan ve haklarında incelemeler devam eden İstanbul İli mükellefleri hakkında yapılacak tarhiyatların sonucuna göre, davacı adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların terkin edilip edilip edilmediği, adına cezalı tarhiyat yapılmasını gerektiren araçlar ile gerçek mükellef kabul edilen kişi ve şirketler adına cezalı tarhiyat yapılmasını gerektiren araçların aynı olup olmadığı hususlarında ara kararı ile bilgi istenilmesi üzerine davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerden, davacıyı paravan olarak kullanan organizasyona dahil İstanbul ili mükelleflerinin bir kısmı hakkında incelemelerin devam ettiği, bir kısmı hakkında da cezalı tarhiyatların yapıldığı, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlar hakkında, vergi tekniği raporunda belirtildiği halde, herhangi bir terkin işleminin yapılmadığının anlaşılması karşısında, davacının söz konusu organizasyon ve ilişkiler yumağı içindeki yeri ile vergi ziyaının ortaya çıkmasındaki etkisinin, kapsamlı bir vergi incelemesi ile ortaya konulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu düzenlenen vergi tekniği raporuna dayalı olarak, asıl mükelleflerden aranan veya aranması gereken vergilerin, mükerrer vergilendirmeye yol açacak biçimde davacıdan istenmesi suretiyle yapılan vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasından sonra dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/05/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : ... tarih ve ... sayılı Vergi Tekniği Raporu'nun incelenmesinden davacının 2009-2011 yıllarının alış ve satışlarının gerçek dışı işlemlerden oluştuğu tespit edildiğinden inceleme tutanağı düzenlenmeye gerek görülmediği, raporda muvazaanın varlığının ve ne şekilde organize edildiğinin tespitinin yapıldığı davacı beyanında İstanbul'daki firmalar tarafından beyannamelerde yer alacak ötv matrahına esas meblağın bildirildiğinin ifade edilmesi üzerine asıl sorumluların araştırılması yönünde rapor düzenlenmişse de hangi firmadan alındığı ve bu firmalara yönelik bilgilerin verilmediği bu beyan ile matrah aşındırması işlemine aracılık ettiğinin kabul edildiği, mahkeme ara kararı ile talep edilen, davacı tarafından satışı yapılan araçlara ait beyannameler ve faturaların dosyaya gönderildiği matrahın hukuka uygunluğunun denetlenmesinin yapıldığı anlaşıldığından alım-satım işleminde vergisel sorumluluğun bilinmediği iddiasının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, satış faturalarının davacı tarafından ... isimli şirkete düzenlediği tespiti raporda yer almış olmakla tüm bu hususlar organizasyon dahilindeki diğer sorumluların var olması sebebiyle davacının vergisel sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından davacı adına tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.