Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/13476 E. 2025/12137 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/13476
- Karar No
- 2025/12137
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/13476 Karar No : 2025/12137
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Bitlis İli, Tatvan İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ettiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, "dava konusu işlemin iptali ile davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi" yolunda verilen ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Beşinci Dairesi'nin 17/09/2024 tarih ve E:2024/6753, K:2024/12246 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyulmak suretiyle davalı idarenin "istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi" yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: "DİL3" kodlaması ile ilgili Danıştay bozma ilamında yer verilen "örgüt tarafından verilen görevleri yerine getirmek, örgüte himmet vermek" şeklindeki özelliklerin kabul edilemez olduğu, veri analiz raporunun genel bilgiler kısmında, "DİL3" kodunun, "grup toplantılarına katılım sağlamış, diğer grup üyeleriyle ve hatta çoğu zaman mahrem sorumlusu ile de tanışmış, alana aktarım aşamasına gelmiş ancak son noktada örgüt mahrem sorumlusu tarafından bizim denilmemiş, henüz alana aktarılmamış kişi" olarak tanımlandığı, bu kodun, örgütün mahrem imamlarının kendisine baskısı olduğu ama kendisinin bu daveti kabul etmediği anlamına geldiği, nitekim, veri analiz raporunda yer verilen "arkadaşlarla arası bozuk olduğu için bize gelmedi" şeklindeki notun da örgüte dahil olmama iradesini gösterdiği, örgütün evlerinde kalmadığı, herhangi bir ad altında örgüte maddi yardımda bulunmadığı, örgüt tarafından sohbet adı verilen toplantılara katılmadığı, ceza yargılamasında dinlenen tanıkların da bu hususları doğruladığı, yine ceza yargılamasında yapılan araştırmalar neticesinde ByLock kullanıcısı olmadığının, Bank Asya hesabının bulunmadığının, örgüte müzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek üyeliği bulunmadığının, örgütün tepe yöneticileri ile herhangi bir görüşmesi veya irtibatı olmadığının tek tek tespit edildiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve istinaf kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, 11/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : ... Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun ... sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık ...'dan elde edilen dijital materyal içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütünün, Emniyet Teşkilatında kadrolaşma ve mahrem yapılanma faaliyetleri ile örgütün emniyet mensuplarını kodlamasına ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılmıştır. Söz konusu kodlama sistemi incelendiğinde, nitelikleri itibarıyla görüşülmesi uygun görülüp örgüt tarafından "ilgi" sınıfı içerisinde kodlanan bir kişinin örgüte kazandırılması çalışmasını yapmak üzere örgüte bağlılığı üst derecelerde kodlanan ve "stajyer" olarak nitelendirilen bir takip görevlisinin atandığı, yaklaşık dokuz aylık süreçte örgüt tarafından kazanılmak istenen söz konusu kişinin, insani ilişki kurmak aşamasından başlayıp, toplantılarına katılmak, himmet vermek, diğer grup üyeleriyle tanıştırılmak, verilen görevleri yerine getirmek ve mahrem sorumluyla tanıştırılmak gibi aşamalardan geçirildiği, mahrem sorumludan onay alınmak suretiyle "alan içi" sınıfında kodlandığı anlaşılmaktadır. Bir kişinin "alan-içi" kategorisinde kodlandıktan sonra çeşitli sebeplerle örgütten uzaklaşma sürecine girmesi halinde ise "ümit" veya "serhat" kategorisinde kodlandığı ve örgütün bu şekilde kodladığı kişileri yeniden kazanmaya çok önem verdiği, bu kişilere yönelik takip ve temas faaliyetlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, örgütün kodladığı kişilere yönelik değerlendirmelerini periyodik aralıklarla gözden geçirmek suretiyle kodlandırmayı tekrarladığı anlaşılmaktadır. Kişinin kodlanmasının, bu kişinin örgüt tarafından söz konusu kodlama için tanımlanan faaliyet aşamalarından geçirilmek anlamına geldiği gözetildiğinde, hakkında kodlama verisi bulunan bir kişinin örgüt ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığına karar verilebilmesi için, hakkındaki kodlamanın karşılığı olarak hangi faaliyetlerin tanımlandığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, “alan-içi” kapsamında kodlanan kişilerin kodlama tanımlarına bakıldığında örgütle irtibat ve iltisaklı olduklarında herhangi bir tereddüt bulunmamakla birlikte, örgütün kodlama sisteminde “ilgi” kategorisinde "Dil3" olarak kodlanmış kişilerin durumunun ayrıca tartışılması gerekmektedir. Yukarıda yer verildiği üzere, gizli tanık ... ... Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında, "..İLGİ; Nitelikleri itibarı ile görüşülmesi uygun görülenlerdir. İlgi alanına aktarılması düşünülen emniyet mensubunun, örgütün mahrem yapılanmasında görev alan mahrem sorumlunun toplantılarına katılan öğrencilerden (Emniyet Personellerinden) alınan bilgiler doğrultusunda, nitelikleri itibari ile görüşülmesi planlanan kişiye öncelikle öğrenciler arasından bir stajyer planlaması yapılır, başlangıçta hedef kişinin bu durumdan haberi dahi olmaz. Stajyer tarafından örgütsel bir sistematik içerisinde hedef şahsın aile yaşantısı, ilişkileri, dünya görüşü ve gündemdeki konulara bakışına kadar birçok konudaki görüşleri hakkında bilgiler toplanır, dini konular hakkında gerekli hassasiyet oluşturularak stajyer ile arasında bir vefa ilişkisi oluşturma anlamında gerekli çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar ilk başta genel olarak insani ilişkiler üzerinden oluşturulur. Bu ilişkiler genel olarak iş yerinde birlikte yemek yeme, çay içme vb. şeklinde olur. Üç veya dört farklı safhada yaklaşık olarak dokuz aylık süreç sonrasında alana aktarımı yapılabilir. Hedef bu ilgilenme sürecinin sonunda alana aktarımı yapılmadan hemen önce, mahrem sorumluyla tanıştırma ve örgütsel toplantılar ile himmet gündeme gelir. İlgi alanındaki öğrencinin alana aktarılması, örgüt mahrem sorumlusunun üst yönetimden takdir alması açısından önemli bir eylemdir.; "..İLGİ alanında yer alan kodlamalar şunlardır: DİL/İLGİ: Dil ibaresi ile örgüt üyesi olmayan ancak muhafazakar, kazanılabilir olduğu değerlendirilerek örgüte dahil etme potansiyeli olduğu düşünülen kişiler belirtilmektedir... DİL3/XDİL3/SDİL3/DİL3?: DİL3 seviyesi, grup toplantılarına katılım sağlamış, diğer grup üyeleriyle ve hatta çoğu zaman mahrem sorumlusu ile de tanışmış, alana aktarım aşamasına gelmiş ancak son noktada örgüt mahrem sorumlusu tarafından "bizim" denilmemiş, henüz alana aktarılmamış kişidir. İlgili kodun ön veya arka kısmına konulan X ve S ibareleri şahıs hakkında yeni bir değerlendirme yapılması gerektiğini göstermek için kullanılırdı." şeklinde bilgiler vermiş; aynı ifade tutanağında yer aldığı üzere, KOM Başkanlığı tarafından dosya adı ve dosya yolu belirtilerek Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen dijital materyal içeriğinde (32-AS_PPTX-PERSONEL-A isimli dosya yolu içerisinde bulunan 14.05.2014 eğiştirme tarihli YENİ PERSONEL SEMİNER-MARMARA isimli Word belgesinin 2. maddesinde) yer alan "DİL3: hizmeti benimseme konusunda henüz benim hizmetim demeyen, ancak bizimle olmayı iradi olarak tercih eden namazını aksatmadan kılmaya çalışan, kendi gibi arkadaşlarla beraber haftalık sohbet benzeri programlar yapan (bu sohbet bile olabilir) son noktasında biz deme aşamasına gelmi(ş)" şeklindeki veri sorulduğunda ise "Teslim etmiş olduğum dijital veriler içerisinden çıkan YENİ PERSONEL SEMİNER MARMARA isimli Word belgesinin 2. sırasında yer alan açıklama doğrudur. Söz konusu açıklama beyanlarım ile genel olarak uyumludur. Bu kodlar polis memurları için kullanılan kodlardır. Dil1, Dil2 ve Dil3 seviyesindeki kişiler örgütün alan içi olarak tabir edilen kısmında değildir. Alana aktarılmaya en yakın kişi Dil3 koduna sahip kişilerdir. Ancak belirttiğim gibi bu kişiler örgütün içerisinde yer almaz örgüt bu şahısları kazanmak için ilgilenir ve kazanma adına bir kısım faaliyetler yapmış olabilir."; ".... OFİS; Kodlamalarda, FETÖ mensuplarından bekar veya yeni mezunların cemaat evlerinde kalıp kalmama durumlarını gösteren “Ofis” sütunu bulunmaktadır. FETÖ’de bekar veya yeni mezun memurlar için oluşturulan örgüt evleri bulunmaktadır. Bu evlerde kalanlar için genel olarak “EVET“, kalmayanlar için “HAYIR” tabiri kullanılır... KURS TAKSİDİ; Kodlamalarda, FETÖ mensubu şahsın örgüte aylık olarak verdiği TL cinsinden himmeti gösteren “Kurs Taksidi" sütunu bulunmaktadır. Burada fişleme/kodlaması yapılan personelin kodlaması ile ters orantıda himmet kayıtları görülebilir. Örneğin, “SAYV” pozisyonunda olan birinin himmet kaydının bulunmaması şahsın hiçbir zaman himmet vermediği anlamına gelmez, şahıs listenin düzenlendiği tarihte çeşitli ekonomik gerekçelerle ev alma, araba alma, borçlu olma, hastalık vb. durumlarda mahrem sorumlusunu bilgilendirerek himmet vermeyebilir. Yine, CA veya SCB kodlaması bulunan kişinin himmet kaydının bulunması ise şahsın bilhassa 17/25 Aralık süreci sonrasında hem mahrem sorumlu ile arayı iyi tutmak, bağı koparmamak adına himmet miktarını verirken, diğer bir taraftan da birlikte görünmemek ve görüşmek istememesi hususları ile alakalı olabilir. Bu sebep ile örgütten ayrıldığı yönünde kodlaması olan şahısların da kurs taksiti verdiği görülebilir... ETÜT; FETÖ mensuplarının haftalık ders programlarının dışında, bekar memur evleri ya da özel olarak bu iş için tutulmuş evlerde veya evi müsait olan personelin evinde, bazen yatılı olmayı da içeren yoğunlaştırılmış ders programı (manevi tören) sayısı örgüt mensubu açısından fişleme/kodlama listelerine kayıt edilir. Bu listelerde karşılaşılan buçuklu ifadeler, yarım günü ifade eder. Normalde her FETÖ mensubunun yılda 15 günlük bir programı tamamlaması hedeflenir ancak yoğun mesaide çalışan kişilerin manevi törene katılma sıklığı eksik olsa da mazur görülür. Burada ana amaç ETÜT’e katılan örgüt mensuplarına dini bilgilerin yanı sıra örgüt ideolojisini benimsetmektir. ETÜT örgüt içerisinde rutin hale gelen sohbet adı altındaki haftalık veya aylık toplantılarla karıştırılmamalıdır. Burada örgüt mensubundan yıllık izninin belirli kısmını örgüt tarafından belirlenecek adreste geçirmesi beklenir...” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Örgütün kodlama sistematiğinin işleyişine dair beyan ve tespitlerin incelenmesinden, örgütün topladığı bilgi ve belgeler çerçevesinde nitelikleri itibariyle görüşülmesini uygun gördüğü hedef kişileri "ilgi" kategorisinde kodladığı ve bu kişilerle ilgilenmek üzere "stajyer" olarak tabir edilen bir kişiyi görevlendirdiği, "stajyerin" hedef kişi ile bir vefa ilişkisi oluşturmaya çalıştığı ve bu aşamada hedef kişiyi örgüte kazandırmaya çalıştığına dair amacını gizleyerek, insani ilişkilerden ve dini konulardan ibaret olan faaliyetlerden geçirmek suretiyle dünya görüşü, dini hassasiyetleri, gündemdeki konulara bakışı, aile yaşantısı ve ilişkileri gibi konularda bilgiler topladığı, söz konusu bu faaliyet aşamalarında hedef kişinin örgütün gerçek yüzü ile henüz karşılaşmadığı anlaşılmaktadır. Bu ilgilenilme sürecinin sonunda ve hedef kişinin alana aktarımı yapılmadan hemen önce ise örgütsel toplantılar, himmet ve mahrem sorumlu ile tanıştırılmasının gündeme gelmesi suretiyle hedef kişinin örgütün yapısı ve işleyişi hakkında bilgi edinmeye başladığı, son aşamadaki bu faaliyetlere uyumla katılım sağlamasının ve mahrem sorumlunun onayını almasının ardından ise "alan-içi" kategoride kodlanarak örgütün etki alanı içerisine girdiği sonucuna varılmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü personeli iken FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılan kişilerin, aynı sebeple diğer kamu kuruluşlarındaki görevlerinden çıkarılan kişilerden farklılık arz eden yönü, emniyet personeli hakkında bizzat örgüt tarafından personelin süreç içinde örgütle ilişkisini ortaya koyan kodlama verilerinin bulunmasıdır. Dairemizce, gizli tanık ...'dan elde edilen kodlama verilerinin emniyet personelinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek, hukuka uygun veri niteliğinde olduğu oybirliğiyle kabul edilmiştir. Dolayısıyla hukuka uygun kabul edilen verilerin bir parçası olan, kişinin örgütten ayrılmasını ya da ilgilenilen kişiyi ifade eden kodlama verilerinin de geçerli ve güçlü bir delil olarak kabulü gerekmektedir. İltisak ve irtibat kavramları yargı yerince yorumlanırken, dava konusu işleme dayanak teşkil eden KHK'nın amacının anayasal düzene yönelik açık ve yakın tehlike arz edebilecek kişilerin kamu görevinden çıkartılması olduğunun göz önünde bulundurulması gerekir. Örgütle olan iltisak ve irtibatını kesmeksizin örgütsel faaliyetlere katılan kişiler anayasal düzene açık ve yakın tehlike oluşturmakta iken, hayatının belirli bir döneminde örgütle teması olmakla birlikte, daha sonra bağını kesen ve kimi zaman bağını kestikten sonra örgüte karşı tavır alan kişilerin anayasal düzene karşı açık ve yakın tehlike arz ettiğinden söz edilemez. Yukarıdaki değerlendirmelerin aksinin kabulü, örgütün etki alanı içerisinde olduğu anlamına gelen “alan-içi” kategoride kodlandığı tespit edilen ve son kodlaması da “alan-içi” olan kişilerle; gerek kendi gözlem ve tespitlerine dayalı olarak gerekse gizli tanık ...'un ifadesinde "...17/25 Aralık sürecinden sonra bilhassa polis memuru rütbesindeki personelde ... yoğun şekilde ayrılmalar söz konusu oldu..." şeklinde belirtildiği üzere özellikle 17-25 Aralık 2013 tarihi sonrası kamu otoritesinin uyarılarını dikkate alarak, kendisini dini bir oluşum gibi takdim eden bu yapının farklı bir gündeminin olduğunun ayrımına varan ve kendi iradesiyle örgütten ayrılan, ayrıldıktan sonra da örgütün ısrarlı şekilde takip ve baskılarına rağmen bir daha örgütle teması olmadığı örgüt tarafından yapılan kodlama verisiyle doğrulanan ve gerek hakkındaki veri inceleme raporunun kurs taksidi, ofis, etüt kısımlarında ek veri olmayan, gerekse bakılmakta olan dosya kapsamında örgüt ile iltisaklı veya irtibatlı olduğunu gösterir nitelikte başka bilgi, belge veya tespit bulunmayan kişilerin, aynı muameleye tabi tutulmaları anlamına gelir ki, bu durum hem eşitlik, ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine, hem de anılan KHK'nın amacına aykırı olacaktır. Bu itibarla, örgüt tarafından "Dil" kodlamasının karşılığı olan tanımlamanın "örgüt üyesi olmayan ancak muhafazakar, kazanılabilir olduğu değerlendirilerek örgüte dahil etme potansiyeli olduğu düşünülen kişileri" ifade ettiği görülmekle birlikte, "ilgi" kategorisinin yaklaşık 9 aylık süreçte geçirilen Dil1,Dil2 ve Dİl3 safhalarından oluştuğu, bunlardan "Dil3" safhasının yaklaşık 3 aylık süreye tekabül ettiği, bir kişinin bir sonraki safha olan "alan-içi" kategorideki bir kod ile kodlanmadıkça, "Dil3" kategorisi için tanımlanan faaliyetlerin ilk aşamasında mı olduğu, yoksa bu kategori için tanımlanan faaliyetlerin hepsinden geçirilip alana aktarım aşamasına mı geldiğinin tespit edilemediği hususu, bu şekilde kodlanmış kişinin henüz örgütün etki alanı içerisine girmeyip, örgüte kazandırılma aşamasında olduğu hususu ile bir arada değerlendirildiğinde, hakkındaki veri inceleme raporunun kurs taksidi, ofis, etüt kısımlarındaki ek verilerle veya bakılmakta olan dosya kapsamında örgüt ile iltisaklı veya irtibatlı olduğunu gösterir nitelikte başka bilgi, belge veya tespit ile desteklenmedikçe "Dil" olarak kodlanmış olmanın tek başına kişinin örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli olmayacağı sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen 16/08/2022 tarihli veri inceleme raporunun incelenmesinden; davacının, "2015 Mart Alan" ve "Alan" kısımlarında "DİL" olarak kodlandığı bilgisine yer verildiği, buna karşılık, gerek veri inceleme raporunun kurs taksidi, ofis, etüt başlıkları altında, gerekse dosya kapsamında, davacı hakkındaki "DİL" kodlamasının aksini ortaya koyan esasa etkili bilgi, belge veya tespit bulunmadığı görülmüş olup “ilgi” kategorisinde "Dil" olarak kodlanmış, "alan-içi" kategoride kodlanarak örgütün etki alanı içerisine girdiği anlamındaki kodlardan biri ile kodlanmamış davacının, örgüt ile irtibat ve iltisaklı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemin iptali ve davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.