Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2024/19136 E. 2024/19297 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2024/19136
- Karar No
- 2024/19297
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/19136 Karar No : 2024/19297
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av....
Karşı Taraf (Davalı) :... Bakanlığı / ... Vekili : Av....
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan maaşlara karşılık olarak 300.000,00-TL maddi tazminatın ve uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazmini amacıyla 1.000.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin somut gerekçe sunulmadan, disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, kamu kurumlarından gönderilen evrakların tarafına tebliğ edilmeden hükme esas alındığı, savunmanın hak arama özgürlüğünün ve adil yargılamanın vazgeçilemez bir koşulu olduğu, kamu görevlilerinin zorunlu emeklilik yaşına kadar kendileri istemedikçe mesleklerinden çıkarılamayacakları ve emeklilik yaşına kadar çalışma, maaş elde etme ve emeklilik haklarına sahip olmasının mülkiyet hakkının koruması altında olduğu, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, AİHM tarafından bir kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin bir ceza olarak nitelendirildiği ve adil yargılanma hakkının tüm güvencelerinin uygulanması gerektiği, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama, suçlu ilan edip cezalandırma yetkisinin bulunmadığı, ByLock kullandığının kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle saptanmadığı, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen ByLock verilerinin istihbari çalışmalar çerçevesinde ele geçirildiği, telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenebilmesi için mahkeme kararının olması gerektiği, ByLock’a ilişkin hard disk ve flaş belleğin kendisine verilmesi ve dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun "Mestan Yayman" kararı ışığında ByLock kullanımının ve dini sohbetlere katılmanın düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğü, barışçıl toplantı yapma ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan veriler CGNAT kayıtları ve BTK verileri ile ispatlanmadığı, ... kod adli gizli tanıktan elde edilen verilerin istihbari nitelikte olduğu, yan veya destekleyici bir delil ile desteklenmeyen veri inceleme raporundaki bilgilerin hükme esas alınamayacağı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında belirlenen ilkelerin mevcut davada uygulanması gerektiği, disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndaki usul ve esaslara uyulmadığı, savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran olağanüstü tedbir niteliğinde işlem tesis edildiği, olağanüstü tedbir değerlendirmesinin herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, AİHS’in 15. maddesi kapsamında yapılan derogasyon bildirimiyle Devletlerin hukukun üstünlüğü ilkesine ve buna bağlı güvencelere saygı gösterme yükümlülüğünden vazgeçme etkisine sahip olmadığı, istihbari nitelikteki irtibat ve iltisak kavramlarının öngörülebilir olmadığı ve bu kavramlara ilişkin manevi unsurun oluşmadığı, Bakanlar Kurulunun OHAL KHK’larına dayanarak suç ve ceza ihdas etme yetkisinin bulunmadığı, tesis edilen işlemin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu ve ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği, terör suçlamasının 15 Temmuz 2016 tarihinden önceki eylemlere geriye dönük olarak uygulanamayacağı, gerçekleştirildikleri tarihte yasallık karinesinden yararlanan eylemlerinin delil olarak gösterilemeyeceği, sadakat yükümlülüğünün temel hak ve hürriyetlerden faydalanmaya engel teşkil etmediği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, doğal hâkim ilkesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, masumiyet karinesi, suçta ve cezada kanunilik ilkesi, ifade özgürlüğü, ayrımcılık yasağı, şeref ve itibara saygı hakkı, lekelenmeme hakkı, gerekçeli karar hakkı, non bis in idem ilkesi, ölçülülük ilkesi, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.