Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2024/14302 E. 2025/12130 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2024/14302
Karar No
2025/12130
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/14302 Karar No : 2025/12130

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı emrinde ... olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının eşinin Türk Silahlı Kuvvetlerinde binbaşı rütbesinde görev yapmakta iken 675 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, davacının eşiyle birlikte sanık sıfatıyla "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayden yargılamasının yapıldığı, eşinin mahrem sorumlu M.D. tarafından yapılan sohbetlere katıldığının ve örgüt sorumluları tarafından ardışık olarak arandığının tespit edildiği, davacının da mahrem sorumlu M.D.'nin eşi olan L.D.'nin düzenlediği sohbetlere katıldığının tespit edildiği, ceza yargılamasında davacının eşinin 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, davacı hakkında ise sadece sohbetlere katılmaktan ibaret eyleminin tek başına örgüt üyeliği suçuna yol açmayacağı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, öte yandan ceza yargılaması usulü ile idari işlemlerin tesisine ve idari işlemlerin hukuki denetiminin yapıldığı idari yargılamaya ilişkin usullerin niteliği gereği farklı ilke ve kurallara tabi olduğu, bu bakımdan ilgililerin ceza yargılaması neticesinde ceza alıp almamış olmalarının tek başına haklarında idari bir işlem tesis edilmesine engel olmayacağı, nitekim 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi hükmünde, üyelik ve mensubiyet dışında iltisak ve irtibatlı olma durumunun da kamu görevinden çıkarılma bakımından yeterli bir hukuki sebep olarak sayıldığı hususlarının birlikte değerlendirilmesinden, mahrem sorumlunun eşinin düzenlediği örgütsel etkinliklere katıldığı tespit edilen davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğundan bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verilmiş olması, davacının L.D.'nin beyanıyla, 2013 yılı ortalarından 2014 yılı Mart ayına kadar sohbetlere katılmaktan ibaret olan eylemi dışında, terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir başkaca bir bilgi, belge, aleyhine bir tanık ifadesi bulunmadığı gibi, İdare Mahkemesince yapılan ara kararlarına ilgili birimlerce verilen cevaplarda da davacının aleyhine olacak başkaca bir tespitin bulunmadığının görülmesi karşısında, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olduğu yolundaki davalı idare değerlendirmesinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, bu işleme karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle parasal ve özlük hakları yönünden uğradığı zararın tazmini gerektiği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlemin iptaline, anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca davacının terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatının olduğunun değerlendirildiği ve hukuka ve yasal mevzuata uygun olarak davacı hakkında işlem tesis edildiği, dosyada mevcut olan delillerin ve diğer tespitlerin davacının örgütle irtibatını ortaya koyduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Soyut nitelikteki tanık beyanlarına dayanılarak işlem tesis edildiği, hakkında tanık sıfatıyla ifade veren kişinin kovuşturma aşamasında kendisini tanımadığını beyan ettiği, ceza yargılaması neticesinde hakkında beraat kararı verildiği, aile bireylerine ilişkin tespitler gerekçe gösterilerek kamu görevinden çıkarıldığı, yürütme ve yasama mercileri tarafından yargı yetkisi kullanılarak işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, örgüt ile irtibatına dair kişiselleştirme yapılmadığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği belirtilerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı emrinde çocuk gelişimcisi olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği ve davacı hakkındaki beraat kararının temyiz edilmeksizin 25/10/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, tanık L.D. isimli şahsın ceza soruşturması aşamasındaki beyanlarında; eşi M.D.'nin FETÖ yapılanmasına mensup asker şahıslara dini sohbetler verdiği, kendisinin de asker eşlerine sohbetler düzenlediği, bu kapsamda ikametlerinde yapılan toplantılara ismini ... olarak bildiği kişinin 2013 yılı ortalarından 2014 yılı Mart ayına kadar katıldığı, Siirt’te bulunan kimsesiz çocukların bulunduğu ev ya da kurumda memur olarak çalıştığı, okul öncesi öğretmenliği mezunu olduğu, ailesinin Ankara’da yaşadığı, ... isminde bir kızının olduğu ve eşinin askeriyede göz doktoru olarak görev yaptığı, toplantılarda örgüt liderinin kitaplarını okudukları, videolarını izledikleri, kendi eşi M.D.'nin de sanığın eşi ile aynı faaliyetleri yaptığı yönünde ifade verdiği ve davacı ...’yu ... olarak anlattığı kişi olarak teşhis ettiği görülmüştür. Öte yandan, her ne kadar L.D. isimli tanığın ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılama aşamasında, kendisinin sanık Tevhide hakkında bir beyanı olmadığını söyleyerek soruşturmadaki beyanlarından döndüğü görülmüş ise de, Ceza mahkemesince adı geçen tanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarının doğru olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmektedir. Bununla birlikte, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının eşi Ü.Y.'nin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararda Ü.Y.'nin ankesörlü hatlardan ardışık olarak arandığı ve örgüt tarafından düzenlenen sohbetlere katıldığı yönünde tespitlere yer verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... esasına kayden görülen davanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, davacının eşi Ü.Y.'nin Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde ... olarak görev yapmakta iken, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı, göreve iade talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve anılan kararın Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, davacının örgüt tarafından düzenlenen sohbetlere katıldığı, eşinin ise ankesörlü hatlardan ardışık olarak arandığı ve örgüt sohbetlerine katıldığının anlaşılmakla, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ile aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı dikkate alındığında, davacı ve eşi ile ilgili söz konusu tespitlerin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair delil niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali, anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/11/2025 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2024/14302, K. 2025/12130, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2024-14302-e-2025-12130-k-52a53eab6b53