Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/9706 E. 2025/14469 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/9706
- Karar No
- 2025/14469
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/9706 Karar No : 2025/14469
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair... tarih ve .../... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında şüpheli olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığınca .../... dosya numarasıyla adli soruşturma yürütüldüğü, söz konusu soruşturma neticesinde anılan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... tarih ve .../... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının Bank Asya'daki hesabının 31/12/2013 tarihindeki bakiyesi 62,95-TL iken mezkur hesaba 27/02/2015 tarihinde 20,000,00-TL yatırdığı ve anılan bankada 26/10/2014 tarihinde 65,65-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açıldığı, 04/02/2015 tarihinde ve bu tarihi takip eden günlerde örgütle irtibatlı kişilerin finansal destek amacıyla Bank Asya hesabında çeşitli işlemler yaptığı, bahsi geçen tarihten (04/02/2015) kısa süre sonra 27/02/2015 tarihinde davacı tarafından anılan bankadaki hesabına 20.000,00-TL yatırıldığı, ilk vadesiz hesabın açıldığı 17/07/2013 tarihinden itibaren 27/02/2015 tarihine kadar geçen dönemde mezkur bankadaki hesaba bir seferde yatırılan en yüksek tutarın 1.500,00-TL olduğu, bu nedenle anılan hesaba 20.000,00-TL yatırılması şeklideki hesap hareketinin önceki dönemde gerçekleştirilen hesap hareketlerinden hacim olarak ciddi düzeyde farklılık arz ettiği, nitekim anılan hesabın önceki dönemlerde genellikle 60,00-70,00-TL aralığında seyreden ay sonu bakiyesinin söz konusu tutarın yatırılmasına bağlı olarak 2015/02 döneminde ciddi artış gösterdiği ve 20.066,60-TL'ye yükseldiği, daha sonra 09/03/2015 tarihinde bahsi geçen tutarın (20.000,00-TL) 26/10/2014 açılış tarihli katılım hesabına aktarıldığı, söz konusu tutarın Bank Asya'daki hesaba yatırıldığı tarihin finansal destek amacıyla anılan bankadaki hesaplarda çeşitli işlemlerin yapıldığı döneme isabet ettiği, mezkur hesabın 2015/05 döneminde 18.219,53-TL olan ay sonu bakiyesinin Bank Asya'nın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonra 2015/07 döneminde 0,00-TL'ye düştüğü, bu durumun 10/07/2015 tarihinde ilgili hesaptaki tüm bakiyenin (18.296,96-TL) çekilmesinden kaynaklandığı, sonraki dönemlerde ise bakiyenin artış göstermediği, ayrıca FETÖ/PDY terör örgütü liderinin Bank Asya'ya destek olunması yönünde talimat verdiği 25/12/2013 tarihinden itibaren mezkur bankanın anılan Fona devrediliği 29/05/2015 tarihine kadar geçen dönemde (19/12/2014 ve 25/12/2014 tarihlerindeki kredi kartı borcu ödemeleri hariç olmak üzere) söz konusu hesapta fatura bedeli, kira bedeli, okul taksiti, kredi borcu ödemesi gibi olağan bankacılık işlemleri yapılmadığı, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde kurum kanaati bulunduğu tespitleri ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, evlilik hazırlığı nedeniyle kuyumcu ve çeyiz malzemeleri satın alım işlemlerinde vade farkı uygulanmaması nedeniyle Bank Asya'da hesap açtırdığı, başka bankalar nezdinde de hesabının bulunduğu, sonrasında sağlık problemleri yaşaması nedeniyle düğünde takılan takıları bozdurarak Bank Asya'da bulunan hesabına yatırdığı, faizsiz bankacılık olması nedeniyle söz konusu bankayı tercih ettiği, örgüt liderinin talimatından haberdar olmadığı, tedavisi nedeniyle her ihtimale karşı altınları bozdurduğu, görev yaptığı ilde tek katılım bankasının Bank Asya olduğu, tedavi sürecinde peyder pey parayı çekerek kullanmak amacıyla yatırdığı, tedavisi nedeniyle hastaneye yatış işlemleri gerçekleştirildiği, yatarak tedavi görmesi ve bankamatik kartı da verilmemesi nedeniyle söz konusu miktarı hesabından çekemediği, bu süreçte yatan hasta olması nedeniyle bankaya giderek parasını çekme durumunun olmadığı, yetkileri olmadığı için aile bireylerinin de kendisi adına para çekme işlemini gerçekleştiremediği, örgüt liderinin talimatı ile hesabında işlem gerçekleştirmediği, hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan takipsizlik kararı verildiği, uzun süren tedavi sürecinden kaynaklı olarak kendisini iş yerinde çok fazla kişinin tanımadığı bu nedenle hakkındaki kurum kanaatinin gerçeği yansıtmadığı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 06/01/2017 tarih ve 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve E:2018/79, K:2022/135 sayılı kararıyla, 7084 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ... ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde infaz ve koruma memuru olarak görev yapmakta iken, 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, Komisyonun... tarih ve .../... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza soruşturması sonucunda; ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; a) Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve terör örgütünün talimatı ile mevduatındaki para tutarını arttırdığı iddiası ile ilgili olarak; Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı tespitine yer verilmiştir. Bu tespit ile ilgili olarak davacı, tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; faizsiz bankacılık hizmeti vermesi nedeniyle Bank Asya'da hesap açtığını, behçet hastalığı nedeniyle uzun süre bir tedavi gördüğü ve tedavisinden kullanmak amacıyla düğün takılarını bozdurarak çalıştığı il'deki tek katılım bankası olduğu için Bank Asya'da bulunan hesabına yatırdığı, süreç içerisinde yatarak tedavi gördüğü için söz konusu parayı hesabından çekerek kullanamadığı, tedavisi sonrasında hesabında olan bakiyeyi çektiği, örgüt liderinin talimatından haberdar olmadığını ve örgüt talimatıyla hareket etmediğini ileri sürmüştür. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu kapsamda, davacı adına açılmış olan hesaptaki FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir. Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Bank Asya'da kendisi adına 17/07/2013 tarihinde hesap açtığı, 31/12/2013 tarihi itibariyle bakiyesinin 62,95 TL olduğu, ilk vadesiz hesabın açıldığı 17/07/2013 tarihinden itibaren 27/02/2015 tarihine kadar geçen dönemde mezkur bankadaki hesaba bir seferde yatırılan en yüksek tutarın 1.500,00-TL olduğu, 27/02/2015 tarihinde de 20,000,00-TL yatırdığı, 09/03/2015 tarihinde bahsi geçen tutarın 26/10/2014 açılış tarihli katılım hesabına aktarıldığı, 2015/Mayıs döneminde ay sonu bakiyesinin 18.219,53 TL olduğu, 10/07/2015 tarihinde ilgili hesaptaki tüm bakiyenin hesabından çekildiği görülmekte ise de; davacı tarafından dosyaya sunulan kendisine ait hastane sevk formları, biyopsi raporları ve reçeteleri incelendiğinde davacının behçet hastalığı ve ınflamatuar bağırsak hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü, tedavisi ile birlikte hesabında bulunan 20,000,00-TL'lik miktarı peyder pey 16/03/2015 ve 24/04/2015 tarihlerinde çekerek hesabında bulunan bakiyenin zamanla azaldığı, Banka yönetiminin tamamının TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinde örgüt liderinin verdiği talimata uyulmadığı ve hesabın kapatılmayarak kalan 18.296,96-TL'lik bakiyenin 10/07/2015 tarihinde hesabından çekildiği, sonrasında hesabın kredi kartı borcu ödemeleri nedeniyle kullanılmaya devam ettiği, dosya içerisinde yer alan davacıya ait Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin CD incelendiğinde, 17/07/2013 tarihinde ilk katılım hesabının açıldığı, hesabın genel olarak kredi kartı borcu ödeme, para çekme ve yatırma gibi rutin bankacılık işlemleri ile kullanıldığı, Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davacının kendisi adına açılmış olan Asya Katılım Bankası hesabında gerçekleştirilen işlemlerin olağan bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hesabındaki işlemlerin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz etmediği anlaşıldığından, söz konusu işlemlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. b) Davacı hakkındaki kurum kanaatiyle ilgili olarak; Ayrıca, dava konusu işleme dayanak alınan ve davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan 29/09/2016 tarihli kurum görüşünde, davacının örgütle irtibat veya iltisakı olarak sadece Bank Asya'da bulunan hesabına 20.000,00 TL yatırdığı gerekçesine dayanıldığı, yukarıda yer verilen davacının Bank Asya işlemleriyle ilgili olarak yapılan tespit ve değerlendirmeler uyarınca belirtilen husus anılan örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan nitelikte bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.