Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/14520 E. 2026/465 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/14520
- Karar No
- 2026/465
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/14520 Karar No : 2026/465
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek enflasyon farkı faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlem tesis edilmeden önce hakkında isnat edilen fiille ilgili olarak yedi gün içerisinde savunmasını yapması, verilen süre içerisinde savunma yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hususunu ihtar eden yazının 25/07/2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının savunmasının ise 01/08/2022 tarihinde davalı idare kayıtlarına girdiği, dolayısıyla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35.maddesinin son fıkrasında açıkça belirtildiği şekilde tanınan asgari yedi günlük süre dolmadan ve davacının savunması alınmadan 30/07/2022 tarihinde dava konusu işlemin tesis edildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı hakkında savunma hakkı tanınmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, hukuka aykırı olarak tesis edildiği kanaatine varılan dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük hakların, her bir alacak yönünden normalde ödenmesi gerektiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği belirtilerek, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların, her bir alacak yönünden normalde ödenmesi gerektiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi uyarınca terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğu değerlendirilen kişilerin mevzuata uygun olarak kamu görevinden çıkarıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: Temyize konu kararın, dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesi:
Hukuki Değerlendirme: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın uyuşmazlığın esasına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz nedenleri kararın dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının işlem tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden davalı idarenin temyiz isteminin incelenmes;
Hukuki Değerlendirme: Mahkeme kararının, davacının savunmasının alınmaması nedeniyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı ile ilgili olarak Dairemizce onama kararı verilmiş olmasının davacının doğrudan göreve başlatılması sonucunu doğurmayacağı, usulüne uygun olarak savunması alındıktan sonra davacı hakkında yeni bir işlem tesis edilebileceği göz önüne alındığında, bu aşamada (yeniden işlem tesis süresi içinde) davacının parasal hak kaybının tazminine hükmedilemeyeceğinden, Mahkeme kararının "davacının işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların, her bir alacak yönünden normalde ödenmesi gerektiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine"ne ilişkin kısmının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının ONANMASINA oyçokluğuyla, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların, her bir alacak yönünden normalde ödenmesi gerektiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA oybirliğiyle, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/02/2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek enflasyon farkı faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların, her bir alacak yönünden normalde ödenmesi gerektiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Dairemiz kararı davacının savunması alınmadan işlem tesis edilmiş olması gerekçesiyle bozma yönünde olmakla davacının savunma süresi dolmadan ve davacı tarafından savunma verilmeden işlem tesis edilmiş olması işlemin özelliğine yargılama safhalarına bakılmaksızın doğrudan iptal sebebi olarak değerlendirilmiştir. Oysa 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde temyiz incelemesinde Danıştay tarafından verilecek karar çeşitleri sınırlı olarak sayma suretiyle belirlenmiş olup, maddenin 2. fıkrası c) bendinde “usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklerinin bulunması” halinde bozma kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Bu değerlendirme yapılmaksızın verilen bozma kararı iş bu açık düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki; Haklar toplumsal barış ve düzeni sağlama amacıyla bireysel haklar ile kamusal haklar arasındaki dengenin gözetilmesi ile var olup yasalarca korunmaktadır. Bu bağlamda somut olay düzleminde Savunma hakkı kavramı idare hukuku açısından değerlendirildiğinde tek yanlı işlem tesis etme yetkisine sahip idarelerin davacıdan kaynaklanan bir sebep ile aleyhe bir işlem tesis etmeden önce bilgisine başvurma(savunma) veya iddialara karşı haklı sebeplerin varlığının ileri sürülerek bu beyanların değerlendirilmesi ile idarenin işlem tesisinden vazgeçmesi ihtimalinin idarece değerlendirilmesinin sağlanması amacını taşımaktadır. Zaman bakımından işlemden önce alınması gerekli olan savunmanın yargılama safhasında giderilmek suretiyle beklenen hukuki koruma ve faydanın gerçekleşmesi de mümkün olmakla, sonradan giderilebilecek eksiklik niteliğinde olup, esası etkileme yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, davacının işlem tesisinden önce savunmasının alınması gerekli ise de alınmaması bizatihi işlemi sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyecektir. Zira idare dava dilekçesinin kendisine tebliği ile işlemi geri alma, iptal etme hak ve yetkisine sahip olmakla dar anlamda savunmayı değerlendirmiş olacaktır. Diğer durumlarda yargılamanın usul hükümleri doğrultusunda gelişen sürecinde işleme yönelik hertürlü savunma yani maddi olayın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna dair iddia ve deliller taraflarca sunulabileceği gibi idari yargılama usulü kanunun resen araştırma ilkesi olarak tanımlanan 20. madde düzenlemesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir“ hükümleri doğrultusunda yargı yerlerince işlemin hukuka uygunluğu denetleneceğinden savunma ile sınırlı olmayan inceleme sonucu karar verilecektir. Diğer yandan, kamu hizmetlerinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorunluluğu karşısında kamu menfaati ile kişi haklarının dengelenmesi adaletin gereği olmakla savunma hakkının bizatihi belli bir zaman diliminde kullandırılmamış olması sebebiyle işlemin iptal edilmesi durumunda kamu hizmet ve güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucunu doğuracak bir karar ortaya çıkacak olması kamu hak ve güvenliğinin korunmaması sonucunu doğuracaktır. Zira her hak gibi Savunma hakkı da , başkalarının haklarının ve güvenliğinin korunmasıyla dengelenmesi tarafsız yargılamanın bir gereğidir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında da işlemlerin tesisi ve yargı safhaları bütün olarak değerlendirilmek suretiyle usule aykırılıkların yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediğinin gözetilmesi gerektiği yönündedir. (AİHM, bir aşamadaki kusurun sonraki bir aşamada telafi edilebileceğini belirtmektedir ) İdari yargılama sürecinde savunma hakkı “adil yargılanma hakkı” ilkesi doğrultusunda yargı safhasında kullanılmaya ve giderilmeye açık olmakla ve bu ilke aynı zamanda “makul sürede yargılamanın sona erdirilmesi” ilkesini de kapsamakla işlemin iptali yargılamayı zaman ve ekonomik açıdan zarara uğratacağı gibi hukuki bir yarar sağlamayacağından bu hakkın yargılama safhasında giderilmesi hususu ile birlikte esas incelemesinin yapılması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.