Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/6307 E. 2025/1578 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/6307
Karar No
2025/1578
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/6307 Karar No : 2025/1578

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı - ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinden re'sen yapılan araştırmada, davacının, FETÖ/PDY terör örgütüyle bağının (üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut irtibatının) olup olmadığı hususunun incelenerek değerlendirilmesinden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankada ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 0,00-TL iken; anılan hesaba 10/12/2014 tarihinde 300,00-TL, 13/01/2015 tarihinde 200,00-TL, 12/03/2015 tarihinde 500,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişinin olduğunun tespit edildiği; davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya A.Ş'ye 28/01/2014-19/06/2016 tarihleri arasında toplam 799,00-TL ödeme bilgisinin olduğu, Kimse Yok Mu Derneğine 20/01/2014-20/10/2014 tarihleri arasında SMS yolu ile para gönderdiği, çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel Sultanbeyli Anafen Anadolu Lisesinde 2015-2016 eğitim öğretim dönemine ilişkin kaydının olduğu, kurumu tarafından OHAL komisyonuna intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; davacının İstanbul Valiliği'nin 06/08/2016 tarih ve 2 sayılı kurul kararında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu, ayrıca davacı hakkında üst amir kanaati olarak yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibatı ve iltisakının bulunduğu yönünde görüş belirtildiği; dolayısıyla dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; davacının, FETÖ ile iltisakı ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işlemin somut dayanağının bulunmadığı,hakkında herhangi bir ceza soruşturması ya da kovuşturmasının olmadığı, Bank Asya işlemlerinin okul ödemeleri gibi rutin bankacılık faaliyetleri olduğu, çocuğunu gönderdiği okulun örgütle bağlantılı olduğunu bilmediği, Cihan Medya ödemelerinin dershanenin deneme sınavı dergilerinin ödemelerine ilişkin olduğu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Davalı idare tarafından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, davalı idare bünyesinde mühendis olarak görev yapmakta iken, 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbir Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 22/11/2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 1. maddesinde, "(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarih ve E:2018/78, K:2022/114 sayılı kararıyla, 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ... ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesince; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı; FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya A.Ş'ye 28/01/2014-19/06/2016 tarihleri arasında ödeme bilgisinin olduğu; Kimse Yok Mu Derneğine SMS yolu ile para gönderdiği; çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan okulda kaydının olduğu; personel bilgi dosyasında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu, ayrıca davacı hakkındaki üst amir kanaatinde FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibatı ve iltisakının bulunduğu yönünde görüş belirtildiği; söz konusu tespitlerin değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakının bulunduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği görülmüştür. Bu nedenle, öncelikle, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde;

a) İdare Mahkemesi kararında; davacının, Bank Asya'daki hesabında bulunan para miktarını örgüt liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından bu tespite ilişkin olarak özetle; Bank Asya'ya örgüt talimatı kapsamında para yatırmadığı, söz konusu hesabı çocuğunun özel okul taksitlerini ödemek için kullandığı, işlemlerinin rutin bankacılık faaliyetleri olduğu ileri sürülmüştür. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Bankanın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek bir kısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırma fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirildiği; Anayasa Mahkemesince de, örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu yolla gelir elde ettiği anlaşılan Bankaya, örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırmanın somut olayın koşullarına göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak değerlendirilebileceğini kabul edilmiştir (AYM, Metin Evecen, B. No: 2017/744, 04/04/2018, § 59). Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik başvurunun reddine ilişkin Komisyon kararında, davacının Bank Asya'da ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 0,00-TL iken; anılan hesaba 10/12/2014 tarihinde 300,00-TL, 13/01/2015 tarihinde 200,00-TL, 12/03/2015 tarihinde 500,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişinin olduğu belirtilmiş olup, davacının örgüt liderinin talimatıyla hareket ettiğinin söylenebilmesi için, söz konusu hesabın açılış tarihinin 28/05/2004 olduğu dikkate alındığında, 2014 yılı öncesi banka hesap hareketleri ile 2014 yılı hesap hareketlerinin kıyaslanması ve anılan Bankanın TMSF'ye devrinden sonraki davacının hesap hareketlerinin de değerlendirilmeye esas alınması gerektiği halde İdare Mahkemesince, 2014 yılı öncesi hesap hareketleri istenmeksizin sadece Komisyon kararında belirtilen 2014 yılındaki hesap hareketleri nazara alınarak eksik inceleme ile irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının 2014 yılı içinde Bank Asya'ya para yatırmak suretiyle örgüte yardım amacıyla ve örgüt liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettiği değerlendirmesinin, eksik incelemeye dayalı olması ve tek başına irtibat ve iltisak değerlendirmesi için yeterli bulunmaması nedeniyle öncelikle Bank Asya hesap hareketleri yönünden gerekli bilgi ve belgeler getirilip, davacının bu konudaki iddiaları da değerlendirilerek detaylı bir inceleme yapılması ve bu incelemenin sonucuna göre irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı olduğu hususundaki diğer tespitler hakkındaki değerlendirmeyle ilgili olarak; Dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında, davacı hakkında üst amir kanaati olarak yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibatı ve iltisakının bulunduğu yönünde görüş belirtildiği ve personel bilgi dosyasında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu belirtilmiş ise de; bu kanaatin somut delillerle desteklenmediği görülmektedir. Ayrıca, davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya A.Ş.'ye ödeme bilgisinin olduğu belirtilmiş olup, bu hususta davacının iddialarının da dikkate alınarak irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, Dairemizin işbu kararı, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi sonucunu doğurmayacağından, yukarıda belirtilen hususlarda yapılacak araştırma ve inceleme sonrası yapılacak değerlendirme sonucunda Bölge İdare Mahkemesince karar verilmesi gerektiği açıktır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : Dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile tüm dosya kapsamı ve özellikle kurumun zamana yayılı süreç içinde edindiği kanaat birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/6307, K. 2025/1578, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-6307-e-2025-1578-k-45363749b2f4