Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/16050 E. 2023/18673 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/16050
Karar No
2023/18673

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/16050 Karar No : 2023/18673 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Terör örgütü ile hiçbir bağlantısının olmadığı, sohbet toplantılarına katılmadığı, ceza yargılamasında ifade veren tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğu, söz konusu yapının terör örgütü olarak ilan edildiği tarihten önceki eylemlerinden dolayı terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı, Bank Asya hesabına talimatla para yatırmadığı, hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ve Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle 18/09/2023 tarihinde kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:.., K:.... sayılı kararında yer alan; '...Tanık R.Y. bozma öncesi 20/04/2018 tarihli talimat yoluyla ... Ağır Ceza Mahkemesince alınan beyanında; "Ben hangi hususta tanıklık yapacağımı anladım. Sanık ile 2012 yılının son aylarından 2013 yılının Haziran ayına kadar Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde birlikte çalıştık. 2012 yılının son ayında ben de sanık da İstihbarat şubede çalışmaya başladık, S.D. isimli şahıs bizi çay içmeye çağırmıştı, çay içmeye gittiğimiz Doğanbey Toki konutlarında bulunan evde o yıl İstihbarat Şube'de çalışmaya başlayan yaklaşık 20 kişi vardı, ben çay içmek amacı ile gittim ancak daha sonraki gözlemlerimden de anladığım üzere bu toplantının fetöcüler tarafından organize edilen sohbet toplantısı olduğunu anladım. Sanık ... de bu toplantıdaydı, orada şubeye yeni başlayan bizler birbirimiz ile tanıştık, onun dışında başka bir şey olmadı. Ayrıca sanık ... yine fetöden hakkında dava yürütüldüğünü bildiğim H.K. ile birlikte takılırdı, buradan da sanığın bu yapı ile irtibatı olduğunu düşünüyorum, ben bu konu ile ilgili daha önce ifade vermiştim, o ifadelerim doğrudur aynen tekrar ederim." şeklinde beyanda bulunarak sanığın 2012 yılında Bursa ilinde çalıştığı dönemde sohbetlere katıldığını belirttiği, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında, şüpheli olarak ifadesi alınan H.T. ifadesinde özetle; Bursa ilinde İstihbarat şube müdürlüğünde görev yaptığını, istihbarat şubede çalışan ... isimli kişinin yeni alım üyelerinden olduğunu ve sohbetlere katıldığını, 17-25 Aralık tarihinden sonra şubeden çıkarılmadığını, Tunceli iline tayin olduğunu bildiğini, yapılan ararştırma sonrasında ... isimli kişinin sanık ... olduğunun tespit edildiği, Tanık H.T. bozma öncesi 21/12/2017 tarihli talimat yoluyla ... Asliye Ceza Mahkemesince alınan beyanında; "Ben Bursa il emniyet müdürlüğü istihbarat şube müdürlüğünde 2013-2014 yılları arasında çalıştığım dönemlerde sanık ...'i tanırım, biz istihbarat şubede çalışırken bizden sonra alınan grup içerisindeydi, biz aynı büroda çalıştık, çeşitli zamanlarda bizimle beraber sohbetlere katılmıştır, örgüt içinde çok aktif birisi değildi, bir süre beraber çalıştıktan sonra sanığın yanlış hatırlamıyorsam Tunceli iline tayini çıkmıştı, bu dönemden sonra sanık ile hiçbir irtibatım olmadı, sanığın BYLOCK kullanıp kullanmadığını bilmiyorum, katıldığımız sohbetler dini sohbetlerdi, kesinlikle devletimiz aleyhine konuşma olmazdı, sanık ile Bursa ilinde iş haricinde sadece sohbetlerde karşılaşırdık, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık H.T.’in beyanlarına göre sanığın örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonraki dönemde de toplantılara katılmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, Tanık H.T.'in beyanlarına karşı sanığın ''Tanık H.'i 2013-2014 yılları arasında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube de çalıştığım dönemden tanırım. Kendisi ile çok samimi değildik. İş arkadaşlığı çerçevesinde ara sıra iş yerinde sohbet ederdik. Fakat kendisinin belirttiği gibi ben örgütsel anlamda herhangi bir sohbete katılmadım. Neden bu şekilde beyanda bulunduğunu bilmiyorum. Tanık ile aramızda husumet yoktur. beyanlarında aleyhe olan hususları kabul etmiyorum.'' şeklinde savunmada bulunduğu, Sanık aşamalarda özetle, hakkında verilen beyanların doğru olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, ömrünün hiçbir bölümünde bu örgüt içerisinde yer almadığını dile getirmiş ise de; kovuşturma konusu olay hakkında yalan beyanlarında ısrar etmelerini ve aynı konu hakkında yalanda ittifak etmelerini gerektirecek dosyaya yansıyan herhangi bir sebep tespit edilemeyen, gerek birbirleri ile gerekse sanık ile aralarında dosyaya yansımış önceye dayalı bir husumet sebebi de bulunmayan, yine vermiş oldukları beyanlarının sanıkla ile ilgili olan kısımları kovuşturma dosyası içerisinde yer alan H.T. ve R.Y. isimli şahısların mantık örgüsü içerisinde konumlandırılabilen, olay, yer, zaman ve kişi bağlantısı kurulabilen ve somut anlatıma dayanan ve olayın sıcağı sıcağına usulüne uygun surette alınan beyanlarında ve mahkeme aşamasında alınan ifadelerinde, sanığın bu terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ve örgütteki konumuna ilişkin anlatımlarının tesadüf olarak nitelendirilemeyecek kadar birbirleriyle ve ulaşılan oluş ve kabulle uyumlu ve benzer olması dikkate alındığında, sanığın savunmalarının kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu kabul edilerek itibar edilmemiştir. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün talimatı çerçevesinde emniyete sızdığı, sanığın Emniyette görev yaptığı dönemde örgütsel birlikteliğini sürdürdüğü, sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı, örgütle irtibatlı kişilerle irtibatını devam ettirdiği, HTS kayıtlarının analizi neticesinde çok sayıda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında şüpheli olan kişi ile irtibatlı olduğu, sanığın resmi gazetede yayınlanan 692 sayılı KHK ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma şüphesi ile kamu görevinden çıkarıldığı, sanığın daha önceki görev yaptığı yerlerde örgüte ait evlere sohbet adı altında gittiği ve örgüte ait evlerde kaldığına yönelik tanık beyanlarının bulunduğu, Sanığın veri inceleme raporunda “EA” şeklinde kodlandığı, bu kodlamanın “FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan (himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri” ifade ettiği Yukarıda zikredilen ve dosya içeriğinde de yer alan tespitlerin ve delillerin sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne aidiyet hissinin kovuşturma kapsamında tespit edilebilmiş tezahürleri olarak değerlendirilerek, kovuşturma kapsamında sanık hakkında elde edilen tüm bilgi, belge ve delillerin örgütsel bağlantıyı gösterecek mahiyet ve nitelikte görüldüğü, Eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada Devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen, asker/polis gibi devletin güvenliğinin teslim edildiği bu nedenle de sivil kimselere göre çok daha hassas olması gerekirken, örgütün gerçek yüzünü gösterdiği ve legal görünümlü illegal yapısının ortaya çıkmaya başladığı 17/25 Aralık sürecinden sonra da örgütün mahrem yapılanması ile irtibatını devam ettiren, mahrem imamlar tarafından düzenlenen toplantılarda yer alan, sanık hakkındaki bu tespit ve delillerin sanığın örgütle organik bağ içine girdikten sonra, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetler içerisinde bulunduğu ve söz konusu eylem ve faaliyetlerinin terör örgütü üyeliği boyutuna ulaştığının kabulünü gerektireceği, her ne kadar sanık alınan savunmalarında müştereken üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; sanığın bu savunmalarının suçtan kurtulmaya matuf, maddi gerçek ve objektif deliller ile de bağdaşmayan savunmalar olduğu kanaatine ulaşılarak itibar edilmediği,...' tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2023 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/16050, K. 2023/18673, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-16050-e-2023-18673-k-83fc1b815322