Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/11774 E. 2023/16342 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/11774
- Karar No
- 2023/16342
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/11774 Karar No : 2023/16342 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av.... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarihli ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Mahkumiyet kararının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra verildiği, kamu görevinden çıkarma işlemine dayanak olamayacağı, mahkeme kararında dayanılan tüm delillerin kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra elde edilen deliller olduğu, dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği, hakkında ceza hukuku anlamında bir suçlama bulunduğu için ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin uygulanması gerektiği, non in bis idem ilkesi ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının kendisine ait olmadığı, CGNAT verilerindeki kayıtların örtüşmediği, ByLock'un münhasıran FETÖ/PDY'nin bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olduğu iddiasının temelsiz olduğu, bu uygulamanın herkese açık telefon uygulama marketlerinden indirilebildiği, MİT tarafından istihbari çalışmalar çerçevesinde ele geçirilen ByLock'a ilişkin verilerin yasa dışı delil olduğu ve hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, talep dahi olmadan ByLock'a ilişkin hard disk ve flaş belleğin birer kopyasının mutlak şekilde kendisine verilmesi gerektiği, Bylock verilerine ilişkin tespitlerin tarafına bildirilmemesi nedeniyle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, Bylock uygulamasını kullanmanın haberleşme, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, SAYV seviyesinde kodlandırıldığı iddiasının fişleme olduğu ve delil niteliği bulunmadığı, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla iki kez yargılama yapılmasının hukuka aykırı olduğu ve tek fiile tek ceza ilkesine aykırılık oluşturduğu, Bankasya verilerini kullanmanın özel hayata saygı hakkına müdahale olduğu, bankaya para yatırma fiilinin de yasal bir faaliyet olması nedeniyle suç delili olarak kabul edilemeyeceği, bir kişinin yatırım amacıyla bir bankaya para yatırması ve bu yatırımdan kar etmesinin mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, kamu görevinden çıkarma cezasının sonuçları itibariyle ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu nedenle yargı organı tarafından verilmesi gereken bir karar iken yürütme ve yasama organı tarafından verilmesinin fonksiyon gaspını oluşturduğu, ölçülülük, suç ve cezaların kanuniliği, doğal hakim ilkelerine aykırı hareket edildiği, irtibat ve iltisak kavramlarının muğlak terimler olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihi öncesi eylemleri nedeniyle kendisine herhangi bir suçlama yöneltilemeyeceği, OHAL sürecinde alınan tedbirlerin OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL süresince sınırlı olacağı, OHAL sona erdiği için kamu görevinden çıkarılmasının anayasal dayanağı kalmadığı, OHAL KHK'sının Resmi Gazetede yayımlandığı gün Meclisin onayına sunulması ve 30 gün içinde onaylanmasının zorunlu olduğu, FETÖ/PDY'nin ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararında terör örgütü olarak kabul edildiği, bu tarihten önceki faaliyetlerden sorumlu tutulamayacağı, terör örgütü suçlamasıyla kamu görevinden çıkarılması nedeniyle kişisel ve sosyal ilişkilerinin zedelendiği, şeref ve itibarının kaybolduğu, özel sektörde dahi iş bulamayacak hale gelerek adeta sivil ölüme mahkum edildiği, bu durumun ise özel hayata saygı hakkının ihlaline neden olduğu, sürekli olarak kamu görevinden çıkarılması nedeniyle eğitimi neticesinde kazandığı tüm belgelerin geçersiz kılındığı ve eğitim hakkının ihlal edildiği, bir daha kamu görevine dönmemek üzere memurluktan çıkarılması nedeniyle maaş, emeklilik ve sosyal güvence haklarından mahrum bırakıldığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; hükümlü olarak cezaevinde bulunan davacının 10/11/2023 tarihinde tahliye edildiği, bu nedenle hali hazırda kısıtlılık halinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.