Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2021/7071 E. 2023/20769 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2021/7071
- Karar No
- 2023/20769
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7071 Karar No : 2023/20769 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Dava konusu işleme dayanak Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 15., 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine aykırı olduğu ve 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden geçici tedbirler alınabileceği, tesis edilen işlemin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu, yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama ve suçlu ilan edip cezalandırma yetkisinin bulunmadığı, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, aksine uygulamanın fonksiyon gaspına yol açacağı, hiç kimsenin içeriğini bilmediği MGK kararlarına uymadığı gerekçesiyle cezalandırılamayacağı, işlem tarihinde bilinmeyen ve mevcut olmayan delillere dayanılamayacağı, terör örgütü suçlaması açısından dikkate alınması gereken tarihin 15 Temmuz 2016 tarihi olduğu ve bu tarihten önceki faaliyetlerin dayanak olarak gösterilemeyeceği, FETÖ/PDY yapılanması hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, bunun 30 Mayıs 2016 tarihinde kamuoyuna duyurulduğu, ancak bu tarihten sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, sadakat yükümlülüğüne riayet etmediğine ilişkin somut bir gerekçe ortaya konulmadığı, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, ByLock programının dijital platformda dağıtılan bir program olduğu, ByLock verilerinin yasa dışı delil niteliğinde olduğu ve hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenebilmesi için mahkeme kararının olması gerektiği, MİT tarafından istihbari amaçla elde edilen verilerin hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, ByLock programına ilişkin hard disk ve flaş belleğin kendisine verilmesi ve savunma hakkı tanınması gerektiği, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu 21/08/2018 tarihli "Mestan Yayman" kararında OHAL sürecinde görülen yargılamaların pek çok yönden açık hak ihlallerine neden olduğu hususunun belirtildiği, illegal eylemlere katılanlarla, sempati duyan ve destekleyenlerin ayrıma tabi tutulması gerektiği, ceza yargılamasının sonucuna bakılmamasının isabetli olacağı, yukarıda anılan Mestan Yayman kararı ışığında ByLock kullanımının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle ikinci bir yargılamanın yapılamayacağı, herhangi bir mahkeme kararı ya da herhangi bir suç şüphesi gösterilmeden ve yargılama yapılmadan terör örgütü üyesi ilan edilerek diğer bireylere göre açık bir ayrımcılığa tabi tutularak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, mahkemeye erişim hakkı, kanunla önceden kurulmuş mahkeme önünde yargılanma hakkı, doğal hakim ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve şahsiliği ilkeleri, ölçülülük ilkesi, non bis in idem ilkesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, şeref ve itibara saygı hakkı, lekelenmeme hakkı, ayrımcılık yasağı, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü, mülkiyet hakkı, eğitim hakkı gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi: ... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek ve davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, davacı tarafından adli yardımdan yararlanmasına karşın temyiz aşamasına ait yargılama giderlerinin yatırıldığı anlaşıldığından temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.