Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2021/11733 E. 2024/8398 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2021/11733
Karar No
2024/8398

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/11733 Karar No : 2024/8398 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Karşı Taraf (Davalı) : ...Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY’nin ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararında terör örgütü olarak kabul edildiği, bu tarihten önceki faaliyetlerinden sorumlu tutulamayacağı, işlemin ve verilen kararın Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, bunlardan doğan haklarının ihlal edildiği, kastının bulunmaması nedeniyle terör örgütü üyeliğinden suçlanamayacağı, Devlete sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dair delil bulunmadığı, kendisine savunma hakkı tanınmadığı, sendika üyeliğinin talimatla olmadığı iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Davacının 15/06/2016 tarihinde sendika üyeliğini sonlandırdığı anlaşıldığından İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. KARŞI OY : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ...Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin istisnai durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır. Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 veya Sendika'nın kapatıldığı 23/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, Sendikanın kapatılmasından önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliği sonlandıran kişiler yönünden sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Dosyanın incelenmesinden, Ocak 2013- Mart 2013 tarihleri arasında ve Şubat 2014 ve Haziran 2016 tarihleri arasında davacının Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğunun belirtildiği, davacının da 15/06/2016 tarihinde sendika üyeliğini sonlandırdığını iddia ettiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan kurumda 26/09/2007-30/07/2009 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu hususu Mahkemece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı noktasında hükme esas alınmış ise de, davacının çalışma kaydına ilişkin söz konusu tespitin, salt bu haliyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna ilişkin başkaca somut bilgi ve belge ile desteklenmedikçe anılan örgüt ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak kabulüne imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan; dava dosyasında mevcut, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı dosyasında davacı hakkında "...Şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarının yargı kararlarından da anlaşılacağı üzere süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk olduğu, şüphelinin bu yapı dahilinde herhangi bir sürekli faaliyetine rastlanılmadığı, şüphelinin örgütün finans kuruluşu olan bankada hesabı mevcutsa da hesap açılış tarihi ile örgütün bankayı kurtarmaya dönük talimat tarihinin örtüşmediği, örgütün bankayı kurtarmaya dönük talimat tarihinde hesapta bakiye bulunmadığı, bu nedenle bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet olmadığının kabul edildiği, şüphelinin örgüt ile irtibatlı iş yerinde SGK kaydı mevcutsa da bu kaydın 2007-2009 yılları arasında olduğu, nispeten uzun yıllar SGK kaydının olmadığı, mevcut delil durumuna göre bu eylemin atılı suçun unsuru olmadığı, aynı şekilde örgüt ile irtibatlı sendika kaydının da sendika kapsamında herhangi bir faaliyetinin tespit edilmemesi ve mevcut delil durumu dikkate alındığında atılı suçun unsuru olarak kabul edilmediği, şüphelinin ByLock kullanıcısı olmadığı, şüpheliye ait HTS kayıtlarını atılı suç yönünden destekleyecek delil bulunmadığı, şüphelinin beyanlarında samimi olduğunun değerlendirildiği böylece şüphelinin atılı suçu işlediğine dair hakkında kamu davası açılmasını haklı gösterecek nitelik ve yeterlilikte delile ulaşılamadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle atılı suç nedeniyle şüpheli hakkında Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, sendikanın kapatıldığı 23/07/2016 tarihinden önce sendika üyeliğinden ayrıldığı görülen davacının sendika üyeliğinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca dava dosyasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını gösteren başkaca herhangi bir bilgi veya belgenin de bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2021/11733, K. 2024/8398, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2021-11733-e-2024-8398-k-aee4c6c13cd5