Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2020/6805 E. 2023/14195 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2020/6805
- Karar No
- 2023/14195
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/6805 Karar No : 2023/14195 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İşlem tarihi itibariyla FETÖ/PDY yapılanmasının silahlı terör örgütü olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı kararıyla hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hiç kimsenin hakkında verilen ceza hükmü kesinleşmedikçe suçlu sayılamayacağı, örgüt üyesi veya sempatizanı olmadığı iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hçbirine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/37, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Krarnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarh ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...Sanığın mahkememizce alınan savunmalarında özetle; etkin pişmanlıktan yararlanmayı talep ederek, yapıya 2010 yılının lise 3. sınıfında öğrenci evlerine giderek irtibat kurduğunu, sonrasında Deniz Astsubay olduğunu, bu süreçte örgüt mahrem görevlileri ile irtibat halinde olduğunu, Ö. Kod adlı kişinin kendisini ve F.A.'yı ankesörlü numaralardan aradığını, kendisine ... kod adının verildiğini, lisedeyken kendisine askeri okul mülakatıyla ilgili bilgiler verildiğini beyanla beyan ve ikrarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Tanık F.A.nın mahkememizce 14.05.2019 tarihli duruşmada alınan beyanında özetle, sanıkla askeri okula gidecekleri süreçte tanıştıklarını, sanık ve kendisi ile Ö. kod adlı şahsın ilgilendiğini, Ö. ile birlikte sohbet yaptıklarını, sanığa ... kod adının verildiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. ... Sanığın hakkında icra edilen yakalama işlemi sonrasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlar verdiği bu cümleden olarak, yapıyla ilk bağlantısının lise 3. sınıfta başladığını, askeri sınavlara 2011-2012 yıllarında yapıya ait evlerde hazırlandığını, kendisin mülakat aşamasında yapması gerekenlerle ilgili bilgiler verildiğini, 2012-2014 arasında kendisini sabit/ankesörlü hatlardan aradıklarını, 2014 yılı Ağustos ayında İzmir Foça’da görev başladığını, bu tarihten sonra da kendisini aradıklarını ancak cevapsız bıraktığını, yapılanma içinde kendisinin ... kod adının verildiğini beyan ettiği, beyanları ve yaptığı teşhis ile 6 kişi hakkında örgüt faaliyetleri kapsamında bilgiler edinildiği, bunlardan 2 tanesi hakkında daha önce işlem yapılmamış olduğu anlaşılmıştır. Sanığın kullanımında olan ... nolu GSM hattının pek çok örgüt mensubu askeri personel gibi sabit/ankesörlü numaralardan arandığının tespit olduğu, Karabük ilinde bulunan ... Büfe, ... Pasanesi ve ... Büfe isimli kontorlü telefonlardan toplamda 51 irtibatının olduğu 21 adet ardışık aramasının bulunduğu, bu ardışık aramalarda 38 kez aradnığı, 13 adet aramasının ise tekil olduğunun tespit edildiği, sanığın da kendisini kendisinden sorumlu kişilerin sabit/anksörlü hatlardan aradıklarını beyan ve ikrar ettiği anlaşılmıştır." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına , 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.