Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2020/6466 E. 2023/14913 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2020/6466
Karar No
2023/14913

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/6466 Karar No : 2023/14913 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Başkanlığı Vekili : I. Hukuk Müşaviri ... İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde imam hatip olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin .. tarih ve E.. sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Aynı eylem veya suçlamalar nedeniyle bir kişi hakkında iki ayrı yargılama yapılamayacağı, iltisak ve irtibat kavramlarının öngörülebilir olmayıp keyfiliğe açık olduğu, ByLock'un münhasıran FETÖ/PDY'nin bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olduğu iddiasının temelsiz olduğu, ByLock verilerinin yasa dışı delil olduğu ve bu nedenle hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmediği, Devlete sadakat yükümlülüğünün içeriğinin hukuk devleti ilkesinin gereklerine aykırı şekilde yorumlandığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dair hiçbir somut delilin bulunmadığı, hakkında verilen kamu görevinden çıkarma kararının ölçülü olmadığı, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği, doğal hakim ilkesinin gereklerine uyulmadığı, dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürdüğü iddialar değerlendirilmeden karar verildiği ve bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlaline sebebiyet verildiği, kanuna aykırı elde edilmiş bulgular esas alınarak karar verildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "... Sanık ...'ün kendi etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanlarından da anlaşılacağı üzere; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütsel bağının artırılması, örgüt ideolojisinin aşılanması, örgüte eleman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla periyodik aralıklarla yapılan örgütsel toplantılara katıldığı, bu toplantılarda hocalık, ünite imamlığı... vb. misyonlar üstlendiği, örgüt üyelerine sohbet, ders verdiği yine sanığın bu kapsamda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün disiplini ve stratejisi gereği örgütsel bağının artırılması ve örgütün ideolojisinin aşılanması, örgüte eleman kazandırılması yönünde faaliyetlere katıldığı anlaşılmaktadır. Sanığın kullandığını beyan ettiği ... numaralı hatta ilişkin yapılan HTS çalışmasında Konya TEM Şube Müdürlüğünün 19/02/2018 tarihli raporuna göre sanığın HTS analizinde çok sayıda örgüt mensubu olduğu iddia edilen şahıslarla irtibatının saptandığı anlaşılmıştır. ... sanığın dosya kapsamına göre, örgütsel toplantılarda hocalık, ünite imamlığı yaparak ünite içerisindeki yapılanmada yer aldığı, ünite içerisinde bulunan diğer üyelerle sürekli irtibat halinde olduğu, bu irtibatının gizli haberleşme programı olan ByLock vasıtasıyla sağladığı, sohbet hocalığı, ünite imamlığı gibi misyonları üstlendiği ve bu kapsamda örgütsel faaliyetler yürüttüğü, kod isminin bulunduğu, örgütün finans kurumu olan Bank Asya'da hesabının bulunduğu, silahlı terör örgütüne müzahir sendikaya üye olduğu, başka pek çok örgüt mensubuyla sürekli iletişim halinde olduğu ... Sanık 20/02/2018 tarihinde gözaltına alınmış olup ve 27/02/2018 tarihinde Konya KOM Şube Müdürlüğünde alınan beyanında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili samimi, ayrıntılı olarak beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Tanık O.M.A.'nın, tanık Y.D.'nin, tanık H.B.'nin ve tanık S.G.'nin sanığın örgüt içerisinde sohbet hocalığı, ünite imamlığı gibi pozisyonlar üstlendiği şeklinde beyanda bulundukları, söz konusu bu beyanların tanıkların daha önceki beyanları ile tutarlı olması ve sanığın da bu beyanları ikrarı nedeniyle beyanlara itibar edilmiş ve hükme esas alınmıştır. ..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği hususuna dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hükmün gerekçesi hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2020/6466, K. 2023/14913, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2020-6466-e-2023-14913-k-6aeb201c9791