Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2020/5021 E. 2023/14201 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2020/5021
- Karar No
- 2023/14201
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5021 Karar No : 2023/14201 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Karşı Taraf (Davalılar) : 1- ... Bakanlığı 2- ... Genel Komutanlığı Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma hakkı tanınmadan, disiplin süreci işletilmeden, adil yargılanma hakkı tanınmadan ve mahkemeye erişim hakkı verilmeden tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, Anayasaya aykırılık itirazının değerlendirilmediği, idari işlemin unsurları yönüyle hukuka uygun olmadığı, kamu görevinden çıkarıldığı tarihe kadar hakkında verilmiş adli veya idari ceza bulunmadığı iddia edilmektedir. Davalı İdarelerin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezasıyla cezalandırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Diğer yandan, her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilmiş ise de, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkındaki "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan verilen mahkumiyet kararının ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine, davacının etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih E:... K:... sayılı kararında, "...Sanık ... 'ın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanlarında İzmir'de lisede öğrenim gördüğü dönemde kendisine ... kod adının verildiğini, örgüte ait dershaneye gittiğini, spor mülakatları için askeri sınavlara hazırladıklarını, askeriyeye yönlendirildiğini, İstanbul'da örgüt evinde kaldığını, Ankara'da sohbet adı altındaki toplantılara gittiğini, Eskişehir ili Mihallıççık ilçesinde kendisiyle görüşmeye ... kod A.M.A'un geldiğini, bir dönem O.K.'ın da görüşmelere geldiğini, bazen yanlarında O.A.'nın da geldiğini, görüşmelerin araç içerisinde olduğunu, aracın teybine flash bellek takıp kendisine dinletildiğini, görüşmeye gelmeden önce telefonla arandığını, tehdit edildiğini beyan etmiştir, hakkında beyanda bulunan sanık O.A. imkan oldukça görüşülen öğrenci konumunda asker şahıs olduğunu, çalıştığı yerin uzak olması sebebiyle seyrek görüşüldüğünü beyan ettiği, tanık O.K. sanığın öğrencisi olduğunu beyan ederek teşhiste bulunduğu , sanık ...'ın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sanığın örgütte öğrenci konumunda olduğu, bu konumu sebebiyle Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisinde olmayı tercih ettiği, örgüt ile organik bağ kurarak faaliyette bulunduğu, bu şekilde silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği,..." yönünde tespitlere yer verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmış olup, masumiyet karinesi ilkesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini kendi samimi ikrarı ile ortaya koyduğu ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.