Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2020/4730 E. 2023/13241 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2020/4730
- Karar No
- 2023/13241
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/4730 Karar No : 2023/13241 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B maddesi uyarınca, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... Bakanlığı'nın... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hukuka aykırılıkların dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiği, istinaf başvurusunun ise herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedildiği, sivil ve askeri okul hayatının başarılarla dolu olduğu, kamu görevinden çıkarıldığı güne kadar görevini son derece özenli, tarafsız ve özverili bir şekilde yerine getirdiği, bir dönem örgütle iltisaklı olsa da daha sonra bundan pişmanlık duyduğu ve Devlet'e sığındığı, Devlet'in kendisine sığınan vatandaşa bu tür bir muamelede bulunmasının haksızlık olduğu, savunmasının alınmadığı, dava konusu işlemin dayanağı olan KHK'nın amaç, konu ve süre bakımından hukuka aykırı olduğu, somut olayda ceza hukuku anlamında bir suçlamanın bulunduğu ve ceza hukukuna ilişkin ilkelerin uygulanması gerektiği, ömür boyu kamu görevinde çalışamama gibi son derece ağır ve sivil ölüme yol açan bir ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılma işleminin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi:... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ...Ağır Ceza Mahkemesinin...9 tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...sanığın öğrencilik yıllarından itibaren örgütün evlerinde kaldığı ve bu dönemlerde örgüt tarafından düzenlenen örgüt ideolojisinin başkalarına aktarıldığı sohbet adı altında faaliyetlere katıldığı, daha sonra 2004 yılında astsubay olduğu, örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği tedbir olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde örgüt üyesi olan askeri personel/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişkili/irtibatlı olan ve sivil/mahrem imam olarak tabir edilen şahısların ankesörlü/kontörlü telefon hatları üzerinden askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil/mahrem imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personel/öğrencilerin kaldıkları evlerde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek örgütsel toplantılar yaptıkları, bu kapsamda sanığın Mardin ilinde haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma veya kovuşturma bulunan şahıslarla gerek ardışık olarak gerekse de bireysel olarak arandığı, mahrem imamların asker şahısları söz konusu ankesörlü telefondan aradığının yine mahrem imam olduğu iddiası ile hakkında soruşturma yapılan S.A. isimli şahsın yer göstermesi ile sabit olduğu, tüm bunlara göre sanığın örgütün, mensuplarının sadakat ve bağlılıklarını arttırmak, örgütsel faaliyetleri planlayıp düzenlemek, örgüte yeni eleman kazandırmak, örgüte mali kaynak sağlamak ve örgütsel eğitim vermek adına sistemli ve düzenli olarak organize ettiği sohbet adı altındaki toplantılara katılmak amacıyla bu toplantıların yer ve zamanının belirlenmesi için gizlilik içinde takip ve tarassuta karşı tedbir alınmak suretiyle ankesörlü telefonlardan arandığı ve böylece örgütün askeri mahrem yapılanması içinde yer aldığı, sanığın astsubaylık mesleğine başladığı tarihten itibaren örgütün düzenlemiş olduğu sohbet adı altındaki faaliyetlere katıldığı, soruşturma aşamasında beyanı alınan tanık E.G.'nin de bu hususu doğruladığı, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında da örgüt üyeliği suçlamasını kısmen kabul ettiği..." tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.