Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2020/3991 E. 2023/14313 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2020/3991
- Karar No
- 2023/14313
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3991 Karar No : 2023/14313 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde astsubay üstçavuş olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İstinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar değerlendirilmeden soyut ve matbu ifadelerle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, hakkında ceza yargılaması yürütülmesi hususunun dava konusu işleme dayanak olarak gösterilemeyeceği, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat noktasında dikkate alınan kriterlerin kendisinde bulunmadığı, 17-25 Aralık 2013 sürecinden sonra örgüt üyeleriyle görüşmediği, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Davacının temyiz iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunun Ceza Mahkemesince tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "... Tüm dosya kapsamı içeriklerinden anlaşılacağı üzere örgüte kazandırılan kişinin ... kod adlı N.Ç.'nin talimatı doğrultusunda belirlenen gün ve yerde olduğu, belirlenen zaman diliminde buluşulamaması durumunda takip eden haftaya veya on beş gün sonra periyodik zaman dilimlerinde ankesörlü veya sabit hat üzerinden haberleşilerek aynı yerde buluşulmak üzere sözleşildiği, başka bir emir ve talimata gerek olmaksızın örgüt üyesinin bahse konu yere gittiği, kendisinden sorumlu olan mahrem abinin okulun bitmesine yakın bir zaman diliminde son toplandıkları zaman yanında getirdiği ... adlı kişiye devrettiği böylece önceki abinin sorumluluğunun sona erdiği, bu kez sanığın daha önce sosyal ve ailevi olarak hiç tanımadığı yeni abinin kendisine verdiği emir ve talimatlar çerçevesinde belirlenen toplantı yerine giderek sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı, bu durumun tayininin çıktığı Kıbrıs'a gidene kadar devam ettiği, Kıbrıs'ta yine eski abisi ... kod adlı N.Ç. ile görüştüğü nazara alındığında sanığın kendisine örgütün diğer üyeleri tarafından verilmiş emir ve talimatlara uymak suretiyle hareket ettiği gibi terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda verilecek emir ve talimatları da almaya açık hale geldiği, nitekim sanığın asker öğrenci olması sebebiyle içinde bulunduğu TSK'daki emir ve disiplinin en üst seviyede olduğu, bu nedenle amir ve sıralı amirlerinin kimler olduğu, kimlerden emir ve talimat alabileceğini bildiği, kısmen de olsa kanunlar hususunda bilgi sahibi olması nedeniyle; öğrenci olduğu yerde başka bir kişiye devredilmiş olması ve sorgulamaksızın bahse konu toplantılara katılmış bulunması ... Sanığın yukarıda ayrıntıları ifade edilen ikrara dayalı anlatımı içeriğinde kendisinden sorumlu olan mahrem abilerini kısmen de olsa kendisinin toplantılara katılmak üzere sabit veya ankesörlü telefon hatlarından aradığına yönelik beyanı ile birlikte dosya içerisine celp edilen, sanığın kullanımında bulunan ... nolu telefonun 26.11.2011, 26.11.2011, 26.11.2011, 26.11.2011, 26.11.2011, 21.01.2012, 21.01.2012, 21.01.2012, 21.01.2012, 23.02.2012, 23.02.2012, 23.02.2012, 23.02.2012,4.04.2012, 4.04.2012, 4.04.2012, 4.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012, 14.04.2012 zaman dilimlerinde Z.Ç. ve S.K. adına kayıtlı ankesörlü veya sabit hatlardan aranmış bulunmasına göre sanığın ikrarının maddi deliller ile subuta erdiği anlaşılmıştır. ..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunun Ceza Mahkemesince tespit edildiği hususuna dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hükmün gerekçesi hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.