Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2025/405 E. 2025/1111 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2025/405
Karar No
2025/1111
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/405 Karar No : 2025/1111

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 28/04/2011 tarih ve 27918 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 07/04/2011 tarih ve 2011/1677 sayılı Bakanlar Kurulu kararının eki listenin değiştirilmesine ilişkin 19/11/2015 tarih ve 29537 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 09/11/2015 tarih ve 2015/8220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, Aksu Çayı Taşkın Koruma Projesi kapsamında, Antalya ili, Serik ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan ve davacıların murisinin maliki olduğu ... ve ... parsel (yeni ... ada ... ve ... parsel) sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundaki tespitlerin değerlendirilmesinden, davacılar murisince arazi toplulaştırma işlemlerinin devam ettiği 2. askılama sürecinde ... ve ... parsel sayılı taşınmazların olduğu yere ... parsel sayılı taşınmazın taşınması ve ağaçların korunmasının talep edildiği, ancak dava konusu arazi toplulaştırma işlemi ile davacılar murisinin hisse paylarının ... ada ... parsel sayılı taşınmazda toplandığı, ancak limon bahçelerinin devamı mahiyetinde olan ve parselin bitişiğinde bulunan ... ada ... parsel sayılı taşınmazda davacılar murisine hisse payı verilmeyerek limon bahçesinin bütünlüğünün korunmadığı, davacıların intikal yoluyla maliki oldukları taşınmazlarını verimli bir şekilde kullanmasına engel olacak nitelikte bir mülkiyet yapısının oluşturulduğu ve davacılara ait uygulama kapsamında bulunan farklı taşınmazların toplanması taleplerinin değerlendirilerek optimum büyüklüğün sağlanmadığı anlaşıldığından dava konusu arazi toplulaştırma işleminde anılan parseller yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Proje sırasında tüm hissedarlar tarafından dava dilekçesinde belirtildiği gibi hangi ağaçların kime ait olduğu idareye bildirilmiş olsaydı dağıtımın ona göre yapılabileceği ya da tüm hissedarların tek parselde hisseli olarak kalmayı kabul ettiklerine dair bir dilekçenin idareye sunulmuş olması gerektiği, davacıların talep etmedikleri bir durumun idare tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, parsel üzerindeki hangi ağacı hangi mirasçının kullandığını idarenin bilemeyeceği, idarece yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar yeterince incelenmeden karar verildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : Antalya ili, Serik ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan ve davacıların murisinin maliki olduğu ... ve ... parsel (yeni ... ada ... ve ... parsel) sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptaline karar veren Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden İdare Dava Dairesi kararı temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'nun "Paylı mülkiyet" başlıklı 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olduğu, paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı, payın devredilebileceği, rehnedilebileceği ve alacaklılar tarafından haczettirilebileceği, "Yönetim ve tasarruf" başlıklı 689. maddesinde ise; paydaşların, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme yapabileceği, taşınmazlarla ilgili anlaşmaların imzalarının noterlikçe onaylanması koşuluyla paydaşlardan birinin başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh verilebileceği hükme bağlanmıştır. Arazi toplulaştırma projeleri uygulanırken hukuki durum yani tapu kayıtlarındaki hak sahiplikleri esas alınır. Birden fazla kişinin hak sahibi olduğu taşınmazlarda taşınmazın ne şekilde kullanılacağı yukarıda belirtilen şekilde yazılı bir taksim sözleşmesi ile belirlenmemişse bütün hissedarlar taşınmazın tamamını kullanma hakkına sahip olurlar. Yazılı bir anlaşmanın olmaması veya mevcut olup anlaşmanın davalı idareye bildirilmemesi veya tapuya şerh verilmemesi halinde hissedarların o taşınmazı nasıl kullandığı davalı idarece bilinemeyeceğinden, bu durum dikkate alınmadığı gerekçesiyle toplulaştırma işleminin usulüne uygun yapılmadığından söz edilemez. Bu durumda; davacılar tarafından anılan taşınmazın nasıl kullanıldığına ilişkin herhangi bir anlaşmanın mülakat ve askı süreçlerinde davalı idareye sunulmadığı görüldüğünden yapılan işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2025/405, K. 2025/1111, T. 24.02.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2025-405-e-2025-1111-k-855d23d9686e