Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2024/3360 E. 2025/6902 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2024/3360
- Karar No
- 2025/6902
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3360 Karar No : 2025/6902
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği
DAVANIN KONUSU : 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik uyarınca yapılan hak sahipliği başvurusunun reddine dair 06/11/2023 tarih ve 34178 sayılı Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı olduğu ileri sürülen 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik'in 9. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Hatay İli, İskenderun İlçesi, ... Mahallesi, ... parselde yer alan binadaki davacıya ait 14 numaralı taşınmazın 06.02.2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem neticesinde ağır hasarlı tespit edildiği, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak İl Afet Ve Acil Durum Müdürlüğüne yapılan ... nolu başvurunun davacının eşinin ... nolu başvurusu üzerine hak sahipliğinin kabul edilmiş olduğu gerekçesiyle reddedildiği, başvurunun reddi yolundaki karara yapılan itirazın AFAD Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonunun 34178 sayılı kararıyla reddedildiği, söz konus ret işlemlerinin 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik'in 9. maddesine dayanılarak tesis edildiği, anılan Yönetmelik hükmünde yer alan "o yerde" ifadesi ile "aynı ikamet bölgesi"nin ya da "aynı şehir"in kastedildiği, davacının eşine ait Adana İli, Karataş İlçesindeki taşınmazına ilişkin hak sahipliği başvurusunun kabul edilmiş olduğu gerekçesiyle davacının Hatay İli, İskenderun ilçesindeki taşınmazına ilişkin hak sahipliği başvurusunun reddedildiği, ancak söz konusu taşınmazların aynı şehirde dahi olmadıkları, idarenin deprem nedeniyle meydana gelen zararlardan hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun uyarınca hak sahibi olabilecekken dava konusu Yönetmelikte hak sahipliğine ilişkin olarak anılan Kanunda yer almayan yeni koşulların öngörüldüğü, dava Konusu Yönetmeliğin iptali istenilen hükmünün Anayasaya ve Yönetmeliğin dayanağı Kanuna aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI : 1-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, dava konusu işlemin tesisinde idarelerinin hiç bir dahlinin olmadığı, işlemin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ve Hatay Valiliği tarafından tesis edildiği, idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği, meydana gelen afetlerden sonra Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında idarelerinin, hasar tespit, altyapı ve enkaz kaldırma hizmetleri ile yangın destek ve defin destek hizmetleri için Ulusal Düzey Ana Çözüm Ortağı olarak görevlendirilmiş olduğu, bu amaçla hazırlanan Türkiye Afet Müdahale Planına göre Yerel Düzey Hasar Tespit ve Enkaz Kaldırma Çalışma Grubu Ana Çözüm Ortağı olarak görevlendirilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlükleri vasıtasıyla yürütülen hasar tespit ve enkaz kaldırma çalışmalarının AFAD adına koordine edildiği, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ile 7663 sayılı Hasar Tespit Genelgesinde ise hasar tespit çalışmalarının afet sonrasında gerçekleştirilecek olan acil yardım, hak sahipliği, kira yardımı ve yer seçimine esas teşkil eden hazırlık mahiyetinde bir işlem olduğunun belirtildiği, Kahramanmaraş İli ve çevresinde 06/02/223 tarihinde meydana gelen deprem afeti nedeniyle Adana İli, Karataş İlçesi, Yeni Mahallesinde konut-acil yıktırılacak-ağır hasarlı derecede hasar gören afetzede ailelerden 7269 sayılı Kanunun 28.maddesine istinaden 06/08&2023 ile 04/09/2023 tarihleri arasında talep ve taahhütname verenlerin durumlarının Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 20.maddesi uyarınca kurulan komisyonca incelendiği ve ... askı kodu ile davacının eşi adına hak sahipliğinin tespit edildiği, daha sonra davacı adına ... başvuru numaralı hak sahipliği başvurusunun kabul tespit edildiği, davacının başvurusunun, eşine ait ... başvuru numaralı hak sahipliği başvurusunun kabul edilmiş olması nedeniyle Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 9.maddesinin 3.fıkrasında yer alan "Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesimuhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." hükmü uyarınca reddedildiği savunulmaktadır. 2- Hatay Valiliği tarafından, cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik uyarınca yapılan hak sahipliği başvurusunun reddine dair 06/11/2023 tarih ve 34178 sayılı Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı olduğu ileri sürülen 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik'in 9. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Afet Sebebiyle Hak Sahibi olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik'in 9. Maddesinde "Başka konutu olanların durumu: Madde 9- Yukarıdaki maddelere göre, afetten doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarar gördükleri tespit edilen veya zarar görmeleri muhtemel bulunan kimselerden, kendisine veya eşine ait o yerde müstakil başka konutu veya dairesi bulunanlar hak sahibi sayılmazlar ve bu gibilere yeniden konut yapılmaz ve konut kredisi verilmez. Bu tespitin yapılmasında, talep ve taahhütnamelerin incelenme tarihiesas alınır. Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesimuhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler. " Dosyanın incelenmesinden davacının eşine ait ... sayılı başvurunun kabul edilmesi sebebiyle hak sahipliği başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda belirtilen Yönetmelik hükmü gereği hak sahibi kabul edilemeyecek davacı hakkında tesis edilen işlem ve dayanağı Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik uyarınca yapılan hak sahipliği başvurusunun reddine dair 06/11/2023 tarih ve 34178 sayılı Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı olduğu ileri sürülen 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik'in 9. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne yer verilmiştir. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1.maddesinde, "Deprem (Yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ,tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanır..." hükmüne, Geçici 27. maddesinde, "6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde bu Kanundan faydalanmak suretiyle inşaat kredisi verilmesini ya da bina yaptırılmasını isteyenlerin hak sahipliği başvurusunun yapılacağına dair duyuru, mahallinde mülki idare amirliğince ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı resmî internet sitesinde ilan edilir. Duyuruda, ilan tarihinden itibaren iki ay içinde mahallinde mülki idare amirliklerine veya Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca belirlenen başvuru merkezlerine yazılı olarak ya da e-Devlet Kapısı üzerinden başvuru yapılabileceği belirtilir. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı gerektiğinde başvurular için en fazla bir ay ek süre verebilir. Başvuru sonuçları, mahallinde mülki idare amirliğince, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı resmî internet sitesinde ve e-Devlet Kapısı üzerinden ilan edilir. Bu fıkra uyarınca yapılacak ilanlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Hak sahibi kabul edilmeyenler, onbeş gün içinde mahallinde mülki idare amirliklerine veya Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından belirlenen başvuru merkezlerine yazılı olarak ya da e-Devlet Kapısı üzerinden itiraz edebilirler..." hükmüne, 29.maddesinde, "Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir. (...) Kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 29. maddesine dayanılarak hazırlanan 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 2. maddesinde, "Afet sebebiyle, kendilerine bina yapılacak veya inşaat kredisi verilecek malik ve hissedarlarla, ebeveyni ile birlikte oturan evli kişilerin hak sahipliği yönünden tayin ve tespitleri bu Yönetmelik esaslarına göre yapılır." hükmüne, 3. maddesinde, "Bu Yönetmelikte yer alan “Hak sahibi” deyimi, afetzedelerin, yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkilerini ve yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilme durumlarını ifade eder." hükmüne, 4. maddesinde, "a) Afet sebebiyle, kendilerine ait bulunan konutları yıkılan, yanan veya oturulamayacak derecede ağır hasar gören afetzede aileler (...) hak sahibi sayılırlar ve bu ailelere yeniden konut yapılır veya konut kredisi verilir." hükmüne, 9. maddesinde, "Yukarıdaki maddelere göre, afetten doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarar gördükleri tespit edilen veya zarar görmeleri muhtemel bulunan kimselerden, kendisine veya eşine ait o yerde müstakil başka konutu veya dairesi bulunanlar hak sahibi sayılmazlar ve bu gibilere yeniden konut yapılmaz ve konut kredisi verilmez. Bu tespitin yapılmasında, talep ve taahhütnamelerin incelenme tarihi esas alınır. Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." hükmüne, 21. maddesinde, "Komisyon, talep ve taahhütnameleri en kısa zamanda inceleyip değerlendirerek hak sahipleri listesini düzenler. İnceleme sırasında, hasar tespit, jeolog ve DSİ raporlarından da yararlanılır. Hak sahipleri listesinde afetzedelerin adı, soyadı, doğum tarihi ve baba adları belirtilir..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının husumete ilişkin itirazları incelenip değerlendirilmiş olup, bu konudaki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, dava dilekçesinde, 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik'in 9. maddesinin tamamının iptali istenilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden dava konusu işlemin anılan Yönetmelik hükmünün 3. fıkrasında yer alan "Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." hükmüne dayanılarak tesis edildiği anlaşıldığından anılan fıkrada yer alan düzenleme ile sınırlı inceleme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Esas Yönünden: Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. Dosyanın incelenmesinden; 06/02/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremin ardından davacının eşi tarafından Adana İli, Karataş İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak adresinde yer alan ... askı koduyla "acil yıktırılacak" olarak tespit edilen yapıya yönelik olarak ... sayılı konut hak sahipliği başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 04/09/2023 tarihinde yapılan değerlendirme üzerine 13/09/2023 tarihli Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyon kararı ile kabul edildiği, davacı tarafından, Hatay İli, İskenderun İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak , No:... (tapuda Hatay İli, İskenderun İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel, ... blok, Kat:..., Bağımsız Bölüm No:...) adresinde yer alan ... askı koduyla "ağır hasarlı" olarak tespit edilen yapıya yönelik olarak ... tarih ve ... sayılı "talep ve bilgilendirme formu" ile konut hak sahipliği başvurusunda bulunulduğu, başvurunun 10/10/2023 tarih ve 26401 sayılı Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyon kararı ile davacının eşi tarafından yapılan ... sayılı konut hak sahipliği başvurusunun kabul edildiği gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından 23/10/2023 tarihinde anılan karara itiraz edildiği, itirazın 02/11/2023 tarihinde değerledirilerek dava konusu 06/11/2023 tarih ve 34178 sayılı İtiraz Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu kararı ile değerlendirmenin doğru olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, anılan kararın ve kararın dayanağı olduğu ileri sürülen 28/08/2068 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 9. maddesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, hak sahipliği başvurularına konu olan kendisine ait taşınmazla eşine ait taşınmazın farklı illerde yer almasına rağmen dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "o yerde" ibaresinin geniş yorumlanarak hak sahipliği başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca sunulan savunma dilekçesinde, davacının hak sahipliği başvurusunun dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." hükmü uyarınca tesis edildiği belirtilmiş olup, iptal isteminin anılan Yönetmeliğin 9. maddesinin 3 fıkrasıyla sınırlı olarak incelenmesi gerektiğine karar verilerek esasın incelenmesine geçilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrası yönünden, Anayasa'nın 123. maddesinde; "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" hükmüne, 124. maddesinde ise; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın anılan hükmü ve normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt hukuk normlarının üst hukuk normuna aykırı hükümler içermemesi gerekmektedir. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ kılavuz gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği, yeni bir yöntem ve usul getiremeyeceği, dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içeremeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur. Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 29. maddesinde, yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılacağı veya kredi verileceği, kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemeyeceği hükme bağlanmış, anılan Kanun hükmüne dayanılarak hazırlanan dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde “Hak sahibi” deyiminin, afetzedelerin, yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkilerini ve yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilme durumlarını ifade ettiği düzenlenmiş, 4. maddesinde, afet sebebiyle, kendilerine ait bulunan konutları yıkılan, yanan veya oturulamayacak derecede ağır hasar gören afetzede ailelerin hak sahibi sayılacağı düzenlenmiş, 9. maddesinin 3. fıkrasında "Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." kuralına yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik hükümleriyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde belirtilen "millî dayanışma" ve "sosyal devlet" ilkeleri uyarınca, anılan Kanunun 1. fıkrasında sayılan afetlere maruz kalan hak sahibi ailelerin en temel ihtiyacı olan barınma ihtiyaçlarının en kısa sürede karşılanmasının ve böylece afet sebebiyle konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan ailelerin, bir an önce normal hayat düzenine kavuşturulmasının amaçlandığı, anılan hükümlerde öngörülen yardımın afetzedelerin tüm zararlarının karşılanmasını içermediği sonucuna varılmaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan birden fazla konutu zarar görenlerin veya görmesi muhtemel olanların, sadece bir konut için hak sahibi olabilecekleri şeklindeki düzenlemede, anılan Kanun ve Yönetmelikte konut veya konut kredisi verilmesi şeklinde öngörülen yardımın yukarıda belirtilen amaç ve niteliğine uygun olarak afet dolayısıyla zarar gören konutlarından biri için hak sahibi sayılarak acil barınma ihtiyaçları karşılanan ailelere afet dolayısıyla zarar gören diğer konutları dolayısıyla anılan yardımın yapılmayacağı öngörülmektedir. Bu itibarla, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun yukarıda yer verilen amaç ve ilkelerine uygun olarak ve Kanun hükmünün uygulanması amacıyla yapılan dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, hak sahipliği talebinin reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan bir davada 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 29. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ”…veya eşine…” ve “…o yerde…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemece, anılan kuralların iptalleri yapılan başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 23/06/2025 tarih ve 32935 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22/04/2025 tarih ve E:2024/93, K:2025/98 sayılı kararında, Kanun’da hak sahipliği için gerekli şartları taşıyanların faydalandırıldığı kalıcı konut yaptırılması veya konut kredisi verilmesi imkânının Kanun’un 29. maddesinin birinci fıkrası kapsamında sayılan afetler nedeniyle barınma imkânından yoksun kalan hak sahibi ailelerin acil konut ihtiyaçlarını gidermek için öngörülmüş bir sosyal yardım olduğu kişilerin barınma ihtiyaçlarının karşılanmasının amaçlandığı, afet nedeniyle barınma ihtiyacından yoksun kalan kişilere kalıcı konut imkânı sağlanmasının amaca uygun bir düzenleme olduğu, öte yandan kurallarla konut yardımının konutu hasar gören kişilerin tamamına değil, devletin mali kaynaklarının sınırlılığı gözetilerek Kanun’un 29. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan binaların bulunduğu yerde başkaca hasarsız konutu olmayan ailelere tanındığı, afetin meydana geldiği veya gelmesi muhtemel olan yerlerde bir an önce olağan hayat düzenine dönülmesinin sağlanması amacıyla, konut imkânından tamamen yoksun kalan ailelere öncelik tanınmasının ve bu ölçütün belirlenmesinde kendisinin yanında o yerde -edinme şekline bakılmaksızın- eşe ait aynı nitelikte hasarsız konutun bulunup bulunmadığının dikkate alınmasının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu, dolayısıyla kuralların devletin konut hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmayan bir yönünün bulunmadığı gerekçesiyle 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 29. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “…veya eşine…” ve “…o yerde…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına karar verildiği görülmektedir. Davacının hak sahipliği başvurusunun reddine dair Mahalli Hak Sahipliği Komisyon kararına gelince; Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde; davacının, Hatay İli, İskenderun İlçesinde bulunan konutunun ağır hasar görmesine neden olan Kahramanmaraş merkezli depremin meydana geldiği 06/02/2023 tarihinde Adana İli, Karataş İlçesinde ikamet ettiği, davacının eşinin Adana İli, Karataş İlçesinde bulunan ve deprem sonrasında ... askı koduyla "acil yıktırılacak" olarak tespit edilen konutuna yönelik olarak ... sayılı konut hak sahipliği başvurusunun 13/09/2023 tarihli Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyon kararı ile kabul edildiği, dolayısıyla anılan Kanun ve dava konusu Yönetmeliğin yukarıda belirtilen amacına uygun olarak ikamet edilen yerde acil konut ihtiyacının karşılandığı anlaşılmış olup, davacının Hatay İli, İskenderun İlçesinde bulunan ve deprem dolayısıyla ağır hasarlı hale gelen konutu dolayısıyla yaptığı hak sahipliği başvurusunun dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." kuralı uyarınca reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ...- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelerden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Davacı tarafından fazla yatırılan ...-TL harcın davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 23/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.