Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2023/4901 E. 2024/5955 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2023/4901
- Karar No
- 2024/5955
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4901 Karar No : 2024/5955 TEMYİZ EDEN (DAVALI : ... Belediyesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Avcılar ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan kadastral yolun 873,50 m²'lik kısmının davacı tarafından fabrika deposu olarak kullanılmak suretiyle işgal edildiğinden bahisle, 01/12/2010-31/12/2015 dönemi için 85.567,76-TL ecrimisil istenilmesine ilişkin ... tarih ve E... sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile anılan ihbarnameye yapılan itiraz üzerine tesis edilen ve ecrimisil miktarının 110.565,84-TL olarak belirlenmesine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece her ne kadar anılan taşınmaz üzerinde imar uygulaması yapılmadığı belirtilmiş ise de, işgal edildiği iddia edilen kadastral yolun parsel numarasının işlemlerde belirtilmemesi ve davacı tarafından sunulan encümen kararı ve eki belgelere göre imar uygulaması öncesinde davacının kendisine ait taşınmaz üzerinde inşa ettiği bina ve müştemilatın maliki olması karşısında, imar uygulaması sonrasında gerçekleştirilen işlemlerle meydana gelen yeni hukuki duruma göre Hazine adına tescil edilen taşınmaz üzerinde kalan yapılardan dolayı 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi hükmü kapsamında işgalci sayılmasına olanak bulunmadığı, öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinde, bir yapının üzerinde bulunduğu yerin, malikinden başkalarına bırakılması suretiyle oluşturulan hisseli imar parselleri üzerindeki yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince, yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı sürece eski sahiplerine yapı bedeli ödeninceye kadar kullanma imkanı sağlandığı, anılan düzenleme ile yasakoyucunun, imar parselinin yeni maliklerinin imar düzenlemesinden doğan haklarının kullanılabilmesini, parsel üzerindeki yapı bedelinin bu yapının sahibine ödenmesi koşulunun gerçekleştirilmesine bağlamış olduğundan yapı bedeli ödeninceye kadar davacının bu yapıları kullanma hakkı olup, bu kullanımdan dolayı fuzuli şagil sayılamayacağı, dolayısıyla, davalı idarenin "kadastral yol" beyanından hareketle tapuda belediye adına tescil ya da terkin edilmemiş bulunan taşınmazla ilgili olarak davalı belediyenin ecrimisil isteme yetkisinin bulunmadığı, eğer taşınmaz uygulama ile belediye mülkiyetine geçmiş ise uygulama öncesi davacının mülkiyetinde olup yapı bedeli ödenmeyen taşınmazın davacı tarafından kullanımı fuzuli işgal olarak nitelendirilemeyeceğinden, anılan taşınmazın kullanımıyla ilgili olarak davacıdan ecrimisil istenilmesine yönelik dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, keşif yapılmadan karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, söz konusu taşınmazda 18. madde uygulamasının yapılmadığı, terk alanında kalan yapılarla ilgili imar işlem dosyasında ruhsat ve iskanla ilgili işlem bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan taşınmazı muvafakate dayanmaksızın kullanan kişinin fuzuli şagil sayılacağı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.