Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2025/2389 E. 2025/3497 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2025/2389
Karar No
2025/3497
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/2389 Karar No:2025/3497

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca davacı şirkete verilen hibenin tahsiline ilişkin olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu kapsamında 26/03/2025 tarihinde gerçekleştirilen taşınır satış ihalesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu uyarınca amme alacağının tahsili için haczedilen gayrimenkullerin ihalesinin feshinin gayrimenkulün bulunduğu yer icra tetkik merciinden isteneceği aynı Kanun'un amir hükmü olduğu, ancak menkul malların ihalesine ilişkin olarak görevli mahkeme konusunda kanun koyucunun açık bir düzenleme yapmadığı, bu durumda, 6183 sayılı Kanun uyarınca amme alacağının tahsili için haczedilen gayrimenkullerin ihalesinin feshinde icra tetkik mercii, başka bir ifadeyle adli yargı görevli iken 6183 sayılı Kanun uyarınca amme alacağının tahsili için haczedilen menkullerin ihalesinin feshinde idare mahkemelerinin görevli olacağı yorumunun yapılamayacağı, somut olayda 6183 sayılı Kanun'un 99. maddesinin kıyasen uygulanması gerektiği, nitekim, menkul malların satış ihalesine karşı açılan davalarda görevli yargı kolunun genel hükümler uyarınca tespiti gerektiği düşünülerek aksi yönde yorum yapılması halinde, aynı davacı tarafından aynı davalı kuruma karşı açılan gayrimenkul malların satış ihalesinin iptali istemli davanın (6183 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca) adli yargı mercilerinde görülmesine, menkul malların satış ihalesinin iptali istemli davanın ise idari yargı mercilerinde görülmesine sebep olunacağı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, 30 (otuz) gün içerisinde ... Bölge İdare Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; uyuşmazlığın ihale işleminden kaynaklandığı ve ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usulüne tabi olduğundan bahisle kararın temyizen incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı idare tarafından, 6183 sayılı Kanun’da menkul malların haczi sonrasında satış ihalesinin feshi için bir merci belirlenmediği, İdare Mahkemesince kanun maddesini aşan bir kıyas yapıldığı, nitekim Uyuşmazlık Mahkemesince de benzer uyuşmazlıklarda idari yargının görevli olduğuna karar verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, 6183 sayılı Kanunda menkul ibaresi geçmese de aynı kanunda menkul mallar için ayrı, gayrimenkuller için ayrı usulün belirlenmesinin eşyanın tabiatına aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı şirket tarafından, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ile imzalanan sözleşmenin feshedilmesi üzerine davacı şirkete verilen hibenin tahsiline ilişkin olarak daha önce haczedilen, mülkiyeti davacıya ait taşınır malların satış ihalesi 26/03/2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Taşınır malların satışına dair ihalenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabidir." kuralına yer verilmiş; "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ve idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sayılmış; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; (g) bendinde, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmış; "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin sekizinci fıkrasında, ivedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralı yer almıştır. 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Hizmetleri Hakkında Kanun'un 15. maddesinin 4. fıkrasında, "Kurumun alacaklarının tahsilinde Kurum tarafından 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılır." kuralına yer verilmiştir. 6183 sayılı Kanun'da belirtilen ve Kanun'un verdiği yetkilerin Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca kullanılmasına ilişkin usul ve esasları göstermek üzere 30/07/2020 tarih ve 32201 sayılı Resmî Gazete'de Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna Göre Kullanılacak Yetkilere İlişkin Yönetmelik yayımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlığın 6183 sayılı Kanun kapsamında yürütülen takiplerde haczedilen menkul malların satış ihalelerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli yargı kolunun hangisi olduğu ile idari yargının görevli olması durumunda uygulanacak yargılama usulü noktasında toplandığı görülmektedir. İdari yargının görev alanı, idare hukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tek taraflı tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar nedeniyle açılan davaların görüm ve çözümüyle sınırlı bulunmaktadır. İdari makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tabi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ise adli yargı mercileri görevlidir. İdari yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idari bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanarak diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın hukuki durumda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren bir işlem olup olmadığının ortaya konması gerekmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, kamu alacaklarının tahsiline ilişkin temel idari usul kanunudur. 6183 sayılı Kanun, özel borçların tahsilini düzenleyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’ndan farklı olarak, idareye kamu gücünü kullanarak alacaklarını bizzat cebren tahsil etme yetkisi tanımaktadır. Kanunun kapsamını düzenleyen 1. maddesinde sayılan idareler ile kendi özel kanunlarında alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un uygulanacağı belirtilen kamu kurumları, bu kanun uyarınca mahkeme kararı veya icra dairesi müdahalesine gerek kalmaksızın; ödeme emri düzenleme, teminat isteme, ihtiyati haciz uygulama ve borçlunun mallarını haczetme ve satış gibi cebri tahsilat işlemlerini doğrudan yürütebilir. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen işlemler kural olarak idari niteliktedir. İşlemlerin hukuka uygunluğunun denetiminde ise, aksine özel bir kanuni düzenleme bulunmadıkça idari yargı görevlidir. Dosyanın incelenmesinden, davalı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından alacaklarının tahsili amacıyla, 5648 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 4. fıkrasında yapılan atıf nedeniyle, 6183 sayılı Kanun kapsamında yapılan takip sonucunda haczedilen menkul malların satış ihalesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Kanun’un 77 ila 87. maddelerinde, menkul malların haczi ve satışına ilişkin kurallara; 88 ila 99. maddelerinde ise gayrimenkullerin haczi ve satışına ilişkin kurallara yer verilmiştir. Kanun’un 99. maddesinde, gayrimenkullerin satış ihalelerinde ihalenin feshi konusunda görevli mahkeme açıkça belirlenmiş ve bu kapsamda görevli yargı kolu adli yargı olarak tespit edilmiştir. Buna karşılık, 6183 sayılı Kanun'da menkul malların satışından kaynaklanan ihalelerle ilgili uyuşmazlıklarda görevli yargı koluna ilişkin herhangi bir açık düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda, gayrimenkullere ilişkin ihalelerde özel bir düzenleme öngörülmüş olmasına karşın, menkul mallar bakımından açık bir hüküm bulunmadığından, genel kural gereği menkul malların satış ihalelerine ilişkin işlemlerin hukuka uygunluğunun denetiminde idari yargı görevlidir. Temyize konu kararda, kıyas yoluyla adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmış ise de, bir idari işlemin yargısal denetiminde kanunlarda açık bir düzenleme bulunmaması halinde genel kural gereği idari yargının görevli olacağı, aksinin Anayasa'nın 142. maddesinde yer alan kanunilik şartı uyarınca ancak kanun koyucu tarafından öngörülebileceği, bununla birlikte kamu düzeninden olan mahkemelerin görevi ve/veya yargı yoluna ilişkin konularda kıyas yoluyla sonuca varılmasının hukuken mümkün olmadığı açıktır. Öte yandan, mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı, yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usulü öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idari dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usulü olup ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde "ihale işlemlerinin" ivedi yargılama usulüne tabi olduğu belirtilirken ihale işlemleri ile ilgili herhangi bir tanım yapılmadığı gibi ihale işlemleri bakımından mevzuat, konu, nitelik gibi bir ayrıma da yer verilmemiştir. Dolayısıyla, ihalelere ilişkin iki temel kanun olan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu dışındaki mevzuat uyarınca gerçekleştirilen ve hukuki denetimi idari yargının görev alanındaki ihalelere ilişkin işlemlerden doğan uyuşmazlıklar da ivedi yargılamaya tabi olacaktır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun uyarınca haczedilen bir menkul malın satış ihalesinin iptali isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevli olduğundan davanın görev yönünden reddine karar verilmesinde ve ivedi yargılama usulüne tabi olması gereken bu uyuşmazlıkta verilen karara karşı istinaf kanun yolunun gösterilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 12/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2025/2389, K. 2025/3497, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2025-2389-e-2025-3497-k-9bc028d0202f