Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2024/3567 E. 2025/624 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2024/3567
- Karar No
- 2025/624
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/3567 Karar No:2025/624
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) YHT Bölge Müdürlüğünce 26/07/2024 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “Kayaş - Sivas Yht Hattı Elektrifikasyon Sistemlerinin 36 Aylık Bakım İşi” ihalesi dokümanına yönelik olarak yapılan itirazen şikayet başvurusunun reddine ilişkin 21/08/2024 tarih ve 2024/UH.I-1047 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; davacı tarafından, ihale dokümanına ilişkin olarak 22/07/2024 tarihinde "İhale dokümanı düzenlemelerinde işin yürütülmesi aşamasında idare tarafından teminattan kesinti yapılabileceğinin anlaşıldığı, kamu ihale mevzuatında teminatın gelir kaydedilebileceği ve kesinti yapılabileceği hallerin mevzuatta sınırlı olarak belirlendiği, ihale dokümanı düzenlemeleri ile bu hallerin genişletilemeyeceği, dolayısıyla iddia konusu düzenlemelerin kamu ihale mevzuatında sınırlı olarak sayılan hükümler kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu düzenleme kamu ihale mevzuatına aykırı yönde düzenlendiği" gerekçesiyle yapılan şikayet başvurusunun, idarenin 26/07/2024 tarihli yazısı ile reddi üzerine yapılan itirazen şikayet başvurusunun dava konusu Kurul kararıyla reddedildiği; Teknik Şartname'nin “Personel” başlıklı 9.14. maddesinde, “... Yüklenici, çalıştırdığı işçilerine karşı ilgili Kanun ve mevzuattan doğan herhangi bir yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle, ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve benzeri mali ve sosyal haklar ve bunlarla ilgili olarak prim, vergi ve fon gibi konularda ve keza iş kazası ve meslek hastalığı ve üçüncü şahıslara zarar verilmesi gibi sebeplerle veya yüklenicinin istihdam ettiği personelin iş kazası sonucu vefat etmesi veya sakat kalması gibi nedenlerle doğan yüklenici işçilerinin, varislerinin veya üçüncü kişilerin her çeşit alacak ve tazminatlarından Yüklenici sorumludur. Bu konularda İşverenden tazminat veya alacak talep edilmesi halinde ödeme Yüklenici tarafından derhal yapılacaktır. Aksi halde ödenmediği kesin olarak tespit edilen bu miktarlar Yüklenicinin hakedişlerinden veya alacağından, bunun mümkün olmadığı durumlarda teminatlardan tahsil edilecektir...” düzenlemesinin yer aldığı;
4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun, taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla alınan kesin teminatın iadesine ilişkin 13. maddesinde, kesin teminatın hangi hallerde iade edilmeyeceğinin ve yüklenicinin hangi borçlarının kesin teminattan karşılanacağının kurala bağlandığı, buna göre taahhüt, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemişse ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye bir borcu varsa kesin teminatın yükleniciye iade edilmeyeceği, yüklenicinin iş nedeniyle idareye ve Sosyal Sigortalar Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanuni vergi kesintilerinin yapım işlerinde kesin kabul tarihine, diğer işlerde kabul tarihine veya varsa garanti süresinin bitimine kadar ödenmemesi halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatların paraya çevrileceği ve yüklenicinin borçlarına karşılık mahsup edileceği, varsa kalanının yükleniciye geri verileceği; görüldüğü üzere, mevzuatta hangi hallerde yüklenicinin teminatının iade edileceği veya teminattan kesinti yapılacağının düzenlendiği, taahhüdün ihale dokümanına uygun olarak yerine getirilmemesi ve yüklenicinin idareye mevcut işten kaynaklı bir borcu olması, kesin teminatın yükleniciye iade edilmemesi veya kesinti yapılması sebebi olarak sayıldığı, ihale dokümanında kurala bağlanabileceği hukuken kabul edilen her bir şartın, sonrasında yerine getirilmemesi, taahhüdün dokümana uygun yerine getirilmediği sonucunu doğuracağından, bu nedenle oluşacak zararın kesin teminattan kesinti yapılması suretiyle tazmin edilmesi durumunda, anılan Kanun'un 13. maddesine aykırı bir durum ortaya çıkmayacağı; Yüklenicinin anılan madde nedeniyle sorumlu tutulacağı zararların, "sözleşmeden doğan borç ilişkisi" nedeniyle meydana gelmiş olmasının gerektiği, "Hukuki, fiili, maddi, cezai, mali bir zarar" olarak ifade edilen ve kesin teminattan kesintinin yapılabileceği öngörülen zararların "borcun hiç veya gereği gibi" ifa edilmemesi halleriyle sınırlı olduğu ve ihaleye konu iş nedeniyle kurulacak sözleşme ilişkisinden kaynaklanmayan zararları kapsamadığı; kesin teminatın taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla alındığı, 4735 sayılı Kanun'un 13. maddesinde de bu amaca uygun olarak, "sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesi" ve "yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olması" durumları, kesin teminatın iade edilmemesi sebepleri olarak sayıldığı, bu haliyle, kesin teminatın, idarenin, taahhüdün gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle uğrayacağı zararının tazmin edilememe riskini bertaraf etmeye yönelik olduğu, taahhüt yerine getirilirken idareye bir zarar verilmesi, taahhüdün sözleşme ve ihale dokümanına uygun olarak yerine getirilmediği anlamına geleceğinden, bu nedenle oluşan ve yüklenicinin sorumluluğuna gidebilecek zararların kesin teminattan kesinti yapılarak elde edilebileceği; nitekim, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nde, hatalı, kusurlu ve eksik işler için yapılacak işlerin kurala bağlandığı, bu durumlarda kesin teminattan kesinti yapılabileceğinin belirtildiği, sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası niteliği bulunan Genel Şartname ile, hatalı ve kusurlu işin tespiti için birtakım usullerin öngörüldüğü, anılan düzenlemelerin aynı zamanda yüklenicinin bu tespitlerin doğruluğu noktasındaki güvencesini sağladığı; diğer taraftan, itiraza konu madde ile, ortaya çıkabilecek zararın tazmini için iki aşamalı bir yol öngörüldüğü, kurala göre, idare öncelikle zararının aynen ya da parasal karşılığı ile tazminini talep edeceği, zarar yüklenici tarafından giderilmez ise, idare bu kez zararını hakedişten ve kesin teminattan kesinti yapmak suretiyle tazmin edebileceği, iyi idare ilkesi uyarınca kesin teminattan kesinti yapılmasına son çare olarak başvurulacağı da gözetildiğinde, dava konusu Kurul kararında belirtildiği üzere, anılan madde ile idareye doğrudan kesin teminattan kesinti yapma hakkının verilmediği; öte yandan, idarenin zararını kesin teminattan yapacağı kesinti ile tazmin etmesinin eğer taraflar arasında bir uyuşmazlık (zararın bulunmadığı, zararın miktarı, illiyet bağı ya da yüklenicinin kusurunun bulunmadığı vb.) varsa, söz konusu uyuşmazlığın sona erdiği anlamına gelmediği, yüklenicinin hukuka aykırılık iddiası için yargı yoluna başvurabileceği; Bu itibarla, yüklenicinin borcun ifası sırasında idareye vereceği zararlardan sorumlu tutulmasına ilişkin kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı, bu zararın karşılanmaması suretiyle sorumluluk haline aykırı davranılmasının, taahhüdün dokümana uygun olarak yerine getirilmediği anlamına geleceği, bu durumun ise, 4735 sayılı Kanun'un 13. maddesinde kesin teminatın iade edilmemesi sebebi olarak sayıldığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yorum yolu ile oluşturulan sübjektif gerekçeler öne sürülerek başvurunun reddedilmesinin mevzuata aykırılık taşıdığı, dava konusu ihale dokümanına ilişkin hükümlerin mevzuata aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, iddialarının dikkate alınmadığı ve soyut bir şekilde karar alındığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ihaleyi gerçekleştiren idarece yapılan düzenlemenin ne genel hukuk normlarına ne de ilgili mevzuata aykırı olmadığı, dava konusu Kurul kararının hukuka ve yüksek yargı kararlarına uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın ve istemi halinde kullanılmayan...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 05/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.