Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2024/2883 E. 2025/761 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2024/2883
Karar No
2025/761
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2883 Karar No:2025/761

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:...K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ...,... ..., ..., ... tarihlerinde..., ...,..., ..., ... saatlerinde akar bant şeklinde "... Destek Hattı" başlığıyla yapılan yayınların 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde yer alan "Yayın hizmetleri... Haksız çıkarlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan unsurlar içeremez." yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 38.460,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi'nce verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacı kuruluşa ait televizyon kanalında muhtelif tarihli yayınlarda akar bantta, "...'e Destek Olmak İçin Destek Hattımızı Arayabilirsiniz. ...Destek Hattı: ... ... #...inyanındayız Destek Vermek İsteyen İzleyicilerimiz İçin Hattımız:... ... Sevgili İzleyiciler Farklı Telefon Numaralarından...Tv Adı Verilerek Değişik Ürün Satışları Yapılmaya Çalışıldığına Dair Şikayetler Alıyoruz....Adına Kitap Satışı, Bağış ve Destek Talebi Gibi İstekle Sizi Arayan Kişilere İtibar Etmeyiniz. Bu Tür Dolandırıcılara Karşı Dikkatli Olmanızı Önemle Rica Ederiz." şeklinde ve ayrıca davacı kuruluşun televizyon yayınına ek olarak resmi web sitesinde de "...İzleyici Destek Hattı" sekmesinde doğrudan IBAN bilgileri paylaşılarak...'e üç ayrı yöntemle destek olabilirsiniz; İzleyici Sponsorluğu, Kitap Kampanyası Yoluyla Destek, Patreon Aracılığıyla Destek (Yurtdışı) şeklinde yardım çağrısı yapıldığından bahisle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinin ihlal edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği, anılan bentte, yayın hizmetlerinin haksız çıkarlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan unsurlar içeremeyeceği belirtilmiş olup "ve" bağlacı kullanılan bu hüküm lafzi olarak yorumlandığında, söz konusu hükmün uygulanabilmesi için haksız çıkarlara hizmet etme ve haksız rekabete yol açma unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği düşünülebilir ise de amaçsal yorum yöntemi kullanıldığında bu iki şarttan herhangi birisinin gerçekleşmesinin yeterli olduğu, normun koruduğu değer dikkate alındığında, bu iki şartın bir arada aranması halinde, kuralın uygulanmasının imkansız hale geleceği ve normun kendisinden beklenen amacın gerçekleşmeyeceği, bu nedenle, uyuşmazlığa esas alınan hükümde kullanılan "ve" bağlacının yorum yoluyla "veya" olarak anlaşılıp uygulanmasının kanun koyucunun normu düzenlemesindeki amacın gerçekleşmesine daha iyi hizmet edeceği, Uyuşmazlığa konu yayınlarda, davacı kuruluşun; program destekleme, reklam veya diğer ticari kazanç sağlayıcı yayınlar dışında maddi menfaat elde etme amacı güttüğü, farklı tarihlerde yer verilen "... Destek Hattı" akar bandı, iletişim numaraları ve internet sitesi üzerinden izleyicilerden para talep edildiği, davacı kuruluşun yardım toplamaya yetkili ve Cumhurbaşkanlığınca izin verilen kuruluşlar arasında yer almamasına rağmen "...Destek Hattı" adıyla yardım çağrısı yapılmasının haksız çıkarlara hizmet eden, istismar ve sömürüye açık bir durum oluşturduğu anlaşıldığından, davacı şirket hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde haksız çıkarlar ve haksız rekabet unsurlarının birlikte gerçekleşmesinin kanuni bir şart olarak öngörüldüğü, internet sitesinde IBAN bilgilerinin paylaşılmasının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, somut olayda Mahkemece genişletici bir yorum yapılarak kanun koyucunun iradesinin ötesine geçildiği, dava konusu yayınların kötü niyetli üçüncü kişilerin ... adını kullanarak değişik ürünler satmasının ve bağış veya destek talebinde bulunmak suretiyle izleyicileri dolandırmasının önüne geçme ve halkı bilgilendirme amacına yönelik olduğu, program desteklemenin hukuka uygun bir gelir yöntemi olduğu, dava konusu işlemin amaç unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, benzer faaliyetlerde bulunan kanallar hakkında yaptırım uygulanmazken kuruluş hakkında yaptırım kararı tesis edilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, hangi nedenle idari para cezasının üst sınırdan verildiğinin yargısal denetime imkan verecek şekilde somut olarak ortaya konulması gerektiği, karşı oyların tebliğ edilmediği, dava konusu işlemin şekil unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkanlığının 2005/38 numaralı Genelgesinde özel radyo ve televizyonlara yardım toplama izninin verilemeyeceğinin düzenlendiği, ihlale konu muhtelif yayınlarda davacı şirketin program destekleme, reklam veya diğer ticari kazanç sağlayıcı yayınlar dışında mezkur yayınlar aracılığıyla maddi menfaat elde etme amacı güttüğü, davacı şirketin yardım toplamaya yetkili ve Cumhurbaşkanlığınca izin verilen kuruluşlar arasında yer almamasına rağmen "... Destek Hattı" adıyla yardım çağrısı yapılmasının haksız çıkarlara hizmet eden, istismar ve sömürüye açık bir durum oluşturduğu, dava konusu yayının program destekleme olduğuna dair iddianın kabulünün mümkün olmadığı, 6112 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer alan düzenlemeye istinaden dava konusu programların başlangıç, program içindeki reklam kuşaklarına giriş ve çıkışlar ile program bitişlerinde program desteklemeye dair hiçbir ibarenin yer almadığı, amaç unsuru bakımından herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, davacı tarafından yayın ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle bağlı yetki kapsamında dava konusu işlemin tesis edildiği, işlemin eşitlik ilkesine uygun olduğu, idari para cezasının oranının ve uygulanma nedeninin dava konusu işlemde gerekçelendirildiği, Üst Kurul tarafından alınan kararın usul ve kanuna uygun olarak davacıya tebliğ edildiği, karşı oy gerekçesinin tebliğ edilmesini zorunlu kılan bir düzenlemenin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY : Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek “suçta kanunilik”, üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek, “cezada kanunilik” ilkeleri güvence altına alınmıştır. Anayasa’da öngörülen “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 34. maddesiyle, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri sektörünü düzenlemek ve denetlemek amacıyla, idari ve mali özerkliğe sahip, tarafsız bir kamu tüzel kişiliği niteliğinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu kurulmuş; Üst Kurul'un, bu Kanun ve mevzuatta kendisine verilen görev ve yetkileri kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirireceği ve kullanacağı vurgulanmış; 37. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde de medya hizmet sağlayıcılarının sunduğu yayın hizmetlerinde ve platform, multipleks, altyapı işletmecileri ile verici tesis ve işletim şirketinin sunduğu hizmetlerde bu Kanuna ve ilgili diğer mevzuata aykırılık tespit edilmesi veya yayın lisansı şartlarına uyulmaması halinde gerekli müeyyideleri uygulamak Üst Kurul'un görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Öte yandan, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (1) fıkrasında, medya hizmet sağlayıcılarının, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla bu fıkrada yer alan ilkelere uygun olarak sunacakları belirtilmiş, aynı fıkranın (j) bendinde de "Haksız çıkarlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan unsurlar içeremez." ilkesi maddede belirtilen yayın ilkeleri arasında sayılmış; 32. maddesinin 2. fıkrasında ise 8. maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verileceği, idari para cezası miktarının, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamayacağı belirtilmiştir. İdari yaptırımlar, idarenin bir yargı kararına gerek olmadan kanunların verdiği yetkiye dayanarak idare hukuku ve bazı ceza hukuku ilkelerini dikkate almak suretiyle idari işlemlerle uyguladığı yaptırımlardır. Bu itibarla idari yaptırımlar cezai nitelikleri olan idari işlemlerdir. Bu anlamda idari yaptırımların iki belirgin özelliğinden biri idari işlem olmaları, diğeri ise cezalandırıcı nitelik barındırmalarıdır. İdari yaptırımların cezai nitelikleri ve bu anlamda ceza hukukunu ilgilendiren yönleri mevcut olduğundan, bunların idare tarafından uygulanması ve yargısal denetimi açısından klasik idari işlemlerden ayrıldığı da açıktır. Bu çerçevede, suç ve cezaların kanuniliği, lehe olan kanunun uygulanması gibi ilkelerin idari yaptırımlar alanında da uygulanması gerekir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin idari yaptırımlar açısından da uygulanması, hangi fiillerin idari yaptırım gerektirdiğinin kanunda açıkca tanımlanması, bunun doğal sonucu olarak bir fiile yaptırım uygulanabilmesi için yaptırım uygulanacak fiilin belirli olması ve kıyas yoluyla yaptırıma başvurulmaması gerekmektedir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve önemi haiz olup bu kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte; buna ek olarak suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması sağlanmaktadır (Karlis A.Ş., B. No: 2013/849, 15/04/2014, § 32) Kamu otoritesinin ve bunun bir sonucu olan ceza verme yetkisinin keyfi ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi, kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu doğrultuda kamu otoritesini temsil eden yasama, yürütme ve yargı erklerinin bu ilkeye saygılı hareket etmeleri, suç ve cezalara ilişkin kanuni düzenlemelerin sınırlarının yasama organı tarafından belirgin bir şekilde çizilmesi, yürütme organının sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas etmemesi, ceza hukukunu uygulamakla görevli yargı organın da kanunlarda belirlenen suç ve cezaların kapsamını yorum yoluyla genişletmemesi gerekir (Karlis A.Ş., § 33) Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/05/2013). Belirlilik ilkesi hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp davranışlarını düzenleyebilir (Karlis A.Ş., § 34). Bununla birlikte ne kadar açık ve anlaşılır şekilde düzenlenirse düzenlensin suç ve ceza öngören kurallar yargı organlarının yorumuna ihtiyaç duyabilir. Ancak yargı organlarınca yapılacak yorumun kuralın özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Hukukun üstünlüğünün temel birleşenlerinden biri olan suçta ve cezada kanunilik ilkesi, amaçları ve ulaşmak istenen hedefleri de gözetilerek keyfi kovuşturma, mahkumiyet ve cezalandırmaya karşı etkili güvenceleri temin edecek şekilde yorumlanmalı ve uygulanmalıdır. Aynı zamanda suç olarak kabul edilmeyen bir eylemin kıyas yolu ile kişilerin aleyhine genişletilerek yorumlanması da kanunilik ilkesine aykırılık oluşturacaktır (Mustafa Karakuş, B. No: 2020/34781, 17/01/2023, § 70). Esasen ceza hukukunu ilgilendiren suçta kanunilik ve cezada kanunilik ilkeleri ceza hukukundan kabahatler hukukuna sirayet etmiştir. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza içeren hükümler ihdas edip edemeyeceği açısından idareye genel ve düzenleyici işlemlerle, kanunla çizilen çerçeve hükmün içeriğini hangi kabahatlerin yaptırım gerektireceği konusunda doldurma yetkisi verilmiştir. Fakat kanunda veya idarenin genel ve düzenleyici işlemlerinde tanımlanabilen kabahatin karşılığı olan idari yaptırımın ve miktarının mutlaka ilgili kanununda belirtilmiş olması, ilgilisine de bu kabahatinin karşılığı olan idari yaptırımın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, idari yaptırım uygulamaya yetkili idareler tarafından, yaptırım kararı alınmadan önce mevzuata aykırı fiilin ne olduğu ve kanunun hangi maddesinin ihlal edildiği tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve bundan sonra fiilin karşılığı olan kanunda belirtilen idari yaptırımın uygulanmasına karar verilmelidir. Başka bir anlatımla, fiil ile uygulanan idari yaptırım örtüşmeli ve ilgilisine kanunda karşılığı olmayan veya fiil ile örtüşmeyen bir idari yaptırım uygulanmamalıdır. Dava konusu olayda,... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararı ile ihlale konu muhtelif yayınlarda, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun; program destekleme, reklam veya diğer ticari kazanç sağlayıcı yayınlar dışında, mezkur yayınlar aracılığıyla maddi menfaat elde etme amacı güttüğü, farklı tarihlerde yer verilen "... Destek Hattı" akar bandı, iletişim numaraları ve internet sitesi üzerinden "İzleyici Sponsorluğu ve Kitle Fonlama Sitesi (...)" adı altında izleyicilerden para talep edildiği, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün ... web adresinde istatistikler bölümünde yapılan incelemede; ...logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yardım toplamaya yetkili ve Cumhurbaşkanlığınca izin verilen kuruluşlar arasında yer almamasına rağmen "... Destek Hattı" adıyla yardım çağrısı yapılmasının haksız çıkarlara hizmet eden, istismar ve sömürüye açık bir durum oluşturduğu gerekçesiyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde yer alan "Yayın hizmetleri... Haksız çıkarlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan unsurlar içeremez." yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacı şirkete 38.460,00-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiştir. "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve kanunun ne tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesinin gerektiği, sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren ilgilinin hangi kuralı ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulmasının da zorunlu olduğu, söz konusu fiil mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen cezanın hukuka aykırı olacağı, bu itibarla, mevzuatın ve dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu yayınlar aracılığıyla maddi menfaat elde etme amacı güttüğü ve farklı tarihlerde yer verilen "... Destek Hattı" akar bandı, iletişim numaraları ve internet sitesi üzerinden izleyicilerden para talep edildiği belirtilerek, bu durumun haksız çıkarlara hizmet eden, istismar ve sömürüye açık bir durum oluşturduğunun kabulü ile 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca idari para cezası verildiği dikkate alındığında, somut fiilin kanunda belirlenmiş soyut hukuk normuna uygun olmadığı, dolayısıyla, dava konusu işlemde tipiklik unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2024/2883, K. 2025/761, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2024-2883-e-2025-761-k-3362ed987cb0