Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2023/1292 E. 2025/1056 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2023/1292
- Karar No
- 2025/1056
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/1292 Karar No:2025/1056
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla verilen 4.540.770,43-TL idari para cezasının tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan davacı şirkete idari para cezası verilmesine dair Kurul kararının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasına kayden açılan davanın, anılan Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla reddedildiği görüldüğünden, söz konusu idari para cezasının tahsiline yönelik tesis edilen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinafa konu İdare Mahkemesi kararında, ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle ödeme emrine karşı açılan davanın da reddine karar verilmişse de davacının esasa etkili nitelikteki iddiaları tartışılmadığından bu iddiaların ayrıca değerlendirilmesinin gerektiği; Ödeme emrine dayanak olan idari para cezasına karşı açılan davanın derdest olduğu ve kamu alacağının kesinleşmediği iddiası yönünden; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinin 4. fıkrasında, Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği kuralının yer aldığı, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, bu Kanunun kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı yönündeki kuralın 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulmasının, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmayacağı şeklinde değiştirildiği, İdari para cezaları yönünden genel kanun niteliğinde olan 5326 sayılı Kanun uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilen idari para cezalarına ilişkin ödeme emri düzenlenebilmesi için alacağın kesinleşmiş olması gerekmekle birlikte, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde idari para cezasına karşı dava açılması, banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç, tahsil işlemlerini durdurmayacağından, bu haliyle tahsilata ilişkin özel nitelikte olan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer verilen bu düzenlemenin uyuşmazlığa uygulanması gerektiği, dolayısıyla, ödeme emri düzenlenebilmesi için 5015 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezalarının kesinleşmesine gerek bulunmadığı; Ödeme emri düzenlenmeden önce 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda öngörülen uzlaşma ve ceza indirim hakkının kullandırılmadığı, şirketin bağlı olduğu vergi dairesinin 01/07/2020 tarihinden itibaren Beydağı Vergi Dairesi olduğu, bu nedenle davalı idare tarafından ödeme emri düzenlenemeyeceği iddası yönünden; 213 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olan uzlaşma ve ceza indiriminin dava konusu uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla verilen idari para cezasının tahsiline yönelik ödeme emrinin davacının 01/07/2020 tarihi öncesinde bağlı olduğu davalı vergi dairesince düzenlenmesinin ödeme emrinin iptalini gerektirmediği; Öte yandan, ödeme emri aşamasında, idari para cezasının verildiği tarihten sonra 5015 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde davacı lehine bir düzenlemenin getirilmediği, idari para cezasına konu fiilin 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde 7164 sayılı Kanunla yapılan değişikle getirilen "Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller" kapsamında olmadığı; İdari para cezasının üst sınırdan uzaklaşarak verildiği iddiasının ise bu cezanın iptali istemiyle açılan davada ileri sürülebilecek bir iddia olduğu, ödeme emri içeriği idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği anlaşıldığından, davacının bu iddiasına da itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen açıklama ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 5326 sayılı Kanun ve 442 sayılı Tahsilat Genel Tebliği uyarınca idari para cezasının tahsili için kesinleşmesi gerektiği, idari para cezasına karşı açılan davada yargılamanın temyiz aşamasında devam ettiği, idari para cezasının kesinleşmediği, kendilerine ihbarname gönderilmeyerek uzlaşma ve ceza indirimi haklarının kullanılmasının engellendiği, aynı nedenle ödeme emrine konu idari para cezasının 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılamadığı, dava konusu ödeme emrinin yetkisiz vergi dairesince düzenlendiği, verilen idari para cezasında alt sınırdan uzaklaşılmasının nedeninin açıklanmadığı, salt takdir yetkisinden hareketle üst sınırdan para cezası verilemeyeceği, sonradan yürürlüğe giren lehe düzenlemelerin tahsil aşamasında da uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun açıklamalı reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.