Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2021/5048 E. 2025/3929 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2021/5048
- Karar No
- 2025/3929
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/5048 Karar No : 2025/3929
DAVACI : ... Enerji Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av....
DAVALI : ... Kurumu (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmeliğin 27. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Yerli aksam teşviğinden yararlanılması hususunda herhangi bir hatası, hilesi yahut kusuru bulunmadığından teşvik kapsamında iade edilmesi talep edilen tutara faiz işletilmemesi gerektiği, eğer faiz talep edilecek ise bunun yersiz ödemeye sebep olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından istenilmesi gerektiği, dava konusu düzenlemede “kişinin yanıltıcı bilgi vermesi/hatası/hilesi hallerinde faiz ile birlikte geri alınması” yönünde bir ifadenin bulunması gerekirken her halde faiz ile birlikte geri alınması yönünde düzenleme yapıldığı, bu bakımdan dava konusu kuralın eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu, somut olayda kendilerinin herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen faiz işletildiği, düzenleme ile atıf yapılan 6183 sayılı Kanun’un uygulama alanının farklı olduğu, söz konusu düzenleme ile muhataplarının sorumluluklarını yerine getirmemesi halinin düzenlendiği, faiz sorumluluğunun anaparanın ödenmemesi halinde başlayacağı, idari işlemden kaynaklanan ödeme nedeniyle geriye dönük faiz alınmasının hukuka aykırı olduğu, 5346 sayılı Kanun'da yersiz ödemenin faiziyle geri alınacağına yönelik düzenleme bulunmadığı, kazanılmış hakkının ve meşru beklentilerinin korunması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise, YEKDEM’den faydalanma süresinin belirlenmesi, haksız ödenen bedellerin geri alınması, mahkeme kararları kapsamında ödeme yapılması gibi hususlarda 5346 sayılı Kanun ile verilen yetki uyarınca Kurumun düzenleme yapma yetkisinin bulunduğu, dava konusu düzenlemede 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasına yönelik herhangi bir kural bulunmadığı, yalnızca 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesinde belirtilen faiz oranının referans olarak gösterildiği, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik"in 27. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen "bu Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıldığı tespit edilen tutarlar ile" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Her ne kadar dava dilekçesinin "Konu" ile "Sonuç ve İstem" bölümlerinde, Yönetmeliğin 27. maddesinin 3. fıkrasının tamamının iptali istenilmiş ise de; dava konusu Yönetmelik hükmü bakımından 2577 sayılı Yasa'nın 7/4 maddesi uyarınca dava açma süresinin aşılmasını sağlayan bireysel işlemlerin, Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıldığı tespit edilen tutarlara ilişkin olduğu, herhangi bir yargı kararı ile ilişkisinin bulunmadığı görüldüğünden, uyuşmazlık konusu hüküm, davacının menfaatini etkileyen bu kısım ile sınırlandırılmak suretiyle değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasamızın 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiş, "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde ise; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği; mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı yönündeki emredici hükümlere yer verilmiştir. Konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde de; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." şeklindeki kurala yer verilmiştir. Dava konusu fıkrada atıf yapılan 6183 sayılı "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun"un "Gecikme Zammı, Nispet ve Hesabı:" başlıklı 51. maddesinin 1. fıkrasında; "Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir." hükmüne, 4. fıkrasında ise; "Cumhurbaşkanı, gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı, yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. Öte yandan, 5346 sayılı "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun" incelendiğinde; "YEK Destekleme Mekanizması" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği 18/5/2005 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girmiş veya girecek olan YEK Destekleme Mekanizmasına tabi üretim lisansı sahipleri için, bu Kanuna ekli I sayılı Cetvelde yer alan fiyatlar, on yıl süre ile uygulanır. 31/12/2020 tarihinden sonra işletmeye girecek olan YEK Belgeli üretim tesisleri için bu Kanuna göre uygulanacak fiyat ve süreler Cetveldeki fiyatları geçmemek üzere Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir." hükmüne, 5. fıkrasında; "YEK Destekleme Mekanizmasında öngörülen süreler; tesislerden işletmedekiler için işletmeye girdiği tarihten, henüz işletmeye girmemiş olanlar için işletmeye girecekleri tarihten itibaren başlar. YEK Destekleme Mekanizmasına tabi olanlar, uygulamaya dahil oldukları yıl içerisinde uygulamanın dışına çıkamaz." hükmüne; "Yerli ürün kullanımı" başlıklı 6/B maddesinin 1. fıkrasında; "Lisans sahibi tüzel kişilerin bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ve 30/6/2021 tarihinden önce işletmeye giren üretim tesislerinde kullanılan mekanik ve/veya elektro-mekanik aksamın yurt içinde imal edilmiş olması halinde; bu tesislerde üretilerek iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisi için, I sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlara, üretim tesisinin işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle; bu Kanuna ekli II sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlar ilave edilir." hükmüne yer verilirken "Diğer uygulamalar" başlıklı 6/C maddesinin 2. fıkrasında; "Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim lisansları için bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten sonra 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 7 nci maddesi kapsamında yapılacak kapasite artışı lisans tadili EPDK tarafından uygun görülenler söz konusu kapasite artışı için YEK Destekleme Mekanizmasından yararlanamaz." hükmüne yer verilmiştir. 5346 sayılı Kanun'un 5, 6, 6/A, 6/B, 6/C ve 11 inci maddeleri ile 6446 sayılı "Elektrik Piyasası Kanunu"nun 14 üncü maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 01/10/2013 tarihli, 28782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik"in "Haksız ve yersiz ödemelerin iadesi" başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca Kuruma ve ilgili kurum ve kuruluşlara yapılan başvurularda başvuru sahibinin yanıltıcı bilgi ve/veya belge verdiğinin ve/veya düzenlediğinin tespiti halinde üretim lisansı sahibi tüzel kişi bu Yönetmelik kapsamındaki haklardan yararlandırılmaz ve üretilen elektrik enerjisi miktarlarının YEK Fiyatıyla çarpılması sonucu hesaplanan tutar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından ilgili tüzel kişiye fatura edilir. Söz konusu üretim lisansı sahibi tüzel kişi hakkında ayrıca Kanunun 16 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilir." hükmüne, 2. fıkrasında; "YEKDEM’e katılma hakkını haiz olmadığı halde YEKDEM’den faydalandığı tespit edilen üretim lisansı sahibi tüzel kişi, ilgili yılın nihai YEK listesinden çıkarılır. Bu kişiye, geçmişe dönük olarak YEKDEM kapsamında bulunduğu her bir uzlaştırma dönemi için 18 inci madde uyarınca ödenen YEK bedelleri Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir." hükmüne yer verilirken dava konusu yapılan 3. fıkrasında; "Birinci ve ikinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıldığı tespit edilen tutarlar ile yargı kararına göre ödemesi yapılıp yine yargı kararı gereğince tahsili gereken tutarlara ilişkin olarak, YEKDEM katılımcısından tahsil edilecek tutar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir. " şeklindeki düzenlemeye yer verildiği görülmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirkete ait Hatay ili Belen ilçesinde yer alan Şenbük Rüzgar Enerjisi Santralinin (RES) EÜ/... numaralı üretim lisansı kapsamında 15 MW güç ile 22/04/2010 tarihinde geçici kabulü yapılarak işletmeye alındığı, sonrasında davacı şirketçe 7 adet 3 MW'lık rüzgar türbini ilavesiyle toplam kurulu gücün yükseltilmesi yolunda yapılan muhtelif başvurular üzerine Kurul tarafından 06/02/2014 tarihinde alınan 4864-28 sayılı kararla tesisin toplam kurulu gücünün 38,1MWm/28,94 MWe olacak şekilde kapasite arttırım talebinin kabul edilmesi üzerine davacı şirketçe 25/05/2014 tarihinde ilave yedi türbin inşası tamamlanarak faaliyete geçirildiği, akabinde RES yerli imalat katkı ilave fiyatı uygulamasından yararlanmak üzere yapmış olduğu 29.07.2016 tarihli başvurunun; 5346 sayılı Yasa'nın anılan 6/B maddesi hükmü uyarınca tesisin işletmeye girdiği tarihten itibaren geçerli 5 yıllık sürenin doldurulduğu belirtilerek reddedildiği, ancak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile bu kez talep uygun bulunarak 2017 ila 2019 yılları arasında ilgili teşvikten yararlandırıldığı; Elektrik Piyasası Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bildirilen... tarih ve ...-..., ... ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarıyla ise; Şenbük RES'in işletmeye giriş tarihinin 22/04/2010 ve YEKDEM başlangıç yılının 2011 olduğunun değerlendirildiği, YEK Kanunu'na ekli I sayılı ve II sayılı cetvelde yer alan fiyatlardan yararlanabileceği sürelerin de bu tarihlerden itibaren başlaması gerektiği ve Şenbük RES'in yerli aksam desteği alabileceği son yıl 2015 iken 2017, 2018 ve 2019 yıllarında fazladan yerli aksam destek fiyatı uygulandığı tespit edildiğinden bahisle yapılan ödemelere yönelik olarak Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik'in 27/3 maddesi uyarınca işlem tesis edilmesine karar verildiği, bunun üzerine 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca belirlenen gecikme zammı da uygulanmak suretiyle hesaplanan toplam 14.335.533,20 TL tutarındaki ... tarih ve ... nolu, 23/09/2021 son ödeme tarihli faturanın düzenlenerek tebliğ edildiği, davacı tarafça Kurul kararlarına karşı .... İdare Mahkemesinde dava açılırken, bu kararların ve faturanın dayanağı olan Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 5346 sayılı Yasa'nın yukarıda yer verilen hükümleri ile Yasa'nın bütünü incelendiğinde yersiz ödemelerin ne şekilde tahsil edileceği ve uygulanacak faiz oranı ile faizin başlangıç tarihine ilişkin bir düzenlemeye Yasa'da yer verilmediği, bir başka yasaya atıf yapılmadığı gibi, bu hususta ana çerçeve çizilmek suretiyle Yönetmelik ile düzenleme yetkisinin de verilmediği görülmektedir. Dava konusu edilen Yönetmelik hükmü ile 3095 sayılı "Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun"a atıf yapılarak, bu Yasa hükümleri doğrultusunda yasal faiz tahsiline gidileceği yönünde bir düzenleme yapılmasına engel yok iken, çok daha yüksek oranda faiz uygulanmasına yol açan ve düzenlenen konu bakımından uygulanma olanağı bulunmayan 6183 sayılı Yasa'nın, 51. maddesinde yer verilen faiz oranının uygulanacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Davalı idarece verilen savunmada da; 6183 sayılı Yasa'ya yapılan atfın sadece ve sadece faiz oranına ilişkin olduğu belirtilmekte olup, dolayısıyla uygulanacak faiz oranının belirlenmesi konusunda son derece geniş bir takdir yetkilerinin bulunduğu kabulü ile hareket edildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki uygulanacak faiz oranı ilgilisinden tahsil edilecek parasal tutarı belirlemekte olup, bunun ise doğrudan mülkiyet hakkına ilişkin olduğu tartışmasızdır. Bu durumda, yukarıda ayrıntısıyla yer verdiğimiz Anayasanın 13. ve 35. maddesi ile AİHS ek 1 nolu protokolün 1. maddesinde yer verilen açık ve emredici hükümler karşısında, mülkiyet hakkının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini sağlayacak nitelikte düzenlenecek yasa hükümleri ile sınırlandırılması mümkün olup, herhangi bir yasal dayanak olmaksızın davacının mal varlığında ciddi oranda eksilmeye yol açacak nitelikte faizin uygulanmasına yol açan Yönetmelik hükmünün, mülkiyet hakkına yasal bir dayanak olmaksızın müdahale edilmesi sonucunu doğurduğu, bu yönüyle yetki yönünden hukuka ve mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik"in 27. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen "bu Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıldığı tespit edilen tutarlar ile" ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: 1- Davacı şirkete Hatay ili, Belen ilçesinde bulunan Şenbük RES tesisi için ...tarih ve EÜ/... sayılı üretim lisansı verilmiştir. 2- Davacının 14/09/2012 tarihli başvurusu ile yeni rüzgar türbinlerinin ilavesi suretiyle kurulu güç artırılarak lisansın tadil edilmesi talep edilmiş, bu talep ... tarih ve... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile uygun bulunmuştur. 3- Lisans tadili ile ilave edilen yedi adet rüzgar türbininin geçici kabulü 25/05/2014 tarihinde yapılmış, davacı söz konusu ilave türbinler için YEKDEM kapsamında yerli katkı ilave fiyatından faydalanmak amacıyla 29/07/2016 tarihinde Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunmuş, bu başvuru ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiş, sonrasında Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle davacının ilk başvurusu uygun bulunmuş, bu kapsamda davacı 2017,2018 ve 2019 yıllarında YEKDEM’den yerli katkı fiyatları teşviki de eklenerek faydalanmıştır. 4- Devam eden süreçte davalı idare tarafından yerli aksam desteğinden faydalanan tesislere yönelik olarak yapılan incelemede davacının tesisinin de aralarında bulunduğu bazı üretim tesislerine fazladan yerli aksam desteği verildiği tespit edilmiş, bu kapsamda davacıya 2017,2018 ve 2019 yıllarında YEKDEM kapsamında ödenen yerli aksam destekleri hakkında dava konusu düzenleme kapsamında işlem tesis edilmesine ilişkin ... tarih ve ...-.. ve ... sayılı Kurul kararları alınmıştır. 5- Anılan kararlar kapsamında Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. tarafından düzenlenen 15/09/2021 tarihli fatura ile davacı şirket aleyhine 11.506.534,06-TL geçmişe dönük düzeltme geliri tahakkuk ettirilmiş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, " Bu Kanunun amacı; yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının yaygınlaştırılması, bu kaynakların güvenilir, ekonomik ve kaliteli biçimde ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, atıkların değerlendirilmesi, çevrenin korunması ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulan imalat sektörünün geliştirilmesidir."; "YEK Destekleme Mekanizması" başlıklı 6. maddesinde, " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği 18/5/2005 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girmiş veya girecek olan YEK Destekleme Mekanizmasına tabi üretim lisansı sahipleri için, bu Kanuna ekli I sayılı Cetvelde yer alan fiyatlar, on yıl süre ile uygulanır. 31/12/2020 tarihinden sonra işletmeye girecek olan YEK Belgeli üretim tesisleri için bu Kanuna göre uygulanacak fiyat ve süreler Cetveldeki fiyatları geçmemek üzere Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. (...) YEK Destekleme Mekanizmasına tabi üretim tesislerinin iletim ve/veya dağıtım sistem güvenliği açısından uymaları gereken yükümlülükler ile bu üretim tesislerinden dengeleme güç piyasası ve/veya yan hizmetler piyasası dahilinde faaliyette bulunacakların belirlenmesi ve bu piyasalarda faaliyette bulunacak tüzel kişilere ilişkin hak ve yükümlülükler EPDK tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretiminin desteklenmesi amacıyla uygulanan tarifeler ile YEK Destekleme Mekanizması kapsamındaki diğer gelirlerin değerlendirilmesine ilişkin usul ve esaslar EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."; "Yerli ürün kullanımı" başlıklı 6/B maddesinde, " Lisans sahibi tüzel kişilerin bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ve 30/6/2021 tarihinden önce işletmeye giren üretim tesislerinde kullanılan mekanik ve/veya elektro-mekanik aksamın yurt içinde imal edilmiş olması halinde; bu tesislerde üretilerek iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisi için, I sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlara, üretim tesisinin işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle; bu Kanuna ekli II sayılı Cetvelde belirtilen fiyatlar ilave edilir. 30/6/2021 tarihinden sonra işletmeye girecek yerli aksam kullanan, YEK Belgeli üretim tesisleri ile tüketim tesisinin ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak kurulacak lisanssız üretim tesisleri için Türk lirası olarak uygulanacak yerli katkı fiyatları, bu fiyatların güncellenmesi, uygulanacak süre ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından belirlenerek ilan edilir. Yerli aksam kapsamının tanımı, standartları, sertifikasyonu ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kurallarına yer verilmiştir. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmeliğin (Yönetmelik) "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "Bu Yönetmelik, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretiminin teşvik edilmesi amacıyla; üretim lisansı sahibi tüzel kişilere yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için Yenilenebilir Enerji Kaynak Belgesi verilmesi ile 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında işletilecek YEK Destekleme Mekanizmasının kuruluşu ve işleyişini düzenlemek amacıyla kamu tüzel kişilerinin görev ve yetkileri ile ilgili gerçek ve tüzel kişilerin hak ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları kapsar."; "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik, 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun 5, 6, 6/A, 6/B, 6/C ve 11 inci maddeleri ile 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır."; "Haksız ve yersiz ödemelerin iadesi" başlıklı 27. maddesinde, " Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca Kuruma ve ilgili kurum ve kuruluşlara yapılan başvurularda başvuru sahibinin yanıltıcı bilgi ve/veya belge verdiğinin ve/veya düzenlediğinin tespiti halinde üretim lisansı sahibi tüzel kişi bu Yönetmelik kapsamındaki haklardan yararlandırılmaz ve üretilen elektrik enerjisi miktarlarının YEK Fiyatıyla çarpılması sonucu hesaplanan tutar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından ilgili tüzel kişiye fatura edilir. Söz konusu üretim lisansı sahibi tüzel kişi hakkında ayrıca Kanunun 16 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilir. YEKDEM’e katılma hakkını haiz olmadığı halde YEKDEM’den faydalandığı tespit edilen üretim lisansı sahibi tüzel kişi, ilgili yılın nihai YEK listesinden çıkarılır. Bu kişiye, geçmişe dönük olarak YEKDEM kapsamında bulunduğu her bir uzlaştırma dönemi için 18 inci madde uyarınca ödenen YEK bedelleri Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir. Birinci ve ikinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıldığı tespit edilen tutarlar ile yargı kararına göre ödemesi yapılıp yine yargı kararı gereğince tahsili gereken tutarlara ilişkin olarak, YEKDEM katılımcısından tahsil edilecek tutar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir. (...)" kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Düzenleyici kurumlar, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Sözlük anlamı ile "düzenli hale koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren norm olarak tanımlanmaktadır. (ÖZAY İl Han, Günışığında Yönetim, İstanbul, 2017, s. 426). İdarelerin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları düzenleyici işlemler ile objektif bir şekilde düzenlemesi gerekmektedir. İdarelerin, işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir yetkilerini kullanmaları ve bu yetkilerini kullanırken kamu hizmetinin gereklerini ve kamu yararını göz önünde bulundurmaları gerektiği açıktır. İdarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı idare hukukunun en temel ilkelerindendir. Aktarılan düzenlemelerden, Yönetmeliğin haksız ve yersiz ödemelerin iadesini düzenleyen 27. maddesinin birinci fıkrasıyla Yönetmelik hükümleri uyarınca Kuruma ve ilgili kurum ve kuruluşlara yapılan başvurularda yanıltıcı bilgi ve/veya belge verildiğinin ve/veya düzenlendiğinin tespiti halinde üretilen elektrik enerjisi miktarlarının YEK Fiyatıyla çarpılması sonucu hesaplanan tutarın; ikinci fıkrasıyla, YEKDEM’e katılma hakkını haiz olmadığı halde YEKDEM’den faydalandığı tespit edilen üretim lisansı sahiplerine ödenen YEK bedellerinin; dava konusu üçüncü fıkrasında ise, birinci ve ikinci fıkrada belirtilen haller dışında Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapıldığı tespit edilen hallerde fazladan ödenen tutarlar ile yargı kararına göre ödemesi yapılıp yine yargı kararı gereğince tahsili gereken tutarların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek ilgili tüzel kişiye fatura edilmesi suretiyle geri alınmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin üst hukuk normlarına aykırı olduğu, davalı idarenin yetkisinin bulunmadığı bir alana yönelik düzenleme yaptığı, yerli aksam desteğinden faydalanmasında herhangi bir hata, hile yahut yanıltıcı davranışı olmamasına rağmen destek tutarının faiziyle birlikte geri istenildiği, hata, hile veya kusuru bulunmayan katılımcılardan geri alınacak tutara faiz işletilmemesi hususunda Yönetmelikte düzenleme bulunmamasının eksik düzenleme niteliğinde olduğu, Bakanlığın hatası nedeniyle fazladan ödeme yapıldığından faizden de Bakanlığın sorumlu olması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 5346 sayılı Kanun ile verilen düzenleme yapma yetkisi kapsamında çıkarıldığı, davacının tesisinin yerli aksam desteğinden yararlanma koşullarını sağlamamış olması nedeniyle iddialarının yerinde olmadığı belirtilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından yapılan inceleme kapsamında Şenbük RES tesisi için davacıya 2017,2018 ve 2019 yıllarında fazladan yerli aksam desteği verildiğinin tespit edildiğinden bahisle fazladan ödenen tutarlara yönelik olarak dava konusu düzenleme kapsamında işlem tesis edilmesine karar verilmiş olup, davacı tarafından yerli aksam desteğinden faydalanmalarına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından müsaade edildiğinden kendilerinin bu konuda hile, hata veya yanıltıcı beyanlarının bulunmadığı, bu nedenle iadesi istenilen tutara herhangi bir faiz işletilmemesi ve faizden Bakanlığın sorumlu tutulması gerektiği iddia edilmekte ise de, yanıltıcı belge nedeniyle geri alma hususunun halihazırda Yönetmeliğin 27. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiş olduğu, dava konusu üçüncü fıkranın ise birinci ve ikinci fıkrada belirtilen haller dışındaki geri alma halini düzenlediği, bu bakımdan davacının söz konusu iddialarının eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırılık iddiasından ziyade bireysel işleme yönelik hukuka aykırlık iddiası mahiyetinde olduğu, davacının iddiaları çerçevesinde davacıya yanlış Yönetmelik maddesi tatbik edilmiş olsa dahi bu durumun işlemde dayanak olarak gösterilen düzenleyici işlemi kusurlandırmayacağı ve hukuka aykırı hale getirmeyeceği, kaldı ki davacının yerli aksam desteğinin geri alınmasına ilişkin Kurul kararlarına karşı açmış olduğu davaların da reddedildiği ve bu davalarda verilen kararların Dairemizin 30/05/2023 tarih ve E:2023/1128,K:2023/2717, E:2023/1134,K:2023/2718, E:2023/1135,K:2023/279 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleştiği hususları göz önüne alındığında, davacının dava konusu düzenlemenin eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialarının yerinde olmadığı açıktır. Diğer yandan, davacı tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında olmayan bir alacak için anılan Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen faiz oranının tatbik edilemeyeceği ileri sürülmekte ise de; dava konusu düzenlemede yer alan ifadenin fazladan yapılan ödemelerin, takip ve tahsili için 6183 sayılı Kanun'a yapılmış bir gönderme niteliğinde olmadığı, fazladan ödenen tutarlar geri alınırken uygulanacak olan gecikme faizinin oranını tespite yönelik olduğu, bir başka deyişle, düzenlemede gecikme faizinin oranının doğrudan belirlenmesi yerine başka kurala gönderme yapılarak belirlendiği, Yönetmelik kapsamında fazladan ödenen tutarların 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil ve takip edilebilecek nitelikte bir kamu alacağı olmamasının, davalı idarenin söz konusu tutar için gecikme faizi uygulamasına ve istemesine hukuken engel oluşturmadığı, aksi bir düşüncenin 6183 sayılı Kanun kapsamında olmayan yersiz ödemeler için gecikme faizi uygulanmaması sonucunu doğuracağı dikkate alındığında davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir. Bu durumda, dava konusu düzenlemeyle Yönetmeliğin 27. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında belirtilen haller dışında Yönetmelik kapsamında fazla ödeme yapılan haller ile yargı kararına göre ödemesi yapılıp yine yargı kararı gereğince tahsil edilecek tutarların ne şekilde geri alınacağına yönelik bir düzenleme yapıldığı, düzenlemeyle Yönetmelik kapsamında fazladan ödenen tutarlar ile yargı kararı gereğince geri alınması gereken tutarların değer kaybına uğramaksızın geri alınmasının ve bu suretle tüketicilere düşük maliyetli elektriğin ulaştırılmasının amaçlandığı, 5346 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile davalı idareye bu hususta düzenleme yapılabilmesi amacıyla Yönetmelik çıkarma yetkisi verildiği, bu bakımdan davalı idareye verilen düzenleme yetkisi kapsamında çıkarılan Yönetmeliğin üst hukuk normlarına uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer yandan davacının somut olayda herhangi bir hata veya hilesinin bulunmadığı ve sorumluluğun Bakanlığa ait olduğu yönündeki iddialarının davacıya fazladan ödenen tutarların geri alınmasına ilişkin bireysel işlemlere yönelik olduğu, söz konusu bireysel işlemlere yönelik hukuka aykırılık iddialarının anılan işlemde dayanak olarak gösterilen dava konusu düzenlemeyi hukuka aykırı hale getirmeyeceği gibi düzenlemede eksik bir yön bulunduğu anlamına da gelmeyeceği, başka bir anlatımla davacının eksik düzenleme olduğunu iddia ettiği hususların aslında bireysel işleme yönelik hukuka aykırılık iddiası mahiyetinde olduğu ve söz konusu iddialarının bireysel işleme karşı açılacak davada ileri sürülmesi gerektiği açıktır. Sonuç olarak, Yönetmelik kapsamında fazladan ve yersiz olarak yapılan ödemelerin değer kaybı önlenerek geri alınması suretiyle tarifesi düzenlemeye tabi tüketicilere düşük maliyetli elektriğin ulaştırılmasının, aynı zamanda da mali açıdan güçlü ve sürdürülebilir elektrik piyasasının oluşturulmasının amaçlandığı anlaşıldığından, davalı idareye verilen düzenleme yetkisi kapsamında çıkarılan Yönetmelikte hukuka aykırılık bulunmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.