Danıştay · 12. Daire

Danıştay 12. Daire 2023/814 E. 2024/4847 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2023/814
Karar No
2024/4847
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/814 Karar No : 2024/4847

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ağrı ili ... Belediye Başkanlığında sözleşmeli personel olarak görev yapan davacının, sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının belli bir proje kapsamında işe alınmayıp, hizmetine ihtiyaç duyulan birimde görev yapmak üzere göreve başlatıldığı, yaptığı görevde hizmetine ihtiyaç bulunmadığının davalı idarece hukuken kabul edilebilir bir şekilde ortaya konulmadığı gibi, görevinde başarısız veya yetersiz olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmadığı, dava konusu işlemde, davacının sözleşmesinin yenilenmemesi gerekçesinin yazılmadığı, idarelerin işlem tesisinde takdir haklarının bulunduğu, ancak söz konusu takdir hakkının sınırsız olmadığı, somut olayda da davacının sözleşmesinin feshine gerekçe olan somut olguların ortaya konulamadığı, bu durumda, Doğubayazıt Belediye Meclisinin ... tarih ve ...-... sayılı kararı da göz önünde bulundurularak, davacının sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı, bunun yanında işlem gereği davacıya 4.729,62-TL ödeme yapıldığı, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idarenin işlem veya eylemleri nedeniyle meydana gelen zararları tazmin sorumluluğu bulunduğu, bu hâliyle dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığından, idarece tesis edilen bu işlem nedeniyle oluşan zararların tazmini gerektiği, bu bağlamda iptal kararlarının niteliği gereği, işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı hukuk aleminde hangi hâl mevcut olacaktı ise iptal kararı üzerine bu hâlin geçerli olacağı kabulünden, yani iptal kararlarının geçmişe yönelik işlemi ortadan kaldırdığından hareketle, dava konusu işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı davacının elde edeceği maddî zararlarının tazmini gerektiği açık olup; davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı zararlarının işlem tarihinden itibaren tazmini isteminin kabulü gerekmekle birlikte, davacıya davalı idarece işlem gereği yapılan ödemelerin hangi döneme ilişkin olduğu da gözetilerek ödemede mükerrerliğe neden olunmaması gerektiği, öte yandan davacının faiz istemine gelince; bilindiği üzere faiz asıl alacağının fer'îsi niteliğinde bir alacak olmakla, yerleşik Danıştay ve yargı kararları uyarınca faizin, asıl alacağın zarardan sorumlu olan tarafından öğrenilmesi tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, bir diğer deyişle, faiz ödenebilmesi için borcun borçlu tarafından öğrenilmiş ve bu suretle alacağın muaccel hâle gelmiş ve borçlunun borcu ödemede temerrüde düşmüş olması gerektiği, bu bağlamda davacı tarafından dava tarihi itibarıyla yasal faiz işletilmesi talep edilmekle; taleple bağlı kalınarak davacının yoksun kaldığı zararlara, dava açma tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi, davacı görevine devam ediyor olsaydı ödenecek her bir mutat ödeme için ayrı ayrı mutat ödeme tarihi esas alınarak faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı zararların tazmini isteminin davacıya işlem nedeniyle ödenen meblağ da göz önünde bulundurularak bu meblağ mahsup edilerek mükerrerliğe esas olmamak üzere kabulüne, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı ve tazmini gereken tüm parasal hakların ilki dava açılış tarihi olmak üzere mutat ödeme dönemlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının sözleşmesinin kamu gereği ilkesinin yerine getirilmesi kaydıyla feshedildiği, Kurumda ihtiyaç duyulmayan alanlarda sözleşmelerin yenilenmediği, ayrıca ihtiyaç duyulmadığından yeni bir alımın da yapılmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı zararların tazmini isteminin davacıya işlem nedeniyle ödenen meblağ da göz önünde bulundurularak bu meblağ mahsup edilerek mükerrerliğe esas olmamak üzere kabulüne, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı ve tazmini gereken tüm parasal hakların ilki dava açılış tarihi olmak üzere mutat ödeme dönemlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 07/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY : Anayasanın 128. maddesinde “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” düzenlemesine yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinde ise; kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği belirtildikten sonra 4/B bendinde; “Sözleşmeli personel: Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir”, şeklinde tanımlanmış ve “…sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usulleri Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirleneceği” açıklanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir…”, “…Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır” hükmü öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi'nin 10/03/2011 tarih ve E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararıyla da; "...Anayasa’nın 128. maddesinde Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, ..., maddede sözü edilen “diğer kamu görevlileri” kavramının memurlar ve işçiler dışında, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde, kamu hukuku ilişkisiyle çalışanları kapsadığı, ..., belirtilmek suretiyle, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamında çalışanlar, Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen "diğer kamu görevlileri" kapsamında görülmüştür. Tüm bu yasal mevzuat çerçevesinde; sözleşmeli personel düzenlemesi ile, kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, mali yılla sınırlı olarak sözleşmeli personel çalıştırılabileceği düzenlenmek sureti ile memuriyet statüsünden farklı bir istihdam şekline yer verildiği ve bu suretle kamu yönetiminde sınırlı da olsa bir esneklik sağlanarak sözleşmeli personel sistemi ile, sözleşmeli personel açısından kamu hizmetinin gerekleri ile bağlantılı olarak memurlara tanınan yasal güvencelere kıyasla daha sınırlı güvencelere yer verilmiştir. Buna göre, memurlarla aynı işi yapsalar da çalıştırılma amacı, süresi, hakları ve yükümlülükleri memurlardan farklılık arz eden sözleşmeli personel; istihdam koşulları yönünden idareye tanınan takdir yetkisi ölçüsünde, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde ihtiyaç duyulan işlerde belli süre ile görev aldığından ihtiyaç duyulan hizmetin tamamlanması yada hizmetine gerek duyulmaması halinde sözleşmesinin bitiminde tekrar yenilenmesi hususunda idare yargı kararı ile zorlanamayacağından bu yolda personelde haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemeyecektir. Dosyanın incelenmesinden; davacının 2016 yılından itibaren davalı idarede 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesi kapsamında sözleşmeli personel olarak çalıştığı, davacı ve davalı idarede görev yapan diğer sözleşmeli personelin sözleşmelerinin Doğubayazıt Belediye Meclisinin ... tarih ve ...-... sayılı kararıyla yenilendiği ve çalışmalarına devam ettikleri, ancak yenilenen sözleşmeye ilişkin kararın İçişleri Bakanlığına gönderilmediği, 24/01/2017 tarihinde Doğubayazıt Belediyesine kayyum atandığı, davacının 15/02/2017 itibarıyla sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin 09/03/2017 tarihinde davacıya bildirilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacının davalı Doğubayazıt Belediye Başkanlığında 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca 2016 yılından itibaren sözleşmeli personel (mühendis) olarak görev yaptığı, sözleşmesinin 31/12/2016 tarihinde sona erdiği, davacının davalı Belediyede sözleşmeli personel olarak çalıştığı süre de dikkate alındığında sözleşmesinin yenileneceğine yönelik haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemeyeceği gibi sözleşmesinin yenilenmemesi hususunda (kamu personeli istihdamı konusunda) takdir yetkisine sahip bulunan davalı idarenin bu yetkiyi kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullandığına yönelik subjektif bir tespitin de bulunmaması karşısında idare bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağından, hizmetine ihtiyaç kalmayan davacının sözleşmesinin yenilenmemesi işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, sözleşmenin yenilenmemesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının temyiz talebinin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı zararların tazmini isteminin kabulüne ve ilki dava açılış tarihi olmak üzere mutat ödeme dönemlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tüm parasal haklarının davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 12. Daire, E. 2023/814, K. 2024/4847, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-12-daire-2023-814-e-2024-4847-k-8a53bf87c216