Danıştay · 12. Daire

Danıştay 12. Daire 2021/4919 E. 2024/1361 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2021/4919
Karar No
2024/1361

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/4919 Karar No : 2024/1361 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Başkanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Ankara ili, ... İlçe Müftülüğünde vaiz olarak görev yapan davacının, Avusturya Viyana Din Hizmetleri Ateşeliği ve müşavir vekilliği görevini yürüttüğü dönemde işlediği fiiller nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin... tarih ve ... sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının onaylanmasına dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; müşavirlik kasasında bulunan paranın ve restorandan elde edilen gelirlerin bir kısmının harcanmasında usulsüzlük yaptığı, müşavirlikten "Ataşelik hizmetlerinde kullanılmak için borç" adı altında üçüncü bir şahıs adına araç satın almak amacıyla 33.000-€ aldığı, şahsı ve aile fertleri ile görev harici Avusturya'ya davet ettiği bazı şahısların uçak bileti ücretlerinin ATİB(Avrupa Türk İslam Birliği)/Müşavirliğin hesaplarından karşılanmasını sağladığı, Viyana Din Hizmetleri Müşavirliğine ait kurumsal hatlar üzerinden temin ettiği cep telefonlarını Türkiye'ye dönerken yetkililere teslim etmeyerek başkalarına menfaat sağladığı, müşavirliğe tedviren vekâlet ettiği dönemde iade etmek şartıyla ATİB tarafından kendisine ödenen parayı iade etmediği, din görevlisine yakışmayan ve ifa ettiği görevle bağdaşmayan bu davranışları ile ATİB ve Din Hizmetleri Müşavirliğinin tüm imkanlarını şahsı, aile bireyleri ve üçüncü şahıslara menfaat sağlamak amacıyla kullandığı, dolayısıyla memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediği anlaşıldığından, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, işlem nedeniyle yoksun kalınan tüm parasal ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İsnat edilen tüm fiillerin gerçek dışı olduğu, aleyhine ifade verebilecek tüm tanıkların ifadesine başvurulmasına rağmen, kendisinin bildirdiği tanıkların bilgisine başvurulmadığı, soruşturmanın usulüne uygun yürütülmediği, soruşturmacıların ATİB'i inceleme yetkilerinin olmadığı, ATİB'e ait restoranın işletilmesi ve muhasebe kayıtlarının tutulmasında hiçbir yetkisinin dolayısıyla da sorumluluğunun olmadığı, satın alınan aracın ateşelik hizmetlerinde kullanılmak için satın alındığı ve kendisinden sonra ateşe atanmayacağının bildirilmesi üzerine aracı sattığı, ATİB tarafından kendisine ödenen ücreti iade ettiği, yalnızca resmi davetlilerin seyahat giderlerinin ATİB tarafından karşılandığı, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 19/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Ankara ili, ... İlçe Müftülüğünde vaiz olarak görev yapan davacının, Avusturya Viyana Din Hizmetleri Ateşeliği ve müşavir vekilliği görevini yürüttüğü dönemde işlediği fiiller nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ...tarih ve ... sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının onaylanmasına dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesinde, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturulmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmü yer almaktadır. 657 sayılı Kanun'un anılan hükmü kapsamında ceza mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda Ceza Kanununda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır. Ancak, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev'i bakımından bağlayıcı olacağı; bir başka ifadeyle, ceza yargılamasının (beraat kararının) konusunu teşkil eden fiil, disiplin hukuku yönünden de aynı suç kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilemeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat eden memurun eylem, tutum ve davranışlarının bir başka disiplin suçu kapsamına girmesi halinde, Disiplin Hukuku yönünden başka bir disiplin cezası ile cezalandırılmasına, delil yetersizliğinden dolayı beraat eden memurun eyleminin de Disiplin Hukuku yönünden değerlendirilerek aynı veya farklı cezayla cezalandırılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Davacıya isnat edilen ve disiplin soruşturmasına konu olan fiillerin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında da suç teşkil etmesi nedeniyle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararından sonra, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca;... tarihinde, Soruşturma No: ..., Esas No:..., İddianame No:...karar ile, davacı hakkında "Ataşelik hizmetlerinde kullanılmak için borç" adı altında 33.000-€ alarak şahsi kullanımı için araç satın aldığı, sonrasında aracı üçüncü bir kişiye sattığı ve parayı iade ettiği ve bu fiillerin "Zimmet" suçunu oluşturduğu ve ilgili kurumu zarara uğrattığı görüşüyle iddianame düzenlendiği ve 28/04/2021 tarihinde ceza davası açıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında "Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan ceza yargılamasının devam ettiği görülmüştür. Bu durumda, söz konusu ceza davasının sonucunun beklenilmesi ve davacı hakkındaki ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra disiplin cezasına ilişkin fiilin işlenip işlenmediği hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 12. Daire, E. 2021/4919, K. 2024/1361, www.arakarar.com/karar/danistay-12-daire-2021-4919-e-2024-1361-k-e9bf3c9183ad