Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2020/3261 E. 2023/5709 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2020/3261
- Karar No
- 2023/5709
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3261 Karar No : 2023/5709 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ilgın Belediye Başkanlığında 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca şehir plancısı olarak tam zamanlı sözleşmeli personel olarak çalışan davacı tarafından, hizmet sözleşmesinin 2019 yılı için yenilenmemesine ilişkin Ilgın Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının başarısız veya yetersiz olduğuna, hizmetine ihtiyaç kalmadığına ve Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı sonrasına ait davalı idarece yapılmış bir tespit, tutanak veya bilgi bulunmadığı gibi, davacının sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin işlemde belirtilen 'mali kriterlerin' ne olduğunun açıklanmadığı görülmekle, her ne kadar davacının belirli bir proje için işe alındığı belirtilmiş olsa da, hizmet sözleşmesinde bu hususa yer verilmediği, davacının 2014 yılından bu yana belediye bünyesinde çalıştığı, sözleşmelerin belirli süreli olarak yapılmasına karşılık proje ya da iş bazlı olmaması halinde bunların esasen belirsiz süreli olarak akdedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davacının hizmet sözleşmesinin feshinin (sözleşmenin yenilenmemesinin) haklı bir nedene dayanmadığı anlaşılmakla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında yer verilen "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü uyarınca, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının her bir ödemenin tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yeni faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının 31/12/2018 de sona erecek sözleşmesinin mali kriterler dikkate alınarak Belediye Meclis kararıyla yenilenmemesine karar verildiği, 2019 yılı için davacı ile sözleşme yapma zorunluluğunun bulunmadığı, davacının hizmetine ihtiyaç kalmadığı, sözleşmeli personel olarak alınan davacının kadrolu personel gibi istihdam edilmesini zorlayan Mahkeme kararlarının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın, "işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının, her bir ödemenin tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yeni faiziyle birlikte davacıya ödenmesi" ilişkin kısmına gelince; Davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklara uygulanacak "yasal faizin başlangıç tarihi"nin, dava açma tarihi olan 07/01/2019 tarihi esas alınarak, bu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarece davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; söz konusu parasal hakların; "tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararının, "Dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının, dava açma tarihi olan 07/01/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının, tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2023 tarihinde, kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasa'nın 128.maddesinde; “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” düzenlemesi ile Kamu hizmeti görevlilerinin genel nitelikleri belirlenmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4.maddesinde, kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği belirtilmiş, maddenin A fıkrasında memurlar, B fıkrasında sözleşmeli personel, (mülga) C fıkrasında geçici personel, D fıkrasında ise işçi tanımlanmış, 4/B bendinde; “ Sözleşmeli personel: Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir”, şeklinde ifade edilmiş ve “…sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usulleri Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirleneceği” öngörülmüştür. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49/3 maddesinde ise; “Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir…””, “…Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır” kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 10/03/2011 günlü, E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararında; "...Anayasa’nın 128. maddesinde Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, ..., maddede sözü edilen “diğer kamu görevlileri” kavramının memurlar ve işçiler dışında, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde, kamu hukuku ilişkisiyle çalışanları kapsadığı, ..., belirtilmek suretiyle, 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi kapsamında çalışanlar, Anayasanın 128. maddesinde belirtilen "diğer kamu görevlileri" kapsamında görülmüştür. Bütün bu yasal düzenlemeler çerçevesinde; sözleşmeli personel düzenlemesi ile, kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, mali yılla sınırlı olarak sözleşmeli personel çalıştırılabileceği düzenlenmek sureti ile memuriyet statüsünden farklı bir statüye yer verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, sözleşmeli personel düzenlemesi ile, kamu yönetiminde sınırlı da olsa bir esneklik yaratılması amaçlanmış olup düzenlenen sözleşmeli personel sistemi ile, sözleşmeli personel açısından kamu hizmetinin gerekleri ile bağlantılı olarak memurlara tanınan yasal güvencelere kıyasla daha sınırlı güvencelere yer verilmiştir. Buna göre, memurlarla aynı işi yapsalar da sözleşmeli personelin statüsü, çalıştırılma amacı, süresi, hakları ve yükümlülükleri memurlardan farklılık arz etmekte ve istihdam koşulları yönünden idareye tanınan takdir yetkisi ölçüsünde, aynı hukuksal statüde bulunmadıkları memurlardan farklı düzenlemeler yapılması mümkün hale gelmekte olup; sözleşmenin mali yılla sınırlı olduğu dikkate alındığında idarenin sözleşme süresi sona eren personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda sahip olduğu takdir yetkisini kullanması hususunda yargı kararı ile zorlanamayacağı açıktır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 15/08/2014 tarihinden itibaren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca davalı Ilgın Belediyesi'nde sözleşmeli şehir ve bölge plancısı olarak çalışmakta olduğu, 2019 yılında sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile uyuşmazlık konusu olayın birlikte değerlendirilmesinden; davacının statüsünün sözleşmeli personel statüsü olduğu; mali yılla sınırlı olan sözleşmesinin 31/12/2018 tarihi itibariyle sona erdiği, hizmetine ihtiyaç kalmayan davacının sözleşmesinin kamu personeli istihdamı konusunda takdir yetkisine sahip bulunan davalı idare tarafından kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak sona erdirilmesi sureti ile tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işlemin iptali, tazminat isteminin ise kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmediğinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin istinaf isteminin reddine ilişkin kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.