Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/4007 E. 2026/314 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/4007
Karar No
2026/314
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/4007 Karar No : 2026/314

DAVACI : ... Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd.Şti. ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... / ... VEKİLİ : Huk. Müş. ...

DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından,01/06/1991 tarih ve 20888 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 11/09/2021 tarih ve 31595 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 10/09/2021 tarih ve 4503 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik; 1-61. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardına uygunluğunu gösteren" ibaresinin; (3) numaralı alt bendinde yer alan "Atış alanını sınırlayan çevre duvarının Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardına uygunluğunu gösterir planı" ibaresinin; 2-63. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 3. fıkrasının son cümlesnin; 3-64. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "açık atış poligonlarının yerleşim yeri dışında" ibaresi ile "ve Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardında belirtilen güvenli alan mesafelerine uyması" ibaresinin ve (b) bendinin, iptaline karar verilmesi istenilmektedir

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenleyici işlemlerin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, poligon faaliyetinin başlangıcında öngörülmemiş olan sınırları belirsiz koşulların faaliyetin devamı için gerekli görülmemesi gerektiği, düzenlemede bahsi geçen raporların ne şekilde düzenleneceği, hangi kıstasların uygulanacağı, TSE'ye verilen plan ve raporlama yetkisine ilişkin alt yapı faaliyetlerinin ne zaman ve nasıl hazırlanacağı, düzenlenen rapor ve planlara itiraz usullerinin nasıl olacağı, somut durumda olduğu gibi TSE tarafından rapor düzenlenmekten imtina edildiği ya da süresinden sonra rapor düzenlendiği hallerde hangi yaptırımlara tabi olacakları gibi pek çok hususun göz ardı edildiği, dava konusu düzenleyici işlemlerin ilgili kısımlarının tesisinde herhangi bir kamu yararı bulunmadığı, değişiklik öncesi poligon işletmelerinin izin belgesinin, ISSF (International Shooting Sport Federation-Uluslararası Atış Birliği) Tüzüğü ölçütlerine göre hazırlanmış uygunluk belgesi üzerine verildiği, bu uygunluğun tespit edilmesine ve alanında uzman akademisyenler tarafından poligon işletilmesinde can ve mal emniyeti açısından sakınca bulunmadığına ilişkin teknik heyet raporu şartının arandığı, poligonun her yıl komisyon tarafından denetime tabi tutuldığu, bu komisyon tarafından her yıl yapılan denetimde poligonda herhangi bir eksiklik olmadığının saptanmasına rağmen dava konusu düzenleyici işlemler ile yalnızca tek bir kuruma (TSE) yetki verilmesinde kamu yararının sağlandığından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, Yönetmelikte yapılan bu değişiklikle faaliyet izninin uzatılacağına ilişkin haklı beklentisine saygı duyulmadığı, düzenlemenin öngörülemez olduğu ve böylelikle TSE Standardının uygunluk kriteri olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu, işletme süresi sonunda izin belgelerini yeniletmek isteyenlerin, 61. madde ile bu maddede belirtilen belgeleri yenileyerek tekrar başvuru yapmak zorunda olduğunun hüküm altına alındığı, halihazırda faaliyette olan poligon işletmelerinin ilk kez kurulacak işletmeler ile bir tutularak aynı düzenlemeye tabi tutulmuş olmasının hukuka aykırı olduğu ve bu hususun kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu, ayrıca TS 13898 sayılı Standardının başlığında da belirtildiği üzere açık/yarı açık atış poligonlarının yapım kurallarına ilişkin olduğu, bu noktada Standardın uygulama alanının kurulacak yeni poligonlar için olduğu, mevcut ve halihazırda faaliyet gösteren poligonlar yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, bu yönüyle dava konusu Yönetmeliğin eksik düzenlendiği, idareye ait poligonlar açısından TSE Standardına uygunluk aranmazken özel poligonlar açısından yerine getirilmesi imkansız kıstaslar ile uygunluk denetimi yapılarak faaliyet izninin buna göre uzatılacağının düzenlenmesinin kamu yararı ile açıklanamayacağı gibi özel kişileri idare karşısında dezavantajlı konumda bıraktığı, Yönetmelikte öngörülen raporlama faaliyetine esas teşkil eden Standartta yer alan maddelerin hangilerine ve ne ölçüde olan uygunsuzluğun poligon faaliyetinin "uygun değil" biçiminde değerlendirileceği hususunun da düzenlenmediği ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Yönetmelik değişikliğinin dayanak üst hukuk normlarına uygun olarak hazırlandığı ve yürürlüğe konulduğu, poligonlarda yaşanabilecek kazaların önlenmesi ve güvenlik tedbirlerinin en üst seviyede alınabilmesi açısından TSE tarafından oluşturulan ve yapılan mevzuat değişikliği ile uyulması zorunlu hale gelen Standartla ilgili Yönetmeliğin 63. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi gereğince işletme izin belgesinin yenileme işlemlerinde poligonun TSE Standardına uygun olması gerektiğinin, adı geçen poligonun yetkilisine işletme izin belgesi süre bitiminden yaklaşık iki ay önce 11/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği, iptali istenilen işlemlerde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : 01/06/1991 tarih ve 20888 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 11/09/2021 tarih ve 31595 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 10/09/2021 tarih ve 4503 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in, 12. maddesi ile değiştirilen 61. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardına uygunluğunu gösteren" ibaresinin; (3) numaralı alt bendinde yer alan "Atış alanını sınırlayan çevre duvarının Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardına uygunluğunu gösterir planı" ibaresinin; 14. maddesi ile değiştirilen 63. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Kapalı tabanca ve açık/yarı açık atış poligonunun mevzuat hükümlerine ve Türk Standartları Enstitüsünce belirlenen standarda uygun olarak yapıldığına ilişkin Türk Standartları Enstitüsü Kurumu Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığı raporu" ibaresinin; 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Verilen işletme izin belgeleri beş yıl için geçerlidir ve süresi sonunda yeniletmek isteyenler, 61 inci madde ile bu maddede belirtilen belgeleri yenileyerek tekrar başvuru yapmak zorundadır." cümlesinin; 15. maddesi ile değiştirilen 64. Maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "açık atış poligonlarının yerleşim yeri dışında" ibaresi ile "ve Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardında belirtilen güvenli alan mesafelerine uyması" ibaresinin ve (b) bendinde yer alan "Kapalı tabanca, açık/yarı açık atış poligonlarının Türk Standardları Enstitüsünce belirlenen standarda uygun olması zorunludur. " ibaresinin iptali istenilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden işletme süresi sonunda izin belgelerini yeniletmek isteyenlerin; 61 inci madde ile bu maddede belirtilen belgeleri yenileyerek tekrar başvuru yapmak zorunda olduğunun hüküm altına alındığı, hali hazırda faaliyette olan poligon işletmelerinin ilk kez kurulacak işletmeler ile bir tutularak aynı düzenlemeye tabi tutulmuş olmasının hukuka aykırı olduğu ve bu hususun kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu, ayrıca TS 13898 sayılı standardın başlığında da belirtildiği üzere açık/yarı açık atış poligonlarının yapım kurallarına ilişkin olduğu, bu noktada standardın uygulama alanının kurulacak yeni poligonlar için olduğu, mevcut ve hali hazırda faaliyet gösteren poligonlar yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, bu yönüyle dava konusu Yönetmeliğin eksik düzenlendiği, idareye ait poligonlar açısından TSE standardına uygunluk aranmazken özel poligonlar açısından yerine getirilmesi imkansız kıstaslar ile uygunluk denetimi yapılarak faaliyet izninin buna göre uzatılacağının düzenlenmesinin kamu yararı ile açıklanamayacağı gibi özel kişileri idare karşısında dezavantajlı konumda bıraktığı, Yönetmelikte öngörülen raporlama faaliyetine esas teşkil eden standartta yer alan maddelerin hangilerine ve ne ölçüde olan uygunsuzluğun poligon faaliyetinin "uygun değil" biçiminde değerlendirileceği hususunun da düzenlenmediği iddialarıyla hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. "Hukuki güvenlik" ile "belirlilik" ilkeleri, Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan "hukuki güvenlik ilkesi", hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucu olup hukukun genel ilkelerinden birini oluşturur. Kazanılmış hak, özel hukuk ve kamu hukuku alanlarında genel olarak, bir hak sağlamaya elverişli nesnel yasa kurallarının bireylere uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkın korunmasıdır. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır. Kural olarak, kişisel hak haline dönüşmemiş, belli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ileride elde edilmesi olası beklenen haklar, kazanılmış hak olarak korunmaz. Diğer taraftan; kanunlara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunmasının hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. “Belirlilik ilkesi”, düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade eder. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için, meşru (haklı) beklenti seviyesine ulaşması gerekmektedir. Beklentinin meşru olup olmadığı tespit edilirken başvurulacak ölçüt, “hakkaniyet”tir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda düzenlenmiş olan hakkaniyet, hâkime takdir yetkisi tanınan durumlarda, hâkimin bu takdir yetkisini somut olayın özelliklerine uygun olarak ve adalet ilkelerini gözeterek kullanması anlamına gelmektedir. Hakkaniyet kavramı, hukukun genel bir ilkesidir. Bu nedenle kanun koyucu ve idare tıpkı mahkemeler gibi takdir yetkisi kullanırken hakkaniyeti gözetmekle yükümlüdür. Nitekim Anayasa Mahkemesinin birçok kararında hukuk devleti ilkesini tanımlarken “hakkaniyet ölçütünün gözetilmesini” hukuk devletinin unsuru olarak sayılmaktadır. Kişilerin mesleki hayatlarının onların özel hayatlarıyla sıkı bir irtibatının olduğu ve meslek hayatına yönelik tedbirlerin ya da müdahalelerin söz konusu olduğu dava süreçlerinde özel hayata saygı hakkının gündeme geldiği yadsınamaz. Kişinin mesleği, özel hayatının bir parçasıdır. Bununla birlikte öncelikle mesleki hayata yönelik tedbirlerin ya da müdahalelerin hangi durumlarda özel hayat kapsamında görülmeye uygun olduğu veya başvuru konusu edilen uyuşmazlıkların hangilerinin bu bağlamda uygulanabilir kabul edileceği hususlarında Anayasa Mahkemesi C. A. (3) kararında belirlenen ölçütler dikkate alınmaktadır (Anayasa Mahkemesi Kararı; C. A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 02/07/2020, § 88; Ahmet Devlethan, B. No: 2018/11772, 20/10/2020, § 37). Kanunlar ve düzenleyici idari işlemler kural olarak yayımlandıktan sonraki olaylara uygulanmak üzere yürürlüğe konulurlar. Kanun ve düzenleyici idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi, hukukun genel ilkelerindendir. Daha önce belirlenen ve duyurulan yükümlülüklerin geçmişe dönük artırılmasının, geçmişe yürümezlik ve belirlilik unsurlarını içeren hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaştırılamayacağı açıktır. Yönetmeliğin 63. Maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Verilen işletme izin belgeleri beş yıl için geçerlidir ve süresi sonunda yeniletmek isteyenler, 61 inci madde ile bu maddede belirtilen belgeleri yenileyerek tekrar başvuru yapmak zorundadır."ibaresinde işletme süresi bitecekler yönünden kazanılmış hakları koruyacak şekilde geçiş hükümleri getirilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle Yönetmeliğin 63. Maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan "Verilen işletme izin belgeleri beş yıl için geçerlidir ve süresi sonunda yeniletmek isteyenler, 61 inci madde ile bu maddede belirtilen belgeleri yenileyerek tekrar başvuru yapmak zorundadır."ibaresinin iptaline, davanın dava konusu edilen diğer maddelerinde dayanağı mevzuata ve amaçlarına aykırılık bulunmadığından bu maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : İçişleri Bakanlığınca düzenlenen 62708/1929 sayılı İşletme İzin Belgesi kapsamında Burdur ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, Ankara-Burdur Karayolu üzerinde faaliyette bulunan Açık Tabanca Atış Poligonunun sahibi olan davacı şirket, işletme izin belgesinin 05/01/2022 tarihine kadar geçerli olması nedeniyle işletme izin belgesinin yenilenmesi için 27/09/2021 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunmuştur. Başvuruya cevaben Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ...tarihli ve ... sayılı yazısı ile 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 63. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca "Kapalı tabanca ve açık/yarı açık atış poligonunun mevzuat hükümlerine ve Türk Standartları Enstitüsünce belirlenen standarda uygun olarak yapıldığına ilişkin Türk Standartları Enstitüsü Kurumu Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığı raporu."nun temin edilerek Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığına gönderilmesi gerektiği hususu, 11/10/2021 tarihinde mesul müdüre tebliğ edilmiştir. Ardından davacı şirket tarafından, 12/10/2021 tarihli dilekçe ile Türk Standardları Enstitüsüne başvurularak sahibi olduğu poligon hakkında işletme izin belgesi düzenlenmesine esas olmak üzere anılan Yönetmelik maddesinde belirtilen raporun düzenlenmesi talep edilmiş; Türk Standardları Enstitüsü görevlilerince 23/12/2021 tarihinde davacı şirketin işlettiği poligonda yapılan inceleme neticesinde hazırlanan ... tarihli ve ... sayılı Muayene Raporunda, poligonun TS 13898 Standardına uygun olmadığının belirtilmesi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı işlemi ile faaliyeti durdurularak demirbaşına kayıtlı tabanca ve mermileri emanete alınan poligonun İçişleri Bakanlığı'nın 21/01/2022 tarihli Olur'u ile Standardlara uygunluğu saptanana kadar işletme izin belgesinin geçici olarak iptal edilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından, 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin davanın özeti bölümünde belirtilen kısımlarının iptali istemiyle işbu dava; sahibi ve işletmecisi olduğu açık atış poligonunun "Açık/Yarı Açık Atış Poligonları-Yapım kuralları" başlıklı TS13898 sayılı Türk Standardına uygun olmadığına ilişkin Türk Standardları Enstitüsü Muayene Gözetim Başkanlığınca düzenlenen 23/12/2021 tarih ve POL.006.2022/R00001 sayılı Açık-Yarı Açık Atış Poligonları Muayene Raporu ile söz konusu Raporun hazırlanmasına esas alınan TS13898 sayılı Türk Standardının 4.3., 4.4., 4.5., 5.2., 5.3., 5.9., 5.10. ve 5.11. maddelerinin iptaline karar verilmesi istemiyle Dairemizin E:2022/723 sayılı esasına kayıtlı başka bir dava açılmış olup; bahse konu diğer davada Dairemizin 04/02/2026 tarihli ve E:2022/723, K:2026/315 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan; davacıya ait poligonun, işletme izin belgesi yenileme işlemleri tamamlanana kadar faaliyetinin durdurulmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 06/01/2022 tarihli işlemine karşı açılan davada, ...İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine; yine poligonun işletme izin belgesinin TS 13898 Standardına uygunluğu saptanana kadar geçici olarak iptal edilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 21/01/2022 tarihli Olur'unun iptali istemiyle açılan davada da, ...İdare Mahkemesinin... tarihli ve E:..., K:...sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, dosyada yer alan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 29/07/2021 tarihli ve "Poligon Devir Talebi" konulu Bakan Oluru ile davacı şirkete ait Burdur ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, Ankara-Burdur Karayolu üzerinde faaliyette bulunan Açık Tabanca Atış Poligonunun şirketin sahibi Ahmet Çevik'e devredilmeside sakınca bulunmadığından dava konusu Yönetmeliğin 63. maddesi uyarınca işletme izin belgesinin yenilenmesinin uygun görüldüğü anlaşılmış ise de; bahse konu poligon hakkında gerek davalı idare gerekse TSE tarafından tesis edilen bütün bireysel işlemler ile yazışmalarda davacı şirketin muhatap alındığı ve poligonun davacı şirkete ait olduğunun belirtildiği görüldüğünden, poligonun dava tarihindeki sahibinin ve işleteninin halen davacı şirket olduğu kanaatiyle anılan devir işlemine itibar edilmemiş ve davacı şirketin işbu davayı açmakta ehliyetli olduğu sonucuna varılarak işin esasına geçilmiştir. Diğer taraftan, bakılan davanın uygulama işleminin tesisi üzerine açıldığı ve bu işleme konu davacıya ait poligonun açık poligon olduğu dikkate alındığında, dava konusu kuralların hukuka uygunluk denetiminin, açık poligonlar yönünden yapılması uygun görülmüştür.

İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 6136 sayılı Ateşli Silahlar Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un; Ek 11.maddesinde, "Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu ile diğer kamu kuruluşlarının sahip oldukları atış poligonları dışında, özel şahısların trap-skeet, atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açması İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Bu gibi yerlerde kullanılacak silah ve fişeklere ait hususlar yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almıştır. Anılan Kanun hükümlerine dayanılarak 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılan ve 01/06/1991 tarihli ve 20888 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik"in; "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında bulunan her türlü ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Yönetmelik, Kanun kapsamındaki silahlarla ilgili ruhsatların düzenlenmesini, yenilenmesini, gerektiğinde geri alınmasını veya iptalini, bağış, satış veya veraseten intikal yolu ile el değiştirmesini, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tescilini, bıçak ve diğer aletler ile benzerlerinin yapım, kullanım ve naklini, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğunu, silah ve mermi edinilmesini, silahların yurdumuza daimi ya da geçici olarak ithal edilmesini, trap-skeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasını ve bunların denetlenmesini, ateşli silahlar için tamir yeri açılmasını, yivli ve yivsiz av ve spor silahları ile aksamlarının ve bunlara ait mermilerinin yurda sokulması esaslarını, bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini kapsar." kuralı; "Gerçek ve Tüzel Kişilerin Trap-Skeet Atış Alanı, Tabanca ve Tüfek Atış Poligonu ve Tamir Yeri Açması" başlıklı Onuncu Bölümünde yer alan; "Ön izin" başlıklı 60. maddesinde, "Kapalı tabanca, açık/yarı açık atış poligonu ve trap-skeet atış alanı kurmak isteyenler; kurmak istedikleri poligonun veya atış alanının özellikleri ile nerede kurulacağına ilişkin bilgileri içeren, ortak ve yöneticilerinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarının belirtildiği başvuru belgesi ile bizzat veya elektronik ortamda müracaat ederek Bakanlıktan ön izin belgesi almak zorundadırlar. Ön izin belgesi isteyenin 16 ncı maddede belirtilen durumlardan birine girmemiş olduğunun ve poligon kurulacağı yerin genel güvenlik bakımından uygun olduğunun Bakanlıkça belirlenmesinden sonra ilgiliye ön izin belgesi verilir." kuralı; "Kuruluş izni için istenecek belgeler" başlıklı 61. maddesinde, "Kapalı tabanca, açık/yarı açık atış poligonu ve trap-skeet atış alanı kurmak üzere müracaat edenler, aşağıda yazılı belgeleri sağlamak zorundadırlar: a) Kapalı tabanca atış poligonu kurmak isteyenler için; 1 – Poligonun kurulacağı yerin mülkiyetini gösterir belge veya kira sözleşmesi. 2 – 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 21 inci maddesi hükümlerine göre alınmış yapı ruhsatı. 3 – Kurulması düşünülen kapalı tabanca atış poligonunun, Türk Standartları Enstitüsü Kapalı Tabanca Atış Poligonları Standardına uygunluğunu gösteren, çevre ve şehircilik il müdürlüğünce tasdik olunmuş inşaat planı ve projesi. b) Açık/yarı açık atış poligonu kurmak isteyenler için; 1 – Yarı açık poligon için yerleşim yerlerine en az 80 metre mesafede, açık poligonun ise yerleşim yeri dışında olduğunu gösterir çevre ve şehircilik il müdürlüğünce tasdik edilmiş 1/500 veya 1/5000 ölçekli vaziyet planı. 2 – Çevre ve şehircilik il müdürlüğünce tasdik edilmiş Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardına uygunluğunu gösteren inşaat planı ve projesi. 3 – Atış alanını sınırlayan çevre duvarının Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligon-ları Standardına uygunluğunu gösterir planı. 4 – 3194 sayılı İmar Kanununun 26 ncı maddesinin son fıkrasına göre sabit yapılar için alınmış yapı ruhsatı. 5 – Açık ve yarı açık poligonlarda güvenlik uzaklıkları içinde kalan alanı da kapsayan işyeri alanının girişimcinin mülkiyetinde olduğunu veya kiralandığını veya muvafakat alındığını gösterir belge. 6 – İşyerinin çevreye olumsuz etkisi olmadığını belirten çevre ve şehircilik il müdürlüğünden alınacak uygunluk belgesi. c) Trap-skeet atış alanı kurmak isteyenler için; 1 – Trap-skeet atış alanının yerleşim yerleri dışında olduğunu gösterir çevre ve şehircilik il müdürlüğünce tasdik edilmiş 1/500 veya 1/5000 ölçekli vaziyet planı. 2 – 1/50 ölçekli ve çevre ve şehircilik il müdürlüğünce tasdik edilmiş inşaat planı ve projesi. 3 – Atış alanını sınırlayan çevre duvarı veya en az 2 metre yüksekliğindeki sağlam direklere bağlı, sık tel örgüyü, sütre ve taş duvarları, denetime tabi ana giriş kapısı, gerekli diğer kapıları gösterir vaziyet planı ve detay planı. 4 – 3194 sayılı İmar Kanununun 26 ncı maddesinin son fıkrasına göre sabit yapılar için alınmış yapı ruhsatı. 5 – Atış alanının en yakın meskun mahallere uzaklığını gösteren kroki. 6 – Atış alanı veya poligonun Uluslararası Atış Birliğinin atış poligonları hakkındaki genel ve özel teknik kurallarına uygunluğunu gösteren, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğünce tasdik edilmiş planı.

7 – Güvenlik uzaklıkları içinde kalan alanı da kapsayan işyeri alanının girişimcinin mülkiyetinde olduğunu veya kiralandığını veya muvafakat alındığını gösterir belge. 8 – İşyerinin çevreye olumsuz etkisi olmadığını belirten çevre ve şehircilik il müdürlüğünden alınacak uygunluk belgesi." kuralı; "Kuruluş izin belgesinin verilmesi" başlıklı 62. maddesinde, "Verilen ön izne göre kurulan, trap-skeet atış alanları ile tabanca, tüfek atış poligonları için, 61 inci maddede belirtilen tesisin plan ve projesinin incelenmesi neticesinde, Bakanlıkça kuruluş izni verilir. Kuruluş izin belgesi iki yıl için geçerlidir. Kuruluş, zorlayıcı ya da kabul edilebilir nedenlerle gerçekleştirilmezse, bu süre Bakanlıkça en çok bir yıl uzatılabilir. İşyerinin genişletilmesi, yeni tesisler eklenmesi ve diğer değişiklikler için yukarıda belirtilen esaslara göre yeniden izin belgesi alınması zorunludur." kuralı; "İşletme izni" başlıklı 63. maddesinde, "Kuruluş izin belgesi alınan atış poligonuna işletme izni verilebilmesi için, aşağıda yazılı belgelerle il valiliğine bir dilekçe ile başvurulur. a) Kapalı tabanca ve açık/yarı açık atış poligonunun mevzuat hükümlerine ve Türk Standartları Enstitüsünce belirlenen standarda uygun olarak yapıldığına ilişkin Türk Standartları Enstitüsü Kurumu Muayene Gözetim Merkezi Başkanlığı raporu. b) Trap-skeet atış alanının mevzuat hükümlerine uygun olarak yapıldığına dair il çevre ve şehircilik müdürlüğü raporu. ... e) Yangın yönünden gerekli önlemlerin alındığına dair itfaiye kuruluşu raporu, f) Atış poligonunun ve atış alanının sorumluluğunu yüklenecek mesul müdürün, bu konuda vereceği noterlikçe onaylı taahhütnamesi. g) Atış poligonu ve atış alanının sahibince hazırlanan ve il emniyet müdürlüğü veya il jandarma komutanlığınca onaylanmış işletme ve çalışma yönergesi ile güvenlik yönergesi. h) Atış nezaretçisi görevlendirildiğine dair iş sözleşmesi. ı) Poligon ve atış alanının sahibi veya çalışanlarından en az birine ait ilkyardımcı sertifikası. Dilekçe ve ekleri valilikçe Bakanlığa gönderilir. Atış poligonunun bu Yönetmelik hükümlerine uygunluğu tesbit edildiğinde, Bakanlıkça (Ek-12) deki İşletme İzin Belgesi verilir. İşletme izin belgesi almak isteyen kişinin, mesul müdürün ve atış nezaretçisinin 16 ncı maddede belirtilen durumlardan birine girmemiş olması ve Bakanlıkça belirlenen şartları taşıması gerekmektedir. Verilen işletme izin belgeleri beş yıl için geçerlidir ve süresi sonunda yeniletmek isteyenler, 61 inci madde ile bu maddede belirtilen belgeleri yenileyerek tekrar başvuru yapmak zorundadır." kuralı; "Poligon güvenlik tedbirleri" başlıklı 64. maddesinde, "Poligonda uyulması gereken güvenlik tedbirleri şunlardır. a) Yarı açık atış poligonlarının en yakın yerleşim yeri ve diğer işyerlerinden en az 80 metre uzaklıkta, açık atış poligonlarının yerleşim yeri dışında olması ve Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardında belirtilen güvenli alan mesafelerine uyması gereklidir. Kapalı tabanca atış poligonları ve atış alanı kurulması halinde ise bu uzaklık aranmaz. b) Kapalı tabanca, açık/yarı açık atış poligonlarının Türk Standardları Enstitüsünce belirlenen standarda uygun olması zorunludur. c) Trap-skeet atış alanlarının güvenli alan mesafesi-nin en az 600 metre olması zorunludur." kuralı; "İşletme izin belgelerinin iptali" başlıklı 69. maddesinde, "Poligonların yapısal ve donanım yönünden eksikliklerinin tespiti halinde bu durumun giderilmesi için poligon yetkililerine yeterli süre verilerek uyarıda bulunulur. Verilen sürenin sonunda eksikliklerin giderilmemesi veya poligon sahiplerinin bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareketleri ve riayetsizliklerinin tespiti halinde poligon işletme izin belgeleri geçici veya daimi olarak Bakanlıkça iptal edilir." düzenlemesi yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1-Dava konusu Yönetmeliğin 61. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardına uygunluğunu gösteren" ibaresinin ve (3) numaralı alt bendinin incelenmesi: 6136 sayılı Kanun'un Ek 11. maddesiyle, kamu kurumları dışında özel şahıslarca trap-skeet, atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açmak, İçişleri Bakanının iznine tabi kılınmış; dava konusu Yönetmeliğin 60 ila 69. maddelerinde de, anılan kanuni yetkiye istinaden bahse konu atış alanlarının açılması, işletilmesi, denetlenmesi, izin belgesi düzenlenmesi ve iptal edilmesine ilişkin usul ve esaslar detaylıca düzenlenmiştir. Anılan kurallara göre, atış alanı açıp işletmek isteyen gerçek veya tüzel kişinin, alanın niteliğine göre aranan yapısal ve fiziksel koşulları sağladığına dair ilgili belgeleri ve fiziki muayeneleri tamamladıktan sonra İçişleri Bakanlığından önce atış alanının kurulacağı yerin genel güvenlik bakımından uygun olduğunu ve başvuru sahibinin alanı açmaya engel hali bulunmadığını gösteren "Ön İzin Belgesi", ardından tesisin plan ve projesi ile kuruluş yerinin dava konusu Yönetmeliğe uygunluğunu gösteren "Kuruluş İzin Belgesi" ve nihayetinde tesisin kuruluş izni sırasında sunulan plan ve projeye, bütün güvenlik standartlarına uygun inşa edildiğini, işletmeye hazır olduğunu gösteren "İşletme İzin Belgesi" alması zorunludur. Dava konusu düzenleme de, atış poligonu açmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin, açacakları tesisin, gerek poligonlarda gerekse çevrede bulunan insanların can ve mal güvenliğini koruyacak şekilde Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından belirlenen standartlara uygun olduğuna dair plan ve projeleri kuruluş izin belgesi başvurusu sırasında sunmasını zorunlu kılmaktadır.

Ateşli silahların kullanımı ve bu silahlarla yapılacak faaliyetlerin denetimi, gerek 6136 sayılı Kanun gerekse genel olarak asayişin, kamu güvenliği ve esenliğinin temini görevi kapsamında idarenin yetki alanında olup, idare, mevzuatla kendisine verilen görevleri yerine getirirken, gelişen teknoloji ve değişen güvenlik ihtiyaçlarını gözeterek teknik şartlar belirleme yetkisine sahip olduğundan, yüksek risk taşıyan, can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren ve sıkı denetim altında tutulması gereken mekanlar olan atış poligonlarında idarenin "en yüksek güvenlik standardını" talep etmesinin kamu yararına uygun olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, Dairemizin E:2021/723 sayılı dava dosyasının incelenmesinden; Türk Standardları Enstitüsü tarafından belirlenen "Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardı"nın bilimsel veriler ve uluslararası normlar dikkate alınarak hazırlanmış teknik bir belge olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenleme ile idarenin sübjektif değerlendirmesini değil, objektif ve teknik bir ölçütü esas aldığı, bu durumun da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan "hukuki belirlilik" ve "hukuki güvenlik" ilkelerine uygun olduğu, kamu düzenini korumak amacıyla getirilen bu teknik zorunlulukların, mülkiyet ve teşebbüs hürriyetine yönelik "ölçülü" bir müdahale olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, atış poligonları, ateşli silahların kullanıldığı ve doğası gereği çevre için yüksek risk teşkil eden alanlar olduğundan, poligon çevresindeki duvarın sadece bir sınır belirleyici bariyer değil, merminin poligon dışına çıkmasını (sekme veya aşma suretiyle) engelleyen ve poligon dışındaki sivil vatandaşların güvenliği için vazgeçilmez bir teknik zorunluluk olduğu, çevre duvarının yüksekliğine ve sağlamlığına ilişkin soyut ifadeler yerine, Türk Standardları Enstitüsü gibi bilimsel ve teknik bir merciin belirlediği standartlara atıf yapılmasının "hukuki belirlilik" ilkesine uygun olduğu, Türk Standardlarına uygunluk aranmasının idarenin kamu güvenliğini sağlama görevi, bireylerin yaşam hakkını ve vücut bütünlüğünü koruma sorumluluğu ve teknik faaliyetlerde objektif kriter uygulama gerekliliği ile uyum içerisinde olduğu değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, davacı, dava konusu kurallarla kazanılmış hak ile haklı beklenti ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biri de kazanılmış haklara saygı gösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış hak kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır (AYM, E.2017/20, K.2018/75, 05/07/2018, § 33). Bununla birlikte, hakların, kazanılmış hak olarak korunmasının da sınırları bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesince, kamu düzeni, genel sağlık gibi haklı nedenlerle daha önce elde edilmiş bir hakkın kullanımı yönünden getirilen ek koşulların mevcut hak sahipleri yönünden gözetilebilmesinin mümkün olduğu belirtilerek değiştirilen kuralın kazanılmış haklar yönünden dahi etkili olabileceği kabul edilmiştir (AYM, E.2016/133, K.2017/155, 15/11/2017, §.97).

Dava konusu kurallarda, açık/yarı açık poligonların yapımına ilişkin teknik kriterleri içeren Türk Standardları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardının uygulanacağının öngörülmesi, yukarıda da ifade edildiği üzere, can ve mal güvenliğine yönelik tedbirlerin artırılması ve daha sıkı şartlara tabi tutulması, daha açık ifadeyle üstün kamu yararı amacına yöneliktir. Bu nedenle, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte faaliyette bulunan açık poliganlar için, mülga kurallarda öngörülen teknik standartlara istinaden düzenlenen mevcut işletme izin belgelerinin, kazanılmış hak olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemekle (makul bir uyum süresinin verilmesinin yeterli olacağı düşünülmekle) birlikte, kazanılmış hak olarak değerlendirilse dahi bu hakkın koruma süresinin izin belgesinin süresiyle sınırlı olduğunun kabulü zorunludur. Nitekim, 11/09/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile iptali istenilen Yönetmelikte yapılan dava konusu değişikliklerin yanı sıra geçici 5. madde de eklenmiş ve bu maddede, maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kuruluş izni ve işletme izin belgesi almış olan poligonların bu izinlerinin, tabi oldukları süre sonuna kadar geçerli olduğu kurala bağlanmıştır. Haklı beklenti kavramı ise, Anayasa Mahkemesi kararlarında, mâkûl bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne, idari düzenlemeye veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklenti olarak tanımlanmıştır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 01/07/2015, §21). Anayasa Mahkemesinin, haklı beklentinin şartlarını ele aldığı 04/05/2017 tarihli ve E.2015/41, K.2017/98 sayılı kararına göre, haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir kanunda öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp bu beklentinin ihlalini gerektiren bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir. Bu yönüyle anayasa yargısında kişi yararıyla kamu yararının karşı karşıya geldiği durumlarda ancak önemli bir kamu yararının bulunmaması kaydıyla haklı beklentinin korunması kabul edilebilir. Aksi takdirde kanun koyucunun kamu yararını gerçekleştirmek üzere değişen koşullara göre yeni politikalar belirlemesi imkânı önemli ölçüde zedelenebilir. (AYM, E.2016/195, K.2017/158, 16/11/2017, § 70) Buna göre, önceki idari düzenlemeden doğan hakkın, sonraki idari düzenlemeye taşınmaması veya daha ağır koşulların sağlanması kaydıyla devamının öngörülmesi halinde, haklı beklenti ilkesinin ihlal edildiğinden ve mülga düzenlemeden doğan haklı beklentilerin korunması zorunluluğundan bahsedilebilmesi için, yeni düzenlemenin, kişinin bahse konu yararından (mülga düzenlemeyle tanınan hakkından) daha üstün bir kamu yararının tesisini öngörmemiş olması gerekir. Daha açık bir anlatımla, yeni idari düzenlemenin, kişinin yararı ile kıyaslandığında üstün bir kamu yararını amaçlaması halinde, haklı beklentinin korunması gerekliliğinden söz edilmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta da, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu kuralların, kamunun can ve mal güvenliğine yönelik üstün kamu yararını amaçlaması karşısında, haklı beklentilerin korunması zorunluluğu bulunmadığı açıktır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına, hukukun temel ilkelerine, hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

2-Dava konusu Yönetmeliğin 63. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ve 3. fıkrasının son cümlesinin incelenmesi: Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in 63. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu (a) bendi, kuruluş izin belgesi alınan ve inşası tamamlanan atış poligonunun işletilmesi için gerekli işletme izin belgesi alınması aşamasını düzenlemektedir. Kuruluş izin belgesini alan atış poligonunun inşası bittikten sonra, işletme izni verilmeden önce teknik bir kurum tarafından yerinde muayene yapılarak incelenmesinin; Devletin yaşamı ve vücut bütünlüğünü korumaya yönelik pozitif yükümlülüğünün, kamu güvenliği ve esenliğini sağlama görevinin gereği ve doğal sonucu olduğu, idarenin ruhsat/izin, kontrol ve denetim (kolluk) hizmetini güncel, bilimsel ve teknik verilere uygun olmasını sağlamaya yönelik bulunduğu, ayrıca idarenin her konuda uzman personel istihdam etmesi mümkün olmadığından, teknik bilgi ve donanım gerektiren standartlara uygunluk denetimini, bu konuda yasal olarak yetkilendirilmiş bir ihtisas kuruluşu olan Türk Standartları Enstitüsü eliyle yürütmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere; Dairemizin 04/02/2026 tarihli ve E:2022/723, K:2026/315 sayılı kararıyla, TS 13898 Standardının bilimsel gereklere ve hukuka uygun olduğu tespit edildiğinden, dava konusu kuralda anılan TS Standardının esas alınmasında da isabetsizlik görülmemiştir. Aynı maddenin 3. fıkrasının son cümlesinde ise, verilen işletme izin belgelerinin 5 yıl ile süre ile geçerli olduğu ve süre sonunda belgelerini yeniletmek isteyenlerin 61. maddede belirtilen belgeleri yenileyerek tekrar başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir. Ateşli silahlar ve poligonlar gibi kamu güvenliğini doğrudan etkileyen faaliyetlerde, idarenin denetim yetkisi bir defaya mahsus bir yetki olmadığından, zaman içerisinde poligonun teknik donanımı (havalandırma, çevre duvarı, mermi durdurucular) aşınabileceğinden veya çevredeki yapılaşma nedeniyle güvenlik riskleri değişebileceğinden, idarenin bu riskleri güncel verilerle denetlemesine olanak tanıyan bu düzenleme ile verilen işletme izin belgelerinin periyodik yenilenmesi şartı getirilmiş olup, poligona verilen işletme izin belgesinin süresiz olması, poligonun eski ve yetersiz standartlarla faaliyetine devam etmesi riskini doğuracağından, tesisin güncel güvenlik normlarına uyum sağlayıp sağlamadığını denetlemeye olanak tanıyan dava konusu düzenlemede kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına, hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 3-Dava konusu Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "açık atış poligonlarının yerleşim yeri dışında" ibaresi ile "ve Türk Standartları Enstitüsü Açık ve Yarı Açık Atış Poligonları Standardında belirtilen güvenli alan mesafelerine uyması" ibaresinin ve (b) bendinin incelenmesi: Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, atış poligonlarında uyulması gereken güvenlik tedbirleri düzenlenmiştir. Davacı tarafından, Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan açık atış poligonlarının yerleşim yeri dışında olması zorunluluğuna yönelik kuralın iptali istenilmiş ise de; davacı şirketin sahibi ve işletmecisi olduğu açık atış poligonunun "Açık/Yarı Açık Atış Poligonları-Yapım kuralları" başlıklı TS13898 sayılı Türk Standardına uygun olmadığına ilişkin Türk Standardları Enstitüsü Muayene Gözetim Başkanlığınca düzenlenen ...tarih ve... sayılı Açık-Yarı Açık Atış Poligonları Muayene Raporunda, söz konusu açık atış poligonunun yerleşim yeri dışında olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, ilk dava dilekçesi ekinde yer alan Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerince hazırlanan 16/10/2016 tarihli teknik heyet raporunda "açık hava tabanca atış poligonunun en yakın yerleşim merkezi ve diğer işyerlerinden en az 80 metre uzakta olduğu, etrafında herhangi bir yapının olmadığı" tespiti yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu kuralın davacının kişisel ve güncel menfaatini doğrudan etkilemesinin söz konusu olmadığı ve düzenlemenin iptalini istemekte dava tarihi itibarıyla kişisel ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı, bu haliyle davanın bu kısmının ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Açık atış poligonlarında yapılan atışlarda merminin doğrudan veya sekme yoluyla alanda veya yakın çevrede bulunan kişilere ulaşma ihtimalinin yol açacağı zararların ve silah patlamasından kaynaklanan yüksek desibelli sesin yaratacağı rahatsızlığın önlenmesi için getirilen Türk Standardları Enstitüsü standartlarında belirtilen güvenli alan mesafelerine uyulmasına yönelik dava konusu diğer şartın, kaza riskinin minumuma indirilmesi ve sesin absorbe edilmesi amacıyla bilimsel veriler esas alınarak düzenlendiği anlaşılmıştır. Aynı fıkranın (b) bendinde ise, açık atış poligonlarının Türk Standardları Enstitüsünce belirlenen standarda uygun olması zorunluluğu düzenlenmiştir. Ateşli silahlarla yapılan faaliyetler tehlikeli faaliyet kapsamında olduğundan poligonların havalandırma, ses yalıtımı, mermi yorulması ve sekme önleyici sistemlerinin (backstop) bilimsel verilere dayalı bir standartla denetlenmesinin, bireylerin yaşam hakkının ve vücut bütünlüğünün korunması için zorunlu olduğu, tehlikeli faaliyet yürüten işletmeler üzerindeki gözetim ödevinin, ancak ulusal veya uluslararası düzeyde kabul görmüş teknik standartlara atıf yapılarak yerine getirilebileceği, Türk Standardları Enstitüsü standartlarına uyum zorunluluğunun poligon açmayı imkansız kılan bir yasaklama değil, bu faaliyetin toplum için risk oluşturmayacak şekilde yürütülmesini sağlayan bir tedbir olduğu, açık/yarı açık ve kapalı poligonların her birinin kendi niteliklerinden kaynaklanan farklı risk profillerine sahip olduğu, dava konusu düzenleme ile açık poligon için kendi niteliğine uygun şekilde belirlenen Türk Standardları Enstitüsü standardının aranmasının hukuki güvenlik ilkesinin bir parçası olduğu değerlendirilmiştir. Bu itibarla, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına, hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 01/06/1991 tarih ve 20888 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 11/09/2021 tarih ve 31595 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 10/09/2021 tarih ve 4503 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına ekli Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik; a) 64. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "açık atış poligonlarının yerleşim yeri dışında" ibaresi yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE, b) Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 04/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/4007, K. 2026/314, T. 04.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-4007-e-2026-314-k-8c34b53159ce