İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/685 E. 2023/489 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/685
- Karar No
- 2023/489
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/685 Esas - 2023/489 T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/685 KARAR NO : 2023/489 BAŞKAN : ... ÜYE : ..... ÜYE : .. KATİP : ....... DAVACI : ... -TC Kimlik no- .... VEKİLİ : Av. ......- [16984-89389-......] UETS DAVALILAR : 1- ... ... - .. Bademli Mah. Eğitim Cad. Meşeliköy Sitesi No:21 Mudanya/ BURSA 2- ... - .... [15205-02588-...] UETS 3- ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...... Yıldız Posta Cad. No.36 Sinan Apt. D.59 Beşiktaş/ İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - [16380-83666-...] UETS DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 27/06/2022 KARAR TARİHİ : 10/05/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 176192 sicil numarasında kayıtlı ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME VE TİC.A.Ş.'nin %49 ortağı iken davalı ...’in sistematik baskı, yıldırma politikası, zor durumda bırakmak, yanıltmak, aldatmak ve bilgisizliğinden yararlanmak suretiyle ile imzalamak zorunda bırakıldığı 17.08.2020 tarihli arabuluculuk tutanağı ile %10 hissesi elinden alınarak ...'in oğlu ... ...'in üzerine geçirildiğini, tarafların beyanlarını da içeren tutanak incelendiğinde; davalı ... ...’in babasının şirketin yönetim kurulu başkanı davalı ...'in dahi böyle bir uyuşmazlık olmadığını, bağlayıcı bir anlaşma yapılmadığını, kurumsallık adına ve Milli Parklar Müdürlüğüne olan borçtan dolayı şirketin mevcut işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalındığından bahisle yapıldığı belirtildiğini, ancak gerçekte, davalı ... ekonomik, bürokratik ve aile büyüğü olması nedeniyle yönetsel gücünü adeta silah olarak kullanarak müvekkili üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturduğunu, müvekkilinin mali durumunun ve ruh halinin kötüleşmesini fırsat bilerek yıldırma politikası uyguladığını ve müvekkilinin oğlunun eğitimi için gerekli olan nakit ihtiyacından yararlanmak suretiyle hisseleri elinden almak için arabuluculuk kurumunu kötüye kullanarak anlaşma belgesini düzenlettiğini, davalı ...'in müvekkili ile şirketin kuruluşundan bu güne eşleri ile birlikte eşit ortak olmasına karşın her zaman şirketin kontrolünü elinde tutttuğunu, müvekkilinin ve ailesinin şirket işlerine karışmasını istemediğini, bürokratik işlerde sürekli kendisini ön plana çıkardığını, bu sayede ...'in yıllar içerisinde müvekkiline göre çok büyük bir ekonomik rahatlığa kavuştuğunu, malvarlığı edinmiş olup müvekkilinin ise aksine sürekli ekonomik sıkıntı çektiğini, davalı ... şirketin muhasebesini ve mali yönetimini egemenliği altına aldığını, şirket genel kurulundan yetki verilmesine karşın onlarca yıl şirketin Bodrum ve İstanbul'daki çok değerli taşınmazların satışına engel olduğunu ve şirketi sürekli olarak müvekkilinin taşınmazlarını ipotek vermek suretiyle banka kredileri ile idame ettirir hale geldiğini, bu sebeple şirketin sürekli olarak borçlu gözükmesi nedeniyle kar payı ödemesi yapılmadığını ve müvekkilinin ekonomik durumunun yıllar içerisinde kötüleşmeye devam ettiğini, müvekkilinin eşi ile birlikte, büyük bir değere sahip otelin %50 sahibi olmasına karşın yıllardır Genel Kurul kararı ile kendisine bağlanan 10-15.000 TL’lik aylık ücret ile ailesini geçindirmeye çalıştığını, ancak davalı ... genel kurullar ile belirlenen bu ücreti dahi zamanında ödememiş olup müvekkilinin daha da zor duruma düşmesine neden olduğunu, ayrıca şirketin %1 ortağı olan müvekkilinin eşi ...'in bir kaç dönem yönetim kurulu üyesi olmasına karşın genel kurullar ile verilmesi kararlaştırılan aylık ücreti de hiç ödenmediğini, bu hususta da müvekkilini zor durumda bıraktığını, bu konuda ... adına Bursa 10. Noterliği'nin 11.04.2022 tarih ve 12303 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, son olarak müvekkilinin Hollanda’da okuyan oğlu Asrın ...’in öğrenimine devam etmesi için gereken ve ailesinin geçinmesi ile kredi kartlarını ödemesi için gerekli olan parayı şirket kaynaklarından talep etmesi üzerine, muhatap ... müvekkiline şirketin ödeme yapacak gücü olmadığını, hiçbir şekilde para vermeyeceğini söyleyerek onu baskı altına aldığını, ayrıca davalı şirketin Milli Parklar Müdürlüğü’ne olan 1.356.000 TL borcu olduğunu bunun ödenmemesi halinde ruhsatlarını kaybedeceklerini, şirketin borç içinde olduğunu ve bu parayı ödeme durumunun olmadığını belirtmiş, bu durumun imza altına alınan usul ve yasaya aykırı arabuluculuk tutanağından da anlaşılmakta olduğunu, davalı ... müvekkilimizin şirket işlerine karışmasını istememiş, hesapları incelemesine yıllar boyunca engel olmuş şirketi tek başına yönettiğini, son olarak gerek müvekkili gerekse eşi tarafından çekilen ihtarnameler ile TTK 392 vd maddeleri uyarınca şirketin mali müşaviri eşliğinde tüm ticari defter ve kayıtların şirket merkezinde incelememize sunulması ve şirketin son 5 yıla ait faaliyet rapor ve bilançolarının, kredi sözleşmelerinin, kredi ödeme planlarının bir örneğinin. müvekkile ait nama yazılı hisselerin tarafımıza verilmesi istenmişse de ihtarname ile yapılan talebimize dahi cevap vermemiş, müvekkilimizin şirket işlerine karışmasına engel olduğunu, üzerinde oluşturulan ekonomik ve psikolojik baskı ile usulsüz tutulan şirket kayıtları doğrultusunda şirketten para alamayacağını, şirketin borç içinde olduğunu ve Milli Parklar Müdürlüğü'ne borcun ödenememesi halinde ruhsatlarını kaybedeceklerini düşünen müvekkilimiz davalı ...'in şirketin %10 hissesinin kendi oğlu diğer davalı ... ...'e devredilmesi teklifini kabul etmek durumunda kaldığını, burada davalı ... müvekkiline şirketin reel bedelinden ödeme yapacağını, sadece vergisel nedenler ile devir bedelinin arabuluculuk esnasında düşük gösterileceğini, müvekkili aleyhine yönetsel kararlar alınmayacağını, sermaye artışı yapılmayacağını belirttiğini, davalı ... tarafından oluşturulan sahte güvenle aldatılan, iradesi fesada uğrayan ve hisselerinin reel karşılığının ödeneceğini düşünen müvekkilimiz hisse devrine razı olmak zorunda kaldığını, her ne kadar müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle tacir sayılacağı ve basiretli bir iş adamı olarak kabul edilmesi gerekeceği bu nedenle gabin iddiasında bulunamayacağı davalılarca iddia edilebilecekse de davalı ...'in müvekkilinin ve ailesinin şirket işlerine karışmasına müsade etmemiş ekonomik gücünü ve aile büyüğü olması nedeniyle sahibi olduğu otoriteyi kullanarak müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmasından kaynaklı yetkilerini kullanmasını engellediğini, hatta davalı ...'in talimatı ile müvekkili ve ailesinin otelde konaklama yapmaları durumunda gerçekleştirdikleri harcamalar 3.şahıslara uygulanan satış bedeli üzerinden EURO cinsinden fiyatlandırıldığını ve sadece %50 indirim uygulanarak müvekkilinin alacağı aylık bedelden düşüldüğünü, şirketin %50 ortağı olan ancak sadece kağıt üzerinde yönetim kurulu üyesi olarak görünen müvekkilinin ise abisi ... tarafından dikte edilen bu uygulamaya karşı çıkması halinde aylık ücretinin kesileceğinden korkması nedeniyle yine ekonomik kaygılarla itiraz edemediğini, ailesi ile birlikte %50 ortağı olduğu şirkette dahi bedel ödeyerek kalmak durumunda kalan müvekkilinin şirket yönetim kurulu üyesi olarak sahip olduğu haklarının kullanılmasının önüne geçildiğini, ihtarname ile talep edildiğinde dahi şirket kayıtlarının incelenmesine engel olunduğu düşünüldüğünde müvekkilinin somut uyuşmazlıkta tacir olarak nitelendirilemeyeceğinin de ortada olduğunu, şirketin 2017 yılı genel kurulunda nama yazılı hisse bastırılması kararlaştırılmışsa da bugüne kadar müvekkiline teslim edilen bir senet olmadığını, bununla birlikte davalı tarafından 18.08.2020 tarihinde müvekkiline ödeme yapılacağı belirtilmişse de bu yönde bir ödeme dahi gerçekleşmediğini, otel ve kafeteryanın değerinin son derece yüksek olup davalı ve babası ... tarafından otelin satın alınması için verilen 10.000.000 Euro’luk bedel düşük olduğu gerekçesiyle kabul edilmediğini, davalı ... 03.06.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında şirkete bağlı otel, cafe,teleski, kayak odası vs tesislerin satışı ve kiralanması için yetki almışsa da gelen iki adet teklifi müvekkil ve eşine iletmediğini, müvekkiline ulaşan Fırat Alagöz isimli kişi bir müşterinin şirketin tamamına oldukça iyi bir teklif verdiğini lakin bu teklifin muhatap ... tarafından düşük bulunduğundan kabul edilmediğini belirttiğini, bizzat davalı tarafından 10.000.000 Euro'luk bedel dahi düşük bulunurken şirketin %10 hissesinin 72.000 TL bedel ile devredileceğine ilişkin tutulan arabuluculuk tutanağının geçerli olmasından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca arabuluculuk görüşmelerinin konusu olamayacak, genel kurulun yetkisi dahilinde bir konuda şirketin diğer ortaklarını yok sayarcasına tutanağın 19. maddesinde şirket ana sözleşmesinde değişiklik yapılması için toplantı ve karar yeter sayılarının %55 olarak belirlenmesi de arabulucunun görevlerinin gereklerine aykırı hareket ederek müvekkilimizin haklarının ele geçirilmesine göz yumduğunu göstermekte olduğunu, aynı şekilde Türk Ticaret Kanunu uyarınca kurulan ve faaliyet gösteren bir şirketin sermaye ihtiyacı doğduğunda yapması gereken genel kurul kararı alarak varsa yasal yedeklerden yoksa da bedelli sermaye artışı yapması iken burada yok paraya şirketi ele geçirme operasyonu yapılmakta, küçük ortakların hakları ve çocuklarının geleceği gasp edilmekte olduğunu, nitekim 17.08.2020 tarihli arabuluculuk tutanağının 16.maddesinde sözleşmenin mirasçıları bağladığı ve bilgilendirme yapılması gerektiği ve niza çıkarmamaları talep edildiğini, arabuluculuk tutanağında muhatap şirketin %20’sini 72.000 tl bedel üzerinden alan davalı ...’in oğlu ... ...’e şirkete 1.356.000.-TL borç vereceğinin düzenlendiğini, tutanağın 8.maddesinde şirketin Milli Parklar Müdürlüğü’ne olan 1.356.000 TL borcunun ... ... tarafından ödeneceği ve bu bedelin şirketin mali kayıtlarına borç olarak işleneceği ve bu bedelle ilgili olarak 30.04.2021 tarihinde tahsili ya da ileride yapılacak bedelli sermaye artışında seçimlik hak olarak kullanılacağı kararlaştırıldığını, 10.000.000 Euro’luk teklifin dahi az bulunduğu bir şirketin %20’lik hissesini devreden ortakların 1.356.000 TL borcu dahi ödeyemediği düşünüldüğünde arabuluculuk tutanağı ile amaçlananın gerçek bir satış olmadığı ortada olduğunu, şirketin %20’sinin devir bedeli 72.000 TL olarak belirlenmesine karşın tutanağın 21.maddesi uyarınca arabulucuya ödenen ücret bile 34.250 TL olarak belirlendiği düşünüldüğünde bu bedelin Arabuluculuk Ücret Tarifesine aykırı olduğu ve hisselerin bedelinin aslında çok daha yüksek olduğunu göstermekte olup, ayrıca işbu bedel kanununa aykırı bir şekilde hisse devir işleminin tarafı olmayan ve müvekkilimin ortağı olduğu şirket tarafından ödendiğini, arabuluculuk tutanağında genel kurulun yetkisine giren konularda diğer ortakların yetkilerini kısıtlayacak şekilde hükümler getirilmesi, şirkete ait otel otel, cafe,teleski, kayak odası vs tesisler için 10.000.000 euro'luk tekliflin kabul edilmemesine karşın devir bedeli olarak 72.000 tl belirlenmesi, buna karşın arabuluculuk ücretinin şirket tarafından ödenmesi yönünde hüküm alınması arabulucunun görevlerini yerine getirmediğini, arabuluculuk tutanağının usul ve yasaya aykırı olduğunu gösterdiği gibi, tutanağın müvekkilimizi yanıltmak, aldatmak ve bilgisizliğinden yararlanmak suretiyle ile imzalandığını ortaya koymakta olduğunu, 17.08.2020 tarihli 1829 sicil numaralı arabulucu ırmak aslan tarafından arabuluculuk kanun ve yönetmeliği ile etik değerlere aykırı şekilde düzenlenen 17.08.2020 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesi ve ... ... adına kayıtlı bulunan %10 hissenin iptali ile müvekkilimize iadesine karar verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek öncelikle davalı ... ...'in müvekkilinden usul ve yasaya aykırı şekilde devir aldığı %10 hissenin 3. kişilere devrinin engellenmesi ve oy haklarını kullanmasının önüne geçilmesi için ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile usul ve yasaya aykırı şekilde düzenlenen 17.08.2020 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline, TBK'nın 28. 30. ve 36. maddeleri uyarınca aşırı yararlanma, yanılma ve aldatma nedeniyle devri kararlaştırılan ... turistik tesisler işletme ve ticaret a.ş.'nin 1440 paya karşılık gelen %10 hissesinin müvekkili adına tesciline, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'in davalılardan ...”in kardeşi, davalı ... ...' in amcası olduğunu, diğer davalı ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME ve TİCARET A.Ş. ise bir aile şirketi olup davacı ...,bu şirketin yıllardan beri Yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının yıllardan beri davalılardan ... ile aynı yetki ve hisse ile ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME ve TİCARET A.Ş.'yi yönettiklerini, ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME ve TİCARET A.Ş.'nin Uludağ Bölgesinde yer alan ... Otel'in Milli Parklar Genel Müdürlüğü nezdinde tahsis süreci oldukça sancılı geçmiş, ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME ve TİCARET A.Ş.'nin gerek tahsis süreci aşamaları gerekse işletilmesi konusunda parasal yardım ve nakit akışında diğer davalı ... ... yardımcı olduğunu, ... ... tarafından yapılan ayni ve nakdi ödemeler ve bilgisel yardımlar karşılığında da, gerek ... gerekse diğer davalı ..., hisse devri taahhüdünde bulunduğunu, ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME ve TİCARET A.Ş.'nin karar alma ve işlem yapma yetkisinin müştereken davacı ... ve diğer davalı ...'de olmasından dolayı,bu hisse devri bir türlü gerçekleşmediğini, daha sonra hisse devir taahhüdü gerçekleşmemesi üzerine,... ve ..., davalılardan ... ...'in, ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME ve TİCARET A.Ş.'nin Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne olan 1.356.000,00 TL'lik borcunun ödemesi ile davacı ...'e 72.000,00 TL,diğer davalı ...'e 72.000,00 TL ödemesi karşılığında ,kendilerine 10 hisselerini (Toplamda 2880 pay) ... ... 'e devretme karşılığında anlaştıklarını, bu anlaşmalarını da,Arabuluculuk anlaşma Belgesi ile kayıt altına aldıklarını, ... TURİSTİK TESİSLER İŞLETME ve TİCARET A.Ş.'NİN 2018-2019 yılı Olağan Genel Kurulu,10.09.2020 tarihinde yapıldığını, yapılan Olağan Genel Kurula sırasıyla;... kendi adına asaleten, ... ve ... adına vekaleten, ... kendi adına asaleten, ... adına vekaleten, ... ... ise asaleten katıldıklarını, yapılan 10.09.2020 tarihli Olağan Genel Kurulda “Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresinin üç yıl olmasına, Yönetim kurulunun Üç üyeden teşekkülüne ve üyeliklere ..., ... ve ... ...'in seçilmesine” OY BİRLİĞİ ile kabul edildiğini, daha sonra yapılan Olağan Genel Kurul sonrasında ise 10.09.2020 tarih ve 2020/3 sayılı Yönetim Kurulu kararı alındığını, Anonim şirketlerde geçerli olan ilkelerden biri olan çoğunluk ilkesinin sakıncalarının engellenmesi amacıyla alınan önlemlerden biri de alınan kararlara karşı iptal davası açma hakkı olduğunu, İptal edilebilirliğin ileri sürülmesi yalnızca süresi içinde dava açmaya yetkili kişiler tarafından açılacak iptal davası ile mümkün olduğunu, Genel kurul kararlarının iptali için dava açılması belirli bir süreyle sınırlandığını, İptal davaları genel kurul kararının verildiği tarihten sonraki 3 aylık süreçte açılması gerektiğini, 3 ay olarak belirlenen süre HAK DÜŞÜRÜCÜ nitelikte olduğunu, yapılan 10.09.2020 tarihli Olağan Genel Kurulda “Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresinin üç yıl olmasına, Yönetim kurulunun Üç üyeden teşekkülüne ve üyeliklere ..., ... ve ... ...'in seçilmesine” oy birliği ile kabul edildiğini, davacı tarafça Genel Kurulda OYBİRLİĞİ ile alınan kararlara karşı-kendisi asaleten ve eşi adına da vekaleten katılmıştı- HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE OLAN 3 ay içinde Genel Kurulun İptali davası açmadığını, Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin bir an için iptal edildiğini kabul etsek dahi, ortada geçerli ve kesinleşmiş bir genel kurul kararı bulunmakta olduğunu, davacı yanın, iptal davası bile açmadığı bir Olağarı Genel Kurul kararını, Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin imzalandığı tarih olan 17.08.2020 tarihinden tam 1 yıl 10 ay 20 gün sonra, Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin iptali yoluyla ortadan kaldırmak istemesi, Medeni Kanunun 2.maddesinde yer alan “Dürüstlük Kuralı”'na aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davacı tarafın iddialarının hak düşürücü sürede talep edilmemiş olması, “anlaşılan hususlarda dava açılamaz” kuralı çerçevesinde, ortaklık hissesinin devri konusunda dava açamayacak olması, davacı tarafın, gabin iddiası ile ilgili olarak 6098 sayılı borçlar kanununun 28.maddesi çerçevesinde usule uymamış olması, aldığı bedeli iade etmemiş olması, sözleşmeden hemen sonra ihtarname ile bağlı olmadığını veya iddia edilen aradaki fark bedelin talep edilmemiş olması, hata ve hile iddialarının gerçeği yansıtmaması ve soyut iddia aşamasında kalması, arabuluculuk anlaşma belgesinin borçlar kanunu 27.maddeye aykırılık teşkil etmemesi, olağan genel kurulun yapılmış olması ve ortaklık yapısı ile yönetim kurulu'nun olağan genel kurul ile belirlenmiş olması,buna rağmen davacı tarafırı 3 aylık hak düşürücü süre içinde iptal davası açmayarak ortaklık yapısının ve yönetim kurulunun kesinleşmiş olması, davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket ederek medeni kanun 2.maddesi çerçevesinde attığı imzanın arkasında durmak zorunda olması, arabuluculuk işleminin süreç itibariyle usulüne uygun gerçekleşmiş olması ve arabuluculuk bilgilendirme yükümlülüğünün gerçekleştirilmiş olması, davacı tarafın bir çok iddiasının işbu davanın konusunun olmaması ve fesih davasına konu edilmesinin gerekmesi, gerek arabulucu gerek vekil hakkındaki iddiaların gerçek dışı olması, nedeniyle işbu davanın hem usulden hem esastan reddi gerektiğini beyan etmiştir. Davacı vekili Av. .....'ın 28/04/2023 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirdiği anlaşıldı. Davalılar vekilinin de 02/05/2023 tarihli dilekçesi ile davacının davadan feragat etmesi ile herhangi bir suretle vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davadan feragat eden davacı vekili Av. .......'ın vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldı. 6100 sayılı HMK'nın 307. ve devamı maddeleri uyarınca feragat; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatına bağlı olmayan, kayıtsız ve şartsız hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilen, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuran ve davaya son veren tek taraflı bir taraf işlemidir. Bu nedenlerle; mahkememizce vaki feragat nedeni ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE, 2-Alınması gereken 179,90.-TL harcın peşin yatırılan 1.229,58.-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.049,68.-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı yana İADESİNE, 3-Taraflarca yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, Dair, davalı vekilinin yüzünde, davacı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/05/2023 Başkan ... e-imza Üye .... e-imza Üye ... e-imza Katip .... e-imza