İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/404 E. 2019/432 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/404
Karar No
2019/432
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. .. DAVALI : VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/03/2018 KARAR TARİHİ : 12/03/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/04/2019 Mahkememize tevzi edilen Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin davalı ... Tur. Gıda San. Tic. A.Ş ile yaptıkları anlaşmaya göre davalı şirketin Kanadaya ihracı gerçekleştirilecek ve en az %55 meyve oranı içerecek reçellerin üretimini yapacağını, müvekkili şirketin ise karşılığında nakdi bedel ödeyeceğini, ancak davalı şirketin akitten doğan yükümlülüklerini ihlal ederek standartların altında üretim gerçekleştirdiğini, reçellerin mevye oranının %25-35 değerleri arasında kaldığından ürünlerin Kanada gümrüğünden geri gönderildiğini ve müvekkilinin mallara ilişkin yapmış olduğu bağlantılı akitler ve ihracat organizasyonu sebebiyle zarara uğrattığını, işbu dava ile sözleşmenin akit şartlarına uygun ifa edileceğine duyulan güvenden dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararların ve aşkın zararların tazminini talep ettiklerini, vişne ayva, havuç, incir, kayısı ve çilek reçellerinden oluşan ürünlerin Kanada'ya ihraç edildiğini, Kanada gümrüğünün analizleri doğrultusunda müvekkiil şirketin Kanada'daki müşterisi, edimini meyve oranının %25 - %35 arasında olduğundan bahisle malları reddettiğini, iade gelen ürünlere ilişkin TSE standartlarına uygun olup olmadığının, yurtiçinde satışı yapılıp yapılamayacağına ilişkin denetlemeler olmadığına ilişkin denetlemeler yapıldığını, ayıp tespiti gıda tarım ve hayvancılık bakanlığı tarafından gerçekleştirilen denetimler sonucu belgelendirildiğini, 03/07/2017 tarihinde bakanlığa bağlı gıda ve yem kont. Merk. Araş. Ent. Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen denetimde malların meyve oranının %28,54 olarak tespit edildiğini, 03/07/2017 tarihli denetleme raporuna aracı firma ... Tarım Ürünleri sahibi ... tarafından yapılan itiraz sonucu 21/07/2017 tarihli bakanlığa bağlı Ankara Gıda Kontrol Lab. Müdürlüğü tarafından yapılan yeni analizde de meyve oranı tayini % 30,2 olarak belirlendiğini, mail muhteviyatından da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketçe Kanada'dan iade gelen mallar için sözleşmeden dönüldüğü ve edimlerin karşılıklı olarak iade edileceği konusunda anlaşıldığını, davalının edimin iadesi yerine %55 meyve oranı sağlayan yeni bir imalatta bulunup müvekkiline ürün vereceği, ayıplı malların davalı şirketçe geri alanması için iadeye hazırlık işlemlerinin yapıldığı, ancak davalı tarafından iadeye hazır olduğu bildirilen malların geri alınmadığının ortada olduğunu, müvekkili şirketin davalının sözleşmesel ve kanuni yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı ihtarname gönderildiğini, Bursa 24. Noterliğince düzenlenen 14/02/2018 tarihli 03708 yemviye nolu ihtarname ile davalı şirketçe ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığı ve müspet zararın kapsamında yönelik itirazlarını içerir şekilde ihtarnameye iadeli taahhütlü mektupla cevap verildiğini, ihtarname cevabında yalnızca dökme reçel satışına yönelik anlaşma sağlandığı ifade edilmiş ise de davalı şirketin göndermiş olduğu faturalarda kavanoz koli şeklinde anlaşmaların sağlandığının açıkça görüldüğünü, ayrıca taraf şirket yetkilileri arasındaki yazışmalarda da kavanoz koli olarak satış ve etiketleme işlemlerine yönelik konuşmaların mevcut olduğunu, satışının sözleşmesel edimini, anlaşmaya uygun olarak ifa etmesi gereğine duyulan güvenden dolayı müvekkili şirketin uğramış olduğu doğrudan zararları ifade ettiğini, bu nedenlerle ayıplı maldan doğan 152.409,80 Tl fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zararının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı şirketin müvekkili tarafından en az %55 mevye oranını içerecek reçellerin üretiminin yapıldığı ve davacı şirket tarafından bu üretim karşılığında nakdi bedelin ödeneceği hususunda davacı taraf ile müvekkili şirketin anlaştığını, ancak üretilen reçellerdeki meyve oranının % 25-35 aralığında kaldığını, bu sebeple ürünlerin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı ve ayıplı olduğunu, müvekkili şirketin akitten doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ihraç edilmesi planlanan ürünlerin Kanada gümrüğünden geri gönderildiğini, bu nedenle davacı şirketin zarara ve kar kaybına uğradığını, davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun, bahsi geçen iddialarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davaya konu işbu satışa istinaden 30/11/2016 tarih ve 30.438,18 TL meblağlı irsaliyeli fatura düzenlendiğini, davacı şirket tarafnıdan da 123487 seri numaralı bu fatura dava dilekçesinde delil olarak sunulduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında anlaşmanın dökme reçele dair olduğunun en büyük kanıtı olduğunu, taraflar arasında %55 meyve oranı üzerinden reçel satışı yapıldığı iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete ayıplı mal teslim etmediğini, davacının ayıplı olduğunu iddia ettikleri malların müvekkile ait olmadığını, taraflar arasında kavanoz koli şeklinde anlaşıldığına dair kanıt olarak gösterilen ve proforma fatura olduğu iddia edilen beglede müvekkili şirkete ait kaşe ve yetkili kişi olan Ramazan Kocabaş'ın imzası bulunmadığını, müvekkili şirketin kaşesi ve yetkili kişinin imzası bulunmayan herkes tarafından rahatlıkla düzenlenebilecek bir belgenin delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu belge müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini, bu nedenle huzurdaki davada delil olarak kullanılamayacağını, ayrıca ... müvekkili şirketi dolandırdığını ve şirketin karından kendi hesabına para aktardığının tespit edildiğini, dava dışı ...'nın kendisine verilen vekaletin sınırlarını aşan işlemlerde bulunması nedeniyle müvekkili şirket tarafnıdan ...'ya karşı açılmış hukuk ve ceza davaları bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, faturalar, T. İş Bankası havale dekontu, 272475 seri numaralı Bağcı Antrepo Depo faturası, 20/09/2017 tarihli, 310610 nolu ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti faturası, borç dekontu, irsaliyeli fatura, vergi tahsil alındısı, ihraç için aranan sağlık sertifikası, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, Bursa 19. İcra Müdürlüğünün 2018/8390 sayılı icra takip dosyası, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, ayıplı olduğu iddia edilen mallardan kaynaklanan zararın giderilmesine dair tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık noktaları; davaya konu davalı tarafından satışı gerçekleştirilen reçellerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın açık ayıp mı, gizli ayıp mı olduğu, ayıp ihbarının zamanında yapılıp yapılmadığı, ayıplı ise ayıptan kaynaklanan davacının kar mahrumiyeti ve zararı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinden ve satıma konu reçeller yönünden inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, kesin süreye rağmen bilirkişi delil avansı yatırılmadığından inceleme gününde davalının ticari defterleri sunulmasına rağmen inceleme yapılamadığı anlaşılmaktadır. O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalının, davacıya aralarındaki ticari ilişki kapsamında reçelleri sattığı ve satıma konu reçellerdeki meyve oranının %35' den az olması sebebiyle zarara uğradığı ileri sürülemekle, uyuşmazlık, satış sözleşmesine konu reçellerin taraflar arasındaki anlaşmaya ve standartlara uygun olup olmadığı ayıplı olup olmadığı ayıplı ise ayıptan kaynaklanan davacının zararı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere 4721 sayılı TMK'nın 6. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 190. Maddesine göre "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " dava konusu reçellerin davacıya teslim edildiğinden, davacı tarafından ayıplı olduğu ileri sürülmekle ispat yükü davacıdadır. Diğer yandan HMK'nın 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Eldeki dosyada yapılacak inceleme mali konular ve reçellerin ayıplı olup olmadığı konularda olacak olup hakimin hukuki bilgisi dışında özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği açıktır. Dolayısıyla davacı vekiline ticari defterlerini sunması ve ayıplı olduğu ileri sürülen reçellerin muhafaza edilmiş ise yerinin bildirilmesi ve bu belgeler ve reçeller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için duruşmada davacı vekiline kesin süre verilmiş verilen kesin süre içinde delil avansı yatırılmadığından HMK' nın 324. Maddesi uyarınca bilirkişi delilinde vazgeçtiği ve kesin süre uyulmadığından davalı taraf yönünden usuli kazanılmış hakkın doğduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan dava konusu reçellerde ayıbın varlığı ve niteliği konusunda algı kişiden kişiye değişebildiğinden, objektif bir bakış açısının yapılması gerekli olup bu değerlendirmeyi de ancak teknik bilirkişinin incelemesi ile ortaya çıkabileceğinden tanık beyanı ile ispatın güç olup ayıbın varlığı halinde davadan önce delil tespiti yaptırılması yine ispat kolaylığı sağlamakta olup(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/15-1976 Esas ve 2015/1184 Karar sayılı ilamın) aksine dava konusu reçeller üzerinde yapılan delil tespitinin bulunmadığı ve ibraz edilen delilller kapsamında satım konusu malların ayıplı olduğunun ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın subut bulmadığından reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 2.602,78 TL'den mahsubu ile bakiye 2.558,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan posta, tebligat 28,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 14.942,78 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/404, K. 2019/432, T. 12.03.2019, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-404-e-2019-432-k-cee10d159ea0