İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1080 E. 2020/472 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1080
- Karar No
- 2020/472
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2020 HAKİM : KATİP : DAVACILAR : 1- 4- VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/08/2018 KARAR TARİHİ : 01/10/2020 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 19/10/2016 kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi bulunmayan ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği trafik kazası neticesi müvekkili ...'ın eşi, müvekkilleri ... ile ...'IN babaları, müvekkil ...'ın oğlu ve diğer müvekkiller ... ile ...'ın ağabeyi ...’ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç malik ve sürücüsü daval ... tamamen %100 oranında kusurlu olduğunun, celbini talep ettikleri Gemlik 3.Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı ceza dosyası ile de sabit olduğunu, ...’ın genç yaşta vefatı ile; eşi ..., çocukları küçük ... ile küçük ...’ın müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, müteveffa ...’ın kaza tarihi itibariyle Su Ürünleri Üretim işi ve Zeytin Yetiştiriciliği işi ile iştigal etmekte olup aylık ortalama 4.000,00- TL gelir elde etmekte olduğunu, bu suretle kendisinin, eşinin ve küçük çocuklarının, geçimini aylık asgari ücretin çok üstünde bir kazançla sağlamakta olduğunu, ayrıca müteveffanın eşi müvekkili ...’ın kaza tarihi itibariyle ev hanımı olup, müteveffanın çocukları müvekkiller ... ve ... ise küçük yaşta ve öğrenci olduklarını, evin iaşesine maddi olarak herhangi bir katkıları bulunmadığını, mezkur kaza sebebiyle müvekkillerinden ..., ... ve ...'ın uğramış olduğu destekten yoksunluk zararının tazmini amacıyla ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) sigorta poliçesinin bulunamamasından dolayı Güvence Hesabı'na başvuru yapıldığı ve 137619 sayılı dosyanın açıldığını, davalı Güvence Hesabı tarafından müvekkillerine bir kısım ödeme yapılmışsa da iş bu ödemenin müvekkillerinin gerçek zararını karşılamadığını, destek konumundaki ...'ın vefatı ile; müteveffanın eşi, kızları, kardeşleri ve annesi olan müvekkillerinin, kaybının derin acısı ile başbaşa kaldıklarını, halen bu vahim kaybın derin kederi içinde olup; ruhsal bütünlükleri bozulmuş halde yaşamaya çalıştıklarını, yaşadıkları acı ve üzüntünün bir ömür boyu devam edeceğinin açık olduğunu, müvekkili ...’ın genç yaşta eşinin vefatı ile iki çocuğunu babasız büyütmek zorunda kalacağı gibi, müteveffanın geride kalan küçük çocukları ... ve ...’ın en güzel çağında babalarını yitirmenin acısını bir ömür boyu yaşayacaklarını, müteveffanın annesi müvekkil ... ile kardeşleri olan müvekkiller ... ve ...’ın da ...’ın genç yaşta ölümünün kederi içerisinde olduklarını, müvekkillerin yaşam boyu sürecek eş, baba, çocuk ve kardeş sevgisinden bu sevginin getirdiği dayanışma duygusundan mahrum kaldıklarından, aile bütünlüğü ve kişisel değerlerinin ağır şekilde zarara uğradığının sabit bulunduğunu, sonuç olarak, izah olunan sebeplere binaen; mezkur trafik kazası sebebi ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak koşulu ile; 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesine göre belirlenecek maddi tazminat alacağının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak ve harcı tamamlanmak üzere; davacı ... için 100,00-TL, davacı ... için 100,00-TL., davacı ... için 100,00 TL. olmak üzere şimdilik toplamda 300,00-TL maddi tazminatın davalı ...'dan olay tarihinden diğer davalı Güvence Hesabı'ndan poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan da müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 80.000,00 -TL, davacı ... için 60.000,00-TL., davacı ... için 60.000,00-TL., ... için 30.000,00-TL., ... için 15.000,00-TL. ve ... için 15.000,00-TL. olmak üzere toplam 260.000,00-TL. manevi tazminatın davalı ...'dan 19.10.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davaya konu kazaya ilişkin açılan ve halen istinaf aşamasında olan Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... K. Sayılı davanın kesinlemesinin beklenmesi gerektiğini, mahkememizdeki davanın Yaralamalı/Ölümlü trafik kazası neticesinde açılmış maddi-manevi tazminat davası olmakla birlikte tazminatların belirlenebilmesi için öncelikle kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, ceza davası içerisinde bulunan ve birbiriyle çelişen bilirkişi raporlarının kesin delil niteliği taşımadığı sabit olmakla birlikte davacının mahkemenize sunduğu ve müvekkilini tam kusurlu olarak gösteren bilirkişi raporuna karşılık kendilerince de, aynı ceza davası içerisindeki diğer tespit ve tutanakların mahkemeniz incelemesine sunduklarını, kazanın gerçekleştiği tarih olan 19.10.2016 tarihli kaza tespit tutanağında: müvekkili ...’nun herhangi bir kural ihlali bulunmadığı ve vefat eden ...’ın Asli Kusurlu olduğu hususlarının belirtildiğini, aynı dava dosyasında trafik polisi bilirkişisi tarafından oluşturulan bilirkişi raporunda (Ek: bilirkişi raporu) kusur oranı teknik anlamda incelenmeden, sadece kaza fotoğrafları üzerinden bir değerlendirme yapılarak araçların kaza yaptığı son konumlarına ve kaza sonrasında yere düşen parçaların yayılma açılarına bakarak kusur izafesi yapıldığını, ceza davasında görülen yargılama sürecinde toplamda 2 kez, soruşturma aşamasında da 1 kez bilirkişi raporu düzenlendiğini, ancak sayın bilirkişilerce birbiriyle çelişen raporlar düzenlendiği gibi araçların ağırlıklarına ve dolu boş olmalarına dikkat edilmeksizin yapılan hesaplamalar sonucunda hatalı varsayımlardan hatalı sonuçlara ulaşıldığını, bilirkişi raporunda değerlendirme yapılırken kaza yapan araçların ağırlıklarının aynı olduğu varsayım ile hareket edilerek rapor oluşturulduğunu, durma mesafesi konusunda da hatalı bir değerlendirme yapıldığını, araçların ön kısım hasarlarına bakmak suretiyle, şerit ihlali yaparak kazaya sebebiyet verenin müvekkil ... olduğu kanaatine varıldığını, birinci raporda ve kaza tespit tutanaklarında görüleceği üzere şerit ihlali yapan tarafın ... plakalı araç sahibi ... olduğunu, ... plakalı aracın şoförü ...'nun üzerine gelen araçtan kaçacak yerinin olmaması ve kazanın sonucunda savrularak otobüs durağında bekleyen yayalara zarar vermek istememesi nedeniyle direksiyonunu son anda sola çevirerek üzerine gelmekte olan ...'ın kullandığı araç ile çarpıştığını ve kazanın meydana geldiğini, iki araç arasındaki kütle farkı sebebiyle, doblo sınıfı ... plakalı aracın bir tarafı komple göçerken. ... plakalı minibüsün yalnızca ön kısmında içe göçme meydana gelmiş olmasının, hem araçların yapımında dikkat edilen araç güvenliği hususları hem de kütlelerindeki farklılıktan kaynaklı olarak gerçekleşmiş olduğunu, iki araç arasındaki hasar farkının miktarından yola çıkılarak birinin diğerine göre daha fazla hız yaptığını söylemek mümkün bulunmadığını, kaza sonrasında yola dökülen yağlar, malzemeler (balık ve parçalar) incelenerek kazanın karşı şeritte meydana geldiğini ileri sürmenin, bilirkişi raporunun teknik açıdan hiç değerlendirilmediğini gösterdiğini, müvekkilinin söz konusu elim kazada kusuru bulunmadığını, davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu, teşkil ettiğini, müvekkilinin, söz konusu elim kaza sonrasında kusurunun bulunmaması sebebiyle karşı tarafın ZMMS’ndan ödeme aldığını, tüm bu sebepler muvacehesinde hatalı bilirkişi raporuna göre oluşturulan kusur oranlarının baz alınmamasını, kusur oranlarının yeniden belirlenmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın talep ettiği tazminat miktarlarının fahiş miktarda ve kanunun belirlediği sınırların üstünde kaldığını, kanun amir hükmü de göz önünde bulundurularak müvekkilinin yaşanan elim kaza sonucunda yaralanmış olması ve davacının kusurlu olması karşısında hakkaniyet indirimi yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, aksi halde karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, davacıların alacaklarını mükerrer olarak istediklerini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarını Güvence Hesabından daha önce tahsil ettiklerini ve kurumu ibra etmiş olmalarına rağmen aynı olay sebebiyle iş bu sefer maddi-manevi tazminat davası açma yoluna başvurduklarını, kurumun ödeyeceği borç ortadan kalkmış olmasına rağmen huzurdaki davada yapılan yargılama neticesinde müşterek-müteselsil sorumluluğun kabulü halinde mükerrer ödeme gerçekleşeceğini ve davacıların yalnız destek yoksun kalma sebebiyle almaları gerekli olan tazminatı almakla kalmayıp ayıca sebepsiz şekilde zenginleşmiş olacaklarını, davacılar Müteveffa ... için gelir durumunu gösterir belge niteliğinde olduğunu ileri sürülen, zeytin arazilerinden yıllık elde edilen geliri ve Narlı Köyü Su Ürünleri Kooperatifinden alınan yazıları kabul etmediklerini, zeytin arazilerinden elde edildiği ileri sürülen gelir, toprak kaybı yaşanmaması sebebiyle devam edeceğinden huzurdaki dava ile ilgisi bulunmadığını, gelir hesaplamasına dahil edilmesinin mümkün olmadığını, aynı şekilde su ürünleri kooperatifinden gelen yazıda da gelirin miktarını tam ve net olarak belirtilmediğini, “su ürünleri üretim işiyle uğraşan bir üyemiz aylık ortalama 3.000 – 4.000 TL. arası net kazanç elde etmektedir” şeklinde düzenlendiğini, talep edilen miktarla arasında %30 oranında bir fark bulunduğunu, yılın belli dönemlerinde avlanma yasağı olduğu hesap edilip edilmediği ve bu miktarın yılın en çok kazandıran zamanlarında mı yoksa genel ortalama mı olduğunun da belirsiz olduğunu, bu tarz belirsiz ifadeler yerine müteveffanın ne kadar geliri olduğunu SGK’ dan öğrenmek ve gerekirse emsal ücret için gerekli yerlere müzekkere yazılmasının mümkün olduğunu, söz konusu miktarlarda ücret kazandığı iddia edilen bir kişinin sigortasız çalışmayacağı aşikar olduğundan en makul ve hukuka uygun yöntemin bu olduğunu, Sonuç olarak; izah edilenler ve Mahkemece resen nazara alınacak sebepler muvacehesinde, Gemlik 3.Asliye Ceza Mahkemesi ... E. ... K. sayılı dosyasının masumiyet karinesi ve usul hükümleri göz önünde tutularak bekletici mesele yapılmasına, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, Mahkememizce aksi kanaatte olunması ihtimalinde talep edilen miktarın müvekkilini acziyete düşüreceği ve karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı göz önünde tutularak hakkaniyet indirimi yapılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından dava tarihinden önce başvuru yapıldığını, müvekkili kurum tarafından ödeme yapıldığını ve müvekkili kurumun davacı tarafından ibra edildiğini, bu sebeple ek tazminat için müvekkili kuruma başvuru yapılmadığından, ek tazminat talebi için başvuru şartı yerine getirilmeden açılan işbu davanın usulden reddini talep ettiklerini, Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 15. maddesi uyarınca davacılar için yapılan ödeme ile müvekkilinin borçtan ve yükümlülükten kurtulduğunu, davacı tarafça imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu ve borcu ortadan kaldırdığını, davacıların dava konusu kazadan kaynaklanan zararlarının, kamu kurumu niteliğinde olan müvekkili Kurumca işin uzmanı olan sorumlu aktüer bilirkişilere usul ve yasalara uygun olarak tespit ettirildiğini, davacılar ... için 121.096,00 TL, ... için 27.689,00 TL, ... için 17.598,00 TL olmak üzere toplam 166.383,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi kapsamında davacı tarafından imzalanan ibraname ile Kurumun sorumluluğunun ortadan kalktığını, somut olayda, genel hükümlere göre, ibranamenin borcu ortadan kaldıran niteliğinin bulunmadığını, ibranamenin geçersiz olduğunu gösterecek herhangi bir delil bulunmadığını, yapılacak hesaplama Yargıtay uygulaması mucibince kurum tarafından yapılan ödeme tarihindeki verilere göre yapılır ve ödeme ile hesaplanan arasında fahiş bir fark olmadığı tespit edilirse ibraname geçerli sayılması ve davanın reddedilmesi gerektiğini, ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesapta ödenen ile hesaplanan arasında fahiş bir fark olduğunu hükmedilirse, yaptıkları ödemenin güncelleştirilmesi ve güncelleştirilen ödemenin hesaplanandan düşülmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesinde özellikle bu hesaplama yöntemine dikkat edilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili kurumun Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Teminat limitleri ve kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, bu nedenle, kusur yönünden Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi nezdinde inceleme yapılmasını talep ettiklerini, davacıların maddi zararının ancak aktüeryal inceleme sonucu tespit edilebileceğini, bu hesabın yerleşik Yargıtay uygulaması mucibince müvekkili kurum tarafından yapılan ödeme tarihindeki verilere göre yapılması, hesap edilen rakam ile ödenen arasında fahiş bir fark yoksa ibranamenin geçerli sayılması ve davanın reddedilmesi gerektiğini, ödeme tarihindeki verilere göre yeniden yapılan hesap sonucu bulunan rakam ile ödenen arasında fahiş bir fark çıkarsa, ödemenin güncelleştirilmesi ve güncel rakamın hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini, olayın 26.04.2016 KTK. Değişikliğinden sonra olduğu için Kanun hükmü gereğince TRH 2010 tablolarının ve 1.8 teknik faiz kullanılmasını talep ettiklerini, ayrıca destek şahsın elde ettiği gelir delillerle ispat edilemediğinden asgari ücret dikkate alınarak hesap yapılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla eşin evlenme ihtimali dahil her türlü denkleştirme sebeplerinin göz önüne alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ancak dava tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi işletilebileceğini, müvekkili Kurum kendisine yapılan başvuruyu inceleyerek ödeme yaptığı için ödeme tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi işletilmesinin mümkün olduğunu, sonuç olarak; diğer hususlara ilişkin beyan hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın usul ve esasa ilişkin sundukları gerekçeler dikkate alınarak reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya yükletilmesini talep ettiklerini, davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı, icra dairesine sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde ve mahkememizdeki sözlü beyanlarında, müvekkili şirketin alacaklı olduğunu iddia eden şahsa herhangi bir borcu bulunmadığından takibe, borca, faiz ve ferilerine itiraz ettiğini, müvekkili ile görüşemediklerinden ticari defterleri ibraz edemediklerini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: Sigorta poliçesi, hasar dosyası, ceza dosyası, Kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava, 19/06/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle tarafların kusur oranlarının tespiti ile davacıların destekten yoksun kalmatazminatı ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkememizce, dosyanın bir Aktüerya uzmanı 1 Sigorta hukukçusu ve 1 Trafik bilirkişisi olmak üzere 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine, bilirkişilerden meydana gelen trafik kazası nedeniyle tarafların kusur oranı ve davacıdan talep edebilecekleri tazminat miktarının hesaplanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Alınan 27/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 19.10.2016 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında ...’ın vefat etmesi nedeniyle davacılar tarafından açılan davada, davalılardan maddi tazminat ve davalı ...’dan ayrıca manevi tazminat talep etmesinden kaynaklandığı, davalı tarafça; meydana gelen kazada vefat eden ...’ın kusurlu olduğu beyan edildiği gibi, davalı Güvence Hesabı tarafından ödeme yapıldığı da belirtilerek, davanın reddi talep edildiği, ayrıca talep edilen tazminatlara miktar yönünden de itiraz edildiği, Heyetlerindeki teknik bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede, Tazminat davasına konu trafik kazasının meydana gelmesinde; ... Plaka Sayılı Araç Sürücüsü Davalı ...’ nun; Dava konusu trafik kazasında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun sürücülere ait asli kusurlardan84/g‘‘Şeride Tecavüz Etme ’’ maddesini ihlal ettiğinden % 100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğu, ...Plaka Sayılı Araç Sürücüsü Müteveffa ...’ın; Dava konusu trafik kazasının oluşumunda herhangi bir trafik kural ihlali yapmadığından (Atfı Kabil Kusuru) olmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı, dava konusu trafik kazası nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararların, haksız fiil sorumluluğu gereğince, kazaya ve zarara sebebiyet veren haksız fiil sorumluları tarafından kusurlarıyla orantılı olarak tazmin edilmesi gerektiği, kazanın meydana geldiği tarihte 77-DN-970 plakalı vasıtanın geçerli ZMMS Poliçesi bulunmadığından, davalı Güvence Hesabı’ nın, hesaplanan bedensel maddi zararlardan, kaza tarihi itibariyle ZMMS Poliçe limiti olan 310.000,00 TL poliçe limitleri dahilinde sorumlu bulunduğu, davalı Güvence Hesabı, bu sorumluluk kapsamında davacılara destekten yoksun kalma tazminatı ödemiş ise de, taraflarınca hesaplanan destekten yoksun kalma miktarı dikkate alındığında, davacılardan alınan ibranın, kısmi ödeme karşılığı makbuz niteliğinde olduğu ve bakiye miktardan poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu hususunun Mahkememizin takdirinde olduğu, davalı Güvence Hesabının, 23.07.2018 Tarihinde Davacı Dul Eş için 121.096,00 TL, Davacı Dilek için 27.689 TL, Davacı ... için 17.598 TL Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ödediğinin görüldüğü, bu sebeple ödeme tarihi itibariyle, Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant tekniği ile yapılan hesaplamada; Davacı Dul Eş için 147.352,97 TL, Davacı Dilek için 36.792,62 TL, Davacı ... için 28.801,28 TL, Anne için 26.170,07 TL destekten yoksun kalma zararı ödenmesi gerektiği anlaşıldığı, yapılan hesaplama sonucunda, ödenen miktarların zararı karşılamadığı tespit edildiği, bu sebeple hesaplamamızın 2020 yılı verileriyle tekrarlandığı, hesap tarihi itibariyle, Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant tekniği ile yapılan hesaplamada; davacı dul eşin talep tavanının 65.602,87 TL, Dilek’in talep tavanının 13.659,35 TL, ...’in talep tavanının 17.800,05 TL, Annenin talep tavanının 39.511,87 TL olduğu hesaplandığı, Progresisif Rant Tekniği ile yapılan hesaplamada; davacıların talep tavanlarının; davacı dul eşin talep tavanının 52.641,89 TL, Dilek’in talep tavanının 33.356,33 TL, ...’in talep tavanının 24.134,82 TL, Annenin talep tavanının 31.910,52 TL olduğu hesaplandığı, maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan davada, tarafımızca destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması da yapılan davacı anne ... yönünden sadece manevi tazminat talep edilmiş olduğu hususunun Mahkememizin takdirinde olduğu, davacıların talep ettiği manevi tazminata konu manevi zararların, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Poliçesi kapsamı dışında olması nedeniyle, Güvence Hesabının sorumluluğunun maddi tazminata yönelik olduğu, davalı GÜVENCE HESABI hariç tutularak, diğer davalı ...’ dan istenen manevi tazminatın miktarının tespiti Mahkememizin takdirinde olduğu için bu hususta taraflarınca değerlendirme yapılmadığı, haksız fiil faili davalı ..., haksız fiil/kaza tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulabilecek iken, davalı Güvence Hesabı ise eksik ödeme yaptığı 23.07.2018 tarihinden itibaren temerrüt faizinden sorumlu tutulabileceği hususu mahkememizin takdirinde olduğu, kazaya sebebiyet veren ... plakalı araç “hususi” olarak tescil edilmiş olduğundan ve haksız eylem de TTK. hükümlerine göre ticari iş niteliği taşımadığından, sayın mahkemenizce hükmedilebilecek olan tazminat miktarları için yasal faiz işletilebileceği hususunun, mahkememizin takdirinde olduğu bildirilmiştir. Davacılar vekili 08/09/2020 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat taleplerinden feragat ettiğine dair beyanda bulunmuştur. Davalı Güvence Hesabı 16/09/2020 havale tarihli dilekçesi ile, davacı yan ile sulh olduklarını ve ödeme yapıldığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 1-Maddi tazminat talebinin değerlendirilmesi; Dava açıldıktan sonra davadan feragat edilebilir. Davadan feragat, iki taraftan birinin (davacının) talep sonucundan vazgeçmesidir. Davadan feragat kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurur. Davacının maddi tazminat davasından (tamamen) feragat etmesi üzerine, mahkeme, davanın feragat nedeniyle reddine kararını verir. Bu nedenlerle maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Manevi Tazminat Talebinin Değerlendirilmesi; Manevi tazminatın tutarını belirlerken saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alınmalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin hukuk ve adalete uygun (hak ve nesafetle) karar vereceği TMK 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edilmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Taktir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, BK.’nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, MK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesindeki davalının %100 kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, manevi tazminatın amacının, zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli ve ruhu tatmin etmek olması, hakimin manevi tazminat miktarını tarafların kusur oranlarına, sosyal ve ekonomik durumlarına, hakkaniyete ve adalete uygun olarak, sebepsiz zenginleşme de teşkil etmeyecek şekilde takdir etmesinin gerekmesi, takdir edilecek miktarın manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da göz önünde tutularak, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerekmesi gibi ilkeler dikkate alınarak davacı ... için 35.000,00 TL, davacı ... için 27.000,00 TL, davacı ... için 27.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL olmak üzere toplam 107.000,00 TL manevi tazminatın ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davacıların maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, 2-Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 35.000,00 TL, davacı ... için 27.000,00 TL, davacı ... için 27.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL olmak üzere toplam 107.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 54,40 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 889,06 TL'den mahsubu ile artan 834,66 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 2.358,50-TL yargılama gideri üzerinden kabul red oranına gör hesaplanan 970,61-TL ile peşin alınması gereken 54,40-TL harcın davalıdan ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Maddi tazminat yönünden; Davalı yararına ölçümlenen 300,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Güvence Hesabı'na verilmesine, 6-Manevi tazminat yönünden; Davacı yararına ölçümlenen 14.115,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine 7-Manevi tazminat yönünden; Davalı ... yararına ölçümlenen 14.115,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.01/10/2020 Katip ¸E-imzalıdır. Hakim ¸E-imzalıdır.