İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1103 E. 2018/1082 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1103
- Karar No
- 2018/1082
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2018 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : .... VEKİLİ : Av. .. DAVALI : VEKİLİ : Av. ... - DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2017 KARAR TARİHİ : 19/07/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/07/2018 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı borçlu şirket hakkında Bursa 19. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile muhtelif tarihli fatura gereği ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla ilamsız icra yoluyla takip başlatılmış olup borçluya ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlunun yasal süresi içerisinde borca ve borcun tüm ferilerine ve yetkiye itiraz ettiğini ve iş bu itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, Müvekkili şirketin üzerine düşen edimini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı borçlu, fatura bedelini ödemeyerek üzerine düşen edimi ifa etmediğini, bunun üzerine davalı borçlunun başlatılan ilamsız icra takibine, tüm borca ve fer'ilerine alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla ve tamamen kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, İfade ederek: Açıklanan ve resen göz önüne alınacak sebeplerle, ( fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) davanın kabulü ile borçlunun Bursa 19. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile 25.844,03 TL’lik asıl alacak miktarı üzerinden takibin "devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, Müvekkili şirketin mağdur olmasını engellemek maksadıyla ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz talebimizin kabulüne, Kötü niyetle takibe İtiraz edildiğinden 25.844,03 TL’nin %20' sinden aşağı olmamak üzere lehimize icra inkâr tazminatına hükmolunmasına, Yargılama giderleri ve vekillik ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : Davacı taraf ile müvekkili arasındaki teamüllerden anlaşıldığı gibi; davacı tarafın takip tarihinde vadesi gelmiş alacağı bulunmadığını, bu durumun müvekkili şirket ile davacı tarafın arasında bulunan cari hesaptan da açıkça belli olduğunu, yüksek mahkemenin ilke kararlarında da görüleceği üzere; tarafların haklılık durumlarının takip tarihi itibariyle belirlendiğini, davacı tarafın sunmuş olduğu takip belgesinde takip tarihi 08/08/2017 tarihi olup, bu tarihte davacı tarafın muaccel bir alacağının bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında oluşan teamüllere göre alacağın muaccel hale gelip gelmediği hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, Söz konusu icra takibine müvekkilinin itirazının haklı olup, takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu aşikar olan davacının mesnetsiz davasının reddi ile % 20 kötü niyet tazminatı istemek zorunluluğu doğduğunu, İfade ederek; açıklanan bu nedenlerle, müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 19. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra takip dosyası, ticari defterler, faturalar, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından cari hesap gereği ödenmeyen faturaya dayalı olarak 07/08/2017 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 09/08/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 11/08/2017 tarihinde borca itiraz etmiştir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş taraflarca ibraz edilen ticari defterler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mahkememizce 06/02/2018 tarihli celsede, Taraflar arasındaki alacak borç ilişkinin açıklığa kavuşturulması yönünden, davacı yana ait ticari defter ve bağlı kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla; bilirkişi SMMM Şevki Yetiker tarafından Mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporunda " Davacı incelemeye yevmiye defter ve kebir defterini ibraz etmiştir. Defterlerin açılış yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı görülmüştür. Davalı incelemeye 2017 yılı defter-i kebir defteri ile 2016 yılı yevmiye defterini ibraz etmiştir. İbraz edilen defterlerin açılış yevmiye defterinin kapanış tasdiki yasal sürelerinde yaptırılmıştır. Davalı 2017 yevmiye defterini ibraz etmemiştir Taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacının defterlerindeki kayıtlar incelendiğinde davalının dava ve takip tarihi itibari ile borcunun 27.304,81-TL olduğu görülmektedir. Ancak 07/08/2017 tarihli takipte talep edilen asıl alacak tutan 28,191,86-TL 15.08.2017 tarihli dava dilekçesinde talep edilen asıl alacak tutan 25.844,03-TL dir. Davalının sunduğu 2016 yılı yevmiye defterinde ise 2017 yılına devir tutan 11.898,22- TL olarak görülmektedir. Bu tutar davacı defterlerindeki 2016 sonu bakiyesi ile aynıdır. 2017 yılı yevmiye defteri ibraz edilmediği için dava ve takip tarihi itibari ile ilgili tespit yapılamamıştır. Taraflar arasında yapılan bir sözleşme bulunmamaktadır. Dolayısıyla aylık % 5 faiz sadece fatura üzerinde yazılı olup bu faizin de aylık olarak isteneceğine dair bir ibare bulunmamaktadır. Yargıtay faturaya dayalı vade farkı istenebilmesi için aralannda bu yönde yazılı bir sözleşme ya da bu doğrultuda teamül oluşması gerektiği konusunda içtihatlar vermiştir. Her ikisi de mevcut değildir. Davacının davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair bir belge dosyada mevcut değildir. Sonuç olarak davacının kendi defterlerinde davalıdan 27.304,81-TL alacaklı olduğu görülmektedir. Ancak 07/08/2017 tarihli takipte talep edilen asıl alacak tutarı 28.191,86-TL 15/08/2017 tarihli dava dilekçesinde talep edilen asıl alacak tutarı 25.844,03-TL dir. Davalı 2017 yılı yevmiye defterini ibraz etmediği için tespit yapılamamış olmakla birlikte dava konusu faturaları teslim aldığı ve BA formları ile mâliyeye beyan ettiği tespit edildiği" belirtilmiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı tacirin davalıya mal sattığı ve faturaların düzenlendiği, taraflar arasında TTK m. 87/2 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisinin olduğu, davacının ticari defterlerinin usulune uygun tutulduğundan, ticari defterin kesin delil olduğu, davalı tarafın süresi içinde yevmiye defterinin sunulmadığından davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı ancak Vergi Usul Kanunu gereği tarafların vergi müdürlüklerine Bs ve Ba formları ile beyan ettiği anlaşılmakla fatura konusu malların davalı tarafından teslim alınmadığını iddia edemeyeceğinden, cari hesap ekstresine konu alacağın davacı tarafça ispat edildiği, bu faturaların ödendiğinin ise davalı tarafından yazılı ve kesin deliller ile ispat yükü altında olup sunulan deliller ile davalının ödediğinin ispat edilemediğinden davacının asıl alacağı talep edilen 25.844,03 TL alacağın sübut bulduğu anlaşılmakla bu miktar yönünden davanın kabulü ve itirazın iptali ile takibinde devamına, icra inkar tazminatı talebi yönünden, alacağın fatura alacağı olduğu, likit olduğu, davalının asıl alacak yönünden itirazında haksız olduğu anlaşıldığından icra ve inkar tazminatı talebinin kabulune karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın kabulü ile davalının Bursa 19. İcra dairesinin ... E. Sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın talep edilen asıl alacak 25.844,03 TL kısmı yönünden iptaline, takibin 25.844,03 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda yasal faizi birlikte devamına, 2-İİK 67. Maddesi gereğince icra inkar tazminatı koşulları oluştuğundan alacağın % 20 si olan 5.168,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.765,41 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 441,36 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.324,05 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 400,00 TL, posta ve tebligat gideri 56,50 olmak üzere toplam 456,50 TL yargılama gideri ve 441,36 TL peşin harç olmak üzere toplam 897,86 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 3.101,28 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/07/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır