İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1397 E. 2018/843 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/1397
Karar No
2018/843
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/ KARAR NO : 2018/ HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2016 KARAR TARİHİ : 26/06/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili davacı şirketin davalı şirkete endüstriyel temizlik ürünleri sattığını, satılan ürünlerin bedellerine ilişkin olarak davalı şirkete fatura tanzim ettiğini, kesilen bu faturaların davalı şirkete teslim edildiğini ancak davalı şirket tarafından ödemelerin zamanında yapılmadığını, müvekkili davacı şirketin tüm çabalarına rağmen tahsil edemediği ödenmeyen bakiye alacak için Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğni, borçlu davalı şirketin borca itiraz etmişse de takibin dayanağı olan faturalara yasal süre içinde itiraz etmemek suretiyle faturaların münderecatını kabul etmiş bulunduğunu, alacağın likit olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile haksız ve dayanaksız itirazın 3.150,60 Tllik kısmı üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilikin hakları saklı kalmak kaydıyla ödeme emri tebliğinden itibaren işleyecek avans fazi ile birlikte takibin davalıdan tahsiline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından savunmada bulunulmamıştır. DELİLLER: Dava dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası, ticari defterler, faturalar, ödeme dekontları, bilirkişi raporu yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından faturaya dayalı olarak 31/08/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 07/09/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 09/09/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş davacı tarafça ibraz edilen ticari defteler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirkişinin 05/04/2018 tarihli raporunda özetle: Davacının ticari defterlerinin tasdiklerinin süresinde yaptırıldığını, sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacının defter kayıtlarına göre davacının davalı şirketten 3.150,60 TL alacaklı olduğu mütalaa edilmiştir. Davalıya ticari defterlerini sunmak üzere 26/12/2017 tarihli celse de yasal sürenin verildiği, davetiye gönderildiği ancak, davalının ticari defterlerini sunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının tarafların ticari defterlerine dayandığı anlaşılmakla ticari defterlerin delil olması yönünden bilindiği üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 64. (6762 sayılı TTK'nın 69. vd.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince Tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı tacirin davalı şirkete mal sattığı ve faturaların düzenlendiği, taraflar arasında TTK m. 87/2 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisinin olduğu, davacının ticari defterlerinin usulune uygun tutulduğundan, ticari defterin kesin delil olduğu, davalı tarafın süresi içinde ticari defterlerini sunmadığından davacının defterlerinin HMK' nın 220. Maddesi gereğince kabul edilebileceği anlaşılmakla dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden hüküm kurmaya elverişli kabul edilen 05/04/2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek ve davalının usulune uygun tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz etmediği gibi ticari defterlerin sunulmadığından, davacıya borçlu olduğunun ispat edildiği anlaşılmakla talebin asıl alacak kısmı yönünden talebin kabulune, işlemiş faiz yönünden davalı borçlunun icra takip tarihinden önce TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden asıl alacak yanında takip tarihine kadar olan dönem içerisinde işlemiş faize yapılan itirazın iptaline yönelik talebin reddi davanın kısmen kabulu ile , davacının icra inkar tazminat isteminin, davacının alacağının fatura alacağı olduğu, alacağın likit olduğu, icra takibine itirazda haksız olduğundan koşulları oluşmakla, icra inkar tazminatı talebinin kabulu ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın Kısmen Kabulü ile, Davalının Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile,takibin 3.150,60 Tl asıl alacak üzerinden, asıl alacağa değişen oranlarda takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak devamına, 2-İİK 67. Maddesi gereğince icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan alacağın %20'si olan 630,10 Tl icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 215,22 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 57,69 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,53 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 400,00 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 100,00 olmak üzere toplam 500,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 466,33 TL yargılama gideri ve 57,69 TL peşin harç olmak üzere toplam 524,02 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, dava konusu uyuşmazlığın miktarı dikkate alınarak, HMKnun 341 maddesi gereğince 2018 yılı itibariyle 3.560,00 Tl kesinlik sınırının altında olduğundan kesin olmak üzere karar verildi,verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/06/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1397, K. 2018/843, T. 26.06.2018, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-1397-e-2018-843-k-489cda26d9c4