İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/62 E. 2019/389 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2013/62
Karar No
2019/389
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2013 KARAR NO : 2019 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVA : Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 14/02/2013 KARAR TARİHİ : 07/03/2019 KARAR YAZIM TARİHİ:05/04/2019 Mahkememize tevzi edilen Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Davalı şirketin 01/09/2010 tarihi öncesinde bir kamu iktisadi teşebbüsü olup, 01/09/2010 tarihi itibari ile özelleştirilmesi tamamlanarak ... Holding, ... Holding ve ... İnşaat Ortaklığı bünyesinde hizmetlerine başlanıldığını, 2009/154504 ihale kayıt nolu Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı Sözleşmesine göre müvekkilinin davaı şirket tarafından 21/12/2009 tarihnide yapılan 2009/154504 ihale kayıt nolu "Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Arıza Onarım ve Bakım" ihalesine katıldığını, verilen teklifin davalı tarafından uygun bulunarak taraflar arasında 24/02/2010 tarihli sözleşme imzalandığını, davalı şirketin 01/09/2010 tarihi öncsinde bir Kamu İktisadi Teşebbüsü olup, 01/09/2010 tarihi itibari ile özelleştirilmesi tamamlanarak ... Holding, ... Holding ve ... İnşaat Ortaklığı bünyesinde hizmetlerine başladığını, yani ihalenin yapıldığı tarih olan 21/12/2009 tarihi ve sözleşmenin imzalanması tarihi olan 24/02/2010 tarihi tibari ile UEDAŞ'ın kamu kuruluşu olduğunu, sözleşmenin adının Elektrik Dağıtım Şebekelerinin Arıza Onarım ve Bakım İşleri için Teklif Birim Fiyatlı Hizmet Alımı Sözleşmesi olup, bedelinin 3.847.488,00 TL.olduğunu, sözleşmenin ifa yerinin Bursa İli, Osmangazi İlçesi, sözleşmenin süresinin işe fiili başlama tarihinden itibaren 24 ay olduğunu, davalı tarafından özelleştirme nedeniyle sözleşmenin tasfiyesinin yapılmayıp, asıl sözleşmenin ifasına devam edildiğini, neticede ek sözleşmeler imzalanarak özelleştirme sonrası makul süre içerisinde sözleşmenin feshedilmeyerek asıl sözleşmeni devam ettirilmesi, özelleştirme sonrası 12 ay süreyle hak ediş ödemesi yapılması karşısında müvekkilinin de işin devamı ve haklı bir güven inancı oluşturulduğunu, UEDAŞ'ın kendi bünyesinde istihkak raporu hakkında düzenlenen 14/09/2011 tarih ve 712-1079 sayılı Olur incelendiğinde ana iş tutarının 3.847.488,00 TL,.ek işlerle birlikte toplam tutarının 4.300.428,00 TL.müvekkili tarafından tamamlanan toplam işin 3.162.632,49 TL.neticede yapılan işin yüzdesinin %82,20 olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından sözleşmenin tasfiyesi/feshi hakkının kullanımının haksız olduğu, hakkın kötüye kullanılması şeklinde tecelli ettiğinin açıkça anlaşıldığını, UEDAŞ'ın kendi bünyesinde istihkak raporu incelendiğinde ana iş tutarının 2.716.992,00 TL.ek işlerle birlikte toplam 2.948.879,00 TL.yapılan toplam işin 2.043.144,28 TL.neticede yapılan işin yüzdesinin %69.285 olduğunun görüldüğünü, tüm hakediş raporları incelendiğinde müvekkilinin sözleşmeler kapsamında verilen tüm işlerini eksiksizve kusursuz bir şekilde gerçekleştirildiğini, hiçbir cezai indirimle karşılaşmadan bitirdiğinin anlaşılacağını, davalı tarafından kötüye kullanılan tasfiye/fesih hakkı karşısında tazminat taleplerinin haklı hukuki dayanaklarının dava dilekçesinin maddeler halinde anlatıldığını, müvekkilinde tüm imzaladığı asıl sözleşmelerinin ifasının devam edeceği noktasında haklı-esaslı güven duygusu oluşturduğunu, hakkın kötüye kullanıldığını duygusunu uyandıran güvene aykırı davranışta bulunulması halinde çelişkili davranış yasağı olarak Yerleşik Yargıtay İçtihat kararları ile karşı karşıya kalınacağını, bu sebeple fesih tasfiye hakkının kötüye kullanılmasıneticesinde müvekilinin mahrum kaldığı karların, uğradığı zararların tazmini için işbu davayı ikame ettiklerini,idarenin sözleşme süreicinde yükleniciden kaynaklanmayan nedenlerle veya ihale konusu hizmete ihtiyacının ortadan kalkması nedeniyle sözleşmenin feshine gidilmesi halinde 4735 sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunun 24.maddesinin anılan hükmü çerçevesinde işlem yapılması gerektiğini, yüklenicinin kendinden kaynaklanmayan bir nedenden ötürü sözleşmenin feshi halinde hiçbir hak talep edememesi yönünde bir durum oluşturduğundan mevzuata uygun olmadığını, söz konusu kararlardan da yüklenicinin kendinden kaynaklanmayan bir nedenden ötürü sözleşmenin feshi halinde hiçbir hak talep edememesi yönünde bir durumuna yol açacak bir fesih hakkının kullanılmasının açıkça hakkın kötüye kullanılması sayılacağını, müvekkilinde hukuken korunmaya layık ve esaslı bir güven uyandırdıktan sonra bu davranışına ve uyandırdığı güvene aykırı feshetme/tasfiye iradesini ortaya koyduğunu, uyuşmazlığın esasını sözleşmenin bu şekilde feshedilip edilmeyeceği, eticede müvekkilinin mahrum kalığı karları ve uğradığı diğer zararları talep edip edemeyeceğinin oluşturduğunu, müteahhidin teslim gününde yapıyı bitirmemesi yüzünden temerrüde düşmesi ve yapıyı kısmen tamamlaması söz konusu olmadığı gibi, işin geçiçi kabulü yapılmış olduğundan, işin ayıplı ya da kusurlu olduğu gibi bir iddianın da kesinlikle ileri sürülemeyeceğini, dolayısıyla bu hükmün uygulanma olanağının bulunmadığını, istisna sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmelerinde müteahhidin kendi kusuruyla işi muayyen zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşmenin iş sahibi tarafından feshi halinde, uyuşmazlığın kural olarak BK'nun 106-108.maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceğini,e ancak olayın niteliği ve özelliğinin haklı gösterdiği durumlarda MK'nun 2.maddesi hükümleri uyarınca sonuç doğuracağını beyanla, davalı şirketten 25.000,00TL (KVD dahil) tahsiline, bu meblağa sözleşmelerin feshi tarihinden itibaren ticari faiz oranının uygulanmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 21/05/2013 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ve doğduğu talep edilen zarara bağlı alacağın BK'nun 60.maddede yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmelerin 30/3.maddede yer alan fesih hakkına dayanılarak feshedildiğini, dava tarihi itibari ile sözleşmelerin geçerlilik niteliğini yitirdiğini, ek işlerle toplamda 10 aylık bir süre çalışma yapıldığını, işbu ek sözleşmelerin davacı ile müvekkili arasında özel hukuk sözleşmesi hükümlerine uygun surette akdedildiğini, akdedilen bu sözleşmelerin karşılıklı olarak yerine getirilerek son bulduğunu, işbu ek sözleşmelerin ihale ile verilen işlere ilişkin sözleşmelerin ek olmadığını, ek sözleşmelerin diğer szözleşmelerde yer alan 30.maddesini ılga etmediğini, zararını ispata yarar bir belge sunulmadığını, taleplerin afaki iddialara dayandığını, davacının sözleşmede zayıf taraf niteliğinde bulunmadığını, metni düzenleyen aleyhine yorumun kabul edilemeyeceğini, davacının sigorta poliçelerinden bahisle tazminat talebidne bulunduğunu, ancak yapılan değişikliklerin esas sözleşme içerisinde kaldığnı, davacının hem menfi hem de müsbet zararını talep ettiğini, hüküm ifade eden bir sözleşmenin varlığı halinde menfi zararın varlığından bahsedilemeyeceğini, feshin haksız olduğunun kabulü halinde dahi 30.3 uyarınca davacının zarar talep edemeyeceğini, bu nedenle davalının bilere ve öngörerek imzaladığı sözleşmeye dayanılarak haklı nedenle yapılan fesih ihbarının zarara yol açtığını ve müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiaların hukuki dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, talep sınucunun açıklanmasına dair dilekçe, yazılı beyanlar,sözleşme örnekleri, geçici ve kesin kabuller, tutanaklar, yazışmalar, davalı tarafından tutulan kayıt ve belgeler, mahsup fişi, cari hesap ekstresi, ticari defterler, bilirkişi incelemesi, bilirkişi raporları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin hukuka aykırı şekilde feshedilmiş olması sebebiyle yoksun kalınan kar ve uğranılan zararların tazminine ilişkindir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Davalı tarafından zamanaşımı def-i ileri sürülmüş olup ön inceleme duruşmasında 10 yıllık sürenin geçerli olduğundan ve sürenin tamamlanmadığından reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinden talep edilen alacak kalemlerinin açıklanması için 1 haftalık kesin süre verilmiş ve 17/02/2014 tarihli dilekçe ile mahrum kalınan karın ihale dosyalarında 5.000 er TL olmak üzere toplam 20.000 TL , sözleşme pulu, karar pulu ile kik payı ödemesinin 5.000 TL olduğu belirtilmiştir. Tarafların sundukları, sözleşme, belgeler ve ticari defterler elektrik mühendisi bilirkişi, bir yeminli mali müşavir, hukukçudan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Mahkememiz dosyasında elektrik mühendisi bilirkişi, bir yeminli mali müşavir, hukukçu bilirkişi heyetinden aldırılan 10/09/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; davacının tacir sıfatı ve eşit şartlarda akdedilen sözleşme niteliği dikkate alınarak özellikle genel işlem şartları hükümlerinin değerlendirilmesinde kabul edilen ve zayıf tarafı koruma amacına hizmet eden sözleşmeyi düzenleyen aleyhine yorum metodunun somut olaya uygulanamayacağı, feshin MK'nun 2.maddesi dikkate alınarak, haksız surette yapıldığının kabulü ile 30.3'ün uygulanma kabiliyeti bulunmadığı, sözleşmenin m.30.3'te yer alan kar mahrumiyetinin istenemeyeceği yolundaki düzenlemenin fesih şartlarını sağlamadığı izin somut olayda haksız fesih sebebiyle uygulanmayacağının kabul edilmesi gerektiği, tazmini gereken zararın menfi zarar oldğuğu, kar yoksunluğunun bu çerçevede değerlendirilebileceği, kar yoksunluğunun tespitinde TBK'nun 408.de yer alan kesinti yönteminin uygulanması ve yklenicinin işi tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf ile boş kalması sonucu baxşka iş bularak elde ettiği kar ve iş bulmaktan kasten kaçınmış ise kazanacağı miktar toplamları düşülerek isteyebileceği miktarın hesaplanmasının gerektiğini, kar yoksunluğu yanı sıra ayrıca karar pulu ve KİK payı ödemeleri ile sigorta poliçeleri kapsamında yaptığı ödemeleri de talep ettiği dikkate alındığında, bu giderlerin beklenen karın elde edilebilmesi için sarf edildiği gözönüne alınarak reddinin gerektiğini, anılan tüm kalemler dikkate alındığında ve somut olayda davacı tarafın sözleşmenin süreceğine dair inancı sebebiyle başka alabileceği işleri almamasının gözönüne alınarak, kar mahrumiyetinin iş bedelinin kalan kısmı üzerinden hakkaniyete uygun biçimde takdiri konusunda rapor vermişlerdir. Tarafların Mahkememizin 10/11/2014 tarih ve 05 nolu celsesinin 1 nolu ara kararına göre, tarafların kök rapora itirazları doğrultusunda, davacı tarafın defterleri de incelenmek suretiyle davacının davasının miktar yönünde de somutlaştırılarak ek rapor tanzimi istenilmiş olup, bilirkişi heyetince bu doğrultuda düzenlenen 04/05/2015 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; ana raporda belirtildiği üzere davacı yan tacir olup, ihale koşulları hakkında gerekli bilgi ve öngörüye sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve somut olayda sözleşme hükümlerinin düzenleyen aleyhine yorumlanması ilkesinin uygulanması gerekliliğinin bulunmadığı, ana raporda belirtildiği üzere TBK'nun 408.maddesinde yer alan kesinti yönteminin uygulanması gerektiği, yüklenicinin işi tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf ile boş kalması sonucu başka iş bularak elde ettiği kar ve iş bulmaktan kasten kaçınmış ise kazanacağı miktar toplamları düşülerek isteyebilecği miktarın hesaplanması gerektiği, sözleşme ile beklenen karın elde edilebilmesi için yaptığı giderlerin ise zorunlu olması sebebiyle bunları ayrıca talep edemeyeceği, bu sebeple sigorta poliçelerinden doğan giderlerin talebinin reddi gerektiği, tacirin basiretli davranma yükümlüğü sebebiyle MK'nun 2.maddesinin uygulama alanı bulamayacağı yönündeki savunmanın TTK'nun 1.madde karşısında hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı, davacının basiretli davranması gerekliliğinin MK'nun 2.maddesi uygulanma alanını daraltmadığı, davalı vekilinin ayrıca zamanaşımı ve şekle ilişkin itirazları olmakla birlikte, zamanaşımı konusu hattı zatında 09/12/2013 tarihli ön inceleme tutanağında açıkça belirtildiği üzere (6.bendinde "dava alacak davası olup, 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan ve sözleşmenin feshi tarih ile dava tarihi arasında bu süre dolmadığından, davalının zamanaşımı itirazının reddine" karar verildiğini, işbu itiraza ilişkin inceleme yapılması hususu heyete tevdi edilen görevler arasında olmadığı, aynı şekilde sözleşmenin şekle aykırılık iddialarının değerlendirilmediği yönündeki savunmaları bakımından ise cevap dileçkesinde her ne kadar şekle aykırılık başlığı altında sözleşmenin feshi sebebiyle sözleşmelerin geçersiz olduğundan bahsedilmiş ise de, dosya içeriğindeki sözleşmelerin şeklen geçerli şekilde akdedilmiş olduğu ve taraflarca belirli bir süre yürütüldüğü bunun akabinde ise davalı tarafça feshedildiği her iki tarafın beyanları ve dosya içeriğindeki belgelerden açık olduğu ve ihtilaf bulunmadığı, davacı vekili tarafından 2009-2010-2011 yıllarına ait yevmiye defterleri ibraz edildiği, şirketin bu yılara ait ticari defterlerinin incelenmesinde, şirketin mahrum kalınan karı ile ilgili bir tespit yapılmasının mümkün olacağını kanaat ve görüşü açıklanmıştır. Mahkememizin 03/11/2015 tarihli (9).celsesinin (1) sayılı ara kararına ve 10/11/2015 tarihli bilirkişi yemin ve teslim tutanağına göre, bilirkişiye davalı şirket merkezinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle, özelleştirme tarihi olan 01/09/2010 tarihi ile sözleşmenin haksız feshedildiği 31/08/2011 tarihlerini kapsar 2010 ve 2011 yıllarına ait ticari defterlerin incelenerek ek rapor istenilmiş olup, yeminli mali müşavirin 05/05/2016 havale tarihli 2.ek bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; davacı ... Elektrik San...Ltd. Şti'nin 2010 ve 2011 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, davacı ... Elektrik...Ltd. Şti'nin raporun üst bölümünde dökümü yapılan (Osmangazi /Yıldırım/Balıkesir/Keles-Harmancık) ile ilgili olarak, işçiliklerin ve SGK kesintilerinin tahakkuklarının yapıldığı ve bu tahakkukların ticari defter kayıtlarında işlenmiş olduğu, davacı şirket tarafınan yapılan işçilik ücretleri ile işveren sigorta hisselerinin tutarlarının raporun (5) sayfasında (icmal) tablosunde her bir bölg olarak ayrı ayrı açıklandığı şekide ve tutarlarda olduğu, raporda açıklandığı üzere davalı şirket UEDAŞ tarafından hiçbir defter, belge ve bilgi ibraz edilmediği, davalının istenilen belgeleri ibraz etmemesi üzerine 22/02/2016 tarihinde de ön rapor olarak mahkemeye bilgi sunulduğu belirtilmiştir. Mahkememizin 03/07/2018 tarihli (18).celsesinin (3) sayılı ara kararı ile, "Usul ekonomisi ilkesi gereğince dosyanın geldiği aşama değerlendirilerek 1 nolu ara karar gereği bilirkişi raporunun davacı vekiline tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 haftalık süre içinde davacı tarafça rapora karşı itiraz ve beyan sunulduğunda bu beyanlar davalı vekilinin rapora karşı beyanları da değerlendirilerek HMKnun 220 maddesi gereğince davalı tarafça sunulmayan belgelerin içerikleri hususunda davacının beyanları kapsamında davacı tarafından talep edilen 17/02/2014 tarihli dilekçenin içeriğinde talep edilen kar mahrumiyeti, sigorta poliçesi ile karar pulu ve kik payı ödemelerine ilişkin alacağın uygun olup olmadığı ve alacak miktarları açıkça belirtilerek bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına" karar verilmiş olup, mahkememizin 17/12/2018 havale tarihli 4.ek bilirkişi heyetinden aldırılan raporda özetle ve sonuç olarak; dava dosyasına yeni herhangi bir belge ve bilgi ibraz edilmediği için kök rapor ve ek raporlardaki sonuç ve kanaatini değiştirecek bir durumun söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. O halde toplanan delillerden somut olayda, taraflar arasında imzalanan 2009/154504 ihale kayıt numarası ile Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı Sözleşmesi, 2009/128417 ihale kayıt numarası ile Bursa İli Bandırma ve Gönen İlçeleri Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı Sözleşmesi, 2009/154528 ihale kayıt numarası ile Bursa İli Yıldırım İlçesi Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı Sözleşmesi, 20010/55306 ihale kayıt numarası ile Bursa İli Keles-Harmancık-Büyükorhan İlçeleri Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı Sözleşmesinde davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davalı iş sahibi Bursa 15. Noterliği'nden keşide ettiği 08/08/2011 tarih ve 19897 yevmiye nolu ihtarname ile 31/08/2011 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshetmiştir. Taraflar arasındaki düzenlenen sözleşmelerin tarihleri ile fesih işleminin tarihi dikkate alındığı 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde gerçekleştiğinden uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınmıştır. Davalı iş sahibince taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin 30/3. Maddesi uyarınca tek taraflı olarak sözleşmeleri fesh edilmiş olup gerekçeli denetime açık bilirkişi heyetinin 10/09/2014 tarihli kök raporda vurgulandığı üzere, düzenlenen sözleşmelere ilaveten yapılan ek sözleşmelerin düzenlenmesinden sonra davalının sözleşmeleri 30/3. Maddesi uyarınca " Bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulamaz." fesh edilmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2. Maddesi uarınca dürüslük kuralına aykırı olduğu, özelleştirme tarihinden 1 yıl sonra sözleşmenin fesh edilmesi aynı zamanda düzenlenen ek sözleşmeler ile sözleşmenin devam edileceğine yönelik haklı güvenin oluşturmasından sonra sözleşmenin 30/3. Maddesi gereğince fesih işlemi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan davalı iş sahibinin sözleşmelerin feshinde haksız ve kusurlu olduğundan davacı yüklenici kâr kaybı istemekte haklıdır. Kar kaybı miktarının sözleşme ve fesih tarihinde yürürlükte olup olayda uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 356. maddesi yollamasıyla 325. maddesinde gösterilen kesinti yöntemi esas alınarak hesaplanması gerekir. Kesinti yöntemine göre yüklenicinin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının, öncelikle yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (eser tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı yüklenicinin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan imalât sebebiyle yükleniciye ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenip bulunacak bu miktarların ilk olarak bulunan yapılmayan iş bedelinden çıkartılarak hesaplanması gerekir. Kar kaybı miktarının hesaplanmasına dair bilirkişi heyetince rapor düzenlenmesi talep edilmiş mali müşavir bilirkişi heyetinin 05/05/2016 tarihli raporu, bilirkişi heyetinin 17/04/2018 tarihli ek bilirkişi raporu ile davalı tarafından işçi bodroları, SSK tahakkuk ve ödeme makbuzları, maaşların ödendiğine dair kayıtlar ibraz edilmemesi üzerine bilirkişi heyeti tarafından raporun düzenlenmediği, 30/01/2018 tarihli celse de davalı vekiline HMK' nın 220. Maddesi uyarınca belgelerin sunulması için kesin süre verilmesine rağmen süresi içinde sunulmadığı, davalı vekilinin ek bilirkişi raporuna karşı 05/02/2019 tarihli beyan dilekçesinde davalı şirkette istihdam edilen personel sayısının fazlalığı, uyuşmazlık konusu ile ilgisi olmadığı ve şirketin sırları niteliği olduğu ifade edilmiştir. Kar kaybı miktarının tespiti yönünden, yukarıda açıklanacağı üzere kesinti yönteminin uygulanacağı bu kapsamda, davacı yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenip bulunacak bu miktarların ilk olarak bulunan yapılmayan iş bedelinden mahsup edileceğinden, işçi bodroları, SSK tahakkuk ve ödeme makbuzlarının ve ticari kayıtların zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.(HMK 220/3). Dolayısıyla davalı tarafından bilirkişi heyetine işçi bodroları, SSK tahakkuk ve ödeme makbuzlarının, ticari kayıtların ibraz edilmediği anlaşılmakla davacının kar kaybı istenmesinde haklı olduğundan, kar kaybı miktarı yönünden HMK' nın 220. Maddesi uyarınca davacının beyanına itibar edilerek taleple bağlı kalınarak sözleşmeler sebebiyle toplam 20.000 TL kar kaybı alacağının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden dava tarihi itibariyle ticari faiz işletilerek davanın kısmen kabulune karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin kar kaybı yanında, sözleşme ve karar pulu ile kik payı ödemelerinin, sigorta poliçesinden doğan giderler olduğu ve beklenen karın elde edilmesi için karşılandığı kar kaybı içerisinde kaldığından ayrıca talep edilemeyeceğinden bu taleplerin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ-KISMEN REDDİ ile; A)20.000,00 TL.mahrum kalınan kar alacağının dava tarihi olan 12/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B) Davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 1.366,20-TL harçtan peşin alınan 427,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 939,20- TL harcın davalıdan tahsili ile maliye hazinesine gelir olarak kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 2.112,70 TL yargılama gideri üzerinden kabul red oranına göre hesaplanan 1.690,16-TL yargılama gideri ile peşin alınan 427,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 72,50 TL.tebligat gideri ile 11,80 TL.müzekkere giderinden ibaret toplam 84,30 TL.yargılama giderinin davanın kabul ve red oranınan göre 16,86 TL' nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yargılama sırasında vekil ile temsil edildiğinden A.A.Ü.T göre 2.725,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalının yargılama sırasında vekil ile temsil edildiğinden A.A.Ü.T göre 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/03/2019 Katip Hakim

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2013/62, K. 2019/389, T. 07.03.2019, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2013-62-e-2019-389-k-199fc5444c4f