İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/909 E. 2025/148 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/909
- Karar No
- 2025/148
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024 KARAR NO : 2025 BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI VEKİLİ : Av DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/09/2024 KARAR TARİHİ : 05/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ;Davacı ..., eğitim lojistik sektöründe faaliyet gösteren keşideci ... Lojistik Yönetimi San ve Tic Ltd Şti'nin yetkilisi olduğu Davacı, şirket yetkilisi olarak kendi adına düzenlediği, davaya konu " Vakıfkatılım Bankası Fatih Şubesi'nin 31.08.2024 tarihli, keşidecisi ... Lojistik Yönetimi San ve Tic Ltd Şti olan, 0011451 seri nolu, 5.000.000,00 TL bedelli çek" in de aralarında bulunduğu bazı çekleri kaybettiği, bu konuda Bursa Cumhuriyet B.Savcılığı'nın ... İş emir nolu dilekçesi ile şikayette bulunulduğu, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sayılı çek zayi davası açılmasından sonra, davaya konu çek 02.09.2024 tarihinde bankaya , davalı ... tarafından ibraz edildiği, bu şekilde çekin arkasındaki imzanın da müvekkile ait olmadığı , çekin davalı tarafından müvekkilin rızası hilafına ele geçirildiği anlaşıldığı, açıklanan nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile çekin ödemesinin önlenmesi, ayrıca dava konusu çekin istirdadı ile müvekkile iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davası haksız ve kötüniyetli olarak açılmıştır. Kötü niyetin en önemli tezahürü iş bu davaya dayanak yapılan çek zayi davasında ki davacı yan beyanlarıdır ki çekin kaybolduğunu beyan ettiğini, halbuki taraflar arasında devam eden benzer nitelikte başka davaların da varlığı ve bu davalar ve dayanak yapılan şikayet dilekçelerinde ki beyanlar bir bütün halinde incelendiğinde işbu davaların kötü niyetli olduğu belirginleşeceğini, zira davaya konu edilen çekin aslında kayıp olmadığı, usule uygun olarak ciro silsilesi ile müvekkile devredildiğinin ortada olduğu, öncelikle müvekkil davalı arasında uzun yıllara dayalı hukuki ve ticari ilişkilerin olduğu gibi davacı şirket ortak ve yöneticileri ile de oldukça yakın bir kişisel ilişki mevcut olduğu,bu çerçevede müvekkil davalının kendisini mali müşavir olarak tanıttığı ve kendisinin mali müşavir olarak tanıdıkları iddiasının ticaret mahkemesinde dinlenmeye değer bir yönü olmadığı, pek çok çalışanı ve önemli ciroları olan bir şirketin yetkilisinin şirketin hesaplarını takip eden bir mali müşavirinin olduğunu ve bunun adını da bilmesi basiretli bir tacirden beklenebilecek en düşük seviye olduğu, müvekkil davalı ... şirketlere kurumsal danışmanlık yapan ve bu konuda Bursa 'da tanın bir isim olup bu vesile ile tanıştığı ve zamanla da yakın ilişki içinde olduğu Davacı şirket ve yöneticileri ile olan borç alışverişlerinden kaynaklı olarak davaya konu edilen çeki aldığını,geçmiş yıllarda da tarafların arasında yoğun bir nakit ve çek alışverişi olduğu, Bu ticari ve kişisel hareketler delil listesinde sunulacağı gibi tarafların banka hareketleri ile de ortada olduğu, yine taraflar arasında ki mesaj kayıtları da bu durumu her hangi bir tereddüte yer bırakmayacak derecede ortaya koyacağını Şu halde çek yetkili ve yasal hamil Müvekkil ... olduğu, talep edilen tedbirin de hukuki gerekçesi olmadığı ve teminatın da ortaya çıkacak zararı karşılamaya yetmeyeceği bu açıdan öncelikle tedbir talebinin reddedilmesini talep etmiştir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava çekin istirdadı istemine ilişkindir. Çekin istirdadı davalarında arabuluculuk dava şartı olup, TTK'nun 5/A maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nun 5/A maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü bulunmaktadır. Arabuluculuk dava şartı 03/01/2019 tarihinde yasal düzenleme olarak yürürlüğe girmiştir. yürürlüğe girdikten sonra 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle istirdat davaları da arabuluculuğa tabi kılınmış olup yürürlük tarihi 01/09/2023 olup eldeki bu dava değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra davaya uygulanması zorunludur. O halde yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan arabulucuya başvuru zorunlu olup dava dilekçesinde de arabuluculuk başvurusunun eklenmesi gerekir. Arabuluculuk kanunu madde 18/A uyarınca; (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmediği anlaşılmış olmakla davanın dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın başlangıçta alınan 85.387,50 TL peşin hartan mahsubu ile artan 84.772,10 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, Dair tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/02/2025 Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza