İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1389 E. 2019/1040 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1389
- Karar No
- 2019/1040
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/1389 Esas KARAR NO : 2019/1040 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .......- Hacı İlyas Mah. 4.Aral Sk. No:3-5 Adalet Apt. K:4 D:16 Osmangazi/ BURSA DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... .... - Kıbrıs Şehitleri Cad. Er Sk. No:3 Kardeşler İş Merkezi K:1 No:1 Osmangazi/ BURSA DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 30/10/2017 KARAR TARİHİ : 09/10/2019 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/11/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ; ... plakalı ticari kamyon, davacı şirket nezdinde 107359257/0 nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta Poliçesi ile 26/05/2010-26/05/2011 tarihlerini kapsar şekilde davalı ... adına sigortalı olduğunu, sigortalı aracın 14/11/2010 tarhiinde dava dışı ... tarafından kazadan 3 saat sonra yapılan ölçümle 0,75 Promül alkollü olarak ve tehlikeli bir şekilde kullanılması sırasında ... plakalı araca tam kusurlu olarak çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini,dava konusu kazada malul kalan ... tarafından maluliyet tazminatı talebiyle davacı şirket aleyhine 14/02/2017 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulduğunu, Tahkim yargılaması neticesinde verilen kararla davacı şirket aleyhine tazminata hükmolunması üzerine davacı şirket tarafından Hatay İcra Müdürlüğünün 2017/22745 sayılı dosyasına toplam 225.008,92 Tl tazminat ödemesi yapıldığını, kazanın meydana gelişinde sürücünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza esnasında sigortalı araç sürücüsünün kazadan yaklaşık 3 saat sonra 0,75 promil alkollü olup tehlikeli bir şekilde güvenli sürüş yeteneği kaybedilmiş olarak aracı kullandığını, bunun yanı sıra aynı kazada kırmızı ışıkta geçmek ve kaza yerini terk etmek suretiyle de sigorta genel şartları hilafına hareket edildiğini, dava konusu kaza sonucunda cismani zararlar meydana geldiğinden HMK 107.maddesi anlamında bedel arttırımı yapma ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davanın kabulüne ve ihtiyati tedbir talebinin teminatsız kabulüne ödenen 225.008,92 TL 'sinin ödeme tarihi olan 18/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın Tüketici Mahkemesinde açılması gerektiğini, davada zamanaşımı sözkonusu olduğunu zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza mahkemesinde yapılan yargılamada ... 'un aklollü olduğu yönünde bir tespit yapılmadığı gibi kazanın Mühnasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği hususunda da herhangi bir tespit yapılmadığını, öncelikle görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı Kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı ve HGK'nın 16.09.2015 gün, 2014/17-116 E, 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 08/05/2019 tarih 2016/14164 esas 2019/5703 karar) Somut olayda, davaya konu trafik kazası 14/11/2010 tarihinde meydana gelmiştir. Olayda ceza zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıldır. Davaya 2918 sayılı Yasanın 109/1.maddesinde yer alan iki yıllık zamanaşımı süresinin değil, ikinci fıkrasında yer alan ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği kanaatine varılarak zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Görev itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise ; kazaya karışan sigortalı aracın ticari kamyon olması gözönüne alınarak mahkememizin görevli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Dava konusu araç ZMMS (Trafik) poliçesi ile kaza tarihini de kapsar şekilde davacı şirkete sigortalı bulunmaktadır. Derdest dava, davacı ... şirketine trafik ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı aracın yaptığı kazada yaralanan üçüncü kişiye ödenen sigorta tazminatının kaza yapan araç malikinden rücuen tazminine ilişkindir. Temel olarak davacı sigortacı tarafından sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle sigorta sözleşmesine aykırı davrandığı ileri sürülmektedir. O halde talep konusu alacağın varlığının belirlenebilmesi açısından öncelikle davalı sigortalının akde aykırılığının tespiti gerekir. Bu kapsamda bir nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının, oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığının saptanması yönünde rapor aldırılmış; raporda, 14/11/2010 günü saat 20.30 sıralarında Bursa ili Yıldırım ilçesi 11 Eylül Bulvarı Spor Kompleksi kontrollü kavşağında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 11 Eylül bulvarı boyunca Yüksek ihtisas kavşağı istikametinden Samanlı kavşağı istikametine doğru seyrederken yeşil ışıkta geçiş yaptığı esnada Sevinç caddesinden 11 Eylül bulvarına katılarak Samanlı kavşak istikametine doğru seyreden ve kırmızı ışıkta geçiş yapmakta olan sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışmaları sonucu meydana gelen kazada sürücü ...'un kırmızı ışıkta geçiş yaptığından, kavşaklardaki geçiş önceliği kuralına uymadığından %70 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'un kontrollü kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı gibi aracının hızını trafik ve aracının teknik özelliğine göre ayarlamadığından kazanın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu, somut olayda davalı sigortalı araç sürücüsünün kaza günü saat 23.25 sıralarında yapılan alkol ölçümünde 0.75 promil alkollü olduğu, alkolün tesiri ile koordinasyon, algı ve muhakeme bozukluğunun baş gösterdiği tıbben bilinmekte ise de, söz konusu trafik kazasının dosya içeriği ve olayın vukuu buluş tarzı dikkate alındığında salt alkol ve benzeri maddelerin etkisi ile meydana gelmediği, olaya karışan diğer sürücü ...'un kavşağa yaklaşırken hızını azaltmamasından da kaynaklandığına dair kanaat bildirilmiştir. Alkollü araç kullanmanın idari ve adli yaptırım gerektirebileceği, sigorta sözleşmesine de aykırılık teşkil edeceği izahtan varestedir. Ancak sigortacının tazminat sorumluluğunun kalkması için kazanın münhasıran alkol etkisi altında meydana geldiğinin ispatı gerekir. Somut olayda kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelmediği, sigortalı araç sürücüsünün olay anında alkollü olmasının kazanın oluşumunda tamamen müessir olmadığı, kazanın sigortacı davacı şirketin ödeme yaptığı diğer sürücü ...'un kusurundan da kaynaklandığının belirtilmesi karşısında, mezkur kazanın münhasıran alkol tesiri altında meydana geldiğinden bahsedilemeyeceğinden; ZMMS hasar ödemesinin rücu edilemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 44,40 TL harcın başlangıçta alınan 3.842,59 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.798,19 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 19.450,53 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/10/2019 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza