Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/566 E. 2026/790 K. – Tenfiz
Konu: Tenfiz
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/566
- Karar No
- 2026/790
- Karar Tarihi
- Konu
- Tenfiz
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/566
KARAR NO: 2026/790
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2026
NUMARASI: 2024/1020 E. - 2026/159 K.
DAVANIN KONUSU: Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
Taraflar arasındaki tenfiz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İran vatandaşlığı yanında TC Cumhuriyeti vatandaşı da olduğunu, davalı ...'ın da sonradan Türk vatandaşlığını kazandığını, asıl isminin ... olduğunu, davalı tarafından, davacıya ... şubesi nezdindeki 10.05.2017 tarihli ... sayılı çeke göre 32.100.000.000 Riyal tutarında ve ... şubesi nezdindeki 21.06.2016 tarihli... sayılı çeke göre l 93.600.000.000 Riyal tutarında bedelli çeklerin verildiğini, ancak davacının anılan toplam 226.100.000.000 İran Riyali bedelindeki çeklerin tahsili amacıyla, çeklerin tahsil tarihinde ilgili bankaya müracaat edilmişse de davalının banka hesaplarında yeterli bakiye bulunmaması sebebiyle çekin karşılıksız kaldığını, ilgili banka tarafından çekin karşılıksız çıktığına ilişkin bir belge düzenlendiğini, bunun üzerine davacı tarafından davalı davalı aleyhine Tahran Adalet Adli Kompleksi Genel Hukuk Mahkemesi 110. Şubesi, ... dosya numaralı dosyalar tahtında söz konusu çeklerin bedelinin tahsili ve tazminat talepli dava ikame edildiğini, bu dosyalara ilişkin İran İslam Cumhuriyeti, Tahran Adalet Adli Kompleksi Genel Hukuk Mahkemesi 110. Şubesinin,...karar numaralı dosyası tahtında gerçekleştirilen yargılama neticesinde 16/09/2024 tarihinde ittihaz olunan karar ile davanın kabulü ile toplam 226.100.000.000 İran Riyali çek bedeli ile yargılama masrafları ve borcun gecikmesinden doğan gecikme zararlarının ödenmesine karar verildiğini, anılan karara karşı taraflarca herhangi bir itiraz yapılmaması sonucunda da Tahran Adalet Adli Kompleksi Genel Hukuk Mahkemesi 110. Şubesince 15/10/2024 tarihinde ve ...numaralı kararın kesinleştirmesinin yapıldığını, kararın verildiği İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye arasında yer alan Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukukî ve Cezaî Konularda Adlî İşbirliği Anlaşması'nın 14. Maddesinde ''(1) Âkit Tarafların birinin ülkesinde yetkili makamlar tarafından düzenlenmiş, verilmiş veya onaylanmış ve resmi mühür taşıyan belgeler veya bunların onaylı örneklerinin diğer Âkit Tarafın ülkesinde tasdike ihtiyacı yoktur. (2) Âkit Taraflardan birinin resmi makamlarınca düzenlenen resmi belgeler, diğerinin ülkesinde düzenlenen resmi belgelerle aynı ispat kuvvetine sahiptir." hükmünü havi olduğunu, anılan Anlaşma'nın, 19. maddesinde de "Âkit Taraflardan her biri, diğer Âkit Tarafın ülkesinde verilmiş aşağıdaki kararları, işbu Anlaşmada öngörülen hükümler altında tanıyacak ve tenfiz edecektir.
a- Hukukî ve ticarî konularda verilmiş kararlar;
b- Zararın tazminine ilişkin cezaî kararlar;
c- Hukukî ve ticarî konularda verilmiş hakem kararları." ifadelerine yer verildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, İran İslam Cumhuriyeti, Tahran Adalet Adli Kompleksi Genel Hukuk Mahkemesi 110. Şubesi, ... numaralı dosyası tahtında gerçekleştirilen yargılama neticesinde 16.09.2024 tarihinde ittihaz olunan ...numaralı, 15.10.2024'de kesinleşmiş olan kararın tenfizine ve tenfiz davası sonunda müvekkil alacağının garanti altına alınabilmesi ve davalıların mal ve para kaçırmasının önlenebilmesi bakımından davalıların Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde bulunan menkul ve gayrimenkul malları, üçüncü kişilerdeki hakları ve alacakları ile bankalardaki mevduatları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; yabancı mahkemeden alınan bu hukuksuz karardan müvekkilinin hiç bir şekilde haberdar olmadığını, kendisine usule uygun bir tebligat dahi yapılmadığını, müvekkilinin alınan bu hukuksuz karardan, kendisine yönelik ikame edilen huzurdaki dava sonucunda haberdar olduğunu, 492 sayılı Harçlar Kanunu m. 4 ve atıf yaptığı ek (1) sayılı tarife uyarınca tenfiz davalarında nisbi harç yatırılması gerekmektedir. Dolayısıyla tenfiz davalarında yatırılacak harcın niteliği Harçlar Kanunu’nda açıkça düzenlendiğinden nisbi harç yerine maktu harç alınamayacağını, tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararı ve kesinleşme şerhinin ıslak ya da elektronik imzalı ve mühürlü aslı ve apostil şerhli halininde dosyaya sunulmamış olduğu anlaşılmakla bu husustaki eksiklik giderilmeden davanın görülemeyeceğini, yabancı mahkeme kararının usule uygun bir şekilde müvekkiline tebliğ edilmediğini, yabancı mahkeme kararının kurulduğu tarihlerde müvekkilinin o ülkede değil, ......, .......Mah...... Sok. ... N...... adresinde bulunmakta olduğunu, mahkeme kararının hukuk normları gereğince hali hazırda kesinleşmediğini, hukuka aykırı bir şekilde kesinleştirilen yabancı mahkeme kararının Türk Hukuk normları gereğince tanınması ve tenfizinin hukuken mümkün olmadığını, yabancı mahkeme kararına huzurdaki davanın ikamesi akabinde muttali olan müvekkilinin yabancı ülke mahkemesine gerekli itiraz ve şikayetlerini yaptığını, ilam dayanağı olarak gösterilen çeklerin bankaya ibrazına ve çeklerin o dönemde karşılıksız olduğunu gösteren herhangi bir belgenin dahi dosyaya sunulmadığını, dolayısıyla davalı müvekkilinin dayanak gösterilen çeklerdeki imzaya ve çekin karşılıksız olduğuna, ödenip ödenmediğine zaman aşımına uğrayıp uğramadığına dair cevap ve delil sunma hakları bu anlamda da ayrıca saklı olup, sunulduğunda konuya ilişkin ayrıca değerlendirme yapılacağını ve cevap verileceğini, ayrıca bahse konu çeklerdeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığı da tartışmalı ve şüpheli olduğunu, yabancı mahkeme kararında adı geçen kişi ile davalı müvekkilinin keza davacının aynı kişi olduğuna dair herhangi bir belgede dosyaya sunulmamış olup bu husustaki ilişkilendirmenin de somut ve belgeli bir şekilde yapılması gerektiğini, bahse konu eksiklik giderilmeden davaya devam edilmesinin mümkün olmadığını, İran'da alındığı bildirilen kararla ilgili olarak davalılar hakkında İran'da herhangi bir cebri icra işlemi ve tahsilat yapılıp yapılmadığının da belirtilmediğini, mükerrer tahsilat anlamına da gelebilecek bu hususta davacının ayrıca ve açıkça beyanının alınması ve İran Adalet Bakanlığı ilgi biriminden de bu konuda bir kayıt olup olmadığının sordurulması da gerektiğini, davalının 2018 yılından bu yana Türkiye'de bulunmakta olup İran'a hiçbir şekilde gitmediğini, İran'da da bulunmadığını, davacının da Türk vatandaşlığı bulunduğunu, Türk Mahkemelerinde görülebilecek bir alacak davasının yabancı mahkemelerde konu edilmesinin anlaşılır olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tenfize konu ilamın onanmış örneğinin mahkememize sunulduğu, ayrıca söz konusu kararın 15/09/2024 tarihi itibariyle kesinleştiği, bu bağlamda MÖHUK 54.maddesi kapsamında tenfiz koşullarının gerçekleştiği, davalı tarafın tenfize konu ilamla ilgili mahkemesine gerekli itiraz ve şikayetlerin yapıldığı yönünde dosyaya herhangi bir delil sunmadığı dikkate alınarak açılan davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak " gerekçesiyle davanın kabulüne, İran İslam Cumhuriyeti Tahran Adalet Adli Kompleksi Genel Hukuk Mahkemesi'nin 110.Şubesi'ne ait 16/09/2024 tarihli ...numaralı mahkeme ilamının tenfizine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın nispi harca tabi olduğunu, maktu harç alınmasının hatalı olduğunu, oysa ki, 492 sayılı Harçlar Kanunu m. 4 ve atıf yaptığı ek (1) sayılı tarife uyarınca tenfiz davalarında nisbi harç yatırılması gerektiğini, öncelikle bilirkişiden rapor alınarak dava harcının belirlenmesi ve harcın ikmali sonucunda huzurdaki davanın yürütülmesi gerektiğini, önemli bu unsurun Mahkemece değerlendirilerek harcın tamamlanması ve ona öne bir yargıya varması gerektiğini, mahkemece bu hususlarla ilgili beyanlarının yerinde görülmediğini, usule ve hukuka aykırı bir hükme varıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, MÖHUK'un 50 vd. maddeleri uyarınca İran İslam Cumhuriyeti Tahran Adalet Adli Kompleksi Genel Hukuk Mahkemesi'nin 110. Şubesi'ne ait 16/09/2024 tarihli, ...numaralı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tenfizi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 50). Kesinleşmiş karara ilişkin tenfizin şartları 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde gereğince; kararın verildiği devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında karşılıklılık bulunması, kararın münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması, kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması, o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması gerekir.Anılan maddeye göre; tenfiz şartlarından birisi Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri'nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir anlaşma veya kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunmasıdır. Tenfizi istenen kararın verildiği İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşması nedeniyle mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin karşılıklılık esası bulunmaktadır.MÖHUK'un 54/b maddesi gereğince yabancı mahkeme kararlarının tenfizi için aranan şartlardan ikincisi, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmamasıdır. Somut olaydaki tenfizi istenen kararın, yabancı mahkeme tarafından verilmiş olup eda hükmü içerdiği ve İran Hukukuna göre kesinleşme şerhi içerdiği, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.MÖHUK'da kabul edilen sisteme göre, tenfiz talep edilen mahkemenin, yabancı mahkeme kararını esastan inceleme ve hukuka uygunluğunu denetleme yetkisi yoktur. Ancak hâkim, kararda yer alan hüküm fıkrasının Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine, Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine aykırı olup olmadığını inceleyerek, yabancı bir kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Bu nedenle davalının davanın esası hakkındaki itirazları konusunda sadece kamu düzeni denetlemesi yapılmalıdır.
Somut olayda, söz konusu kararın eda hükmü içerdiği ve İran Hukukuna göre kesinleşme şerhi içerdiği, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olduğu anlaşılmakta olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar davalı vekili, nispi harç alınması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alındığında yargılamanın maktu harçla tamamlanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/07/2023 tarihli, 2022/1024 Esas, 2023/4355 Karar 11/07/2023 tarihli ve 2022/2244 Esas, 2023/4370 Karar 16/10/2023 tarihli, 2022/6371 Esas, 2023/5889 Karar, 31/05/2023 tarihli, 2022/6677 Esas, 2023/3391 Karar sayılı kararları). Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.