Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/563 E. 2026/1965 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/563
Karar No
2026/1965
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/563

KARAR NO : 2026/1965

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/12/2025

NUMARASI : 2024/502 E - 2025/839 K

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 02.03.2023 sözleşme tarihli, 01.04.2023 tedarik başlangıç tarihli 12 aylık Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, davalı abone tarafından aboneliğin tahliye edilmesi için 12.03.2024 tarihli başvuru dilekçesi verildiği, ancak sözleşme 01.04.2024 tarihine kadar ayakta olup davalı abone tarafından sebep gösterilmeksizin sözleşme fesih edildiği, davalı abone sözleşmenin 6.6 daki sürelere riayet etmediği, bu şekilde davalı abone tarafından sözleşme süresinden önce fesih edildiği, davalının bu eylemi ise madde 7.1 aykırılık teşkil ettiği, sözleşmenin 4.5 maddesinde hüküm düzenlendiği, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere son iki dönem faturalarının en yükseği olan ... sıra numaralı 06.09.2023 tarih 29.122,93 TL bedelli faturanın iki katı alınarak; 58.245,86 TL bedelli 28.05.2024 vade tarihli ... nolu 21.05.2024 tarihli ceza faturası keşide edildiği, sözleşmenin 4.2 maddesine göre faturanın %12'si cezai şart olarak 6.989,50 TL takibe eklendiği, ödeme yükümlülüğü bulunan davalı, söz konusu icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiği, Merkezi Takip Sistemi ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirketin 02.03.2023 sözleşme/imza tarihli, 01.04.2023 tedarik başlangıç tarihli 12 aylık Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi ile, müvekkili şirketin ... abone numaralı akaryakıt faaliyeti gösterdiği ... şubesi ile ... abone numaralı yine akaryakıt faaliyeti yürüttüğü Dışkapı şubelerine elektrik enerjisi tedarik edilmesi konusunda anlaşmış olduklarını, sözleşme ilişkisi müddetince müvekkili şirketin birbirinden farklı adreslerdeki iki ayrı şubesine de davacı şirket tarafından elektrik tedarik edildiğini, aylık olacak şekilde her iki şubeye ayrı ayrı faturalar kesildiğini fatura karşılığı ödemelerin son ödeme günlerinde davacı şirkete ödendiğini, sözleşmenin vadesinin dolmasına yakın tarihlerde müvekkili şirketin davacı şirketten iki ayrı şubeye gelecek yıl için sağlanacak elektrik enerjisinin fiyatlandırılmasını talep etmiş davacı şirketin de her iki şube için ayrı ayrı farklı fiyat tarifesi sunduğunu müvekkili şirketin yaptığı değerlendirme ve piyasa araştırması neticesinde sadece ... abone numaralı Dışkapı şubesi için 18.03.2024 sözleşme/imza tarihli, 01.04.2024 tedarik başlangıç tarihli 12 aylık Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalayarak, tek abonelik ile devam etme iradesi gösterdiğini, müvekkilinin ... şubesi için davacı şirketle sözleşme imzalamamasının sebebinin şubenin bulunduğu organize sanayi bölgesi sınırlar içinde daha uygun firmaların fiyatlandırma yapması olduğunu, bunun üzerinde davacı şirketin müvekkili şirketten bir dilekçe ile başvuruda bulunmasını ve şube için önceki aboneliğin yeni dönem anlaşması yapılmayacağından tahliyesini talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından 12.03.2024 tarihli tahliye talebi içeren dilekçenin devam eden sözleşme feshine ilişkin değil anlaşamama sebebiyle sözleşmenin sona ermesinden yaklaşık 15 gün sonra yenilenmeyeceği için bilgilendirmeye yönelik olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir zaman 02.03.2023 sözleşme, 01.04.2023 tedarik başlangıç tarihli 12 aylık Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'ni feshetmeye ilişkin bir iradesi olmadığını, bu durumun da davacı şirketçe açıkça bilindiği bir aşamada, davacı şirket tarafından sırf güvence bedeli iadesi yapmamak amacıyla, müvekkili şirketin ihtar niteliğinden göndermiş olduğu talep dilekçesi maddi gerçeğe aykırı şekilde değerlendirilerek davaya dayanak ... icra takibinin başlatıldığını ve müvekkili şirketin sözleşmeyi feshettiği izleniminin yaratıldığını belirterek; müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu ya da hukuka aykırı bir eylemi olmadığından davanın esastan reddine, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle müvekkili şirket lehine %20'den aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Mahkeme,

"Davanın reddine,tazminat taleplerinin reddine" karar vermiştir.

Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; mahkemenin sözleşmeyi hatalı yorumladığı,taraflar arasında imzalanan 02.03.2023 tarihli tedarik sözleşmesinin m.7.1, m.6.6, ve m,4.5 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde sözleşme süresi içinde, yazılı bildirimle dahi olsa yapılan tahliye ve başka tedarikçiyle devam edilmesi açıkça süresinden önce haksız fesih olarak tanımlandığı ,sözleşmenin 4.5. maddesi, abonenin herhangi bir yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde tedarikçinin madde 7.1'deki cezai şartı talep edebileceğini düzenlediği,davalı hem 2 aylık ihbar süresine uymamış hem de sözleşme bitmeden taşınmazı tahliye ederek edimini sonlandırdığını,bu durum, sözleşmede öngörülen en yüksek faturanın 2 katı tutarındaki cezai şartın uygulanması için yeterli olduğunu,sözleşmenin 6.6 maddesi gayet açık ve anlaşılır olup davalı abonenin sürelere riayet etmeksizin aboneliğini tahliye ettiğini,anılan maddede aynen "sözleşme bitiş tarihinden önce abonelik tahliyesi olursa abone tedarikçiye 2 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak (...) yükümlüğündedir." şeklinde hüküm bulunduğunu,bu aşamadan sonra anılan maddenin uygulanmasının aşırı şekilcilik olacağını tespit etmenin mümkün olmadığını,aboneye aslında bir kurtuluş imkanı tanınmış sözleşmede, belirli süreli bir sözleşmeden, sözleşme süresinden önce tahliye olma halinde bildirim ile yaptırımlardan kaçınma hakkı verilmiş, bu durumda 2 ay öncede yazılı bildirimde bulunmayı talep etmek aşırı şekilcilik değil, aksine abone yararına bir imkan olduğunu,davalı abone tarafından aboneliğin tahliye edilmesi için 12.03.2024 tarihli başvuru dilekçesi verildiğini,takiben davalı tarafından 01.04.2024 tarihinde abonelik tahliye edilmiş ve sözleşme abone tarafından feshedildiğini, sözleşmenin 7.1 maddesinde uzama hükmü bulunduğu,anılan madde aynen "herhangi bir taraf işbu sözleşme süresinin dolmasından en az üç ay önceden sözleşmenin yenilenmeyeceğini (...) bildirmedi takdirde (...) birer yıllık süreler halinde sözleşmenin uzadığını kabul eder" şeklinde hüküm düzenlendiği,buna göre davalı tarafından 1.01.2024 tarihine kadar yenilememe/fesih bildirimi yapılmamış olduğu için, sözleşme 01.04.2025 tarihine kadar uzadığını,davalının tahliye dilekçesinden sonra beklemesi gereken tarih sözleşmenin hükmüne göre 12.05.2024 tarihi olduğunu,davalının tahliye tarihine göre ise davalı taraf açısından tahliyeyi bildirim dilekçesinin verilmesi gereken son tarih 01.02.2024 tarihi olduğundan,bunun dışında ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan kararda davalının faturalarını ödediğinin belirtilmiş olmasının işbu yargılama ile bir ilgisi bulunmadığını, davada cezai şart, abonenin süresinden önce aboneliği tahliye etmesinden kaynaklandığı,tüketim faturalarının ödenip ödenmemesinin işbu dava ile bir alakası olmadığını,davalı abonenin sözleşmeyi ihlal ederek sözleşmeyi haksız bir şekilde feshettiğini ,davalı tarafça feshin, sözleşme ve TTK hükümlerine uygun olarak süresi içinde yapılmadığını,İlk derece mahkemesinin kararı; sözleşme hükümlerinin hatalı yorumlanması, cezai şartın hukuki niteliğinin yanlış değerlendirilmesi, taraf iradelerinin ve sözleşme serbestisinin göz ardı edilmesi, eksik ve hatalı hukuki değerlendirme nedenleriyle hukuka aykırı olduğundan kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;

Dava,cezai şart alacağına ilişkin yapılan takibe karşı itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında 02.03.2023 sözleşme tarihli 01.04.2023 tedarik başlangıç tarihli 12 aylık Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, davalı abone tarafından aboneliğin tahliye edilmesi için 12.03.2024 tarihli başvuru dilekçesi verildiği anlaşılmıştır.

Taraflar arasındaki sözleşme 01.04.2023 tarihli olup 12 aylık süre ile yapılmış,sözleşme dönemini son faturası olan 2024 yılı Nisan ayı faturasını 16.04.2024 tarihinde vadesinde ödenmiştir.

Dava dayanağı sözleşmede taraflar arasındaki sözleşmenin m. 6.6 hükmüne göre "sözleşme bitiş tarihinde önce abonelik tahliyesi olursa abone tedarikçiye 2 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak (...) yükümlüğündedir". Yine, sözleşmenin 7.1 hükmüne göre "işbu Sözleşme, sözleşmede anılan hallerin dışında ve sözleşme süresi içerisinde abone tarafından feshedilemez. Sözleşme imzalanmasının ardından tedarikçi tarafından herhangi bir dönem faturası çıkıp çıkmadığına bakılmaksızın abone tarafından sözleşme süresi içerisindeki sözleşmedeki fesih koşulları dikkate alınmadan herhangi bir tarihte fesih edilmesi, yazılı bildirim olmaksızın tahliye edilmesi veya başka bir tedarikçi tarafından talep edilmesi, (bu talep bu sözleşme kapsamında süresinden önce haksız fesih anlamı taşıyacaktır.) halinde abone her bir sayaç ayrı ayrı hesaplanmak üzere son 12 (on iki) dönem faturalarının en yüksek faturasının 2 (iki) katı kadar cezai şartı

tedarikçiye ödemeyi kabul eder", Sözleşmenin 4.5. maddesine göre “Abonenin sözleşmenin herhangi bir maddesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Tedarikçinin fesihe ve yazılı bir bildirime gerek olmaksızın madde 7.1.'deki ceza bedellerini ve madde 7.3'deki kar kaybını talep etme hakkı vardır".Sözleşmenin 6.6. maddesine göre "sözleşme bitiş tarihinde önce abonelik tahliyesi olursa abone tedarikçiye 2 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak yükümlülüğünde olup(...) işbu şartlarla bildirimi yapmaması halinde m7'deki cezai şartı ve ilave olarak kar kaybını ödeyeceğini kabul ve beyan eder".hükümleri bulunmaktadır.

Eldeki davaya ilişkin olayda, davalının tahliyeye ilişkin bildirimi içeren başvurusu 12.03.2024 tarihinde ve sözleşmenin bitimine 18 gün kala yapılmış olduğundan,sözleşme hükümlerine göre 2 ay öncesinden ihbarda bulunulmadığı gözetilmelidir.Tarafların tacir olduğu anlaşılmakla basiretli bir tacir gibi davranılması ve sözleşmenin bu bağlamda değerlendirilmesi gereklidir.

Bu doğrultuda davacının alacağının hesaplanması gerekirken,davanın reddine karar verilmesi usul ve hukuka uygun bulunmamıştır.

Bu itibarla davacının davasının kabulü ile karar HMK 353/1a-6.madde gereği kaldırılarak, yargılamaya devamla karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,

Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,

İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/563, K. 2026/1965, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-563-e-2026-1965-k-56af509e360e