Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/316 E. 2026/510 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/316
Karar No
2026/510
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/316

KARAR NO : 2026/510

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/12/2025

ESAS NO: 2024/872

KARAR NO : 2025/1056

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/03/2026

İSTİNAF KARAR

YAZIM TARİHİ: 05/03/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne / reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı Bankanın ... Bölge Müdürlüğü hizmet birimlerinde temizlik işlerini yürütmekte olan firmalardan ... Anonim Şirketi nezdinde çalışmış olan; ...'e (TC: ...) net 383.034,15-TL (brüt: 385.973,12-TL) ödeme yapmış olduğunu, ...’e ödenen kıdem tazminatı sebebiyle davacı Bankanın toplam kaybı brüt miktar olan 385.973,12-TL olduğunu, ...'ya (TC:...) net 222.607,23-TL (brüt: 224.309,23-TL) ödeme yapmış olduğunu, ...'ya ödenen kıdem tazminatı sebebiyle davacı Bankanın toplam kaybı brüt miktar olan 224.309,23-TL olduğunu, ...'a (TC:...) net 170.732,95-TL (brüt: 172.038,60-TL) ödeme yapmış olduğunu, ...'a ödenen kıdem tazminatı sebebiyle davacı Bankanın toplam kaybı brüt miktar olan 172.038,60-TL olduğunu, ...'e (TC: ...) net 300.134,80-TL (brüt: 302.430,26-TL) ödeme yapmış olduğunu, ...'a ödenen kıdem tazminatı sebebiyle davacı Bankanın toplam kaybı brüt miktar olan 302.430,26-TL olduğunu, Mevzuata, sözleşme hükümlerine ve Yargıtay'a göre kıdem tazminatı ödemelerinden sorumluluk asıl işveren olan Bankaya ait olmadığını, kendi dönemlerine isabet eden tutarın tamamından yüklenici firmalar sorumlu olduğunu, davacı Bankanın yapmış olduğu kıdem tazminatı ödemesini Borçlar Kanunu hükümleri, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve Yargıtay kararları uyarınca rücuen tazmin edebileceği kabul edilmekte olduğunu, banka yetkili birimlerince yapılan hesaplamalara göre; ... Anonim Şirketi ... için ödenen toplam kıdem tazminatının 47.745,98-TL 'lik miktarından ödeme tarihi olan 07.09.2023'den itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile, ... Anonim Şirketi ... için ödenen toplam kıdem tazminatının 28.491,46-TL 'lik miktarından ödeme tarihi olan 07.04.2023'den itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile, ... Anonim Şirketi ... için ödenen toplam kıdem tazminatının 28.821,04-TL 'lik miktarından ödeme tarihi olan 07.04.2023'den itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile, ... Anonim Şirketi ... için ödenen toplam kıdem tazminatının 37.308,69-TL 'lik miktarından ödeme tarihi olan 11.09.2023'den itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile sorumlu olduğu tespit edilmiş diğer kısımdan ise diğer yüklenici firmaların sorumlu olduğu tespit edilmiş olduğunu, bu itibarla Mevzuata, sözleşme hükümlerine ve Yargıtay'a göre sorumluluk yüklenici firmalarda olduğundan dolayı yüklenici firmalar aleyhine sorumlu oldukları miktarlar üzerinden Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi ...., Ankara Banka Alacakları İcra Dairesi ...., Ankara Banka Alacakları İcra Dairesi ...., Ankara Banka Alacakları İcra Dairesi .... sayılı dosyalar kapsamında icra takibi başlatılmış olduğunu, Davalı yüklenici firmanın takiplere kötü niyetle itiraz ettiğini, yapılan itirazların iptali ile icra takiplerinin devamına karar verilerek davalı aleyhine icra dosyalarında ayrı ayrı icra inkar tazminatına hükmedilmesi için iş bu dava açılmış olduğunu, dava dışı işçilere ait SGK kayıtlarının dosyaya alınması gerektiğini, işçi ...’in 01.08.2014 tarihi ile 31.08.2016 tarihleri arasında, ...’nın 01.08.2014 tarihi ile 31.08.2016 tarihleri arasında, ...’ın 01.08.2014 tarihi ile 31.08.2016 tarihleri arasında, ... 01.08.2014 tarihi ile 31.08.2016 tarihleri arasında ... Anonim Şirketi bünyesinde çalışmış olduğunu, Yüklenici-davalı şirketin davacıya karşı taahhüt etmiş olduğu işi kendi personelleri eliyle yürütmekte olup, davacı Banka ile şirket elemanları arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmamakta olduğunu, İş akitleri dava dışı işçi ile davalı firma arasında kurulmuş olduğunu, davalı firma işçisine Bankaca ödenen kıdem tazminatı konusunda, davalı alt işveren sıfatıyla sorumlu olduğundan, ödenen miktarın gerek Borçlar Kanunu hükümleri ve gerekse sözleşme hükümleri gereğince rücuen tahsili amacıyla işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuş olduğunu, dava dışı işçinin "özlük dosyası", "ücret bordroları", "puantaj kayıtları" ve "giriş kayıtları" gibi kayıtların de yüklenici firmalar tarafından tutulduğu ve yüklenici firmalar adına düzenlendiği de açık olduğunu, Davalı firmalarla imzalanan hizmet alım sözleşmeleri uyarınca davacı Banka'nın nihai sorumluluğu hizmet alım sözleşmelerinin bedelini ödemekten ibaret olduğunu, Sözleşmede işçilik alacaklarından davacı bankanın sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmaması sebebiyle davacıya sorumluluk izafe edilemeyeceğini, bu kapsamda yargıtay hukuk genel kurulu 2022/1210 e. , 2023/869 k. ilamının, yargıtay 23. hukuk dairesi 2019/564 e. , 2020/429 k. ilamının dikkate alınması gerektiğini, sözleşmede işçilik alacaklarından bankanın sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı gibi yüklenici firmanın sorumlu olacağı şeklinde hüküm bulunmakta olduğunu ve bu nedenle ödenen bedelin tamamından yüklenici firmaların evleviyetle sorumlu olduklarını, borçlar yasasının ilgili hükümlerinin de, işçiyi çalıştıran davalı firmaların, işçinin her türlü ücret ve özlük haklarından sorumlu olduğunun altını çizmekte olduğunu, hizmet işleri genel şartnamesi yüklenici ile imzalanan sözleşmenin eki niteliğinde olduğunu ve tarafları bağlayıcı nitelikte olduğunu, kamu ihale kurumuna müzekkere yazılarak davalı firmaların davacı banka ile sözleşmeleri imzaladıkları tarihte yürürlükteki hizmet işleri genel şartnamelerinin istenilmesini talep ettiklerini, yüklenici firmalar rücu kapsamında davadışı işçiye ödenen kıdem tazminatından kendi dönemlerine isabet eden sürenin tamamından sorumlu olmaları gerektiğini, yüklenici firmaların kendi dönemlerindeki sorumluluk miktarı hesaplanırken kıdem tazminatı ödenmesi yapılırken hesaplamaya esas alınan brüt(kıdem tazminatı bordrosundaki) ücret esas alınması gerektiğini, bu kapsamda yargıtay 23. hukuk dairesi 2019/564 e. , 2020/429 k. ilamının, yargıtay 13. hd., 2014/38758e., 2015/35433k. ilamının, yargıtay hukuk genel kurulu 2022/1210 e. , 2023/869 k. ilamının dikkate alınması gerektiğini, faiz başlangıcına esas tarih davacı banka tarafından davadışı işçilere ödemenin yapıldığı tarihler olduğunu, bu kapsamda yargıtay hukuk genel kurulu 2017/993 e., 2018/202 k. ilamının, istanbul bam, 19. hd., 2018/1421e., 2020/862 k. ilamının dikkate alınması gerektiğini, yetki sözleşmesi kapsamında yetkili mahkemelerin kayseri mahkemeleri olduğunu, bu kapsamda yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/2640 E., 2017/1245 K. İlamının dikkate alınması gerektiğini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, davalı firmanın sorumlu olduğu kıdem tazminatı davacı banka yetkili birimlerince hesaplanmış olduğunu, bu hesaplama esas alınarak usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek doğrudan karar verilmesi gerektiğini, dosya hesaplama yapılmak üzere bilirkişiye tevdii edilecekse usul ekonomisi gereği duruşma günü beklenilmeden dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesini talep ettiklerini belirterek, dosyadaki hesaplamalar bilirkişi marifetiyle yapılacaksa, tanık dinletme talepleri de olmadığından duruşma günü beklenmeksizin dosyanın bilirkişiye tevdiine, davamızın kabulüne, davalı firmanın kayseri banka alacakları icra dairesi .... sayılı dosyasında ödeme emrine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın kabulüne, davalı firmanın ankara banka alacakları icra dairesi .... sayılı dosyasında ödeme emrine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davamızın kabulüne, davalı firmanın ankara banka alacakları icra dairesi .... sayılı dosyasında ödeme emrine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davamızın kabulüne, davalı firmanın ankara banka alacakları icra dairesi .... sayılı dosyasında ödeme emrine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

CEVAP: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, A1- Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin .... Sayılı sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 37.257,34-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, A2-Kabul edilen alacak bedeli olan 37.257,34-TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, B1- Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E. Sayılı sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 28.788,27-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, B2-Kabul edilen alacak bedeli olan 28.788,27-TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, C1-Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E. Sayılı sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 28.374,48-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, C2-Kabul edilen alacak bedeli olan 28.374,48-TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, D1- Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E. Sayılı sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 46.539,02-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, D2-Kabul edilen alacak bedeli olan 46.539,02-TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Gerek kanunda gerekse içtihatlarda yeri olmamasına rağmen faiz taleplerinin harcın eksik yatırıldığı gerekçesi ile reddedilmesi fahiş bir hata olduğunu, ilk derece mahkemesinin 12.03.2025 tarihli celsede toplam 192.849,94 TL için Harçlar Kanunun 30 gereğince 3.293,40 TL eksik harcın tamamlanması için tarafımıza süre vermesi hatalı olduğunu, zira müvekkil Bankaca tüm harçlar ödenmiş, ödenmesi gereken eksik harç kalmadığını, bu durum 13.03.2025 tarihli "talep evrrakı" ile ilk derece mahkemesine izah edildiğini, ilk derece mahkemesi ise talep dilekçemizi dikkate almadığını, ilk derece mahkemesi faizler yönünden eksik harcın yatırılmadığı gerekçesi ile faiz taleplerini reddettiğini, bu durumun hatalı olduğunu, zira İlk derece mahkemesi harcın yatırılmadığı kanaatinde ise öncelikle Harçlar Kanunu 30. Madde gereği dosyayı işlemden kaldırmalı daha sonra ise harcın tamamlamasını beklemeliydi, bunu yapmayarak faiz talebimizi reddetmesi büyük bir hata olduğunu, ilk derece mahkemesi Harçlar Kanunu 30. Maddeye göre hareket etmemiş ve gerek kanunda gerek içtihatlarda olmayan bir uygulamada bulunarak harç yatırılmadığını düşündüğü "faiz" taleplerimizi reddettiğini, Yargıtay uygulamasına göre de harcın eksik yatırılması durumunda davanın reddi gibi bir durum söz konusu olmadığını, ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/1566E., 2019/1315K.) ilk derece mahkemesinin faize yönelik harcın yatırılmadığı tespiti hatalı olduğunu, ön inceleme duruşma zaptının 7. Maddesinde 3.293,40-TL eksik harç olduğu ve bu harcın tamamlanması gerektiğine yönelik tespit hatalı olduğunu, dava itirazın iptali davası olduğunu, dava açılırken icra dosyalarına yapılan harç ödemeleri işbu dosyaya yatırılacak harçtan mahsup edilmesi gerektiğini, sunulan ekran görüntüsünden de görüleceği üzere mahsup edilen miktar 2.464,17-TL'dir. 2.464,17-TL harcın mahsubundan sonra 829,23-TL harç ödemesinin(peşin harç) yapılması gerektiği hesaplandığını, 31.10.2024 tarihinde dava açılırken 427,60-TL harç yatırıldığını, 829,23-TL - 427,60-TL = 401,63-TL bakiye harç borcu kaldığını, 06.11.2024 tarihinde 864,97 TL+ 696,60 TL+ 690,60 TL olmak olmak üzere toplam 2.252,17- TL harç ödendiğini, izah edildiği üzere 401,63-TL bakiye harç ödememiz gerekirken mahkemeniz 01.11.2024 tarihli tensip zaptının 17. Maddesinde istenilen harçlar da ödenerek ödeme yapmamız gereken miktardan fazla harç ödemiş bulunduklarını, 2.252,17-TL-401,63 = 1.850,54-TL sonuç olarak Tarafımızca 1.850,54-TL fazla harç ödemesi yapıldığını, zaten 1.850,54-TL fazlaca harç ödemesi yapılmışken 12.03.2025 tarihli tensip zaptı ile 3.293,40-TL eksik harç olduğu yönünde ara karar kurulması hatalı olduğunu, bu durum 13.03.2025 tarihli "talep evrrakı" ile ilk derece mahkemesine de izah edildiğini, ilk derece mahkemesi tüm bunlara rağmen fazlaca harç ödememize rağmen eksik harç olduğu kabulü ile hatalı karar vererek hatalar silsilesine bir hata daha eklediğini, faiz konusunda da ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermeliydi. faiz başlangıcına esas tarih müvekkil banka tarafından davadışı işçilere ödemenin yapıldığı tarihler olduğunu, davalı yüklenici firma dava dışı işçiler ...'e, ...'ya, ...'a, ...'e kıdem tazminatını ödemediği için müvekkil Banka ödemek durumunda kaldığını, Yargıtay uygulamaları nazara alındığında müvekkil Bankanın yüklenici firmadan olan rücu alacağı için ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiğini, anılan sebeple bilirkişi tarafından hesaplanan faizin de kabulü gerektiğini, bu durumda, davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edildiğini, hâl böyle olunca, yerel mahkemenin yukarıda açıklanan hususlara değinen direnme kararı yerinde olduğunu, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/993 E., 2018/202 K.) Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/872 E. ve 2025/1056 K Sayılı kararındaki faiz taleplerimizin reddine ilişkin kısmının kaldırılması, faiz taleplerimizin kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasını, düzeltilerek onama kararı verilmemesi durumunda İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar vermek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Dava, işçi haklarından kaynaklı rücuen alacak istemli takiplerden kaynaklı alacak istemiyle başlatılan ilamsız icra takiplerinde borca itirazların iptali talebine ilişkindir.

Davacı tarafından açılan işbu davada her bir takip yönünden davalının borca itirazın iptali talebinin ayrı dava niteliğinde olduğu da gözetilerek;

Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E sayılı icra dosyasında, davacının talep ettiği asıl alacak tutarının 47.745,98 TL, faiz tutarının 13.219,10 TL olduğu, ilk derece mahkemesince kabul edilen dava değerinin 46.539,02 TL, ve reddedilen dava değerinin 14.426,06 TL olduğu,

Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E sayılı icra dosyasında, davacının talep ettiği asıl alacak tutarının 28.491,46 TL, faiz tutarının 11.953,53 TL olduğu, ilk derece mahkemesince kabul edilen dava değerinin 28.374,48 TL, ve reddedilen dava değerinin 12.070,51 TL olduğu,

Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E sayılı icra dosyasında, davacının talep ettiği asıl alacak tutarının 28.821,04 TL, faiz tutarının 11.969,22 TL olduğu, ilk derece mahkemesince kabul edilen dava değerinin 28.788,27 TL, ve reddedilen dava değerinin 12.001,99 TL olduğu,

Ankara Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E sayılı icra dosyasında, davacının talep ettiği asıl alacak tutarının 37.308,69 TL, faiz tutarının 13.340,92 TL olduğu, ilk derece mahkemesince kabul edilen dava değerinin 37.257,34 TL, ve reddedilen dava değerinin 13.392,27 TL olduğu, görülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." şeklinde düzenlenmiştir.

... tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak "binbeşyüz" Türk Lirası ibaresi "üçbin" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. maddesinde;"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.

(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmü getirilmiştir.

İşbu dava 31/10/2024 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 28.250,00 TL’dir.

Davacı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin ayrı ayrı dikkate alınması gereken dava konusu her bir takiple ilgili reddedilen dava değerlerinin ise sırasıyla 14.426,06 TL, 12.070,51 TL, 12.001,99 TL ve 13.392,27TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/4 maddesi gereğince hükmün verildiği tarih itibariyle miktar veya değeri 28.250,00 (yirmisekizbinikiyüzelli) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olduğundan, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve 352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davacının istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HMK 352/1-b maddesine göre kesin olan kararların istinafı halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk dairesince ön incelemede öncelikle gerekli karar verilir.

Açıklanan nedenlerle davacının istinaf ettiği karara ilişkin ayrı ayrı dikkate alınması gereken dava konusu herbir takip yönünden reddedilen dava değerinin/miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf dilekçesinin/talebinin HMK 341/4 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf ettiği karara ilişkin ayrı ayrı dikkate alınması gereken dava konusu herbir takip yönünden reddedilen dava değerinin/miktarının dava tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,

2-İstinaf eden davacının peşin yatırdığı istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359.maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 04/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/316, K. 2026/510, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-316-e-2026-510-k-6182c9aca14e